Dünya İçin Ağlıyorum Ben...

Dünya İçin Ağlıyorum Ben...

Açlık
Afrikalı Çocuk
Benliğim, duygu katmanlarımın en acıtan yerine sızıp, sonunda ulaştığı en derinlerde sürgün yedi. Mutluluğu biriktirmenin mümkünü yoktu, kısa mutluluklarla ise yetinemedim. Ne olurdu hayat, tüm acı köprülerinden geçtim diye benden hoşgörüsünü esirgemeseydi? Kıymetli her şeyi çabuk tüketen insanların şanslarının aksine ben, tüm kıymetlilerimi onun yeryüzü kısmına mecburen emanet etmişken, beni biraz soluklandırıp görmemezlikten gelse ne olurdu ki? Hiç bir durağında dinlenmeme izin vermedi. Hayat günahın ta kendisiydi. Her zevkin, her mutluluğun ve yaşanmışlığın sonunda bir hüküm, bir ceza, bir kötü sona gidiş vardı. Her şey geçici ve sonluydu. Hiç bir güven duyulacak tarafı yoktu.Tekdüze ve monoton da olsa, o düzenle yetinmenin en azından vergisi olacak güven hiçbir zaman hayatın bir küçük hediyesi olamadı.

Hatta hayat, verirken ilkin faizini alıyordu.Taksitleri pahalı, ödemesi güç bir kredi gibi. Tüm nimetlerden önce ve sonra mutlak bir bedel olurdu.Size biçilen süreç için yanında kullanma klavuzu sadece aklınız ya da akılsızlığınız, ya da varsa da kullanamadığınızdı.En önemlisi de kaderin iyi ya da kötü yazılmasıyla şekillenen düzende metozori  yürüyordu. En son ve büyük bedel ölümdü. Daha doğarken borçluyduk canımızı.

Mutsuz olduğunuz için, tüm günahlar karşınızda dizilir davet ederlerdi sizi. Bağışıklık sistemi çökmüş bir insanın hastalanması gibi yakalanırdınız. Küçük kaçamaklarla anlık mutluluklar yaşardınız. Böylelikle iki dünya da dar olacaktı size. Bile bile lades gibi. Bir takım ezberler vardı dünyanın bulunduğunuz yerlerine göre. Düşünceleriniz özgür değildi. İsyan suçtu. Her şeyi olduğu gibi kabul etmeniz gerektiğini söyleyen, belki kendisi bile uygun hareket etmediği halde, riyakarlık sarmış içlerini, dışarı değişik ve genelde kabul görür tarzda aksettirmeyi öğrenmiş, büyük güçle anlaştığını ya sanan, ya da umursamadığı halde kafanızı hepten karıştıran ezberciler. Ya bir kitlenin ezber aşılanmış yanılgısıydı, ya da hiç çalıştırmadığı tembel kafasının bahanesiydi. Dünya yaşlıydı ve bilim doruklardaydı. Bu devirde cahil kalmak aptallığın ta kendisi idi. Bilim adamları ve mucitler harıl harıl çalışırken ve bulduklarıyla yetinmezken, bu inanılması güç saçmalıklar da neyin nesiydi? Bilinen bölgelerde düşünceler birazcık  da olsa modernize edilemez miydi? İnsan olmaya çalışmak, birbirinin haklarını gözetmek ne zaman en son gayret bile olamadı artık?

Kişisel yaşama dönüş yolu başlamıştı sanırım. Ya da beklentilerini düşük tutan sıradanlar, neşeyle yaşamlarını sürdürüp, sizden de egoist olmanızı  tavsiye edecek kadar küstahlaşıyorlardı. Dünya bildiğiniz gibi hiçbir zaman tam  bir manevi düzende seyrine devam etmemişti. Sene 2016. Acaba bu sene(geçelim geçmişi), ülkemiz de dahil olmak üzere şu son altı ay içinde dünyada kaç insan katledildi? Ya beynine ya da vücudunun onlarca yerine kurşun yiyerek ya da işkencelerle can vererek? Neden bombaların yüksek patlayıcılarının saçıntılarıyla kolları ve bacakları savruldu dört bir yana  ve hala azıcık kalmış canlarının titremeleriyle, birbirinde uzağa düşmüş hücrelerinden verdiler zamansızca ruhlarının çıkışlarını? Hangi seçilmiş  ÜST’ler? tam güdümlü yetkileriyle dünyanın altını üstüne getirme hakkını nasıl kendilerinde buluyorlardı? Yan yana gelmenin mutlaka bir taşıt gerektirecek aciz vücutlarını, uçaklarla  birbirlerine iştahla kavuşturup, telefonlarda randevulaştıkları saatte aynı yerde buluşturup ve sonunda insanlığın yararına olmayacağı belli olan içten içe sinsi düşmanlıklarını nasıl da cilalıyorlardı böyle riyakarca?

Madde zaten dünyaya hakimdi artık. Neredeyse rakamlarla konuşulan bir dil vücut bulmuştu. Hiç bunun sıkıntısını çekmemiş, her nimetten nemalanmış, amaçları değişmiş menfaatten başka hiçbir işe yaramaz anlaşma aşamalarında; tüm dünya halkları adına, protein ve vitamin yüklenmesiyle düşünce mutasyonuna uğramış beyinleri ile ne gibi  müspet kararlar aldılar ki? Belli bir tip düzene oturtup, ve örgütlenmiş düşünceleriyle eğriyi, doğru gibi müzakere etmeyi  nereden öğrenmişler ya da bunlar seçilerek mi dünyaya sürülmüşlerdi? Bu yetki sahipleri, arkasında durmaya değer hangi düşünceleriyle, hangi planlarla ve sonunda görmek istedikleri hangi pis niyetlerle örgütleri işleyip, alt kadrolarındakiler üzerinde sarsılmaz bir etki oluşturup hangi sapık emelli planlarını, ne için ve ne uğruna gerçekleştirmek istiyorlardı ki ? 

Tüm dünya halkı genelde huzurlu mudur sizce? Ya da nasıl bir sahte güven duygusu insanlığı uyutuyor? Dünyanın bu halini görüp güncel yaşamlarını sürdüren duyarsız insanlar, kendilerini aldatarak yaşayıp giderlerken, bir gün bu kaosun tam da ortasında kalamayacaklarından nasıl emin olabilirler? Ben sen o yok, biz varız ve insanlık olarak biz kaosun tam da hedefindeyiz. Korunaksız, güvensiz ve ecellerimizin ucu açık yaşıyoruz artık. Azrail kol geziyor. Sanki insanlarda vücut bulmuş gibi...

Hadi benim gibi kendi kendine kahrolanların dışında, devlet adamları, akademisyenler, siyasetin manasını yalayıp yutmuşlar, olan bitenlerin gayet farkında olanlar, susmak veya hiç bir şey yapamamanın yükünde kim bilir nasıl ezilirler, tahmin etmek hiç güç değil. Dünya bir örgütün pençesinde mi? Bu örgütün ne kadar da çok üyesi var böyle! Meydanı ne zamandır ve nasıl böyle boş bulmuşlar?

Sürekli arenada ve zincirlenmiş, kıpırdamasına izin verilmeyen bir seyirci gibi hissediyorum kendimi. Yarım asrı aşana kadar yaşım neler gördüm ve neler duydum. Göz müptelalığımızın odağı televizyonlar yokken de mutlaka duyuyorduk. Kafamızda canlandırmak zor muydu peki? Asırlardır katliamların olduğunu bilmem ve "Yani oluyor ne yapacaksınız?" denmesi benim, bizim acımızı dindirmez ki...Hala son hızla insanlar katlediliyor, vatanlarından sürülüyor ve işkence görüyorlar. Yapanlar vahşi aslanlar değil, bizim cinsten. Allah’sız ve kitapsız bunlar. Caniler... O da ne ? 

Kadınlar ve çocuklar var... Artık  ekranda birebir görüyorum ve hayretler içinde kalıyorum. Düpedüz kahpelik bu. Hani onlar, Yaratıcı'nın doğurganlık gibi bir mucize ile dünyaya saldığı cins değil mi? ÇOCUKLAR peki? Dünyanın tadına varamadan, daha hiçbir şey anlayamadan ölümü tatmayı, endişe içinde yaşamayı hak ediyorlar mı sizce? Afrika’da  kemik yığınına dönüşmüş vücutlarıyla bu yavrucaklar nereye uzanıyorlar ki öyle? Neden ağladıklarını akıl bile edemedikleri, açlık güdüsünde hapsolmuş halleriyle? 

Öz vatanlarından kaçmak zorunda kalan anne babalarıyla, sulardaki çetin yolculuklarda ulaşsalar da belki hiçbir tadı olmayacak yerlere varamadan, on yerine yüzlerce kişi binip dengenin bozulduğu teknelerde dip dibe açlıktan kokan nefesleri karışıp birbirine, rahatsız olmayı çoktan unutmuşluklarıyla umuda yaptıklarını sandıkları yolculuklarında ne hissederler ki onlar? Bence sadece anne ve baba, bir yakın ya da herhangi birisinde emanetse ona duyduğu, her an tehlikede olduğunu hiçbir zaman anlayamıyacağı içi boş güvenden başka hiçbir şey. 

Çocuklar saf ve tertemizdir. Olası bir ihtimal, gezdiklerini sanıp, küçük yüreklerine sığmayan büyük sevinçleri kursaklarında düğümlenir felaket anında.
Bilmediğimiz için anlayamayacağımız bir dilden ve halden hezeyanlı konuşmaları ve tekne alabora olurkenki çığlıkları?Tanımadıkları, belki adını bile duymadıkları bir denizde alabora olmaları... VE BİLMEM NE SAHİLİNE VURAN SABİNİN ÖLMÜŞ BEDENİ...Ben bu arenadan gözlerimi bir santim çekemem. Zira vicdanımın zincirleri çelikten...Her şeyde bir hikmet var diyerek de durulmuyor. Onlar için döktüğüm göz yaşları. Dünya için ağlıyorum ben...


 Ece Evren  Her günün bir saatlerinde...


      



Yorumlar

BLOGGER: 10
Loading...
Ad

. Şiirlerim "Satır Arası" # MİM 3 23.nisan çocuk bayramı Acı acılar acıları adalet ağır kayıplar ağlamak ağlıyor aile aklanmak Aklımda Deli Sorular / MİM 2 aklın sükutu akraba akşam aldanışlar aldanma aldanmak alışkanlıklar Allah Allah'ı hissetmek Allah'ın yüceliği an analar Ankara'da patlama anlamak anlaşılmak anlaşılmamak anlaşmak anlayamamak anlayış anmak anne annelergünü arama arayış Armağan Artık Anla askerlik Aslında Erenler aşk aşk acısı aşk çıkmazı aşk romanı aşkın gücü aşkın muhasebesi aşkın ölümü Ata'mızın vefatı Atatürk Atatürk' atlatılamayan travmalar avuntu ay ayak uydurulamayan dünya aymazlık ayrılık ayrılıklar azrail bahaneler barışmak baş eğmek başlar sağolsun bayrak bayram Bazıları beklemek beklentiler belirsizlik bembeyaz Ben ben kimim bilimsel veriler.Arthur Schopenhauer bilinmeyenler bir dost bir engelli bir garip dönem bir rüya ki bir umut Biraz Huzur birlik olamamak bitiş bitmiyor biz olamamak blog blog tanıtım Blog.Yazılarım blogger blogger dayanışması bloggerlar bloggerlar kaynaşıyor bloggerler bloglar bloglar arası dayanışma bloglar arası iletişim Bloglar arası röportaj Boğan Günahlar bombalar boşa giden yıllar boşa gidenler boşanma boşluk boşluk üzerine Bukalemun tabiatlı adam bulmaca bulutlar büyü can kırıkları canverenler cehennem Cehennem de Almaz cennet cevaplar ceza Cumhuriyet çabalar çanlar çaresizlik çelişki çelişkilerim çıkmazlar çocuk çocuklar çocukluğum çocukluk Dağınık Anne şiiri Dayanamıyorum dayanışma dayanma gücü Deeptone kitabı değer ölçüsü değeri değersiz hissetmeler değirme değişiklikler delice sevmelerim demokrasi depresyon derin kaygı destekler devrimleri dibe vuruş dikkatli dilsizlik dinginlik dini bayramlar direniş diyalog diyaloglar Doğallık doğduğumyer doğru muallakta doğum doğum yerim doğuşum dolunay dostluk Dönüş döşemeler dul duyarlılık duyarsızlık duygular duygularım Duyurular dünya Dünya Emekçi Kadınlar Günü dünya kadınlar günü dünyada kötülük dünyadan soğuma dünyadan uzaklaşmak dünyanın gidişatı Dünyanın Hakkını Vermeyeni Dünyanın Kiracıları düşüncelerim düşünmek düzene uymama ebcet hesabı ece ece evren ecel edebiyatta atışma tarzı ego egoizm eğitim eğitim neferleri eleştiri elveda emeklerim emin olmak en büyük şans En Yaralıyım endişe engeller engelli engellilerin sorunları erdem Erozyon etkiler etkinlik Etkinlik yazım etkinlikler evlilik evren ezanvakti fazla önemsemek fırsatlar fırtına sonrası fidan fikir ayrılık nedenleri gaflet uykusu garip gece gecikme geç kalmış bir aşk geçen sene Geçen Sene Bu Zamanlar geçici geçinme geçişler geçmiş gelecek gerçek gerçek alem gerçekler gerginlik gidişat gittikçe zorlaşan durumlar gizem görmezden gelme görüşü netleştirememek Gözünüzü ve Elinizi Emeklerden Çekin! gözyaşları gözyaşları.Şiirlerim gözyaşlarım.Yazılarım gurur güçler gülerken gülmek GÜLÜMSEYEN BİR ÇOCUK İÇİN : KİMSESİZ BIRAKMAYIN gün batımı gün dönümü günü güvensizlik güzel el hainler hak hakaretler Hakkımda Yazım haklar hakları haklarımız haksızlıklar hangisi yanlış hapsolmak haram harcanmak hasret hasreti hasta Hasta Bakmak Nasıl Olmalı? hatır hatırlamamak havalimanı Hayal hayal bitimi hayal kırıklığı hayal kırıklıkları Hayalden Öte Hayaller hayallerim hayallerin hayalleriniz hayat hayat arabası hayat devam etmeli hayat oyunu hayatın sürprizleri hayattan kaçış hayır diyebilmek hayır işlemek hayırlı olmak Hayırlı Olsun hayvan hayvan sevmeyen insanlar hayvanlar hazmedememek hediye çekilişi her bölüm bir kesit her şeye ayak uydurma hesap hesap dökümü hesaplar hırs hırsızlık hırslar Hikayelerim Hikayelerim. hikmetleri hilal hissettirdikleri huriler huylar hürriyet hüsran hüzün ışıklar içgörü içimin fırtınaları içine kaçmak içtenlik idealleri ihanet ihanet. Şiirlerim ikazlar ilahi ilişki ilişki çıkmazı ilk karın mutluluğu iman inanamak inanç inkar insan İnsan insan hakları insanlar insanlık insanlık ne halde internet intikam islamiyet İslamiyet İstanbul isteksiz yolculuk isyan izbeler kabus kaçış yok kadercilik Kaderin İzni kadınhakları kadınlar kadınlara haksızlıklar kalem kalıntı kalleşlik kalp kan kanatlarında ruhum kanser gibi illet kaos kaoslarım Kara Pazarlar Kara Pazarlardan karakter kararlılık kararsızlıklar kardeş kaybı karmançormanlık karmaşık duygular kasaba katıkalpler katliam katliamlar kavuşma kaygı kayıp kayıp günler kayıplar kayıtsızlık kaynaşma keramet kırgınlık kırgınlıklar kırıcı olmak kırmızı kısmet kıyamet kibir kimliğim kimliklerimiz kişilik bozukluğu kişisel blog kişisel idare kitap yorumu kitaplar kollarım kopya yazılar korku korkular koşturmalar kötü emeller kötü ortam kötü yorum kötüler kurall Kuran-ı Kerim'i anlayabilmek kurban kurtulma isteği kuruluşlar kuşkularım kutlama kutlamalar Kutsa küfürler kültür başkenti Madem ki Maden mahşer maneviyat martı masallar mavinin büyüsü Meçhule Uyandık Yine med cezir melek merhaba mevsimler milli bayramlar mim Mim Etkinliği mim gibi bir güzellik mim soruları cevaplar mimlemek mimlendim mimlenmek misafir yazar mucize mucizeler mutluluk mutsuz günler mutsuzluk müşterek mütevazı olmak nasip nefis ziyanları Nefisler nefret nereye gidiyoruz nida nikah nimetler okul okumak olanlar olanlara anlam verememek olaylar on kasım onur oyuncular öğrenim. Yazılarım öğretmenler ölüm ölümler ömürler öze saygı özlem özlemek paradoks paylaşımlar paylaşmak pazarlar pişmanlık piyonlar polisler profil karmaşası profiller Puslu Dünya Reklamlardaki Gibi Olmayan Şeyler renkler riya riyakar insan roman Romanımı kaybettim hükümsüzdür ruh ruhun zedelenmesi rüya Sade ve Derin saf düşünceler sahipsiz aşk samsun sanallık sandalyeler sanık sapan Satır Arası satışlar. küçük görme satranç seçenekler sela sempati sen senarist senden bir daha sendrom sensizlik serçe sessizliğin dinginliği Sessizlik sevgi sevgili sevgisizlik sevilmek sevmek sevmekle sevilmenin farkı sevmenin ızdırabı sığınmak sıradanlık sırlar siber alem siber âlem siberalem simitçi sinir sis siz Sizce Mutluluk Nedir? son sona yaklaşma sonsuzluk sonu merak sonuç sonuçsuz sevmeler sorular sorunlar Sosyal Medya Kafe-Yaşam Bloğu: Blogger Hazır Tema(Şablon) Düzenleme Resimli Anlat... sosyal olmak sömürü söz hakkı Sözler Tükendi Stephan stres sur Suratlar susmalı sükut-u hayaller şairler. Şans Mimi şansızlık şarkı şehitler şehitler var yine şehitlerimiz şehr-iaşk şeker bayramı Şekilden Şekle şeytan şiddet şiir oku şiirler Şiirlerim Şiirlerim. Şikayetname Şükret şükretmek şüphe götürmez gerçekler talan tanımak tarih boyunca değişen isimleri taşlar tat tavizsizlik tecavüzler teknoloji telafi tepkiler terör terör belası terör laneti tıkandık toplum toprağım tufanın talanı tutsak avazlar tutunacak dal tükeniş tükenmek tüketmek uçak uçmak umarsızlık umut umutlar umutsuzluk uzaklar uzanmak üstü çizilmiş yazılar üzüntü vahim olaylar Varlıklar vatanım vazgeçememek veda vefa vefasızlık vermeler vertigo belirtileri vurgun Vücutlar yaftalanmak yakamoz yakınlar yalan Yalnız İnsanlar yalnız kadın yalnızlık yanılma yanlış kullanımlar yanlış seçim yanlızlığın sükuneti yapaylık Yaradan yaradılışımız yaradılışın sırrı yaralanmak Yaratan Yaratılış Sırrı yardım isteği yargı yarım yarınlar yaşam Yaşam Denen Mucize yaşam hakkı yaşamak yaşanan zorluklar yaşla gelen acılar. Yazılarım. Yayınevi Sorunsalı yayınlanmış yazar Yazılarım Yazılarım. Yeni bir yıl yeni umutlar yeni yıl yeni yil yeniyıl yeter yetimler yıkılan umutlar yıkılmak yıkılmış hayaller yıkıntılar yıldızlar yine kurbanlar yine terör yirmi iki blogger yitirilenler yitirme yoğun duygular yoketmek Yokluğumda Sen yol bulamamak yollar yoruma tepki yüreğim yürek zaman Zaman Durdu Bak Yine Zaman Şahidimdir zamanın kaydı zamanlar zindan zor insanlar zorbalık zorluklar zulüm
false
ltr
item
Ece Evren'in Kişisel Bloğu: Dünya İçin Ağlıyorum Ben...
Dünya İçin Ağlıyorum Ben...
Dünya İçin Ağlıyorum Ben...
https://1.bp.blogspot.com/--M_MnpELC9A/V_3_DbKLP3I/AAAAAAAAICY/9lTWz4DbzR8b7HyxBtfmK3JhIFpbMVbGgCLcB/s1600/afrikal%25C4%25B1.jpg
https://1.bp.blogspot.com/--M_MnpELC9A/V_3_DbKLP3I/AAAAAAAAICY/9lTWz4DbzR8b7HyxBtfmK3JhIFpbMVbGgCLcB/s72-c/afrikal%25C4%25B1.jpg
Ece Evren'in Kişisel Bloğu
http://www.eceevren.com/2016/03/dunya-icin-aglyorum.html
http://www.eceevren.com/
http://www.eceevren.com/
http://www.eceevren.com/2016/03/dunya-icin-aglyorum.html
true
2595208849766120292
UTF-8
Yayın bulunamadı Tümünü Gör Devamını Oku Cevapla İptal Sil By Ana Sayfa Sayfalar Gönderiler Tümünü Gör Benzer Yayınlar Etiket Arşiv SEARCH Tüm Yayınlar Eşleşen arama bulmadı Back Home Pazar Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe Cuma Cumartesi Paz Pzt Sal Çar Per Cum Cts January February March April May June July August September October November December Jan Feb Mar Apr May Jun Jul Aug Sep Oct Nov Dec Az önce 1 dakika önce $$1$$ minutes ago 1 Saat önce $$1$$ hours ago Yesterday $$1$$ days ago $$1$$ weeks ago 5 haftadan fazla Takipçiler Takip et THIS CONTENT IS PREMIUM Please share to unlock Copy All Code Select All Code All codes were copied to your clipboard Can not copy the codes / texts, please press [CTRL]+[C] (or CMD+C with Mac) to copy