Çocuklar Hep Masumdur... 12. Bölüm

    Saray    

Çocuklar Hep Masumdur... 


Bincan, ertesi sabaha da; epeydir olduğu gibi çok tatsız uyandı. Babası onu bugüne kadar öyle saçma meşguliyetlerle oyalamıştı ki, kendisini değil şehzade, normal bir insan gibi bile hissedemiyordu... Hele ki, padişahın o son söyledikleri çok manidardı. Bir türlü aklından çıkaramıyordu. SEN ZATEN YOKSUN!.. Ortada bir sır olduğunu anlamamak için aptal olmak gerekirdi. Ama Bincan, saraydaki ilişkilerinde hep ılımlı ve haddini bilen bir genç olmuştu. Tahminlerini kimseyle paylaşmamış, öğrenmeye de çalışmamıştı. Kendisiyle ilgili sırrı çok kişinin bildiğini de sanmıyordu. Hisleri kuvvetli biriydi Bincan. Bazen; cariyelerin yanlarına gidip, hatırlarını sormayı ve bakışlarından bir ipucu yakalamayı düşünüyor ama anında -hiç uygun olmaz- diyerek vazgeçiyordu.  En doğru bilgiyi, eğer açıklamayı uygun bulurlarsa; vezirle dadısından öğrenecekti. 
Üstelik her gerçek bir gün ortaya çıkmak içindi... 

Vezirle konuşup, padişahın ne demek istediğini anlamak zorundaydı. Kimlik arayışı içinde kıvranıyordu zira. Eğitimlerin dışında hiçbir şey onu tatmin etmiyordu. Dünyası, saray ve eğitim hayatı arasındaki kısır döngüden ibaretti. Amaçsız, gayesiz yaşanmaz ve etrafa padişah gibi bu kadar duyarsız olunmazdı. Halkın durumundan, anlatılanların dışında hiç haberi yoktu. Er geç ve büyük ihtimalle babasının yerine geçeceğini biliyor ama şu durumuyla neler yapması gerektiğini, nasıl kararlar alacağını düşünemiyordu... Hazırlanmalıydı... Bunun için de tecrübeli birine ihtiyacı vardı ve o da vezir efendiydi. 

Veziri toplantı odasında yakaladı. Derhal konuşmak istediğini söyledi
-Buyrun şehzadem
-Vezir efendi, beni halkın arasına karıştıracaksın!
-Nasıl yani? Çok tehlikeli şehzadem, padişah duyarsa sonumuz olur...
-Kararlıyım, tebdil-i kıyafetle yapacaksın bunu. Onları ve olanları anlamam gerekiyor... 

-Peki, der çaresiz vezir, geceden gereken hazırlıkları yapalım...
-Makyöz de hazır olsun, yırtık pırtık giysiler bulun, halkta çok vardır...
-Emredersiniz, der ve ayrılır vezir. 
Gece bu niyetinden dadısına da bahseder. Önce çok ürker kadıncağız, sonradan onun için dualar edeceğini söyler.
-Kendini koru oğlum, padişah hepimizi cezalandırır der. Ve sen böyle olsun istemezsin değil mi Bincan? Dadısına sarılır, onu sıkıca kucaklar.
-Bunu yapmam lazım dadı, padişah onları öldürmemi emrediyor, yapamam. Zira onlara sıcaklık duyuyorum. Ben ancak onları kurtarmak için savaşırım, padişaha karşı gelmek pahasına da olsa...

Nihayet ertesi gün geldi çattı. Hazırlıklar çok erken başladı ve şehzadeden başka her şeye benzeyen Bincan, sarayın arka kapısından halkın arasına çabucak karıştı. Çok geçmedi, şehrin bazı yerlerinde toplanmalar, söylenmeler; hemen ardından da sarayın acımasız askerleri görünmeye başladılar. Bincan, hiçbir şeyi  kaçırmamaya çalışarak izliyordu. Duyduklarından anladığı kadarıyla halk çok fakirdi, onlara bir ödenek yapılmıyor, geçim zorluğu çekiyorlardı. Çiftçiler fakirlikten tarlalarında ekim işlemi yapamıyorlardı. Ürün yetiştirip, satmak şöyle dursun; kendilerine yetecek kadar bile üretemiyorlardı. Açlık hüküm sürüyordu, Bu anlarda Bincan, saraydaki sofraların zengin menülerini düşünmeden edemiyordu. 

Halk parasızlıktan kırılıyordu, çoğu çelimsiz ve hasta görünümündeydiler. Bincan gördükleri karşısında çok üzülmüştü. Derken ortalık iyice kalabalıklaşmış ve seslerin yükseldiği yerde çatışmalar başlamıştı. Halk ve askerler ayırt edilemez hâle geldiler. Bincan hemen oraya yaklaştı, durumu iyice öğrenmek istiyordu. Çok kötü manzaralarla karşılaşıyordu Bincan. Ama sonuna kadar orada kalmakta kararlıydı. 

Ece Evren/Halkalı 

6 yorum:

  1. İşte bu..!Halk adamı Bin CAN sahnede..!Satranç oyunu başladı.? Padişah için piyonların hiç bir değeri yok;Ama Bincan'a göre büyüklerin önünde durup onları koruyan piyonlar..?SEVGİLER SAYGILAR KRALİÇE ABLAM D.U

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Piyonlar küçümsendikleri zaman tehlikeli olurlar. Padişah sonunda bunu anlayacak. Sevgiler, saygılar.

      Sil
  2. Bincan bir taraftan annesinin merakı ve özlemi ve bir taraftan da iktidarın sadece güç ile elde tutulabilecegine inanan padişahın halka uyguladığı acıların izdirabı ile hastalanıyor ve kendisi için hekimlerin yaptığı ilaçların faydasını goremiyordu.?
    Vicdanı hükmün yaratana ait olduğunu kendisine haykırıp dururken;iktidar hırsındaki padişahın güce tapması onu kahrediyordu.?
    Bin CAN biliyordu ki;değişimin gücü her türĺü zorluğu yenebilirdi.?
    Asla var olmuyormuş gibi görünen olasılıkları öne çıkarmak için bir sihire İHTİYACI vardı .?
    Peki neydi bu sihir..?
    12. Bölüme devam Kraliçe ABLAM.! Vazgeçmek yok😃😃SEVGİLER SAYGILAR D.U

    YanıtlayınSil
  3. Bu ülkeyi kurtarmak için bir KRALİÇE,ye mi ihtiyaç var yoksa Duycan? O ben olmalıyım :))) Seni utandırmayacağım kardeşim. Zira bana çok destek oldun. Bu gece çok düşüneceğim. İki bölüm var daha taslakta. Sihire biraz vaktim var ama bu vakti kaliteli kullanacağım. Sevgiler, saygılar.

    YanıtlayınSil
  4. Halktan bir uyanış bekliyorum.Bakalım ne olacak?

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Halkı önce biraz besleyip kuvvetlendirmem lazım Yurdagül'üm. Açlıktan kırılıyorlar. Teşekkürler canım :)

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la