Olay Yeri

Olay Yaralılar Ölüler
Acil Servis


Olay Yeri

Herhangi bir ülkenin; herhangi bir şehrinde, çok sayıda insan ve büyük maddi kayıp olacağını kestirmenin zor olmayacağı bir olay yaşanır… Çok geçmeden onlarca ambülâns dizilir olay yerine. Koşturmaca başlar, gelişmiş ve insan değeri bilinen coğrafyalarda genel durum; hazırlıklı, soğukkanlı ve tedbirli bir hareketlilik ve zamanı tasarruflu kullanmaktır. Dakikaların bile çok değerli olduğu bu olay mahallinde, konuya hâkim olacak kadar eğitimli, kriz yönetiminden haberdar ve ilk yardım bilgilerine vakıf kişilerin olması yeğlenir. Bu ilk olay değildir ve son da olmayacaktır… Bu da; özünde bir insanı bile hayata kazandırmanın vereceği manevi hazzı duyabilecek görevlilerle olur. Ülkemizde de çeşitli ve bu konularda eğitimli kuruluşlar vardır. Kızılay gibi, AFAD gibi. Gerçekten aksiliklerin minimuma indirildiği vakalar yok değildir. Lakin, pek değil, hiç donanımlı olduğumuzu söyleyemeyiz. Biz hiçbir zaman felaketlere hazırlıklı olmadık. Bunu kabul edelim. “Yumurta kapıya dayanmadan” deyişi, bizimle tam manasını bulmuştur.

Ölüler tespit edilip, ceset torbalarına yerleştirilirken; yaralılar sedyelerle taşınır ambülânslara. Hızlı bir yolculuk yapmak üzere yolu tutarlar. Caddelerde siren sesleri yankılanır. İnsanlar merak ederler, insan olanları üzülürler. Akıllı telefonlarla videoya çekip, sonra seyreden kişiler bence makbul karakterler değildirler. Böyle bir durum bir kere bile seyredilse, vicdanlı insanın yüreğindeki sızı uzunca bir süre gitmez. Arabalar yol verirler bu acı sesli minibüslere. Yaralıların durumlarına göre; kimine turnike yapılır ambülânsların içinde, kimine oksijen takılır, kimine de kalp masajı. Saniyeler öyle kıymetlidir ki, hata kabul etmez. 

Kader ise, aslında bildiği baş ve sonları sinsice seyrederken olay yeri dâhil her yerdedir.  O anlarda görev yapanların ne düşündükleri değil, ne yaptıkları önemlidir.  Bir saniyenin bile çok kıymetli olduğu bir durumların tümüdür yaşanan anlar. Bu defa araçlar, en yakın hastanelerin önlerine dizilirler hızla. “Kötü haber tez duyulur” derler, doğrudur. Hele cep telefonu gibi bir nimete, bu anlarda şükretmek en uygun zamandır. Hasta yakınları bir şekilde öğrendikleri haberle sarsılır ve en kısa zamanda ulaşmaya çalışırlar hastanelere…  Ambülânslar, doktorlar, hemşireler ve yetişen yaralı yakınları birden kocaman bir topluluk oluştururlar. 

Orada olma önceliği hemşire, doktor, ambülâns hizmetlileri ve sağlıkçılar olması gerekirken; hastane önünde yaralıların yakınları, sanki onların hayatlarına kast etmiş gibidirler. Merak içinde, sonu baştan öğrenmek isterler. Dizilerde seyretmişizdir çoğunlukla, “Doktor, hastam kurtulacak mı?”  Nereden bilsin ki daha adam? Hele sakin olsanıza bir! Soruları bezdirirken, zaman kaybına da sebep olurlar bu panik insanlar.  Bazıları ise çığırtkanlıklarıyla, kurtulma ihtimali olanların da hayatını riske atarlar.
Doktorlar, hemşireler ve tüm içtenlikleriyle hastalar için çalışıp hizmet verenler, kutsal bir görevin neferleridir adeta o anlarda. Bunların sevabı çok büyüktür.  

Acilde her sessizlik mutlaka an gelir bozulur… 

Görevliler de aynı doktorlar gibi, karıncaların ağızlarındaki kırıntılarla daireler çizerek koşuşturmalarına benzer telaşlı hâller sergiler, bazen yetişemezler bile. Yine de olağanüstü çaba gösterirler. Bütün yaralılar elden, gözden geçerlerken; paravanların artlarındaki tüm durumlardan haberdar değildiler. Paravanlar sadece görüntüyü keser ama o çığlık ve inlemeleri filtreleyemez. Yaralanmış hastalar;  etraflarındaki bu yoğun trafiği anlayamasalar da, koşuşturanların neden ve nereye yetişmek zorunda olduklarını çoklukla bilirler. Bir tek bilemedikleri, bu kadar yaralının kaç tanesini kurtarmayı başaracaklarıdır. Nihayet saatler sonra, çığlıklar yerlerini inlemelere, koşturmalar ise tempolu yürümelere bırakır. Sedyelerle gelenlerin bazıları, başlarının üzerine kadar çekilmiş çarşaflarla, bundan sonra sıcakta durmalarının onlara hiç yararı olmayacağı, sondan bir önceki tek yer olan o buz gibi yere götürülürler. Morgda boş bir rafa…

Aciller, binlerce hikâyelerin art arda şekillendiği senaryo atölyeleridir. Çabuk ama gerçeklerle şekillenen, hızla sahne alan ibretlik hikâyeler... 
Kurtulan yaralının taburcu olması ya da hastane bünyesinde, bir servise geçirilmesi veya o bilinen son gerçekleşir… 
Bu süreç en kötü ihtimalle iki – üç gün sürer.  

Aslında acildeki görevlilerin her birinin benzer ama ayrı ayrı hayatları vardır, lakin mesai saatlerinde yaşamları donmuştur sanki. Önemli olan; buradaki yaralıların, sağlıklı taburcu olup, olmayacakları ve yaşadıkları travma nispetinde, hayatın cilvelerine bundan sonraki halleriyle nasıl karşı duracaklarıdır. Böyle bir duruma şahit oldum bir kere. Düşündüklerimi geçeyim…

‘Durum hiç basit değildi. İçinden çıkabilecekleri yol kaderin şaşmaz pusulasıyla kolay veya kaderin görmezden gelmesinin, belki de daha hayırlarına olacağı kadar kendi ellerindeydi. Önemli olan ise bu yolu bulup bulamayacaklarıydı. Tam da işin bu kısmında kader, her ne kadar ortalarda yok görüntüsü verse de, onun görünmez kolları çepeçevre kuşatmıştı onları. Eğer sıkıca silkelenirlerse kurtuluşları, uyuşturmasına izin verirlerse hüküm uygulanacaktı. 

Kader nasıl bir şeydi hep düşünürdüm. Aslında dünyaya gelmemizin sırrına bir adım bile yaklaşamamışken, bir de onun tutsağı mıydık yani? Bu eziyet olmalıydı… Başka bir açıklamayı akıl almıyordu, işlemesine izin verilen kadarıyla... 

Benim ise formatım böyleydi ve tüm bunları düşünmem suç ve günah seçeneği arasına sıkıştırılmamalıydı.
O kadar çoktuk ki, kendimden çıkmayı başarabildiğim anlarda bu düşünce azabından bir nebze uzaklaşıyordum. Anlayabildiğim, hayatın çekilmezliğiydi. Bir tek ben böyle düşünmüyordum herhalde… 

Bazı anlar vardır, birinin ölmesi ya da kurtulması resmen senin elinde olur. Hiçbir hatayı kabul etmezdi bu durumlarda kader. Tamamıyla dikkatli ve kararlı olmalıydı. Aslında kader sonucu biliyor ama sana o yolu göstermeye hiç niyeti yoktu… Peki, bu misyonu andıran -her şeyi, ince ayrıntısına kadar düşünüp, yoran düşünce silsilesi- neden bende yerleşmiş ve acıtıyordu? Ya da buna talip olmamdan mıydı bunca acı? 

Olması gerektiğinden miydi şu ana kadar olanlar? Neden soruları akın halinde üstüme yürüyorlar ama aklım hâlâ anlamanın yolunu belirleyemiyordu. Sanırım bu hiç gerçekleşmeyecekti...


Ece EVREN 30/11/2017



11 yorum:

  1. Acilde staj görürken kalbine yakın bir yerden silahla vuruulan genc bir hasta gelmisti. Doktor kalp masaji yaparken tlfnu caldı ve adamı birakip tlfnda esiyle gülmeye konusmaya basladi. O adamda öldü...

    Bu kadar basitmi dedim o an. Disarda birileri o adami yasatmak yasamasa bile cabalamak icin günlerce masaj yapmaya razıyken onun bu yaptığı cok agirima gitmisti. Aglamistim.

    Rabbim kimsyi böylelerine birakmasın abla. Eline saglik yürekten yazilmis satirlarına misafir oldum. Seni seviyorum 💕😘

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım :( Üzülmeyecek gibi değilmiş yaşadığın. Senin hemşire olduğuna o kadar sevindim ki, ben eşimle kalırken o hastane günlerimde, hemşirelerle çok güzel anılarımız da oldu, zor anları da paylaştık. Ateş düştüğü yeri yakar Özlem kızım. Allah herkesi ani olaylardan,hastanelerde uzun uzun kalmalardan, hastalıktan korusun yavrum. Teşekkürler yorumun için. Sevgiler kızıma 💕

      Sil
    2. Hemsirelik yapmıyorum ama ablacım. Oturuyorum evde kös kös. :)

      Dayanamadim bana göre meslek degildi. Aminn insallah abla. Sevgiler 💕

      Sil
  2. Ece ablacığım öyle gerçekçi tasvir etmişsin ki, olay yerini de, olabilecek olanları da, gözlerimin önünde canlandı. Maalesef o üzerine beyaz çarşafla götürme durumu da gözümün önüne geldi İbn-i Sina hastanesinde rahmetli annemi öyle götürmüşlerdi. :( Bunları düşünmek suç ve günah diye bence hiç düşünme, niye suç olsun? Niye günah olsun? Bir yaratıcı bu dünyayı yarattıysa onun düşünme sistemini öğrenmeye çalışmak, dünyayı, yaratılışı, her şeyi sormak, öğrenmek istemek, cevap bulmak istemek herhalde yaratıcının hoşuna giderdi niye suç olsun? Aklın Gözü'nün twit sayfasını oku ablacığım naçizane tavsiye ediyorum böyle konuları çok güzel analiz ediyor. Bir insan niye "Kurcalama, soru sorma" der ancak işin içinde bit yeniği varsa der.:)))

    Tekrar çok geçmiş olsun, kendine iyi bak, sevgilerimle. ♥

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağ ol Müjde'ciğim. Yaşanan olayları anlatmak daha kolay sanki ama daha büyük olaylarda insanların ne hallere düşeceklerini düşünmek istemiyorum. Zira bunun onlara bir faydası yok. Yaşanıyor, yıkıp geçiyor ve kabul etmemizin artık iyice gerektiğine inandığım = Hayat gerçekten devam ediyor ve etmeli- Neden takılırmışım ki bu söze? Kendi çapımda olgunlaşmamı sürdürüyorum. Aslında bazı şeylerin bizi yıpratmasına bizzat kendimiz sebep oluyoruz. Zaten sürpriz olaylarla karşılaşacakken, bu sızlanma niye diye çok düşündüm bugün kardeşim. Hani insan yedisinde neyse yetmişinde odur derler ya, bence insan değişebilir. Yeter ki, bazı saplantılarının yanlış olduğunu geç de olsa anlasın.
      Kızım bir operasyon geçirecek. Dilerim her şey yolunda gider. Biraz görünmezsem mazur görün beni. O kadar seviyorum ki sizi ve özellikle seni inşallah bir gün karşılaşırız. Sevgiyle kucaklıyorum canım.

      Sil
  3. O kadar güzel anlatmişsiniki yazarken Ece abla ellerine saglik❤❤❤

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Nisa'm. Sevgilerimle kızım 💕💕💕💕

      Sil
  4. Ece abla benim de hastane fobim var neden bilmiyorum, hatta beni kan tutuyor. Hasta ve yaralı insanları görmeye dayanamıyorum çok acıyor yüreğim. Ama hep küçükken ATT olmak istedim. Nerede bir şey görsem yardıma koşan hep ben oluyorum. İnsanlara yardım etmek içimden geliyor. Kan tuttuğu için maalesef ATT görevlisi olamadım. Gene de sokakta orada burada bayılan bir sürü insana yardım ettim. Hayat ölüm kalım meselesi olduğunda ise hiç korkmam ve ne olursa olsun yardım ederim gene

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bravo kızıma. Bu vicdan sende olduktan sonra, dayanamaman yüzünden tabii ki uzak durmaya çalış yavrum. Zira önce sağlığın gelir. Yoksa hiçbir şeye dahil olamayız ki... Ben mesela; çok dayanıklıyım, inan ameliyat bile seyredebilirim, yeter ki orada yardım edecek konumda olayım. Ama yüreğim çok yufka, ikisinin birden bende olması eşimin hastalığında avantajım olmuştu.
      Yorumun için teşekkürler canım. Sevgiler sana.

      Sil
  5. Ece teyzecim ne güzel yazmışsın. Acil servis ve acil müdahale ekipleri benim için çok ayrı bir yerdeler. Kardeşim ve eşi 112 personeli, anlattıkları, yaşadıkları çok zor. Hele de hasta yakınları, çevre inanılmaz şeyler duyuyorum onlardan. Allah hastalara da sağlık personeline de yardım etsin. kocaman öpücükler sana . Birde seni yılbaşı etkinliğime davet etmek istiyorum. sevgiler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Amin canım kızım. Acillerde bayağı gözlemlerim oldu. Onların çalışma şartları ve fedakârlıkları yadsınmaz.
      Aaaa, olabilir, neden olmasın canım? Yani yılbaşı etkinliği. Teşekkürler Esra kızım. Sevgilerimle 💕💕💕💕

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la