Tek Kişilik Kalabalık 8. Bl.

                                   
Hayat'ın Filmi
Film     
            

    
İçeriği o an beni hiç ilgilendirmiyordu. Çünkü bir mektup yazıp o polis memuruna  bırakacaktım. Babamı tanıdıkları için dikkat çekmesin diye eczaneler aramaya koyuldum. İlk eczaneden o pembe uyku ilacından bir kutu, başka ve yine başka bir eczaneden üçüncüsünü ve yetmez düşüncesiyle bir dördüncüsü alıp hızla evin yolunu tuttum. Hava kararmıştı, günler de kısaydı, birden çizmemin topuğu kırıldı, artık gözyaşlarım sağanak gibiydi, sinirlerim boşalmıştı. Karakolun önünden geçip eve girmek zorundaydım. Genç çapkın polisle  karşılaşmamak  için dua ediyordum. Bir tuhaflık olduğunu anlardı çünkü. Allah'tan  karakolun önü bomboştu. İkinci etap ağladığımı belli etmeden eve girmekti. Rol yeteneğim mükemmele yakındı. Eve girdiğimde ise bir sürprizle karşılaştım. Bize öz teyze ve amcaların dışında misafir gelmezdi. Babam zaten kabul etmezdi. Annemin adaşı Leman  teyze Uşak Devlet Hastanesinde hemşireydi. Evimizin yan arkasındaki lojmanlarda otururken annemle arkadaş olmuşlardı.Oğlu bana aşıktı. 

Sonra İzmir'e tayin olduklarını öğrenmiştim. Belki de o gece bunlar konuşuluyordu. Leman teyzeyi görünce sadece şaşırdım o kadar. Zira bize gece hiç misafir gelmezdi. Hala düşünürüm, o gece neden bizdeydi? Açıkçası o kadar kötüydüm ki merak bile etmemiştim.Yazmadım sanırım Leman teyze Uşak Devlet Hastahane'sinde ebe hemşire idi. Yemek yendi ve salondaki masaya her gece olduğu gibi ders çalışmak üzere oturdum. O gece iki küçük kardeşim de masada mıydılar hatırlamıyorum. Sadece babamın bana doğru geldiğini ve o masmavi gözlerini bana dikerek "Ne çalışıyorsun?" dediğini net hatırlıyorum. Önümde Fransızca kitabım ve defterim vardı ve cevaplamam kolay olacaktı. Çünkü  babamın bildiği dört dilden biri Fransızca'ydı ve bizlere çok iyi öğretmişti... Öyle ki öğretmenim Harit Tanrıkulu yazılı yaptığında beni hep kendi masasına oturturdu. Sebebi ise arkadaşlarım benden kopya çekmek isterlerdi. Sanırım öğretmen de bunun farkındaydı. Bana "Karamuk kızım..."derdi. Karamuk nedir araştırdım. İşime gelen iki manasını yazacağım... 1. manası Karanfilgillerden ekin tarlalarında biten, yaprakları karşılıklı, çiçeği pembe mor renkte zararlı bir bitki. 2. manasından giderek söylediğini umuyorum ki "iri ve kahverengi göz". Hocamı çok severdim, o da beni.

Babam bana nutuk atmaya başlamıştı yine. Ben elimdeki kibrit çöpünü masanın altından hırsla sol elimin üstüne sürtüyordum konuşma boyunca. Ama kanatıp yaraya dönüştürdüğüm halde hiç acı hissetmiyordum. Babam bıçağını kemiğime dayamıştı çünkü…

O gece kimsenin şüphesini çekmemem lazımdı. Zaten hiç konuşmazdım. Bana zor gelen annemden ve küçük  kardeşlerimden, askerdeki ağabeyimden ve canımdan çok sevdiğim ablamdan ayrılacağımdı. Kız kardeşimi (ileri yaşlarında şizofreni teşhisi konan) odama çağırıp,"Yarın sabah bu paketteki kitabı, dikkat et içinde mektup var "M...." ağabeyine ver tamam mı canım?" dedim. Ama kimseye bu gece bahsetma sakın diye de sıkı sıkı tembih ettim. "Tamam abla." dedi. Kız kardeşim mektuplarımızı alıp verme işini kabullenmişti. Çünkü M.... ağabeysini zaten çok sever ve onu sürekli görmek isterdi. Karakolda görevli polisler onlarla, yani diğer minik kardeşim ile de şakalaşırlardı. Babam karakolun önünden geçerken, polisler onu hazır ola geçerek selamlarlardı. Kardeşlerimle ilgilenmelerinden rahatsız olmuyordu herhalde ki, herhangi bir ikazını duymamıştım. İki küçük kardeşim de bir iki darbe yemişlerdi babamdan, fakat çok yoğun bir etki almamışlardı Allah'tan.

Gece boyu yapacağım şeyden vazgeçmeyi hiç düşünmedim... Derken yatma planları, yani kim nerede yatacak derken Leman teyze'nin benim odamda yatmasına karar verildi. Eğer odamda yatmasaydı sanırım bu kaydı geçecek biri olmazdı. Tabii ki ben babama, anneme, Leman teyze’ye iyi geceler dileyip, kardeşlerimi sıkıca sarılıp doyamadan öptükten sonra odama çekildim. Uzun süre ağladım. Hiç ama hiç mutlu değildim. Ablam, ağabeyim yoktu, annem zaten hayalet gibi dolaşıyordu ortalıklarda. Kendimi çok yalnız hissediyordum... Babamın (günümüzde hala kullanılan tek tip) rakı bardaklarından birinin yarısına kadar su koymuştum. Yavaş yavaş önceden çıkarıp yatağıma döktüğüm ilaçları ki, kutuları sobada çoktan yanmışlardı. İz bırakıp önlem almalarını istemiyordum zira. Onları avucuma beşer altışar gruplar halinde alıp, azar su yudumlarıyla içmeye başladım. Bu işlemi yaparken hiç pişmanlık duyduğumu, ya da "Vazgeçsem mi acaba?" diye düşündüğümü  hatırlamıyorum. Gitmeyi düşündüğüm yere ait hiç bir beklentim ve bilgim de yoktu. Sonrasını hatırlamıyorum. 

Sadece Leman teyzenin namaz vakti kalktığında benim çıkardığım sesleri duyup anneme ve babama  haber vermesiyle hayata dönüş yoluna girmişim... Bazen aklıma gelir, ya vaktinde uyanmasaydı?.. Babam Leman teyzeye "Evde halledemez miyiz?" diye sormuş. Zira dedikodu olacağından ve itibarının sarsılacağından mutlaka korkmuş olmalı. Leman teyze ise "Mümkün değil, nabız çok seyrek geç kalmak hiç iyi olmaz..."diye cevap vermiş. Hatırladığım;  hastanede benimle kaldığı  ve ben kustukça dolaptan sürekli yeni bir çarşaf çekip bana doğru koştuğuydu. Susuzluktan yanıyordum, içmemem lazımmış meğer…Leman teyze’den  her su istediğimde sanki  duymuyor gibiydi… SONRASI FLU… Herhalde ilaçların sersemliği sürüyordu.

(Bitmedi daha bayağı var...)        

Ece Evren       
14.07.2016
                                          

14 yorum:

  1. bize bunları hep filmler öpretiyor hep, ben de denemiştim ama saçma salak sebeplerdi daha ilkokul çocuğumuydum ne, artık ne acı çektiysem şeker mi alınmadı para mı verilmedi acaba

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Film bizim evimizde çekiliyordu Meltem.Bu benim babamın ayağına sıkı bir çelme takma ve geride kalanları kurtarma çabam ve hakiki bir istekti.Çünkü o evde sabah olmasını hiç istemezdim ben.Kim Hitler'le aynı evde olmak ister ki?

      Sil
    2. bazen bir yol olarak görüyoruz, 25 yaşındayım hala ara ara aklıma gelir;ama aciz olduğumu düşünürüm, böyle zamanlarda aklıma gelen ilk kişi annem olur.Acıya katlanabilme eşiği insanlar da değişik değişik oluyor ve ben daha fazlasından korkuyorum yaşamadan bile.haklısın mutsuz bir evde yaşamak oldukça ürkütücü öte yandan mutlu etmeyen bir ilişki...

      Sil
    3. Beni tanımışsın Meltem kızım.Dilerim o duyguyu hiç yaşamayız bir daha.

      Sil
  2. Ya ben böyle kadere ne diyeyim ....annen de kurbanmış, siz çocuklar da kurbanmışsınız, babanın aslında psikolojik yardım alması şartmış belki iyileşir, sizlere ve anneciğine eziyetlerine son verirdi ama ne desem olan olmuş:( yine de babandır Allah günahlarını affetsin....:( şimdi görüyorsa seni, kardeşlerini çok pişmandır eminim...:(

    YanıtlayınSil
  3. Çaresiz kalıp çıkış yolu bulamayınca bu dünyadan gitmek bir çözüm gibi geliyor insana maalesef

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bir duvar ve tek çıkış yolu yok.İçinde kaybolmak istemek.Aslında kendimi hiç pişman hissetmedim sonraki günler.Bir canlı bomba gibi şimdiki anlatımıyla, bir savaş açmaya döndü sonra ve haksız bir galibiyet.Babamı yenmiştim, öyle hissettim.Sonraki günler idareyi hiç ele alamadı.Yıkıldı :(

      Sil
  4. Müjdeciğim.Kırk beş senedir ilk defa dün gece rüyamda gördüm babamı.Hikayemin sonunda yazacağım.Allah günahlarını affetsin.Bizdeki olumsuz etkilerini de dilerim yok etsin.İlgine teşekkürler canım.

    YanıtlayınSil
  5. O kadar merakla okuyorum ki huyumu bildiğimden biriktirip öyle okumaya karar verdim. Son 4 bölümü de şuan bir solukta okudum ve hem üzüldüm hem de bunları yaşamasaydın nasıl biri olabileceğin konusunda kafa yordum. Ece abla belki de şuan bu kadar sevilmen içindi tüm olanlar.. Belki o zamanlar mutlu olsaydın şimdi bizim Ece ablamız olamazdın ne dersin? İyi ki varsın ben seni çok seviyorum bil isterim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Doğru Yağmurcuğum.Gerçekten merak ettim.Her şey yolunda gitseydi belki aşık olmaz okurdum.Babamın niyeti hukuk fakültesine göndermekti.Ama emekli olmuş olurdum şimdi.Yazmak o zamandan beri merakımdı ama vaktim olmazdı sanırım :)

      Sil
  6. o yaşlarda bulunan ilk çıkış yolu bu sanki eskiden çok duyulurdu böyle vakalar.
    Kıyamam yaa nasıl darlandıysan:(

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sanki annem ve kardeşlerimi çocuklarım gibi görüyor, yapılanlara tahammül edemiyordum.En azından babam o günlerden sonra hiç bir terslik yapamadı. Kuvvetini kesti yaptığım icraat.Ama ya ölseydim :((

      Sil
  7. Ölümün kurtuluş olduğunu dusunmek😦. Ergenlikte ölmeye karar vermek😢. Canım ece ablam asıl direnmek ve karşı durmak,savaşmak ölmekten daha kolay değil mi?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Savaşta şike olacaktı, baştan galipti babam.Bu da ölmediğim için evdeki herkesin selameti oldu.O günden sonra her şey değişmişti.

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la