Nasıl Bir Dünya Bu?

Dünya
Kadın


Nasıl Bir Dünya Bu?

Nasıl bir senaryo bu ki, altında eziliyor ve hırslanıp birbirimizi eziyoruz? Ya da mecburi bir gidişat mı, nasıl aklımız alsın ya da ne kadarını alabilse; baş eğip sakinleşiriz? Diyelim ki biz; hepsi bundan ibaret olmayan bir sahicilikteyiz. Varız, enerjinin şekillenmiş hâli değiliz. Belki öyleyiz ama öğrenmeyi dilediğimiz en son şey bu. Ne yani, şu an karşımda duran kızım da bir enerji dalgası mı? Bu görünmez şeye mi kurban gidecek, ya o ya da ben, gözlerimizin önünde… 
Hepsi bir aldatılıp, aldanmaca mı? Ne yani, biz yok muyuz?
Ulu gücün hayalleri miyiz?

Öyle nitelikli yaratmış ki bizi, ufak olsak da baş kaldırıyoruz… Kendimiz olmayız isyan etmezsek. Bu konularda çıldırtan suskunluk var zira... 

Çok sevmiş, bel bağlamıştık hayata oysa. Gözlerimizi analarımıza açtık, az sonra öldük ya da onlar ölse de anlık sevdik birbirimizi. Hayatta kaldıysak çocuklar doğurduk, sevdik; deli gibi bağlandık diğer sevdiklerimize… Neşeye, mutluluğa formatlanamaz mıydık, formatlanamaz mıydı dünya? Neden genelde hep acı çektik biz, aymazların dışında?

Okudukça tarihi, o kan dökmeye tutkun krallar… Nasıl bir arena bu?  Nasıl da bilenmişler sanki ezelden insanlar birbirlerine… Doyamıyorlar kana… Dayanılır gibi değil dünya… Milyonlarca insanı öldürmüşler çeşitli yollarla. Irkları temizlemeye çalışmışlar dünya üzerinden. 
***
Dışarıdaki gariban bir kediyle, şu an evimizdeki, kardeş oldukları için ayıramadığımız üç tekirin şansı da aynı değil. Onlar insan olsalar “suçu ne dışarıdakilerin?” derim ama diyemiyorum. Peki, evdeki kediler mutlu mu? Bilemiyorum. Sadece korunmadalar ama bu onların doğaya yasaklı oldukları gerçeğini değiştirmiyor.  

Hani benim bebeklerim? Onlar ölürken bana etrafımdakiler hep aynı şeyi söylediler “şefaatçin olacak onlar” Susup başımı okşasalar daha iyiydi… Ben onları aylarca karnımda taşımıştım. Beraberce yaşarız demiştim. Hani? Şu dışarıda koşturan, bağrışan çocuklar bile devrimizde tehlike içinde yaşıyorlar. Neden çocukların bile bunca borçları var bu dünyaya. Dünyanın işleme sistemi hep kurbanlar üzerine mi yoksa? Her gün belli sayıda kurban… Sadece anlamak istiyorum, isyan değil niyetim...
***
Çiçeklere baktım bugün. Düşündüm, iki sene evvel ektiğim; iki tek yapraktan oluşan ekvator kauçuğunun, saydım da bine kadar yaprağı olmuş. Nasıl dayanıklı, bazıları da şekilli… Şaşırdım, fark etmemişim bu kadar etrafa uzandığını, sarmaşık gibi zira.
İnsan da ekilir mi diye düşündüm. Ama tohumlar Yaratanda. Ben biri on üç günlük, diğeri on üç yaşında iki erkek evladı gömdüm toprağa, ektim yani… Toprak onların yapraklarını, çiçeklerini ne zaman gösterir ki bana? Yaşarken gömdükleriminki ise cabası... 

Tuhaf dünya, 
Tuhaf yaşam ve tuhaf insan…
Bir gün elbet ölümün bizi ayıracağı kızımın yüzüne bakamıyorum bu yazıları yazarken şimdi… Acı veriyor, geçiciyiz biz anlasanıza… 
-Doğmamış olmayı mı tercih ederdin? Diye sorsanız 
-HAYIIIR diye bağırırdım. Hayır. Gördüklerimin unutturulmasına, yok sayılmasına izin veremem. Ama düşündüklerim beni çıldırtacak diye korkuyorum…
***
Ölenler ne haldeler acaba? Yakınlarım, muhabbet kuşu Pamuğum, smokin cinsi; anlamlı bakışlı kedim, Dodişim… Ayrıldık işte... Söküle söküle hem de...

Peki, insanlardaki bunca hırs ancak ölünce mi duracak? Çaresiziz. Ezberler rahatlatmıyor beni… Ufacık da olsa gerçeğin peşindeyim. Gizlerle dolu rüyalar görmek istiyorum, tahammül edebileceğim kadar. 
Dünyayı sevmedim ben. Sevdiklerimi üzdüm bu hallerimle, biliyorum ama tek suçlu ben değilim. Ah o kader…
***
Günümüzde çoğalan çocuk taciz ve tecavüzleri, öldürülmeleri; bunlara tahammül edemiyorum. 
Hayvanlara yapılanlar beni kahrediyor. Onların mama kaplarına tekme atanlar, sağlarını sollarını kesenler… Söyleyin, asıl hayvanlar  -ki hayvanların yırtıcı olmaları tabiidir-, onlar değiller mi?
Bugünlük hoşça kal gün. Yarın için dünya nelere gebe, çok merak ediyorum.

Ece Evren/Halkalı 16.08.2018

6 yorum:

  1. Yaşanacak bir hali kalmamış bu dünyanın

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Öyle gösteriyor Cem. Teşekkürler yorum için...

      Sil
  2. Dünya, kainat her şey insanlara daha rahat bir yaşam için sunulmuş.
    İyileştirmek kadar kötüye kullanmak da elimizde. Yalnız iyilere, iyiliklere nefis terbiyesiyle ulaşılıyor, kötülükle tanışmak içinse hiçbir şeye ihtiyaç yok, her an elimizin altında. Vicdan denilen kavram çoğunlukla engelliyor yapabileceklerimizi o da yoksa zaten yaşamanın da anlamı yok. Şükür hala acılara acımız gibi bakabiliyoruz. Yeterli mi? Çaresizliğimin ağırlığı yaşananlardan çok da farklı değil. Velhasıl Ece abla, fani bir yaşamda fenalığa ışık tutarcasına yaşıyoruz. Duyarlılık adına teşekkürler...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel anlatmışsın canım. Ben teşekkür ederim.

      Sil
  3. Kocaman evrende kücücük dünyayi paylasamiyoruz 🙄

    YanıtlayınSil
  4. Dışarıdan dünyanın nasıl göründüğünü ya da tüm yaşananların belki görülüp nasıl değerlendirildiğini öyle merak ediyorum ki Derya. Tek bizler miyiz yaşayan bu evrende? Hiç sanmıyorum. Teşekkürler Derya :)

    YanıtlayınSil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la