Tek Kişilik Kalabalık 9. Bölüm



Bir Yaşam Anlatısı
Huzursuz ev




Canım babam!
Korkular saldın içimize, neden korktuğumuzu bile bilemeden.
Umutsuzluk ektin sonra, kalan yerlere ,
Masumca gülüşlerimize ağlamalar kattın sen,
Ürkerek, korkarak yaşadık hep…
Ve hala yaşıyoruz, kalanlarımız öylece…

Hastahaneden eve dönüş, sürgünden dönüş gibiydi. Yalnız hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı artık, kendimi daha bir çıkmazlara sokmuştum. İstediğim sonsuz bir suskunluktu, ama sonsuz bir çaresizlik bekliyordu şimdi beni. Bana bir şey diyen yok gibiydi. Uşak çok soğuk olduğu için salonda kallavi bir kömür sobası vardı ve salona açılan asıl iki oda oradan ısınmak zorundaydı. Sobaya çapraz ve camlara uzak bir yer yatağında gözlerimi açtığımda hayatımdan hiç memnun olmadığımı acı bir şekilde anımsadım. Tutunacak bir dal bile isteyemeyecek kadar mutsuzdum. Babamdan; yaptığım girişimden dolayı mutlaka bir tepki gelecekti ama hiç sırası değildi. 

Hastahanede, hava muhalefeti nedeniyle o gece cereyanlar olmadığı için üşütmüş ve sulu zatülcenp olmuştum. Annem beslenmem adına bir sürü şey içiriyor ve yediriyordu. Ne zamana kadar yerde yatıp, ne zaman ayaklandım hiç hatırlamıyorum. Yerde yattığım günlerden birinde babamın odasından çıkıp bana doğru geldiğini gördüm. Korkuyla karışık bir nefret dolmuştu içime. Genzimde aniden değişik kokuyla karışık bir tat hissettim. O konuşmaya başladı ve ben genzime ılık ılık akanın kan olduğundan iyice emin oldum. Gittikçe yoğunlaştı ve yutmam gereken bir hal alınca doğrulmak zorunda kaldım. Olanca kan ağzımdan ve burnumdan fışkırdı adeta.

Babam tek bir konuşma ve bana kızma şansını bir öbek kana teslim etmişti. Annem bana, saygı değer Ağır Ceza Reisi babamın o soğuk ve yerlerin buz olduğu yollarda düşe kalka, ocak ayının kimbilir kaçıncı gecesinde iğneci getirmeye gittiğini söyledi. Evlat işte…Ya önceden ya da sonradan özen göstermek, ya da sonradan uğraşmak zorundasınız. O zamanlar yani çocukluğumda çok da duygusal biri değildim. Düşünmeye zorlana zorlana, isteklerimiz hep kaya gibi engellere çarpa çarpa, çeşitli duyguları önce misafir etmeye ve sonra kalıcı olmalarına çaresizce izin vermiştik. Şimdilerde onlar bazen elimizde oyuncak oluyorlar. Çünkü erken tanıdık ve savaşı öğrendik. Ama bazen de en ufak bir umutsuzlukta onların esiri oluyoruz günlerce…

Sömestr sonrasıydı sanırım hatırladığım...babamın, beni odasına çağırıp, sürgüne gideceğimi bildirmesi oldu. Yani hava değişimi! O kadar da ihtiyacım vardı ki bana sorulmadan verilen karara. Gereği düşünülmüştü…Şu an hamle zamanı değildi, halim de yoktu zaten.
Beni ablam götürdü İzmit’e. Teyzem, eniştem ve biri benden dört, diğeri daha da küçük iki teyze kızından ibaretti aile. Tabii ki onlar bu durumdan hoşnut muydular bilemiyordum. Ama ben orada olmaktan çok rahatsız olmuştum. Üstelik annemden, kardeşlerimden ayrılmıştım.

Teyzem ve eniştem Trakya’lıydılar. Kendilerine has halleri vardı. Doğrusu bana özenli davranıyorlardı. Babam belli bir maddi destekle, onlara olacağım yükü hafifletiyordu. Zaman zaman bana yazdığı mektuplarında ise rahatsızlık verecek her halden uzak durmamı öğütlüyordu. Okulum değişmişti, aklım karmakarışıktı.
Babamın niyeti belki de yaşadığımız şehirde yaptığım bu girişimden ötürü, sorgulayan bakışlardan beni uzak tutmak ve dedikoduların üzüntüsünü yaşamamam içindi. Bize yaptıklarının ilk bedelini onu Uşak halkının yorumlarına hedef yapmamla ödemişti. Kısacık yaşımda bir de bunun sıkıntısını çekiyordum.Daha iyileşmemiştim ki…

İzmit lisesi aşırı disiplinli zor bir lise idi. Nakil nedeniyle olmalı, sert bir kadın olan müdire hanımın dikkatini çekmiştim, her halim kontroldeydi sanki. Benim ise aklım derslerden çok uzaktaydı. Başarılı bir öğrenci iken o geceki girişimimden sonra her şey bana boş geliyordu. Bugün düşündüğümde babamı anlamakta güçlük çekiyorum. Koskoca eğitimli adam bu insanların yanında her şeyi unutacağımı nasıl düşünürdü? Nasıl geçtiğini anımsayamadığım bir sürü gün ve vasat bir yaşam. Evimdeki gergin havayı bile özlemiştim. Ve beklenen sonuç sınıfta kalarak yine ablamın eskortluğunda eve dönüş. İlgi duyduğum polis benden vazgeçmemekte kararlıydı. Kendisi için hayatıma son vermek istediğimi sanıyordu. Benimle evlenmek istiyordu. Maalesef bu kaçınılmaz sondu. Çocukça bir heyecanla hayatımı rezil etmiştim. Hala evden çıkamıyordum. Çünkü utanıyordum.



Ece Evren        15.07.2015


8 yorum:

  1. Hem bitmesin hem de bir an evvel sonunu öğrenme heyecanı içerisinde okudum. Ve yarın çok uzak geldi..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım, sonu yaklaşıyor.Teşekkürler.Sevgilerimle.

      Sil
  2. Artık yorum yazmadan okuyorum ablacım. Soluksuz ve heyecanla

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu mevzuda yorum gerçekten yapılamaz.Oku yeter canım benim.

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. Hatice kardeşim.Sizleri üzmüş oldum.Haklarınızı helal edin.

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la