Yoncalı Şalın Sihri 7.Bölüm

Beraberlik
Sevgililer   

Yoncalı Şalın Sihri 7.Bölüm

Ceyda’nın aslında buna o kadar ihtiyacı vardı ki. İnsanı onaran, belki de en gerekli şeyin sevgi olduğunun bilincindeydi. Kendisini tabiiyetle onun kollarına teslim etti. Gözyaşları yeniden süzülmeye başlamış ve Umut’un montunda minik kümecikler oluşturmuştu. Bir müddet öyle kaldılar. Ayrıldıklarında Umut’un sarılırken söylediği 
-Seni sevdiğime eminim Ceyda, ne olur beni kırma… cümlesi o günden sonra hep kulaklarında yankılanacaktı. Çok mutlu olmuştu.
-Şimdilik hoşça kal Umut, haa hadi telefon numaranı söyle. Kaydettiği numaranın ucunda bir hayat olduğu hissi ve sevgisinin teyidi ile ona dönerek:
-Seni kıramam, zaten arayacağım dedi ve rüzgârda savrulan bir fidan gibi başı önünde ayrılıp okula doğru yürüdü. 

      Birden arkasına bakmaktan kendini alıkoyamadı. Döndü. Umut, o kara ve sevgi dolu gözlerini ona dikmişti yine… El salladılar. Şalı yavaşça yere kaydı. Yine fark etmemişti. Ama Umut koşarak şalı yerden aldı.
-Ceyda şalın! diye yüksek tonda seslendi.
-Ah yine mi düştü? dedi Ceyda ve onun elinden aldığı şalı çantasına özenle yerleştirip arkasını dönüp gitmekte olan Umut’a dikti gözlerini. Kardeşinin ölümünden sonra neredeyse ilk defa gülümsüyordu.

      Umut, evin yolunu tuttu. Ertesi gün babasının fabrikasına gidecekti. Ve onun uygun gördüğü bölümde masa başına oturup, planlar yapmayı hiç bu kadar istememişti. Umut'u küçük yaşlarından itibaren annesi her gün teyzesine bırakırdı, neredeyse  teyzesinin yanında büyümüştü.  Teyzesi onu o kadar güzel eğitmişti ki, gece hayatını oldum olası sevmezdi. Ceyda, ona küçükken anlatılan masallarındaki peri kızlarına benziyordu. ’Aynı…’dedi. 'Hay Allah neler düşünüyorum ben böyle…'
Ceyda da o gün ilk derse kendisini veremedi. Ama okuldayken daha iyi hissediyordu. Nesli’yi aramış ve geç de olsa okula gelmesini ona güzel haberleri olduğunu söylemişti.
-Umut mu yoksa? diye bir çığlık atmıştı Nesli telefonda…
-Evet Nesli, bugün beni yalnız bırakamazsın…

     Ders çıkışı karşısında Nesli’yi gördü, iki arkadaş uzunca kucaklaştılar. Konuşarak kantine doğru yol aldılar. Nesli arkadaşı mutlu olduğu için çok sevinmişti. İkinci derse neredeyse uçar gibi gittiler. Ceyda dersi takip edemiyordu, elindeki kalemle defterine bir şeyler karalarken aynı anda bir düşünce seline kapıldı. Artık üzülmek istemiyordu. İçi kardeş acısıyla yanıyordu ama Umut’la mutlu olmak için dualar ediyordu. Yüreğindeki kıpırtılar âşık olduğunun delili gibiydi. Üzüntüyle sevinci bir arada yaşamak onu yoruyordu bir yandan.

      O gece hayal kurmak için kendisine izin verdi. Bu evden nefret ediyordu artık. Ama babası için çok üzülüyordu. Belki babamı ileride yanıma alırım diye düşündü. Sonra Umut aldı hayallerindeki yerini… Onunla bir deniz kenarında el ele dolaşıyor, kırlarda koşuyor, şakalaşıyordu. Birden kardeşi düştü aklına yine. Belki Umut’un omzunda ağlar, bu tanımadığı; içini durup bazen, yeniden canlanıp yakan acının gözyaşlarını, üzüntülerini bırakırdı. Kendisine saygısı olan bir kızdı. Bir kere erkek arkadaşı olmuştu.  Bir ay bile geçmemiş, onun davranışlarından rahatsız olup ayrılmıştı. Güzeldi, belki değil çok güzeldi. Ama albenisi olmayan, narin hareketleri olan bir kızdı. İlk defa seviyor, içi içine sığmıyordu. Melek gibi uykuya daldı. Artık onu seven birisi vardı. Uykuya geçmeden son düşündüğü buydu.

Ece Evren 27.11.2018      

4 yorum:

  1. Ece ablacığım hayatımın düzensizliğinden ve değişikliğinden dolayı uzun zamandır yoktum buralarda. Yazılarınızı okumayı özledim. En müsait anımda bu hikayenin 1 . bölümünden itibaren okuyacağım. Sevgiler 💕

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım. Hiç aklımdan çıkmadın sen. Her gün hediyeni zaten görüyor ve anıyorum seni. Vakitler de yetmiyor kızım. Dilerim hayat sana güzel davranır. Çok teşekkür ederim. Sevgiyle gözlerinden öpüyorum 💕

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la