Ecele Beş Kala 5.Bölüm

Evlilik, Aşk Mı, Gerçek sevgimi
Evli Çift    
Ecele Beş Kala 

Hikayemi ancak sık aralıkla yazarsam; sanırım benim için çok değerli yorumlarınızdan anladığım, bazı gidişatlardan şüpheler duymanıza neden olmayacak. Bundandır ki, bir takım ekleme ya da bazı yerlerde eksiltmeler yapmamı da göz önünde bulundurursak, gün aşırı yayınlamanın uygun olacağına karar verdim. Yani 'ARKASI ÖBÜR GÜN OLACAK' 😉 Zaten sevgili arkadaşlarımdan da böyle teklifler gelmişti. Bu hikaye mevzuu itibariyle birbirine bağlı olaylardır. Doğal, tamamiyle gerçek yaşanmışlıklarım olduğu için, önce benim için değerlidir. Benim bu hikayede on yedi yaşımda başlayan  hayatla savaşım var. Hep dik durmaya çalıştığım, eşimden umudumu hiç kesmediğim, en zor günlerinde bile asla yarı yolda bırakmayı düşünmediğim... Bir lokma ekmekle yetindiğimiz fakirlik günlerimiz de var. Şu an düzenlemelerle ve bugünkü aklımla değerlendirmelerimle son şeklini alacak. Siz değerli takipçilerime bunu duyurmak isterim. Hepiniz hayatlarınızda, aklınızı kullanmanızın ve fedakârlıklarınızın bile kâr etmediği durumları yaşamayın dilerim. Ben savaşımı verdim, Onu Yaradan'ıma teslim ettim. Vicdanım huzurlu. Ama ben? Hepinize sevgiler, saygılarımla :)

5.Bölüm


Yıldırım hızıyla gelişir hazırlıklar. Hakiki bir evlilik gibi her şey usulüne uygun yapılır Davetiyeler, tutulan salon, gelinlik, damatlık hepsi hazırdır. Çetin hiç yorulmuyordur. Sırf macerayı sevdiği için evlilik büyüsüne de kapılır. Lale ile sürekli gezerler. Lale epeydir onu düşündüğünü, evlenecekleri için çok mutlu olduğunu söyler durur. Ama Çetin güdülerine kapılıp ya da hakkı olduğunu sanıp onu öpmek istedikçe sürekli tepkisiyle karşılaşır. "Nikâhtan sonra Çetin, lütfen beni anla" der Lale Çetin’in her girişiminde. Adeta bir film çekimi yapılıyordur. Ama Çetin o zamanlar hiç şüphe duymadığını söylerdi.

Nihayet nikâh günü gelir çatar. Kalabalık bir akraba topluluğu eşlik ederler ve her şey gereken düzende olur ve sona erer. Gelin önce annesinin evine uğramak ister, bir şeyler alma bahanesiyle. Sonra da anne ve babası, Lale’yi onlara gecikmeden bırakacaklarını söylerler. Çetin şaşırır ama kendi anne ve babasının ısrarıyla evlerine dönerler. Çetin’in anne ve babası merak edilecek vakti sürekli ötelerler. "İşleri uzamıştır, aniden birileri gelmiştir" diyerek zaman kazanırlar. Aslında verilen karara göre onlar balayı için Avrupa’ya gideceklerdir. Yola çıkacakları güne kadar yeni evliler 1, 2 gün evde yalnız kalsınlar diye, Mehmet bey ve Nimet hanım, Kadıköy’de yaşayan bir yakınlarına gidecek gibi hazırlık yapmışlardır. Her plan Çetin’in kuşkulanmaması ve onu oyalamak için itina ile hazırlanmıştır. Zaman bayağı ilerlemiş beklenenler gelmemiştir. Zaten hiç gelmeyeceklerdir.

Ve sonunda Çetin acı gerçeği öğrenir. O seneler bakire olmak çok önemliydi. Bir kız, ilk defa evlendiği erkekle hayata başlamalıydı. Bana sorarsanız hâlâ da öyle olmalı. Şimdiki gibi onarma imkânı yoktu herhalde. Lale ise sevdiğiyle yeni bir ilişkiye başlamak için bunu kısa bir evlilik hikâyesiyle örtebilirdi ancak. Ya da evlenmek için hayallerine sekte vuran bir sebepti bu. "Bir evlilik geçti başımdan..." demek zor değildi. Tam hatırlamıyorum anlatılanları. Bu karı koca, önce anne ve babasını ikna eder ve kurbanlık arayışına ilkin Çetin ile çıkarlar. Çetin potansiyel aday; Nimet hanım ve Mehmet bey’de, kendilerini böylesine kritik konuda bile kıramayacaklarına inandıkları dostlarıydı.

Olan olmuştur artık. Çetin anne ve babasına görünüşte itaatliydi ama çok gururu kırılmıştı. Büyük bir tepkiyle aniden babasının beylik tabancasını kaparak, onların tüm engelleme çabalarını ekarte edip sokağa fırlar. Durdurmak imkânsızdır onu. Dosdoğru eşinin bulunduğu baba evine gider. Ama kapı duvardır. Yapacak bir şey yoktur, uzun süre izlerini bulmaya çalışır. Aile Ankara’ya göç etmiş ve sonradan boşanma haliyle avukatlar aracılığıyla gerçekleşmiştir. Çetin seneler sonra; görev yaptığı doğudaki bir şehirde yaşarlarken bir Pazar günü tanınan bir gazetenin magazin ekinin sosyete sayfasında çıkan fotoğrafını görür Lale hanımın. Sanki o günleri yaşar. Gösterir eşine ve işte o ………buydu  der ve gazeteyi un ufak eder. Gayet kıskanç olan eşi bir tek bu konuda yorum yapmaktan hep kaçınmıştır. Güzel bir kadındır Lale… Bir anlık dahi olsa kocası olmuş bir adamın kendine güvenini yitirmesinde imzası olan güzel ve günahkâr bir kadın.

O senelerde olağan karşılanan görücü usulü görüntüsü veren bu evliliğin, şüphe uyandırmayacağını düşünen Çetin ve Lale’nin aileleri böyle bir düzenbazlığı yaparak hem suç işlemişler, hem de Çetin’in erkeklik gururuyla oynamışlar. Kendisine reva görülen bu şerefsizce davranış bununla kalmayıp, aile içinde Çetin’le dalga geçme boyutuna da gelmiş. Aynı zamanda teyzesinin kızı olan Albay abisinin eşi, eltim Yurdanur hanım zaman zaman akrabalar ve hatta bezik oynadıkları arkadaş grubunun içinde iken bile, Çetin'e sürekli sataşır. "Çetin sen temizlik tozusun anladık da, piyasaya sürüldün mü? Marka adın ne?" gibi sözlü tacizlerde bulunurmuş. Babasının kunduracı olmasından utanan kıdem meraklısı hırslı bir kadındı eltim. Bu gerçekleri eşim bana evlenmeden anlatsaydı onun suratına bile bakmazdım. Eşim öldükten sonra zaten ailesiyle tüm irtibatımı kestim ve soyadlarını bile kullanmadım. Sadece kızım taşır soyadlarını.

Olayın şokunu üstünden atmalıdır. Akrabaları olan E… Cankurtaran’ın yanında işe başlamıştır. Çapkınlıkları devam ediyor ve o günleri Ayten’in sayesinde atlatmaya çalışıyor ama ona olanlardan asla söz etmiyordur. Ayten’i çok seviyor, ama onun kıskançlıkları bazen Çetin’i çileden çıkarıyordur. Erkeklerin, neden birçok kadına aynı zaman diliminde ilgi duyduklarını anlamaya çalışmak gibi bir merakım olmadı hiç. Çünkü düşünmeyi bile gereksiz buluyorum. Çetin, çalıştığı yerde patronunun sekreteriyle ilişki yaşamak gibi bir yanlışı da yapınca ve bu dillenince, E… Cankurtaran onu odasına çağırır ve şunları söyler "Bir parça peynir görünce kendini peynir tüccarı mı zannettin? Hesabını çıkarsınlar ve git Çetin, eğer yaptığını babana anlatabilirsen, selamı da söyle" der.

5.Bölüm sonu

Ece Evren  26.05.2017

16 yorum:

  1. Bir anne-baba -büyük söylememek gerekiyor biliyorum- çocuğuna nasıl bu aşağılanmayı yapar? Ne kadar dost hatta kardeş olsun.
    Eminim tüm hayatı boyunca büyük bir hınçla yaşadı...
    Özür dilerim, belki de sizi kırıyorum. Bilmiyorum.

    YanıtlayınSil
  2. Hayır, hiç kırılmıyorum canım. İşte bu yanlış Çetin'in ömrü boyunca unutmamasına, aklına geldikçe sanki olay tazeymiş gibi sinirlenmesine neden olurdu. Hatta biz evlenirken haliyle babam boşanma ilamını istediği zaman, inceledikten sonra(zaten hakim olduğu için) bu nasıl boşanma ilamı diye bahsetmiş ve sonra Çetin'in bizzat kendisine sormuş, olayı öğrenmiş. Çok yanlış bir şey. İnsan evladına yapar mı böyle bir oyun?

    YanıtlayınSil
  3. Hiç anlamıyorum insanın evladına yaptığı böylesi bir oyunu.Ne kadar yara almıştır o gönül.Yaşanmışlık koktuğu için belkide bir sonraki bölümü merakla bekliyorum.Sevgiler:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağ ol canım. Fazla bekletmeyeceğim. Ama Çetin bu yarayı aldıktan sonra daha bir sorumsuz hayata geçiş yapacak. Sevgilerimle :)

      Sil
  4. hemen herkesin başına gelen "her istediğin her zaman gerçekleşecek diye bir şey yok" denir ya,işte sizin bu yaşadıklarınız da hemen hemen aynı şey..çok karışık bir aile ilişkisi..hemen her ailede olan bir şey..bunu anı olarak kaleme dökmeniz,aynı durumda olanlara bi nevzi yardımcı olacaktır kanaatimce..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yıldırım, ben hayatımı bir ibret hikayesi gibi algılıyorum. Yazmaktan hiç çekinmiyorum. Tabii ki kim bilir nasıl hikayeler var bu, buna benzer ve bundan daha da girift. Hakiki yaşanmışlıklar benim de çok ilgimi çeker. Varsayım, senaryo değil, birebir olaylar, olayların bu hayatların içine dahil olanların kaderini etkilemesi vs. ve sonuçları. Sağlıcakla kardeşim :)

      Sil
  5. Biraz önce hem 4. bölümü hem de 5. bölümü okudum. Ben çocukken hayal meyal hatırlıyorum çevrede benzer olayları yaşayan ve yaşatan insanların ayıplanarak konuşulduğunu. Hayatta hep birileri, birilerini incitiyor maalesef. Sanki nereye kadar dayanacağını, nerde, ne zaman yıkılacağını test ediyorlar. Çetin neden böyle oldu acep diye durup sormak gerek herşeyden önce. (yayın kararın için de sevindim canım :) ) Eline sağlık..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu tip olaylar o senelerde filmlere bile konu olmuştu, komik sahnelerde. Yapılan gayet gurur kırıcı bir şey. Altından kalkması zor. Ben de bula bula yıkılması için dört elle uğraşılan birini bulmuşum :)) Çetin hayatı alaya alan biriydi. Hayat ona kızdı bence.Teşekkürler Momentos'um. Sevgilerimle :)

      Sil
  6. Aaa! Şoke oldum! Hiç beklemiyordum. Yani ben Çetin acaba evlenince kızı üzecek mi filan diye beklerken ters köşe oldum. Nasıl bir sahtekarlık bu rezalet sonradan bunu çocuğun kafasına kakmak ayrı yanlış, onun suçu mu nereden bilsin? Ben okurken bile aklımın ucundan geçmedi....

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok tatlısın. Beni güldürdün ya. Ters köşe :))) Ya Müjde'm, ne şaşırmıştım ben de. Allah affetsin ne diyeyim? Aslında Çetin sadece çapkındı, eziyet etmedi bana hiç. Allah rahmet eylesin. Hayat işte...

      Sil
  7. Şu an şaşkınım Müjdemle aynı durumda kaldım:) devam edeyim

    YanıtlayınSil
  8. Ben evlenirken boşanma ilamını isteyen babamın, verilen kararı 'şaibeli'olarak nitelendirmesinden sonra ortaya çıktı, yani anlatmak zorunda kalmış Çetin. Ben de sonradan şaşkınlıkla dinlemiştim. Haklısın canım.

    YanıtlayınSil
  9. Bir insan ancak anne ve baba babasına koşulsuz güvenebilir. Çetin de en doğal olanını yapmış en yakınlarına güvenmiş. Bu nasıl iş ya ne kadar çok incinmiştir. Tamir bile edilemez olmuştur eminim o incinme...Üzüldüm Çetin adına :(

    YanıtlayınSil
  10. Evet, ömür boyu kimseye güvenemedi zaten. Anne ve babayı Allah affetsin, biz bilemeyiz, Rabbimiz bilir canım. Teşekkürler yorum için yavrum. Sevgilerimle :)

    YanıtlayınSil
  11. güzelmiş, bir parça peynir görünce kendini peynir tüccarı mı sandın :)

    YanıtlayınSil
  12. Evet Meltem, eşim anlattığında gülmüştüm çok 😌

    YanıtlayınSil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la