Bukalemun Adam




Hayvan Doğa
Bukalemun       

Bukalemun Adam.

Bukalemun adı ile tanıdığımız bu hayvan türü bile, doğada gezindiği yerlere çabucak kaynaşması diye düşündüren renkten renge girme özelliğinin bedelini belki de renksiz kalmaya mahkum edilmişlikle öder. Rengini ancak durduğu yerle bütünleştiğinde alır. Fakat bitkilerle böylesine kaynaşması görünmezliğe teslimiyet, sığınma ya da saklanma diye düşünülebilir. Ayrıca tehlikelere karşı renk ve şekil değişikliğine uğraması her halükarda kendisini garantiye alması demektir. Ben onun bu değişken hallerini yazımdaki benzetmelerime alet edeceğim. Çünkü buna çok müsait.

Birebir hayatımı üç seneye yakındır allak bullak eden, sırf zaaflarım nedeniyle depresyon illetine 'rest' tadında sunduğum adama 'Bukalemun Adam' yaftalı tamlamasını takalı bayağı oldu. Kendisi bunu bilmez, belki söylesem anlamaz, anlasa bile gülüp geçebilir. Çünkü o kişiliksiz biridir. Sürüngenlerden son derece irite olduğum halde bu cinsine tahammülü bir nebze kolaylaştırmak için seyretmenin zevkini de katarak uzunca zamandır eğleniyor ya da eğlendiğimi sanıyorum. Zira her seyrin bir bedeli vardır. Her zaman biletini  aldığınız, bu defa davet edildiğiniz gösteri size ederinden ayrı bir de manevi bedel  ödetir.

Bedavacılık herkesin kabul edip yararlanmak isteyeceği bir basit zaaf değildir. Bazen tuzağına istemeden düştüğünüz olur.İşte size imkânmış gibi görünen bu hayat gösterisini beğenseniz de beğenmeseniz de, eğer bu seyri kabul ettiyseniz sonuna kadar seyretmelisiniz. Zira bir de alacağınız zevk biterse kalan sadece hüsranlar ve kendini cezalandırmaya uzanan yol olur sizin için. Epeyce senelerdir depresyonum her tavrımı yönlendirmese de ondan kaçarken hayata yakalanmalarımda buna yakın, bazen bundan da beter hallerim oldu. Düşüşlere değen kayıplarım ise benim kazançlarımdı... Hayatın da depresyon kadar zararlı olmaya başladığı insanların genel tavırlarından anlaşılmayacak gibi değil artık. 

Ayrı ayrı olay başlıklarında değerlendirmem gerekirse duygusallığımın davet ettiği, benim de memnuniyetle buyur ettiğim bu illet patronum kıvamındadır. Depresyonun her buyruğunda, gözlerinizi dünyadan çekip, ayrıca manevi bağışıklığınız her çöktüğünde eğer onun eziyetler portföyünden seçim yapmayı kabul ederseniz ona çoktan teslim olmuşsunuz demektir. 'Depresyonun Bendeki Hali' yazım bana koyduğu kuralların tümünü içerir. Artık onu reddetmeyi de az da olsa öğrendim.

Gelelim 'Bukalemun tabiatlı Adam'a. Bir merkeze tabi olarak yaşarken önce beynindeki kadın açlığı gözlerinin flaş belleğindekilerin onu artık tatmin etmediğini anlayıp, geçmişe bir umutla gözlerini çevirdiği, yaşanmamış bir aşkın "Belki dermanım olur..." inatçı ve kararlı umuduyla nihayet aradığını bulur. Ama 'Arayan ya Mevla’sını ya belasını bulur' sözünün ispatı: Belâsını bulduğunun farkında bile değildir. O tüm doğal yontulmamışlığıyla ilk görüşmesinde teslim olmuş görüntüsünü sergiler ve rengini yeni tanışmada partner adayına depozito verir gibi sunar. Karşısındaki ise renklerini çoktan acılarına kurban etmiş, nasıl görünüp neyi ifade ettiklerini neredeyse unutmuştur. Sadece sevgiye aç bakışlarını adam renk sanır. Renksiz fakat 'Yokluk' kadar acı vermeyen bir ilişki yaşamda bir yer açar kendisine.

Aslında bir çatı altıdır gerekeni fakat adamın buna ne kararı ne de niyeti bile yoktur. Tek gerçekliği bu yanyanalığın, yarım asır evvelinin adamın kalbinde bıraktığı aşk yarasıdır. Karakterler son hallerini almıştır. Gizlenmek istedikleri yerden şeytanî bir gülümsemeyle alay eder gibi süzerler kurbanlarını. Biri çoktan bir 'Leyla'nın bağımlısı, diğeri 'zor yaşamının mağduru'dur. Olayların gidişatı büyük olasılıkla tercih edilmeyen fakat tabii akışta olacaklardan ibarettir. Sadece kabullenmek ve hazmetmek zordur, az da olsa karakteri bozulmamış olanda. Kadın tüm tabularını, kurallarını, sevilme ihtiyacından dolayı neredeyse unutur. Hiç lâyık olmadığı bir durumun gönüllü tutsağıdır artık.

Adamın hayat felsefesi!.. Egoizminin açılan kapısından bakıp nemalanacağı yer arayışından ibarettir. Amacı eğlenmek, neşeli vakit geçirmektir. Kadın zıtlıkları çoktan farketmiştir. Seyre dalar, dalmak zorundadır. Çoktan vazgeçtiği hayata yanlış da olsa, bu komik yerinden dahil olarak 'Belki mutlu olurum' umudu doğmuştur içinde. Mükemmel ilişki için miadı dolmak üzere olan yaşlar ve alışkanlıklar engeli vardır. Bütün güzellikler kadının zaman, zemin, imkân arayışı ve bulup sonra sunuşuyla olur. Kadının asıl hizmet verdiği kendisinin gizli ve tehlikeli egosudur. Yokmuş gibi görünen fakat  istediklerinden asla vazgeçmeyen. Yaşananlar ise bir savaş kadar korkunç ve zafere koşmak kadar heyecan vericidir.

Adam merkeze son derece sadıktır. Aylara böldüğü buluşmaları hep bir bahane engeline uğratma ihtiyacındadır. Zira ne sürmesi ne de bitmesi isteğini netleştirememenin kararsızlığındadır. Ana kumandanın bulunduğu merkez üssünde, ilgisizliğin 'Hürriyeti teslim görüntüsü' veren rahatlığı vardır. "Adam sen de, ne halt ederse etsin..." ya da "Bu saatten sonra tilki nerede sabitlenir ki?" güvenine sahiptir kraliçe. Ama 'Bukalemun Adam' bunu kendisine yaratılan bir hürriyet alanı ve özveri olarak değerlendiriyor olabilir. Adama cazip gelenin itilip kakılmak olduğunu partneri fark etmiştir. Zaten partnerinin samimi ve içten davranışlarını yanlış değerlendirerek tahlil etme cür’etini göstermesi ve zaman zaman kaba bir lisanla açıklaması olayın özeti gibidir.

Bukalemun, doğada oradan oraya gezerken duraklarla kaynaşmasının bedelini tabiat kanunlarına baş eğerek ödediğinin farkında bile değildir. Bukalemun Adam’ın kabul ettiği ve vazgeçmeyi düşünmediğini anladığımız düzen 'Baştan gönüllü tâbi olunan bir otorite ve güdülme ihtiyacı'dır. Eğer düşünme yetileri olsaydı hayvanları kıskandıracak  kadar. Asıl yerinde iken kendini salmış rahat hali, partnerinin rengini tam benimseyemediğinden olsa gerek kilometrelerce uzaklığın saçma güveni ile eleştirel ifadelerle donanmış sözler sarf eder sevdiğim dediğine. Menfaatlerin cazibesi birden aklına düşüyor olmalı ki her seferinde konuşmalarının seyrini değiştirme çabası hissedilir. Konuşmaların başları ve sonlarına aldanır gibi görünmek taktik savaşının 'Hakkı baştan yenmiş' kahramanının kozlarıdır. Bir bir kaydedilir. Zamanı gelince kullanılmak üzere...

Sanki anlar kadar kısa olduğunu düşündüren sıkıştırılmış zamanların, sizi tamamen vermelere teslim ettiğini anladığınız, verecek ve alacakların tükendiğini kabul ettiğiniz gün söylenecekler ancak şu sözlerdir. Bukalemun Adam’a: "Ölene kadar renksizliğe mahkum ol! ya da alıştığın rengin tüm tonlarında boğul!.." Söylenemese bile hak ettiği budur.
  
Kendi renginizle kalın, renginizi kimseye teslim etmeyin derim ve bu naçizane tavsiyem olur ancak... Sevgiler.
    


Ece EVREN    13.12.2015












2 yorum:

  1. Ece Abla doğayla ne kadar örtüşüyoruz değil mi? Renkten renge giren ne çok insan var... Söylesen de anlamayacağı için bir müddet sonra bir şey söylemeye de gerek duymuyorsun dediğin gibi kişiliksizler çünkü.. Renkleri gibi kişiliklerinin de feri sönük....

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Benim donanımlı kızım.Daha yazılarımı aktaramadım.Öyle mutluyum ki okuduğun için.Bu anlatılmaz bir duygu.Hep sağlıklı,hayatın boyunca hep mutlu ol canım inşallah. Sevgilerimle:)

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la