Ecele Beş Kala 12. Bölüm


Davetsiz Yolculuk
Gidiş Dönüş    


Ecele Beş Kala 

O sıra babamın da, annemle Leman teyzemin konuşmasına dahil olduğu bir sohbet başladı. Artık vakit gelmişti. Hepsine ayrı ayrı iyi geceler diledim ve mutfağa doğru gittim. Ben çok su içerdim. Dolu bir bardak içtim ve yarısına kadar daha koyup odama doğru gittim. Her gece başucumuzda bir bardak su olurdu. O nedenle sorun yoktu. Anneme yeniden sarılmak istedim ama olmazdı. Zaten babamın önünde bu tür sevgi gösterileri yapamazdık. Üzgün olarak odama girip kapımı sessizce kapattım. Bir an önce ilaçları içmem gerekiyordu. Birden odama girilebilirdi. Kimse yokken kutularını kömür sobasında yakıp bir eczane torbasına döktüğüm ilaçları içerken bile acele etmem gerekiyordu. Yatağımın ucuna ilişip, kapı arkamda kalacak şekilde avucuma birkaç kez doldurmak zorunda kaldığım iki yüze yakın ilacı içmiştim işte. 

Unutmuşum yazmayı. O gün bir kitap almıştım yol üstündeki kitapçıdan. Adı ‘Yaşama Korkusu’ idi... Sırf isminden dolayı almıştım. Bir kâğıda da o polise verilmek üzere bir iki satır yazı. Kitabın arasına yerleştirdim. Neler yazdım hiç hatırlamıyorum. Kitabı gömme dolabımızın içine görünecek şekilde bıraktım. Bantladım ve üstüne onun ismini yazdım. Bizimkiler, en azından annem sanırım  inceler ve sonra gereğini yapardı. Nitekim ben ambulans ile hastaneye yol alırken o polisi, karakola kardeşimi yollayıp apartman kapımızın içine çağırmış ve “Neler oluyor oğlum?” diye sormuş. Polisin çok telaşlandığını hiç bir şeyden haberi olmadığını söylediğini anlatmışlardı. 

Sonra pencereyi açtım. Son defa karakola doğru baktım. Kimsecikler yoktu. ‘Bu şehirde genç kızlığım ölecek…’ diye fısıldadım. Çok mutsuzdum ve yaptığımdan hiç mi hiç pişmanlık duymadım. Yatağıma girdim ve yorganımı başımın üstüne kadar çektim. Yavaş yavaş çöken uykunun altında ben hâlâ ağlıyordum. Sonrası meçhuldü. 

Günlerden 8.Ocak.1967. Anlatılanlara göre; sabah namazı kılmak için kalkan Leman teyzem, midemin kasılmalarıyla oluşan kusma çabalarını hissedince, hemen bana bir iki müdahale yapmaya çalışmış. Lakin dişlerim kenetlemiş bir haldeymişim. Beni o yataktan kendi yatağına geçirip kusup tıkanma ihtimaline karşın yüzükoyuna yakın yatırmış ve annemlere koşarak durumumu anlatmış. Ben daha o arkasını dönerken yataktan yere düşmüşüm. Tabii çok telaşlanmışlar. Babamın ”Evde halledemez miyiz Leman hanım?” sözüne tepki göstermiş ve “Ece’nin nabzı çok yavaş, ne diyorsunuz? “diye tepki göstermiş. Ambulans, hastane ve Belediyenin anonsu “Acil bir hasta için Orh+ kana ihtiyaç vardır. Vermek isteyenlerin Uşak Devlet Hastanesine gelmeleri rica olunur” O gün hava ve yerler buz pisti gibiymiş. Nihayet hastaneye varılıp gereken müdahaleler başlamış. En büyük şanssızlık cereyan kesintisi ve haliyle buz kesen vücudum olmuş. Kalp masajları, kenetlenmiş dişlerim açılmaya çalışılırken ön iki dişimin kırılmasına rağmen açılmaması, ilaçların çoktan kana karışmış olduğu ve nihayet serum takviyesi ve Sağlık Ocağında eğitim gören gönüllü iki erkek öğrenciden kan nakli yapılmış. Annem tabii babam izin vermediği için başımda değil. Ben hiçbir şeyin farkında değilim zaten. 

Derken gece saatlerinde gözümü açmaya çalıştığımdaki duygu durumumu anlatmam mümkün olamazdı. Mutsuz ötesiydim. İçimin susuzluktan kavrulduğu hissi vardı bir de, dayanılır gibi değildi ve karşımda yumuşacık bakışları ile Leman teyzem. Ben ataklar halinde kustukça dolaptan çarşaf alıp bana koşuyordu. Hastaneyi tanıyordu. Yardımcı oluyordu sürekli. İçimde büyük bir minnet duygusu oluşmuştu bile.  Ama kendime geldiğim günlerde o çoktan İzmir’e taşınmıştı ve ben ona hiçbir zaman teşekkür edemedim. Allah razı olsun ve Allah rahmet eylesin diyebiliyorum bugün ancak. 
Bir hafta geçti diye anlatırlar. Evimizde bir tek salonda kömür sobası vardı ve her yer  oradan ısınırdı. Salondan tüm odalara kapılar açılıyordu. Dikkat çekmesin diye gece getirilirim hastaneden. Salonun en kuytu köşesinde üst üste yerleştirilmiş yataklar benim için hazırlanmıştı. Zira o ilk gün, yoğun bakımda üşütüp sulu zatülcenp olmuştum. Ciğerlerimde bir yer sızlar zaman zaman ve o günlere götürür beni hemen. Aklımdan şiddetle kovarım.

Annem meyve suları ve yaptığı özel yemeklerle beni beslemeye başlar. Ümran arkadaşımın annesi hem onunla vakit geçirelim ister, hem de bana özellikle elleriyle yaptığı baklavaları ve birçok yemekleri yollardı. O zamanlar bambaşkaydı her şey. Üzüntülerimiz paylaşarak azalırdı. Bana okuldan bir de haber getirir Ümran. Çok tatlı bir Psikoloji hocamız vardı. Bu olaydan sonraki ilk derste yakın çevremdeki arkadaşlarıma” Nasıl fark etmediniz arkadaşınızın bu derece hayattan umudunu kestiğini?” diyerek bir nutuk atmış onlara. Ümran der ki “En çok da ben mahcup oldum. Bir şey anlatmadın ki bana sen de…” Gülmüştüm onunla ilk defa.  Anlatsam ne fark edecekti ki, anlayacak ve engel olabilecek miydi?

11. Bölüm Sonu


Ece Evren/Milas 12.06.2017

18 yorum:

  1. insan zamanla profesyonelleşiyor galiba acılarını gizlemekte, kimse anlamıyor bir sorun olduğunu ve dolayısıyla yardım etmek gerektiğini de göremiyorlar.
    avuç avuç ilaç içecek kadar hayattan umut kesmiş olman çok üzücü :( sevgi hareketlerinin kısıtlandırılması da öyle... ben her şeyin sevgi ile çözülebileceğine inananlardanım. neyse ki kurtarılmışsın ablacım umarım tekrarı olmamıştır. Bir şekilde büyüyoruz ve geçiyor günler, acı tatlı hatıralar olarak kalıyorlar. Hayat garip.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım, tekrarı asla olmadı. Zaten ondan sonra yakınlarım çok özel davrandılar bana. Daha önce hissedebilseydim sevgiyi sanırım böyle riskli bir şeye kalkışmazdım yavrum. Teşekkürler yorum için Özlem'ciğim. Sevgiler :)

      Sil
  2. Yaa bu kötü olmuş işte. Keşke hayatını sonlandırmak isteyecek kadar hayattan koparılmasa insan. Neyse ki göreceğiniz güzel günler hatrına tamamen kopmamışsınız hayattan.Sevgiler:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet, çok riskliydi gerçekten. O teyze iyi ki bizdeymiş ve vaki değildi, bizde yatılı olarak ancak akrabalar kalırdı. Hayattan kopmadım. Güzel günlerim oldu. Teşekkürler ve sevgiler canım :)

      Sil
  3. Ah çaresizlik... Gençlikte herşey daha da büyür insanın gözünde, kalbinde. Kocaman dağlar gibi üstüne gelir herşey ve çözümsüzdür. Hayattan alacakların varmış sevgili Ece, herşeye rağmen hayat güzel :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gençlik gerçekten kritik dönem. Bir de güzel güzel okurken kim ister evladı genç yaşta birisine tutulsun. Sanırım aileme çok üzüntü oldum o dönemde. Bu yaşımda daha bir anlıyorum; hayat güzelmiş Momentos'um. Teşekkürler, sevgilerimle canım :)

      Sil
  4. Ah, ablacım neler çekmişsin:(((((fotoğrafa gözüm takıldı şu an, yukarıda bölümlerin fotoları var ya, 7. Bölümdeki aile resminiz var, çok güzelsin ve güzeller hep mutsuz oluyor. Bunu bilir, bunu söylerim. Neyse geçmiş, bitmiş çok şükür.
    Sevgilerimi bıraktım. :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım, küçükmüşüm ve aklımca birilerine ders verebilirim diye neredeyse canımdan oluyormuşum :(( 7. bölümde resim var, evet teşekkür ederim. Ne güzel günlerdi. Sevgilerimle Müjde'ciğim :)

      Sil
  5. Yanıtlar
    1. Evet, ev ortamı ve gençlik işte, riskli bir şey yapmışım :(

      Sil
  6. Leman teyzeye teşekkür edememek iç burkucu olmuş. Makamı cennet olsun.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Amin Cem. Hep anıyorum onu. Sağ ol yorum için :)

      Sil
  7. hani derler ya "verilmiş bi sadakanız varmış" diye,onun gibi bişey olmuş,yine Allah korumuş sizi..demek ki halen hayatta yapmanız gerekenler varmış..Leman teyzeniz de melek gibimiş..Allah mekanını cennet eylesin..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Amin Yıldırım. Kırk yılda bir kaldığın yerde hayat kurtar. Bence de melek gibiydi. Allah rahmet eylesin. Yorum için teşekkürler.

      Sil
  8. Azrail'e bile çelme atmış,güçlü kadın....Seni seviyorum.Allah seninle tanışmamız için bize bağışlamış galiba seni :))

    YanıtlayınSil
  9. Canım kızım :) Öyle oldu hakikaten. Şükürler olsun ki yaşıyorum ve sizleri tanıdım. Tanışmayı çok istiyorum, dilerim seni evimde misafir ederim :) Bu arada ev büyük, rahat ettiririm kızımı. Sevgiyle öpüyorum seni Yurdagül'üm :)

    YanıtlayınSil
  10. Ah be Ece ablam gençlik işte o zaman aklımız başka çalışıyor kanımız çok hızlı aktığından sanırım hayattan kopmanın kurtuluş olduğunu düşünüyorduk. Çoğu kişi düşünmüştür bunu. Leman teyzen kaderinin dönüm noktasında bulunmuş o gece. Görecek günlerin varmış ablam...

    YanıtlayınSil
  11. Evet canım. Tabii sonra nasıl böyle bir şeye yeltendiğimi çok sorguladım. Ama Leman teyze gerçekten vazifeli gibi gelmiş o gece. Hep dua ediyorum ona. Yaşamak güzel bunu kabul ediyorum .Mutlu olmak için pozitif düşünmeye çalışıyorum. Yorum için teşekkürler canım. Sevgilerimle :)

    YanıtlayınSil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la