Aşkın Renklerle Ahengi...

Renk Skalası
Tüm Renkler   
MERHABA ATIŞMACI SEVDİKLERİM!

Aşkı işlemeye doyamayan, gelgelelim  değerine halel gelmesin diye ona kendilerini  bırakmayan, velhasıl aşkı sanki işleyerek yaşatan şairlerimiz.. Sevgili İnci Gökçe kızım ve Duycan Uzun kardeşim.Yorumcu misyonum!! ilk defa bir şiir atışmasında  test   edilmeden  önce ,bir dörtlükle size değirme yapmadan geçemezdim.Sizi,atışmanızı, hızlı yorumlamak yerine, düşünerek zaman harcanmaya layık olduğunuzu belirtmeliyim .Önce armağanınız: Atışma sanatının  sınıflandırmasında *Tekellüm*   maddesi nin f bendindeki taşlama-takılma tarzından bir dörtlük atfedeyim ikinize…

İçim der ki ’Yorumların sınavda!..’
Her şey aşikar gerek yok ki ispata...
Her ozan kadar duygusal, lakin pek şüpheciyim
Dakik yazamam ama "Doksan dakika"ya varım derim"

Eveeet... Önce atışmanızı geçelim ki daha rahat olalım ve sağlıklı bir yorum oldurmaya çalışalım.

Atışma sevgili kızım İnci Gökçe ile başlar.

Zor mudur kırmızı dersin?
ben seni en zorlarda bulmuşken...
pare pare etmek neydi gecelerde
siyaha buladın o vakit hasretimi...
gel de hüzünlerimden şimdi öp beni..! (İ.G)

AŞK ehli bilir nedir hakikat..
Mavimin ömrü kandildeki yağ kadar..
Saklı kaldı kalbimde AŞKIN ..kırmızı aklımda..
Gerilmiş bir yay gibi seninle yapayalnızım..! (D.U)

Tasam sevilmekten öte unutulmakken omuzunda..
Sen yine de gel kırmızı kalbimden tut beni..!(İ.G

Kalbimde andıkça sessiz bir AŞKI kanayan..
Kırmızı dalında nazlıdır zehriyle sefil..
Kalbimde AŞKA açılan bir kırmızı tomurcuk..
Elimde bir kırmızı gül kanıyor..!(D.U)

Ben dedim kırmızıdır AŞK dinlemedin..
Sessizce saklarken beni gözlerinin yaşına..
Benim yanan yüreğimi görmedin..
Sen beni sevmedin ki aslında..!(İ.G)

Bende deniyor sabrını inci gibi bir söz...
Ne AŞKI şiir kokuyor..
Ne şiiri AŞK tadında...!(D.U)
Sen benim sana bakan gözlerimi sevdin..
Hapsettiğin ben değildim yüreğine..
Bu yüzden de gelemedim..
Usulca sadece gölgene gizlendim..!(İ.G)

Güzellik unutulur yıllara pay edilir AŞKLAR
Sevdalar büyür yırtılır beyaz perde..
Bağrına taş basıp bana hayır diyen kırmızı..
Sığınacak bir kale gibi kapanır yüreğimin içine..!(D.U)

Belki de yalandı her renk..
<SEN> rengi dışında..
Oysa AŞK sadece beyazdı belki de...
Her sözü kalbinde taşıyan..!(İ.G)

BU ŞİİR BİR AKŞAM ROMANTİK ŞAİRİM İNCİ GÖKÇE'NİN BENİM YAZDIĞIM BİR ŞİİR ÜZERİNE; SİZ MAVİ AŞKI BEN DE KIRMIZI AŞKI SAVUNAYIM VE KARŞILIKLI ŞİİRLER İLE OZANLARIN YAPTIĞI GİBİ YAZIŞALIM (ATIŞALIM) DEMESİ ÜZERİNE YAZDIĞIMIZ DÖRTLÜKLERDEN OLUŞUYOR..! KENDİSİNİN ANLAYIŞ VE AFFINA SIĞINARAK VE AMACIMIN SADECE EDEBİYAT OLDUĞUNU BEYAN EDEREK BU ŞİİRİ OLUŞTURDUM. UMARIM Kİ HEM KENDİSİ HEM DE SİZLER BEĞENECEKSİNİZ..! BU ŞİİRLER SONUNDA HER ZAMAN Kİ GİBİ BEN SUSTUM AMA ROMANTİK ŞAİRİM DEVAM ETTİ ONLARI DA SAKLIYORUM:)) SEVGİLER SAYGILAR. D.U

Yorumum..

Değerli iki arkadaşımın aynı başlık altında yazdıkları tatlı atışma şiiri, çok fazla 'düşünme zamanı' şansı olmayan, ancak şiirde hızlı ritmi yakalama tecrübesi ve tabii ki yeteneğini de gerektiren bir edebî tarzdır. Yani her babayiğidin harcı değildir. Gerçekten şiire gönül vermiş, duygularını konuşmaktan öte dizelerle çok daha güzel anlatan insanlara has durumdur. Onların duyguları akrabalar kadar yakın, bazen de atışmaların sertleşeceği ve değişik başlık altına kayacak  kadar da zıt olabilir fakat ifadeler şiirde yumuşar, velhasıl zevkle okunur ve dinlenir...

Bu zıtlaşmada şart olan tek unsur, bu işi hızlı ve pekişen anlamlarıyla yapma gerekliliğidir...Zaten onaylanacağını, beğenileceğini bilirler sahne almadan. İnci canımız gerçekten ustadır, çok çok beğenerek okuyorum onu. Takdirlerimi bu vesile ile sunuyorum.

Ben kısa yorum yapamam.Sonuna kadar sıkılmadan okursunuz inşallah kardeşlerim...

Şiire tutkun, aşka dair tüm duygularını onun kirlenmemiş en saf halinin esintisine bırakmış iki şair. Uyumla dans ettirmişler dizelerini... Aşkın hallerini, türlü iniş ve çıkışlarını derin sezgileriyle çözüp, zaman zaman kırmızıya bulanıp içinde dillenirken, ateşli  hallerini diğer dörtlüğe geçerken kırmızının azimli kararlılığına bırakıp, mavinin sınırsızlığına doğru romantizm denizinde ahenkle kulaç atmışlar.

Aşkın en yaşanılır hali maviyledir... Huzur,sadakat ve güvenin rengidir mavi. Aşk, içinde bütün renklerin anlamlarıyla vücut bulduğu alaimisema gibi bir mucizedir zaten. Yağmur arkasından bir takım bulut katmanlarında güneşin tüm renklerini, doğanın bir takım şartlarının bir araya gelmesinden sonra gözler önüne serdiği ihtişamlı gösterisi gibi.

Aşk kendine gönül  vermişlerin, onun renkten renge sokan hallerini olduğu gibi kabul edenlerin ancak anlatabilecekleri 'TEK' olmayı becerebilmektir.Şiir ve şair bir düzende tutulamazlar. Onlar duygularını suyu sele katar gibi akışa bırakırlar.
          
İlk dizeler İnci’ye ait. Zorlarda sevdim seni ama sen kırmızıya zor diyorsun... Hasretimi paramparça edip siyahın içine mahkum ettin... Hüzünlerimi sarmalısın. İnci’nin içinde bir cevher var. Daha çook yazacaklarından sonra dahi bu membağ  eksilmez. Çünkü ilham dişidir. Işık etrafında dönen ateş böceği gibidir aşıklar. Çarpmaktan asla korkmazlar ona. Aşkın ilahi ışığı onlara hayat verir.
          
Duycan’ın aşkı maviye sığınmış huzuru yaşarken çok da uzun ömürlü olamıyacağına neden olarak, kırmızının aşkında sahne almadığından yakınır. Yaşanası alevinin tazeliğini korur aklının bir köşesinde ve direnmek zordur kırmızıya... Ok yaydan çıkmak için hedefi görmeyi umudeder. Ama yanlızlık sevgilinin önünü keser. Hedef yalnızca sevgilidir. Akılda sevgili ve kırmızıda can bulacak Duycan.
          
İnci’nin sırasıdır atışmada. O kırmızıya çoktan gönül vermiştir. Yaşayıp içinde ve kaynayıp ona neredeyse sevdiğinin omzuna ömrünü adamıştır. Sıcaklığının ve güveninin huzuruyla. Kalbi çoktan kırmızıya bulanmıştır ve son bir şans verir sevgiliye...
           
Duycan’dan vurgun satırlar. 'Satır acımasızlığı' gibi, engellenmiş bir aşkı düşündürür. Gül kırmızı, kalpteki yaradan sızan kan kırmızı... Kızarmış göz bebeklerinde yaşanamamış aşkın kırmızı hüznü...
           
İnci’nin vurgunundadır sıra. Bıçak kadar keskin ve dönüşsüz. Söylemişti sevgiliye kırmızıdır aşkın yolu, oradan geçmeden aşk olmaz. Zaten gönlü onu dinlemediği için, sevgilinin onu sevdiğine de inanmaz.
           
Duycan’ın üç dizesi yerini alır atışmada. Duyduklarının kırgınlığıyla, şairin sabrını onun üstünde denediğinden yakınır. Atışma grafiğini yükselten Duycan’dır şimdi... Sabır yer değiştirmeye mahkumdur. Şair ile şiiri birbirine vurur hafifçe ama meydan okurcasına.

Dişiliğin yatıştırıcılığı devrede. İnci giriyor şiire: "Aslında..." diyor. "Sen sadece bakışlarımda hayat buldun. Yüreğine hiç girmedim ki, sadece gölgendeydim, farkında bile değildin. Sen aşkı yaşamak isteseydin, renkten renge geçer miydin?"
            
Şiiri başlatan ve sona taşıyan Duycan’nın dizeleri, kırmızıya sitemle başlar. Güzelliklerin yitip gideceğini yılların arsızca pay ettikleri yaşanamayan aşkları, kalesini yapıp ulaşılmazlığını anlatan kırmızıyı, velhasıl aşkın yine yıldızlar kadar uzaklaştığına yanar adeta. Satırların hüznünü arif olan anlar.
            
İnci sonlandırmak üzeredir bu güzel, tadına doyum olmayan atışmayı. O da hüznü işler son satırlarında. Sadece sevgilinin kendisine has rengi dışında, belki de hiç güvenilmeyeceğini düşünerek aşkın renk skalasına. Kendisinde zaman zaman solgunlaştırıldıklarını; sadece aşkla tam tonlarına kavuştuklarını da düşünüyor olabilir.

Beyaz diğer sert renklerin yumuşatıcısıdır. Beyaz tertemizdir. Yaşanmamış aşkların masumiyetinden doğan. Tıpkı gelin olurken ve vuslat zamanında, o iki kutsal yola çıkmaya uygun giysilerin renkleri olmaya layık görüldüğü gibi... İkinizin de kaleminize sağlık. Bu güzelliklerle sonsuzluğa kadar..   
               

İnci Gökçe ve Duycan Uzun'a sevgilerimle..    
                     

Ece Evren  08.11.2015.
















2 yorum:

  1. Bu atismayi sevgili Duycan Uzun beyefendinin sayfasjnda da okudum..gercekten guzeldi...yureklerine sagkik...selam..saygi ve sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
  2. Sağol Asmn yorumun için teşekkürler.Sevgiler.

    YanıtlayınSil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la