Verdiğiniz Acıları Tadacaksınız!

 




Dünya sıkıldı


Bir insan

Bir dünyadır aslında

Dünya ise, ne kadar zorlansa, enerjisini atma ihtiyacı duysa da

Her gün yeniden hazırlanır insanoğluna

Önce ışığını alır güneşten, saçar her yere

Sonra bekler üstünde olacakları

Kaderimdir der, kabullenir, sabreder

Bir dünya kahrı olan bunca insanı hayretle seyreder...

Depremlerin kısa sürmesi neden dersiniz

Yaradan'a zor mu alt üst etmek dünyayı?

Şükrümüz kime?

Daha emin olamamış ve yürekten edememişken

Nimetlerin kıymetini hiç bilememişken

Zamanlar tükenmeyecek sanırız...

Bizde olanı herkeste var

Olmayanı fark edince yokluğu anlarız

Cirmimiz kadar yer kaplar, tüm cürümleri işleriz

Sonra aklımıza gelir bazen yaptıklarımız

Bilmediğimiz o güçten

Dünyaya kapılıp, yine de korkmayız


Gördüklerimi siz de görüp

Hissettiklerimi anlayabilir misiniz?

Gittikçe kötüleşmedi mi her şey?

ÇOCUKLAR VE HAYVANLAR...

Nasıl da harcanıyorlar...

Şeytana dönüşmüş insanlar

Kimimiz faal, kimimiz dilsiz şeytan

Ne de çabuk kapılırız şeytan çekici hallere


Bir köpeği delik deşik etmek

Bir kediyi kesip biçmek

Onca hayvanı telef etmek...

Siz bu suçu işleyenler

Bence kıyamete dört ayakla gideceksiniz!

Nasıl oluştuğunu anlayamadığınız kuyruklarınız olacak

Meçhul zamanlarda hep öyle kalacaksınız

Ayakta durmak haram olacak size

Onların hikmetini anlasanız da

Tövbeleriniz kâr etmeyecek

Siz hiç konuşmadan durabilir misiniz?

Sağır ya da dilsiz değilseniz

O zaman niye onlara bunca eziyetleriniz?


Bu işin hayvanlar kısmı

Ya insanlar?

Sabun olanı, kömüre dönüşeni

O sabunlarla yıkanıp, kömürlerle ısındınız mı?

Bence tüm darağaçları hazırlandı

Kötülüklerin miatlarının dolmasını bekler

Acımasızlarsa sıralarını tabii

Adı neden darağacı bilir misiniz?

Darlarda kalsınlar, ip onlarla oynaşsın diye

Tam yağlanmamış urgan bir gevşeyip, bir daralsın diye

Hemen can vermesinler diye

Onların yaptığı gibi, işkenceyle...


Göz ile akıl

Akıl ile kalp

Kalp ve duygular

Duygular ve vicdan

Bunlara sahip olmayan, belki hiç tanışmayan insanlar...

Ya da insanoğlu insanlar...

Er geç verdiğiniz acıları tadacaksınız!!!


Ece Evren/15.Ocak.2021





25 yorum:

  1. insan en kötü hayvanmış yaa :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yırtıcı, acıma duygusundan uzak. Güdülerinin esiri:((

      Sil
  2. Güzel mısralar gerçekten de. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  3. Sadece dünya mı, biz de çok sıkıldık.... :D

    YanıtlaSil
  4. Merhabalar.
    "Rabbin meleklere "Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim" demişti; melekler "orada bozgunculuk yapacak, kanlar akıtacak birini mi var edeceksin? Oysa biz Seni överek yüceltiyor ve Seni devamlı takdis ediyoruz" dediler.

    Yeryüzünde bozgunculuk yapacak ve kanlar akıtacak olan kim? Halife, yani insan, insanoğlu. Peki kim, kimin halifesidir? Melekler gaybî bilemezler. Melekler, yeryüzüne yeniden gönderilecek olan varlığın yeryüzünde bozgunculuk yapıp kan dökeceğini nereden biliyorlardı? Daha önce de yeryüzüne insan gibi varlıklar gönderilmiş ve gönderilen bu varlıklar, yeryüzünde kan döküp bozgunculuk yapmışlar ve Cenab-ı Hakk da bu kavimleri yok etmiş. İşte meleklerin halife hakkında bildiği de bilgisi de buradan kaynaklanmaktadır.

    Gelelim dizelerinize konu olan zulme ve zalimlere. Cenab-ı Allah tarafından yeryüzüne daha önce gönderilen kavimler bozgunculuk yapıp kan dökmüşlerdir. Yeryüzünde yeniden var edileceği planlanan varlıktan halife olarak bahsedildiğine göre, bu halife kendinden önce gönderilenin halifesi olduğuna göre, elbette bu varlık da yeryüzünde kan döküp, bozgunculuk yapacaktır. Yeryüzüne son kez gönderilen halife için de, şeytana verildiği gibi bir mühlet verilmiş olmalı ki; yeryüzünde kan döküp bozgunculuk yaptığı halde, kendinden önce gönderilen kavimler gibi yok edilmiyorlar.

    İslam akidesine göre, Cenab-ı Hakk'tan yeryüzünde bozgunculuk yapıp kan dökenlerin hesabının hemen görülmesini bekleyemeyiz. Çünkü insan eliyle işlenen ve bu dünyada karşılıksız kalan tüm bu zulmün hesabının görüleceği bir Mahşer-i Kübra vardır. Bir de bu konuyu din inancı olmayan kişiler açısından ele alırsak. Yeryüzünde işlenen ve cezası verilememiş tüm suçlar ve haksızlıklar yapanın yanına kalacaktır.

    Hal böyle iken, dizeleriniz arasında koşturup durdum. Elbette yeryüzünde kan döküp bozgunculuk yapan, zulmeden, işkence eden halife de olsa, insan da olsa er geç mutlaka yaptıklarının hesabını verecek ve cezasını görecektir. Ancak, bu dünyaya bir kere gelip de yaşamı boyunca zalimlerin zulmüne uğrayıp, yaşamı çileli bir zindana dönüşen hayvan olsun, insan olsun yazık değil mi bunlara? Bana bu dünyayı dar edip, beni bu yaşamdan kopardıktan sonra; bana bu zulmü yapanlar, bu dünyada cezalandırılsa neye yarar, ahirette cezalandırılsa neye yarar?

    Kaleminize ve yüreğinize sağlıklar dilerim. Konunun dışına çıktıysam da, sürç-ü lisan ettimse de affola.
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar Recep Bey. Öncelikle estağfurullah diyerek başlayayım. Dinî bilgilerinize hayran olmuşumdur hep. Ardından olan bitenler konusunda kendi fikirlerinizi de paylaşmışsınız zaten. Özellikle şu düşüncenize sonuna kadar katılıyorum: "Bana bu dünyayı dar edip, beni bu yaşamdan kopardıktan sonra; bana bu zulmü yapanlar, bu dünyada cezalandırılsa neye yarar, ahirette cezalandırılsa neye yarar?" Bir de toplumun zarar gördüğü onca şeyler var...
      O zaman, yani dünyada cezalarını bulduklarını göremeyeceğimizi varsayarsak, biz de deriz ki: Upuzun metrajlı, günbegün yayınlanan aralarına mutluluklar serpiştirilmiş ve geneli çok kötü bir filmi hepimiz izliyoruz. Kimileri aktif rol almış, kimileri sadece izleyici. Seçilmiş bazıları ise filmin baş karakterleri. Genelde kötü roldeler ve kaos yaratıyorlar. Biz dilsiz şeytan olmaktan kurtarıyoruz. Zira sebeplerimiz ve gerekçelerimiz var. Dilsizleştirildiğimiz için ne itiraz edebiliyor, ne de birlik olup tek seste buluşamıyoruz. Hemen her şeyi çoğumuz anlıyor ama seyirci locasından bir yere kıpırdayamıyoruz. Birçok arena var. Hepsini teknoloji sayesinde görebiliyoruz. Yoksulluğa mahkum edilmiş aç insanlar, öldürülen başta kadın birçok insan, taciz, tecavüz ve darp kurbanı çocuklar ve her cinsten işkenceye uğrayan dilsiz hayvanlar. Aç ve soğukta kalmaları yetmezmiş gibi. Tüm bunları içimiz kan ağlayarak seyrediyor, beddua etmekten kendimizi alamıyoruz.
      Öldükten sonra nelerle karşılaşacağımız meçhul. Yani dünya hayatı için hangi kanunlar geçerli bunu bilmemiz mümkün değil. Biz inancımız nispetinde adaletli olmasını dileyebilir, birebir yaşadığımız ve etrafımızda şahit olduğumuz, duyduğumuz olaylardan, önü ve sonunu gözden geçirerek ancak bazı sonuçlar çıkarabiliriz.
      Dünyada her şey bir başıboşlukta salınıp duruyorsa eğer, insanların aklında bazı şüpheler doğar. Hiçbir şeyden emin olamamaktandır bu şüphe. O zaman imanımızın zarar görme tehlikesi olur. O nedenledir ki çok düşünmek ve her şeyi anlamaya çalışmak insanı hem manen, hem maddeten çok yorar.

      Dileriz ki, kötülük yapıp etraftaki her türden canlıya, her türlü zarar verenler, daha yaşarlarken cezalarını bulsunlar. Böyle düşünmek benim bu derin üzüntülerimi bir nebze de olsa dindirecek...

      Adaletli zamanların tüm dünyayı sarması dileklerimle...
      Selam ve saygılarımla...

      Sil
    2. Konu ile alakadar olması hasebiyle paylaşmayı uygun gördüm.

      “Kıyamet gününde A’râf’takiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara seslenerek şöyle diyecekler: Gördünüz mü, o toplanıp bir araya gelmeniz ve büyüklük taslamanız size bir şey kazandırmadı? Hani, Allah bunlara hiç rahmet etmez dediğiniz adamlar bunlar mıydı? Halbuki onlara şimdi: Girin cennete, artık size korku ve hüzün yoktur, denilecek.”

      (A’râf, 7/48-49) 

      Açıklama: Önce A’râf’ın ne olduğunu açıklayalım. Âlimlerimizin çoğunun kabul ettiğine göre A’râf cennetle cehennem arasında  bir yerdir. Sevaplarıyla günahları birbirine eşit olan mü’minler önce cennete veya cehenneme konulmayıp Allah’ın dilediği kadar burada bekleyecekler, sonra Allah’ın lutfuyla cennete gireceklerdir. Burada A’râf’ın ne olduğu bizi ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendiren âyetin şu kısmıdır:

      A’râf’ta bulunan mü’minler, dünyada iken tanıdıkları bazı din düşmanlarına rastlayınca, onlara, umduklarını bulup bulmadıklarını soracaklar ve diyecekler ki, hani dünyada aynı düşünceyi paylaşan kişiler olarak büyük kalabalıklar halinde toplanıyor, çokluğunuzla övünüyor, biriktirdiğiniz servetlere bakıp şımarıyordunuz. Bu tutumunuz ve Hak’tan uzaklaşmanız bugün size ne kazandırdı, söyleyin bakalım?

      Dünyada maddî imkânları olmadığı için kâfirlerin küçümsediği, hakir gördüğü ve “Allah bunları cennete alacak da, bizi cehenneme atacak öyle mi? Olmaz öyle şey!” dediği o mü’minler kendilerine gösterilecek. Siz bir zamanlar bunları hor ve hakir görüyordunuz değil mi? diye sorulacak, onların pişmanlık dolu bakışları arasında o kimsesiz ve yoksul mü’minlere şöyle denecek:

      “Haydi girin cennete, artık size korku ve hüzün yoktur...”

      (Riyazü's Salihin - İmam Nevevi Tercüme ve Şerh: Prof. Dr. M. Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan, Yrd. Doç. Dr. Raşit Küçük)

      Sil
  5. Verdiğiniz acıları tadacaksınız isimli şiirinizde bu acıyı tadacaklar için kullanılan çok özel bir kelime hatırlatmasında bulunmak isterim: kelimemiz Arapça “belhum adal” dır. yani “hayvandan daha aşağı olan” bu kelime ile eşrefi mahlukat sayılan insan, yaptığı kötü fiiller neticesinde hayvan bile daha aşağı bir dereceye sahip olacağını ifade için kullanılır. Kelime kutsal kitabımızın Araf suresi 179. Ayetinde geçmektedir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilgi için çok teşekkürler. Sağ olun. Hayvanların halleri bunu ispatlar gibi zaten.

      Sil
    2. Arif Kerim Çalışkan. Yorumunuzun altında yanıtlayın butonu yoktu nedense. Ben de bir okuyucununkinden yorum sayfası açtım.
      Anladım sizin yazdıklarınızı. Kayıtsız şartsız iman etmek lazım. İslam dininde Allah ile ilgili şüphelere yer yoktur.
      Yorumunuz için teşekkürler.

      Sil
  6. Ders almıyoruz hiçbir şeyden,
    Ya o kötülük abidesi insan denmeyecek mahluklar, ateşiniz bol olsun inş.

    YanıtlaSil
  7. Sitenize ilk kez uğruyorum, tasarımınızı çok sevimli buldum. Keşfedilecek birçok yazı meraklısı olduğu için de detaylıca değerlendiremiyorum sitenizi ama mutlaka tekrar gelmek istiyorum. Kendinizi unutturmayınız, kendi sayfama da mutlaka bekliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mustafa Özbek, çok teşekkür ederim. Eskiden başka konularda yazardım hep. Ama insanların kendilerini koruma yetenekleri ve şansları olduğu için, bu defa kendilerini savunmaya bile güçleri olmayan hayvanlar oturdu gündemime. Ben bir hayvan sever olduğum için onlarla ilgili yazmak beni mutlu ediyor. Sayfanıza bakacağım. Güzellikler dileklerimle :)

      Sil
  8. İnsanların içindeki kötülük potansiyeli beni korkutuyor bazen ☹️

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Derya'cığım. Maalesef ki kötülükte sınır tanımıyorlar :(

      Sil
  9. Çok etkileyici yazmışsınız, insanın kalbine dokunuyor. Yüreğinize sağlık. Olanları düşündükçe sanki boşlukta savruluyor insan. Kötü şeyleri önleyememek ne acı.

    YanıtlaSil
  10. Yazdıklarımın size geçmesi beni çok sevindirdi. Biraz fazla duygusalım ama hiçbir zararını görmedim bugüne kadar. Başka türlü olmayı istemezdim.
    Size çok teşekkür ederim.
    Bloğunuz var, baktım ve sevindim aynı konularda yazdığımıza. Ama izleyiciler butonunu göremedim, bir de gmaille takip butonunu. Eklerseniz sevinirim.
    Sevgilerimle :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim ilginiz için. Yeni olduğumdan henüz yeterli bilgim yok. Dediklerinizi eklemeye çalışacağım. :)

      Sil
  11. Tolga Oral “hayvandan daha aşağı olan” diye yazmışsınız. Hayvan, yapısı gereği Allah'ın uygun gördüğü cismiyle dünyaya gelmiş amaa ya insan? Allah'ın halifelik sıfatını verdiği o insanoğlunun yaratıldığından bu yana yaptığı canilikleri? Hangi hayvanın Allah'ın kanunlarının dışına çıktığı görülmüş ki?
    Ben onlara verilen sıfatların irdelenmesi gerektiğini düşünürüm hep...

    YanıtlaSil
  12. Yaptıklarının bedelini bir gün olsun ödeyeceklerini bilmek, biraz olsun soğutuyor insanın yüreğini.

    YanıtlaSil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la