Geç Kalan İtiraf 23.Bölüm

İntihar
Yaşlı Çift                       

Geç Kalan İtiraf 23.Bölüm

Aslında yalnızlıktan o kadar korkuyordu ki... Çocuklar nihayet gitmiş ve korktuğu başına gelmişti. 'Neden kediyi de götürdüler ki? Kahretsin, biraz daha severdim onu... Belki bu işi yapmaktan da vazgeçerdim. Hayvanlar her şeyi anlarlar çünkü...' Kadın masaya oturdu, bilgisayarı açtı. Google,a en kuvvetli yapıştırıcı diye yazdı. Bir çok seçenek çıktı. İsimlerini not aldı. Özelliklerini inceledi. Biri çok dikkatini çekti. İnternetten alırsa vakit kaybı olurdu. Bunun için sabahı beklemesi gerekiyordu. Nasılsa apartman görevlisi gelir, ona aldırırdı. O kadar saf ve temiz biriydi ki Muteber, sormazdı bile -Neden alıyorsunuz ya da niye ihtiyacınız oldu? diye. O gecesi çok zor geçti.

Sonra sevdiği adama whatsap,tan bir mesaj attı. Çizgi tek tik oldu, yani ya mobil veri ya da telefon kapalıydı. Zaten en çok da onu istediğinde bulamamaktan yıpranmamış mıydı? Evliliklerin içlerinde kim bilir ne riyalar dönüyordu? Üst üste kırılmıştı kadın. Adam mesajı görmek istese görür ve biraz sevgi gösterse o kadın bu -mantıktan eser olmayan- icraatten vazgeçerdi. Ama sanki her şey kadını ölüme doğru itiyor gibiydi. Ağlamaya başladı. Gecenin uyanık kısmı onun için bitmişti. Uyku ilacını içti, telefonuna kaydettiği onunla yaptığı konuşmaları dinlemeye başladı. Zaten en çok da bu yaptığı yıkıyordu onu. Nadiren güzel konuşuyorlardı. Sesini, çok özlüyordu adamın. Hakaret de olsa dinledikleri pek etkilenmiyordu artık... 

İnsanın kendisini öldürmeye hakkı var mıdır? Bir yığın yaşam şekli, bir yığın karakter, tabular, ruh halleri ve bir yığın insan. Ve bir o kadar da cevap. Anlaşılması ve anlatılması en zor şeylerden biridir intihar. Ölümü çare olarak görmek zorunda olanın ise; bir de bunlarla yargılanması insafsızlık değil miydi? Evlilik dışı ilişkiler de hiç empati yapmadan yargılanmıyor mu? Olay nerede, nasıl, hangi şartlarda başlamış ve ortam bulup nasıl devam etmişti? Peki evli olan erkek neden dışarıya açılmış? Erkek çapkın olmuş, kadın ise niye dost diye yaftalanmış?

Bu dinç kalmış yaşlı kadın, artık her şeyden vazgeçmişti. Bir de düşündüklerine bakın: Cesaret bulup bu kattan atlasam, çocuklar zor durumda kalır, ocağın düğmelerini açıp evi gaza boğsam, çocuklar elektrik düğmesine bastıklarında mazallah yanar yavrularım.Tümden ilaçlarımı içsem (hay Allah, keşke raporlu ilaçlarımı yazdırsaydım) bana sıra gelmiyor ki torundan...Eğer öyle olsaydı ambulans geldiğinde yavrularım "tansiyonu çıkmış, kendinden geçmiş" derler; komşulardan gören olursa "Allah yardımcınız olsun" deyip ve böylelikle dedikodudan kurtarırlardı. Üstelik ilaçlara muafiyet kazanmış olabilirim, ya ölmez, yatalak kalırsam? Bu çok kötü, olmaz bu iyi fikir değil. Yok yok, ne yapsam acaba? Ardımdan yavrularımın sorgulanmasını istemiyorum.

İşte bunca düşüncenin sonunda nihayet aklına bir şey gelir. Ağlamaya başlar. Aslında mutlu olmayı, şu içindeki sıkıntıdan kurtulmayı ne kadar çok isterdi. Sevdiği adam ona iki güzel söz söylese hemen vazgeçerdi. Ama yok, iki gündür ondan da ses çıkmıyordu. Nice sözler vermişti, "bu yaşta böyle ilişki olmaz. Yakışanı, tek taraf için karar vermektir" dedikçe kadını "halledeceğim, sabret" diyerek kandırmanın ne alemi vardı ki? Kadın perişan olmuştu. Üstelik kıskanıyordu sevdiği adamı karısından. Onunla yetiştirme yurdundayken teyzesinin tavsiyesiyle evlenmişti."Anneli öksüz" diyor ve çok değer verdiği belliydi, şimdi de kendisini ona kurban ediyordu.

Aklına gelen şeyi uygulayacaktı. Bu ruh haliyle çocuklarını üzüyordu. 'Manzarayı gördüklerinde mutlaka yıkılacaklar ama unutup giderler'diye düşünüyordu.Üstelik hezeyanlarından sıkılmış olma ihtimalleri çoktu, rahat ederlerdi... Ama kızı gerçekten çok yıkılacaktı. Elinden bir şey gelmiyordu, zira çok soğumuştu hayattan.
İlkin bir mektup yazdı. Okunaklı ve bu gidişten hiç korkmadığını ispatlamaya çalışır gibi... Kızı zamanla unutsun diye. Uzatmadı, tekrar tekrar okuyup ve sonra bu mektubu yırtmalarını vasiyet etti. Şimdi iş sadece uygulamaya kalmıştı...

Kendisi de yaşlı bir çocuktu işte. Bir alçak yüzünden bir saat içinde ölmüş olacaktı.Sonra dua kitabını açıp bir yasin okudu, onu rafa bıraktı. Ağlıyordu, davetsiz misafir gibi Allah'a gidiyordu. "Ne olur affet Allah'ım" dedi.  Çok pis bir ruh haline girmişti. 

İçeride telefonu çalmaya başladı. "Hay Allah kapamamışım; ya oysa, ya güzel bir şey söyleyecektiyse. Bir pişmanlık kapladı içini ama harekete geçmişti bir kere, imkansızdı geri dönüşü yoktu bu işin, içini yoğun bir sıkıntı kaplamıştı bile. Sağ ayağıyla kurnayı yukarı kaldırdı. Su şiddetle akmaya başladı. Artık kafasını da aşmıştı. Hâlâ insanların zor durumda kalmamasını düşünüyordu. Onu boğacağına inandığı su miktarı dolunca, aşağı kata sular gitmesin diye son bir gayretle kurnayı kapadı. Kadın ölüyordu, hayat devam ediyordu. Adamın ruhu duymuyordu. Çocukları onu yaşıyor zannediyordu. Ama Allah her şeyden haberdardı... 

Ece Evren/Milas  14.10.2018

16 yorum:

  1. Değer miydi bir adam için? Değmezdi elbet. İnsan bu işte, bir anlık bir gafletle bir anlık bir boşlukla emanet olan canını kendisininmiş gibi öldürüyor. Bence o adamı unutup kendini kızına ve torunlarına adamalıydı, kendi mutlu olamadıysa da onların mutluluğu için çırpınmalıydı.

    Eline sağlık ablacım, yazıların, hikayelerin çok etkileyici ve sürükleyici.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tabii ki Mücahit. Pişman olmaya fırsat olamayacak tek şey intihardır. Zaten sevilmeye değmeyen bir insanmış. Bazı yanlışlar dönüşsüz oluyor maalesef.
      Yorum için teşekkürler oğlum :)

      Sil
  2. Tekrar geri kazanılamayacak tek şey can Allah kimseyi ondan vazgeçecek kadar iradesiz burakmasın...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Amin Gamze kızım. Çok beter bir psikoloji olmalı :(

      Sil
  3. Önce teknolojiden girdik sonra intiharla devam ettik..🤔😁 İntihar falan diyince biraz irkildim açıkçası ama intihar etmez umarım,yani bir alçak yüzünden değer miydi ki çok üzücü bir durum..Zor zamanlarmış o günler..🤔 Emeğinize sağlık..✔😊

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yaşanmayan şeyler değil Ertuğrul. Tabii ki değmez ama oluyor işte :( Çok teşekkür ederim😊

      Sil
  4. “İntihar haberi Paris'e akşam saatlerinde ulaştı, o sırada bir İtalyan sihirbaz sarayda hünerlerini sunmaktaydı. (...) Haber geldiğinde insanlar biraz heyecanlandılar, şaşkınlık içinde fısıldaştılar; Madame de Prie adı aralarında bir kaç dakika dolaştı, ama sihirbaz o sırada yine şaşılası yeni bir numara sergilediği için Madame de Prie unutuldu; kendisi de olsa yabancı birinin yazgısını aynen böyle unuturdu. Onun tuhaf ölümüne Fransa'da gösterilen ilgi uzun sürmemiş, unutulmaz bir komedi oynamak için gösterdiği çaresiz çaba boşa gitmişti.”

    Yukarıdaki satırlar, Zweig’in “Bir Çöküşün Hikayesi” sinde, intiharıyla tüm Paris’i etkileyeceğini sanan Madame de Prie ile ilgili.

    Sizin hikâyenizde ise tam tersi bir düşünceyle yaşlı kadın yapacağı intiharın ailesi üzerindeki olumsuz etkisi üzerine düşüncelerini okuyunca aklıma geldi.

    İntiharından çok kısa bir zaman sonra o da unutulacak ve ömrünü verdiği sevdiği adam ve torunları yaşamaya kaldıkları yerden devam edecek.

    Benim en üzüldüğüm husus ise, hikayenizin ilk cümlelerindeki içine düşülen durum. Yalnızlık ve bu yalnızlıkta bir kediye muhtaç olmak. Bugün değil belki ama yarın, toplum olarak bu bizim yazgımız olacak …

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İki intiharın arasındaki farkı anlatan yorumumuz için çok teşekkür ederim. Hacer'in hikayesi hariç, diğeri sık sık içine düşülen ve hakikatte yaşanan bir duygu durumudur. Ama gerçekleştirmekten son derece korkulan. İnsan her türlü acıya katlanacak normda yaratılmış. Olaylar içinden çıkamayacağımız hâle geliyor zaman zaman. O zaman da, sevdiğinizin değil ama bir kedinin bile sizi anladığını hissediyorsunuz. Üzücü olan bu. Tekrar teşekkürler :)

      Sil
  5. İntihar hiç bir zaman çözüm değildir.Hiç bir şey için de canından vazgeçmemeli insan diye düşünüyorum.Zorlu süreç elbet geçecektir.Sevgilerimle ablacığım :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Elbette canım. Duyarlı olmayan biri için hele hiç değmez. Teşekkürler Yurdagül'üm :)

      Sil
  6. Artik bu acilar gecsin acilen neseli yazilar yazilsin 🤗

    YanıtlayınSil
  7. 🤗Evet Deryacığım. Yurdagül'e yorumda yazdım. Mizahi ya da mutluluk hikâyelerine dönmeye karar verdim. Çok haklısın. Teşekkürler yorum için:)

    YanıtlayınSil
  8. Intihar çözüm değil elbette,hele ki böyle bir adam için..Bu öykü serisin de atladığım bölümleri okuyarak ilerliyorum Ablacım..Kalemine sağlık 😘Sevgilerimle

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağol kızım. Hiç de iç açıcı bir öykü değildi. İnan benim bile moralimi bozdu. Artık böyle hikâyeler yazmayacağım. Okuduğun ve yorumun için çok teşekkürler canım. Sevgilerimle 😘

      Sil
  9. İnsanın kendi canını almaya hakkı var mıdır, yaşamı verenin hakkı değil midir almak? Çok bencilce değil mi intihar, çocuklarını çok seviyordu hani. Kendi acılarından kurtulmak için onları acıya boğmuyor mu? Yanlış, başka bir yanlışla doğru olur mu? Aklımda bir çok soru...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben bencillikten başka bir tabir bulmak isterdim bu uygulamanın nedeni olarak. Kronik yaşama korkusu olan biri, ölümden davet beklemez. Daha doğrusu normal düşünemez ki zaten...İşin günah kısmı onu aşmıştır. Yakınlarımdan birinde şahit olduğum için, o çaresizliği anlamak dahi istemezsiniz. Dilerim o ruh hâline kimse girmesin...
      Yorum için teşekkürler...

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la