Şikayetname 26.Bölüm

Öldürmek
Kovboy          

Şikayetname 26.Bölüm

Kurşun hiç bu kadar sabırsız ve asabi olmamıştı. İnsanoğlunun kim bilir nerede ölümü ve imalattan yeni çıkmış taze kurşunlar; aslında hemen ya da kaç zaman sonra, kimilerinin vücutlarında ömürlerini tamamlayacak ve yaşamlara son verecek. Kaderine ortak edecek onları. O, patlamak ve öldürmek amacıyla imal edildiğinden; daha, sıcacık etlere dalıp, ya içeri gömülüp ya delip dışarı çıkarken yaşamla vedalaşır, ateşlendiği anda çıkan küçük bir duman ve birkaç kıvılcımla birlikte. Kurşun, kurşun olduğunun farkında değildir. Ama birinin hayatını sonlandıracak ya da değiştirecek güçtedir.   

Dizilim şöyle oluyor. Amaç-imalat-kutulama- paketleme ve sonra açılan kutular. Sabırsızlıkla şarjörle ve onun da kurşunlarla buluşması, ardından satışa sürülme. Alışlar ve vakti gelince yolculuk… Ya yastık, ya yatak altında ya da herhangi bir yerde saklanmaları, her türlü tehlikeye açık... Ya ruhsatlı, ya ruhsatsız, gayri resmi yollardan temin edilenleri de cabası... 

İnsanoğlu yaratıldığı tarihlerden bu yana, bir diğerini tehdit unsuru olarak görmüş. Önce yumruklar, sonra sopalar, taşlar, bıçaklar; ilerledikçe zamanlar oklar konuşmuş. At üstünde savaşmışlar yeri gelmiş…  Nedenler basit olsa da bu acımasızlık insanoğlunda doğuştan varmış. Çağlar atlandıkça silahlar değişmiş. Daha ilk kurşun çıkarken tabancadan, mertliği yere sermiş, yumruklarla dövüşmek bunun yanında erkekçe kalmış. Önce hedef tutturmak için çok çalışılmış. Nişancı olmak övünç kaynağı olmuş. 
Hedefi tutturan da, ıskalayan da adrenalin tutkunu olmaya başlamış. Dizilerde, filmlerde eller belin arka tarafındaki kemere sokulan tabancalara gitmiş hevesle… 

Bazen de geri tepmiş silahlar. Sahiplerinden intikam almış kurşunlar. Ellerinde patlamış bazılarının da, ya öldürmüş ya da sakat bırakmış. Hiç hayra çalışmamış yani. Amacı daha baştan kötüymüş. Şimdi daha kalleş öldürücüler var. Bombaların içinde patlayarak ölen insanlar, düşmanlık ve hırslar uğruna bombayla gezenler... Kurşunların; bıçakların keskin taraflarının hedeflerinde, kurban edilecek kadın, çoluk, çocuk ve erkekler de var. 

Seyretmek mi, vurulmak mı diye sorsalar
Anam, bacım vurulmuş, bana da kıysınlar
Kurşunun kanı, önce içine akar
Rast gelesi habersiz, daha çok can yakar
İnsanmış, hayvanmış, ne fark eder ki?
Onun candan can almaktır bütün niyeti 
Kalanın kabzada parmak izleri
Giden ödemiştir bütün diyeti…

Ece Evren

14 yorum:

  1. Yaratılanı tehdit görmemeliyiz katiliyorum

    YanıtlayınSil
  2. Silahlardan hic hoslanmiyorum. Insanlar silah olmadan da yeterince kavga halindeler zaten ��

    YanıtlayınSil
  3. insanoğlu,tehtid dilini kullanmayı çok seviyo..tv,de,dizilerde,filmlerde bol bol görüyoruz..çevremiz de her yerde var hatta aile de bile var,hekimler bile hastalarını tehtid dilleriyle tehtid edebiliyor,tabii tam tersi de olabiliyr..Çocuklar bile artık ebveynleri ve çevrelerinden öğrendikleriyle, birbirlerine karşı tehtid dilini kullanabiliyorlar..

    Bir insan "tehtid dilini" niçin kullanır? Çok basit aslında; "bir yerden güçlü bir dayanağın kısaca gücün varsa, karşı tarafa karşı tehtid dilini çok rahat bir şekilde kullanabilirsin.." Güç kavramı,insanların başkalarına karşı "tehtid dilini" kullanmasına neden oluyor..Gücün varsa,birilerine tehtid dilini rahat bir şekilde kullanabilirsin..Mantık bu..

    kısaca, "silah icat oldu mertlik bozuldu..Gücün varsa, tehtid edilecek birileri de mutlaka vardır.." 😀 neyse uzun bi yorum oldu,emeğinize sağlık..✔😊

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Uzun yoruma zaman ayırdığın için çok teşekkürler Ertuğrul.İnsan ölmekten korktuğu kadar, başkasının canının da kıymetli olduğunu kabul etse zaten öldürmek diye bir şey bu kadar sık olur muydu? Öldürenlerde vicdan diye bir şey olduğunu sanmıyorum zaten. Teşekkürler Ertuğrul 😊

      Sil
  4. Hayat bu belli olmaz.Bazen de silahlar geri tepebilir.Kalemine sağlık ablacığım :)

    YanıtlayınSil
  5. Merhabalar.
    Dinamiti keşfettiği için pişmanlık duyan Alfred Nobel, vasiyetinde insanlık yararına çalışmaların ödüllendirilmesini ister. Hayatları sonlandıran kurşunları ve onların ateşleyicilerini icat edenler de Alfred Nobel gibi pişman olmuşlar mıdır ki? Ya da tetikleri çekenler...

    Sonuç:Ölen de öldüren de insan...
    Kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar Recep Bey...
      Bu konuda hep yazayım derdim. Üzüldüğüm konuların en başında gelir. Çok düşündürür beni. Alfred Nobel'in pişmanlığı fayda etmemiş ne yazık ki... Kaçlarca kişi öldü kim bilir?
      Allah sonumuzu hayırlı etsin Recep Bey. Ben de size ve ailenize sağlıklı ve huzurlu günler dilerim.Selam ve saygılarımla...

      Sil
  6. Keşke insanlık her şeyi barışla halletseydi, çözseydi de teknolojiyi böyle kötü bir amaç için kullanmasaydı:( ben diyorum ki, insanlık ne zaman tüm silahlarını gömecek işte o zaman gerçekten çağdaşlık gelecek. Eline sağlık Ece'ciğim çok güzeldi.

    YanıtlayınSil
  7. İnşallah Müjde'm.Bu kadar silahtan nasıl vazgeçerler bilmem de, dilerim en azından gençler güzel günler görürler.Sevgilerimle canım 😊

    YanıtlayınSil
  8. Tam bir Şikayetname olmuş... İnsanlığın vazgeçilmez korku ve korunma icadı olarak girdi hayatımıza. Kimi zaman bir eşkiyada kimi zaman bir adalet temincisinde öyle yada böyle...
    Bu güzel anlamlı yazı için teşekkür ederim Ece annem yazıların keyif verici harika yol gösterici nitelikte... Yeni yazılarda görüşmek üzere...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hoş gelmiş oğlum. İnanır mısın, daha çok yazacağım da... Korku dağları bekler. Hani değişeceğini bilsem bir şeylerin, bu uğurda inan bir şeyler yapmak isterdim.
      Çok teşekkürler oğlum. Sevgilerimle...

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la