Dedektifin Hüsranı... Son Bölüm


Yıkım, Hüsran, Bitiş
Yıkılmış Adam          


Dedektifin Hüsranı... Son Bölüm

Ben kader miydim yani? Ayrıca ne haddime?

     Karakter sayısı şu an itibarıyla dokuz bine yaklaşan, birilerinin hayatlarının bir kesitinden ibaret bu ibret öyküsü, iki sayfaya sığdırılabilirdi aslında. Bence o zaman, bu olayın kahramanlarına büyük haksızlık olurdu. Hikâye edilen herhangi bir olayın nedenlerini, karakterlerin olayın şekillenmesinde oynadıkları rolleri, zaaf, niyet ve belki en önemlisi, olan-bitenin seyrini değiştirmede ne kadar etkileri olduğunu öğrenmeye, en çok da okuyucunun hakkı vardır. Yazanın, hikâyeye kendisini tam olarak verme süreci kişiden kişiye değişir herhalde. Fark ettiğim, bu hikâyeye diğer denemelerimden çok daha fazla kendimi kaptırdığımdı. Bunda en büyük pay; bazı yakınlarım ve arkadaş çevremden duyduklarım, en önemlisi de bu tür aldatma olaylardaki sebep-sonuç ilişkisinin örnekleriyle dolu kimi birebir yaşadıklarım, kimi ise duyumlarımdan edindiğim tecrübelerimdi. 

Bu gece bir karar vermeliydim. Ve nihayet hazırım. Neler olduğunu birkaç saatlik düşünce fırtınasından sonra yazmaya başlıyorum.

       Son Bölüm

     Şu ana kadar olanlar sadece Aslı’ya büyük acılar yaşatmıştı. Ergin onun neden birdenbire yok olduğunu kime sorsa da öğrenememiş ve ancak son görüştükleri gün, değişik bir bakışı ya da imalı bir sözü olmuş muydu, bunları hatırlamaya ve çıkarımlar yapmaya çalışıyordu. Hatta Şule’yi de sorguya çekti. O gün geldiğinde keyifsiz miydi, burada bir şeyler mi oldu vs. gibi art arda sorular sordu ama Şule bunlardan hiçbirine şahit olmadığını söyledi ona. ‘Aslı’nın şüphelendiği kesin ama bir açıklamayı neden benden esirgiyor?’ diye düşünebilecek kadar kayıtsız bu adam, sadakatsizliğini sorgulamayı aklına bile getirmiyor, yaşadığı yasak ilişkiye rağmen, bu olayı zararsız atlatacağını düşünebiliyordu.

     Aslı eve geldiğinde annesi karşılar onu. “Yavrum, gözlerin kan çanağı gibi olmuş, yüzün de solgun görünüyor, bir şey mi oldu?” der. Zaten anlaşılmayacak gibi değildir, omuzları düşmüştür sanki…
Annesine sarılır, “Yatmak istiyorum anne, kalkınca seninle konuşacaklarım var” Annesi odasına götürür kızını, üstünü değiştirmesine yardımcı olur. Aslı usulca girer yatağına. Yorganı başına çeker ve Nevin Hanım odadan düşünceli bir şekilde çıkar…

Gerçeğin bir kayıttan acımasızca dökülen sesleri…

     Aslı daha eve gelmeden; yakınlardaki AVM nin otoparkına girip, arabadan inmemiş, eşiyle o kadın arasındaki konuşmayı dinlemeye başlamıştır. Duyduklarına göre bu bayağı eskiye dayanan, hatta Aslı ile o kadını aldattığını kabul edebileceğimiz kadar önceden başlayan bir ilişkidir. Kadın Ergin’e neden kendisini ihmal ettiğini, bunun için ona çok kırıldığını söylüyor, hatta “Benim neler yaşadığımı, nasıl mutsuz olduğumu bilmene rağmen neden evliliğini sonlandırmıyorsun?” diyerek ağlıyordur. Aslı, sesine hayran olduğu; onu dinlerken kendinden geçtiği kocasının, benzeyen gönül alma sözlerini duydukça gözyaşlarına boğuluyordur. Arada bir kaydı durduruyor, biraz sakinleşince yeniden açıyor ama her bir söz sanki vücuduna kerelerce batırılıp çıkarılan bir bıçak kadar acıtıyordur. 

    Ergin ve kadın bazen susuyorlar ve her defasında kadın sessizliği bozuyor, uzun uzun yaşadığı zorlukları anlatıyor, ne yapıp edip onunla yaşamak için boşanacağını ve eşinin çocuğun ondan olmadığını öğrenmesinden korktuğunu anlatıyordu. “Sen beni aldattın, yanlış bir evlilik yaptım, bunun suçlusu sensin!” derken  sesini bayağı yükseltiyordu. Ergin onu sakinleştirmeye çalışıyor, sevdiğini söylüyor, boşanma davası açmaya söz veriyordu. Sonunda “Kızım nasıl? Onu çok özledim, ne zaman görebilirim, neden bugün getirmedin?” sorularını duyan Aslı, arabanın camlarını iyice kapatıp, bağıra bağıra ağlamaya başlar. Demek bir çocukları vardır. Yıkılmıştır. Durduramıyordur kendisini. O kadar kötü olmuştur ki… Uzun süre donmuş gibi kalır. İçini kızgınlıkla karışık bir nefret kaplar. On-on beş dakika kadar düşünür. 

    Kaydı sonuna kadar dinlemek için kuvvetini toplamaya çalışır. Evde asla böyle bir şeyi yapamayacağını düşündüğü için bu izbe yerde duyuyordur tüm gerçekleri. Tekrar açar kaydı. Ergin ve kadın, buluşmak için mekânda anlaşıyorlardır. Not defterini çıkarır, üst üste ve yanlışlık olmasın diye kerelerce dinleyerek buluşacakları yerin adını, mekânın ismini ve gününü ve saatini not alır. Dinlemesi için bir sebep kalmamıştır. Bundan sonra izleyeceği yolu evde düşünmeye karar verir. Gözleri kanlanmış, makyajı yüzünü ıslanmış bir suluboya resme dönüştürmüştür. Bir paket ıslak mendille yüzünü iyice temizler, bir an önce annesinin yanına gitmek için sabırsızlanıyordur. Kontağı çevirir, arabasını özellikle yavaş yavaş sürerek yola çıkar. 

     Ertesi sabah uyandığında Aslı, onunla ilk görüşmelerinde yaptığı konuşmalara ters düşmek pahasına da olsa Suat Bey’e telefon açar. Uzun aramalardan sonra ulaşmıştır nihayet. Adam telaşla ve kekeleyerek, daha araştırmaya yeni başladığını söyler ona. Aslı “Fark etmez, ben sizinle daha detaylı konuşmak istiyorum” der. “Peki Aslı Hanım, neden olmasın “der Suat Bey.  Onu seçmesinin Allah’ın lütfu olduğuna inanmıştır telefon kaydını dinlediği o anlarda. İki gün sonra, söyleyeceği mekânda belirlediği saatte orada olmasını rica eder ve gecikmemesini özellikle yineler. 

     Genellikle odasından çıkmadan beklediği  o iki günün birinde, annesinin elindeki telefonla kendisine doğru geldiğini görür, şaşırır. ‘Babamla mı konuşuyor, tüh babamı aramayı unuttum’ der içinden. Annesi tüm saflığıyla telefonu sağ eliyle aklı sıra sesini duyurmamaya çalışarak ona” Ergin seninle görüşmek istiyormuş yavrum “ der. Aslı “Kapat o telefonu anne, ben görüşmek istemiyorum “ 

     Yüksekçe bir sesle söyler bunu. Annesi Ergin’e yavaşça bir şeyler söyleyerek dışarı çıkar. Aslı içindeki nefretin yoğunluğunu iliklerine kadar hisseder. Bu iki gün nasıl geçecek diye sızlanır içinden. Annesi çıkar çıkmaz avukatını da arayıp, eşine boşanma davası açacağını ve gereken hazırlıklara başlamasını rica eder.
İlk fırsatta annesine sadece boşanacağını söyleyecek, sonra kâh ağlayarak, kâh unutmaya çalışarak ama ilaçlarını ihmal etmeden kendisini uzunca bir dinlenme sürecine sokacaktır.

     Nihayet o gün gelmiştir işte. Çok sade giyinir Aslı. Tanınmaktan çekindiği için başına bir şal, gözlerine ise oldukça iri bir güneş gözlüğü takar. Mekâna gider, arabasını otoparkın en uç köşesine park eder. Hızlıca hareket eder ve asansörle mekâna çıkması beş dakikasını almaz. Suat Bey gelmiştir bile. Ona girişten oldukça uzakta bir yerde oturmak istediğini söyler. Bir saat vardır hesabına göre. Konuşmaya başlarlar. “Ne oldu Aslı Hanım, inanın merak ettim” der. 

     Aslı ona “Suat Bey, beni dikkatlice dinleyin. Buraya eşimin bir saat sonra geleceği duyumunu aldım. Sizi, burada olmanızı garantiye almak için önceden aradım. Eşim sizi tanımıyor. Siz ise, her ihtimale karşı görünmemeye gayret edin. Eğer yanında bir hanım varsa ya da o önce, sonra kadın gelirse, tüm bunları lütfen onlara görünmeden uzaktan izleyin. Sonra eğer risk almadan fotoğraflayabilirseniz sevinirim. Ama yine tekrarlıyorum, onlar sizi görmemeli!”  “Tabii Aslı Hanım, işimi kolaylaştıracağınız aklıma gelmezdi, teşekkür ederim. Siz gönlünüz rahat gidebilirsiniz. Ben buradayım ve bekleyeceğim, ha bu arada Ergin Bey’i gördüm ben iki gün önce. Tanıyorum yani” der. Aslı ilk görüştüğündeki duruşuna döner yine. Ayağa kalkar, “Size güveniyorum” der, Suat Bey ayağa kalkar, Aslı ona elini uzatır, sıkar ve “Hoşça kalın, telefonunuzu bekliyor olacağım” diyerek, yine o kendinden emin yürüyüşüyle çıkar gider. 

      Aslı arabasına binip giderken, Suat Bey’e daha önceden biraz ödeme yapmadığına hayıflanır. Bu düşüncesinin gayet net bir nedeni vardır. Olay nasıl gelişir bilemez ama bir şekilde ödemeyi yüklü tutup onu madden de olsa rahatlatmaya söz verir içinden. 
Bir saat çabucak geçmiştir işte. Ergin Bey belirir birden kapıda, birden ilk defa üstlendiği bir görevde bu kadar heyecanlandığını fark eder Suat. Garsonla bir şeyler konuşup tam karşı sağında güzel bir köşeye oturur doktorumuz. Sakince açtığı gazetesini okumaya başlar. 

     On dakika geçmemiştir ki, Suat kapıya dikip hiç kaçırmadığı bakışlarıyla gördüğüne inanamaz. İçeri giren kadın karısı Pelindir ve tuttuğu pusette kızı vardır. Başının hafifçe döndüğünü hisseder, Pelin’in arkasından bir arkadaşının geleceğini hayal ederken, o doğruca Ergin Bey’e doğru ilerler. Ergin hemen hareketlenir, kadına sarılır, öper ve pusetteki çocuğu kucağına alır, sıkıca göğsüne bastırır. Suat ayağa kalkar. Görünmemeye çalışarak onların hareketlerini daha iyi görmek ve emin olmak için oldukça yaklaşmıştır. Arkalarının dönük olması hiç işine yaramayacak bir şanstır aslında. O kadar bellidir ki sevgili oldukları Suat’ın yıkıldığı anlardır bunlar. Derken Pelin’in “Babası o da seni özlemiş bak nasıl dikti gözlerini “ demesiyle Suat o an ölmeyi diler. 

     Şüphe götürmez bir aldatılmayla yüzleşmiştir. Dışarı çıkar, telefonunu titreyen elleriyle tutarak birini arar. Açılmıştır işte gecikmeden. “Biliyordunuz değil mi Aslı Hanım” der. Aslı “Evet Suat Bey, zaten bir gün açık vereceklerdi, benden öğrenin istedim, çok üzgünüm” der. Suat daha telefonu kapatamadan birden yere yığılır. Başı sertçe mermer taşlara çarpar. Aslı çığlık çığlığa "Suat Bey" diye bağırmaktadır ama boşuna olduğunu anlayınca hemen telefonu kapatıp, hemen Acil Çağrı Merkezi'ni arar. Adrese bir ambülâns gönderilmesini ister. Gecikmeden gelen ambülânsın siren sesi ortalığı ayaklandırır. Ergin ve Pelin de bakmaya koşanların arasındadır. Etrafını bir doktor ve hemşireler sarar Suat’ın. 

     Kalp krizidir, çarpma sesini duyanların anlattıklarına ve doktorun tahminine göre, beyin kanaması ihtimali de vardır. Sedyeye dikkatle yerleştirilirken Pelin Suat’ı tanır, dehşet içindedir. Yanaşamaz. Suat can vermiştir bile. Artık çok geçtir her şey için. Ayakta donmuş gibi duran iki kişinin, bu ayıpla hayatlarını nasıl geçirecekleri meçhuldür. Aslı evinde katılırcasına ağlıyor, sürekli sayıklar gibi “Yazık oldu adama” diyordur.  Nevin Hanım ertesi gün gazeteden okuduğu olayın şokuna girmiş, babası onları hemen ziyarete gelmiştir. Aslı hâlâ ağlıyor ve sürekli “Yazık oldu adama “ diyordur. Daha öldüğünü bile duymadan… 

Evet, gerçekten yazık olmuştur Suat Bey’e. Aldatılan bir kadının; adeta dedektif gibi takibi sonunda, kurban olabilecekleri düşünmeden sonunda aldığı intikam, en çok da kendisini hırpalayacaktır. Aldatan erkeğe belki sadece ders olacak ama bu günahın bedelinden yaşadığı sürece kurtulamayacak ve ağır yüküyle hayattan göçüp gidecektir…

                                    SON


Ece Evren/Halkalı 03.02.2018

24 yorum:

  1. Suat Bey'e üzüldüm gerçekten. Hikaye içinde ayrı bir hikaye gibi. Kaleminize sağlık...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler başından beri beni yalnız bırakmadığınız için. Sevgilerimle 💚

      Sil
  2. Yazık oldu gerçekten dedektife, bu hikyaenin sanıyorum en masum kişisiydi, hikayenin isminin neden dedektifin hüsranı olduğu da böylece açığa çıktı, şimdi ölümüne sebep olan o utanmaz kadın ve adam ömür boyu vicdan azabı çeksinler, Aslı'ya da çok üzüldüm yazık o ses kaydını öyle ağlaya ağlaya dinledi ya. Ablacığım eline, gözlerine sağlık çok çarpıcı bir son oldu. Sevgiyle kucaklıyorum:)♥

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Dedektif kurban oldu. Zaten bırakmak istiyordu görevi, sanki öleceğini bilirmiş gibi Müjde'm. Beğenmen mutlu etti beni. Dün gece uykusuz kaldım, dinleneceğim biraz bakalım. Sevgiler kardeşime 💙 💚 💛 💜

      Sil
  3. kayıt sonrası ortalık karıştı adeta..en çok suat beye üzüldüm valla..o anda kim kriz geçirmez ki,yazık oldu gerçekten..bu hikaye biraz dramatikti ama çok iyiydi,emeğinize sağlık..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağol Ertuğrul, ben bile üzüldüm 😂 Nice versiyonları yaşanıyor kim bilir gerçek hayatta. Teşekkürler kardeşime...

      Sil
  4. Vee nihai son.. 😔 Dedektifin öleceğini düşünmemiştim, o beni şok etti.. Aslı bundan sonra boşanmadan çok dedektifin ölümünde payı olduğunu düşünerek kahrolacak daha çok. Ahh hayatın acı yanları işte.
    Ececiğim üzücü de olsa, yine de güzel bir yaşam öyküsü yazdın, eline sağlık canım.. sevgi bizimle olsun 💓

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben de düşünmüyordum 😰 Ama katlanılır gibi değildi. Zaten adam bir daha kendisine gelemezdi. Artık bu tarzımdan hafif sıyrılmam gerek. Ben çok etkilendiğim film ya da romanda da böyle buruklaşırım. Teşekkürler ilgine. Sevgi bizimle olsun canım 💙 💚 💛 💜

      Sil
  5. Final bölümü sürpriz oldu.Şok içinde okudum.Tam ters köşe.Teşekkürler ablacığım :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tarzım galiba kızım 😊 Böyle dram yazmaya devam edersem benim için de kötü olacak. Yeni, mutlu hikâyelerde buluşmak üzere. Okuduğun için teşekkürler canım. Sevgiyle kucaklıyorum seni 💚

      Sil
  6. Abla, bütün bölümleri okuyup yorum yazacağım. Bakalım dedektif ne yaptı?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bakalım? sanırım sınavdayım 😂😂😂 bekliyorum kardeşim...

      Sil
  7. Çok güzel bir hikaye olmuş oldum sayende Ece Abla. Ne kadar güzel yazıyor ve dillendiriyorsun karakterleri. Bazı tabirlerine hayran kaldım. Özellikle yan karakterler için de gösterdiğin emek takdire şayan. Tüm karakterlerden bir şeyler öğrenecek ve bir ders çıkaracak şekilde hazırlamışsın her şeyi. Çok da akıcı yazıyorsun. Bu tarz sana o kadar yakışmış ki.
    Tarzının farklı olduğunu söylemişsin çünki :D
    Sevgilerimi gönderiyorum, sayende tavşan kanı rengindeki çayım eşliğinde çok hoş bir gece geçirdim.
    Ben bir de mutlu sonlardansa mutsuz sonları daha çok severim öykülerde. Çünkü yaşamın hiçbir gerçek köşesinde salt bir mutluluk yoktur. Her mutluluğun küçük bir köşesinde hüzün de vardır, keza pişmanlık da öyle... Vicdan azabı da saklıdır o mutluluğun içinde...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Feride'ciğim. Ancak girebildiğim bilgisayarımda, sıra bloğuma bakmaya geldiğinde, en çok senin yorumların olduğunu gördüm. Bana ayırdığın zaman için çok teşekkür ederim kızım.
      Beğenmen çok sevindirdi beni. Yeni bir hikâyeye başlamadan önce, bugüne kadar yazdıklarımı okuyup, bir değerlendirme yapacağım. Bu defa benim de fark ettiğim, kahramanlara daha çok yoğunlaştığımdı.
      Evet, mutsuzluk tercih edilen bir şey olmasa da, seçenek aramaya sevk edici ve mutluluğun öyle "Oldum" deyince olunacak bir şey olmadığını, bedelli olduğunu anlamamıza da yarıyor bence.
      Son cümlelerine sonuna kadar katılıyorum. İnsanların; duyduğum, gördüğüm acılarına ve vatanımda yaşananlara rağmen çok mutlu olabilmeyi, tüm bunlara karşı duyarsızlık olarak nitelendiriyorum. Sadece insanlar için değil, hayvanlara yapılan işkenceleri de duydukça, insanlardaki bu nefreti,(saldırganlığı hayvanlara mahsustur diye bildiğimiz hâlde) hangi duygularının tetiklediğini anlayamıyorum. Tüm bunlar artık mesajlar veren yazılara yönelmem gerektiğini düşündürüyor bana. Zira anlık üzülüyor, tepki veriyor ama hiçbir şey yapamıyoruz.
      Tekrar teşekkürler canım. Sevgilerimle 💕

      Sil
  8. Ben de ters köşe oldum Ece Abla. Dedektife üzüldüm.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hayat işte... Benim en sevdiğim karakterdi Suat. Ters vuruşlarım iyidir 😂
      Çok teşekkür ederim Arif, sevgilerimle kardeşim 😊

      Sil
  9. Hiç böyle bir son beklememlştim gerçekten sürpriz oldu.Emeğine sağlık Ece abla kötü bir son fakat güzel bir hikayeydi.Maalesef hayatın içinde yaşananlar.Kim bilir daha ne kötü hikayeler vardır 😔 Sevgiler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. En temiz kişi oydu. Ben dünyada daha fazla acı çekmesini, başını yere eğmesini istemedim. İnsanlar acımasız zira. Aslı da hırsının kurbanı oldu ve vicdan azabı çekecek, belki de ömür boyu.
      Teşekkürler yorumun için Saadet'ciğim. Sevgilerimle...

      Sil
  10. offff çok fena bitti ablacım :( adam ölmeseydi iyiyidi 😪

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canımm, o kadar düşündüm ki o gece, Ergin'i harcamayı düşündüm önce. Ama o zaman Suat ona zarar verecekti ki, yaşarken aldatılmanın üstüne bir de bunun acısını çekerdi. Sağ ol yorum için Büşra'cığım 😔

      Sil
  11. off ne final yaaaa. bu hikayede gerçeklik payı var mı. of nasıl oluyor böyle şeyler ama yaa.

    YanıtlayınSil
  12. Yok deepcim ama olabilirliği var 😂 teşekkürler...

    YanıtlayınSil
  13. Final gerçekten ters köşe olmuş. Bence bu tür hikayeleri daha fazla yazmalısın. Hatta roman bile olabilir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 😊 Çok teşekkürler kardeşim. Sana inanıyorum. Sağ ol😊

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la