Şikayetname 8. Bölüm...



düşen yaprak sınav umut yitimi
Yaprak

Şikayetname 8. Bölüm...

Bugün  itibariyle hayatımın en zorlu sınavını veriyorum. Zira genç değilim, yön değiştirmek için önüme çıkma ihtimali olan yollar, çıkmaz sokaklarla  sonlanmış. Kurtuluşum için  tek yol var  o da geçit vermiyor. ’’Sen bu aracı , bu çetrefilli ve yalan dolu yollarda kullanmayı beceremezsin, ya da kabul etmelisin, bana güven! üstümden  geçemezsin. Bu yoldan ancak egoistler geçer!‘’diyor.’’Senin bundan başka yolun yok mu? olmalıydı, en azından manevra yeteneğin olmalıydı, bu yoldan sana geçit vermem ‘’diyor.
‘’Sevdiğime gideceğim, o kadar mı insafsızsın ?..’’diyorum.
’’O seninle  bu yola çıkmak istemiyor ki …’’diyor.
’’Nereden biliyorsun?’’ diyorum.
O ‘’Sevdiğin bu yoldan çok  geçti, ama hiç bu kadar dura kalka geçmemişti’’ diyor.
-‘’Gururlu ol, sen bence çok da uzakta olmayan kendi yoluna dön…’’ diyor.     Çaresizce ağlıyorum.Çünkü doğru söylüyor.

 Fermanlarını buyurmuştu zaten yolun başında. Kendinden bir nebze ödün vermeyen küstahlığıyla...Onca gururumu ayaklarının önüne sererek bile yaptığım şeyler  yetmedi. ’’Beni rahatsız eden hassasiyetini, huylarının çoğunu  içinden sök at. Benim istediğim gibi ol ‘’diyordu. Elim ayağıma dolaştı hep. Dikkat ettikçe onun istediği gibi olmaya  ben;  beynim, ruhum sancılar içinde kaldı. Kıvrandım, dayanamadım bazen. Bir türlü kendisine müdahaleye izin vermeyen bu insana  bir tarz belirleyemedim, kendim olmaktan çıkamazdım. Eski halimden kopan fırtınalardan, sadece o değil, ben bile ürktüm. Ben olmaktan çıkamadığım gibi içime yeni bir ‘Ben’ daha yerleştirdi. Şimdi  o  ‘Ben’ in  emri altında, hem kendimin, hem onun üstünden yakıp yıkarak geçiyorum. Ama hala bir türlü tatmin olamıyorum.

 En sonunda, herkesin  kurtuluşunu ararken  koştuğu gibi Allah’a koşup ‘’Neden Allah’ım? Bu insan neden beni böyle zorlu sınavlara sokuyor?’’ diyemiyorum elbette cevap alamıyacağımı bile bile ve aslında içimde var olan cevapları teyit etmekten korkarak. ‘O’na ulaşmanın  imkansız olduğunu bildiğim, ancak hissedebileceğim Allah... Biliyorum ki hep yanıbaşımızda. Onun varlığının içinde ağlamak istiyorum senelerce. Anlatılanlardan ve  kaynaklardan  ibaret  ve bunların  çıkışlarının ortak noktasının, kayıtsız şartsız varlığına inanmak olduğunu hissedebildiğim  kocaman bir iradenin  önünde diz çöküyorum…Zira göreceklerim   kadar  inanılmaz olamaz, olmamalı  tasavvurlarım. Bilemediğimiz fakat  şeytan kaynaklı şüphelerimizi, günahın geri dönülmez  yoluna sokmadan yok etmemiz gereken kocaman bir yaradan gerçekliği.

Günümüzde her şeye alet edilen  dinimizin  ve onun üzerinden ticaret yapılmasının şirkten öte olduğuna inanıyorum. Allah’ın tecellisi bütün  yarattıklarının  ve  her kuluna uygun  yazdıklarına izin verip  yaşatmışlıklarının  üstüne  damgasını vurana kadar alemlere görünmeyecek. Bunu ancak tahmin etmenin  ve ne zaman olacağını bilememenin  çaresizliğiyle kendim çıkmak istiyorum o yola. Ama beceremiyorum . Ona mecburi dönüşümüzde kavrayacağımız gerçekler ürkütüyor ben.  Sonunda onu hiç görememe ihtimalinden korkuyorum...
  
Sanki içinde  yaşamış gibi anlatılan Ahiret, Cennet, Cehennem gibi  ve diğer mucizelerden söz ederlerken bile, bedellerini  yine onların ödeyeceklerini bildiğim veballerine rağmen, basit cümlelerin içinde gördükçe  tüm bunları isyan kaplıyor içimi. Erme ihtimaliniz olmadığına göre  hiçbir hakikati hafife alamazsınız diyorum. En baştan sorularla gelmişiz dünyaya. İyi ve doğruyu korumakken görevimiz, rezilliklerin doruklarında ’’Daha üstlerde de somuracak bir şeyler var mıdır acaba? ’’ diye  hastalıklı bir doymamışlıkla  hala arayış ve aldanış içinde yaşıyoruz..

Yaşamayı, oyalanmayı,  kendisine yetmeyi bilen insanları o kadar  büyütüyorum ki gözümde…Akıllı olmam  mutlu olmama izin vermiyor. Ve ben kullanmayı bilememenin  beceriksizliğinin utancıyla  kalakalmışken, altımda kıvranan  iradem  ve tüm değişken duygularım  daha çok  kırgınlar  işletemediğim  aklıma. Gerçekleri  eninde sonunda öğrenmek, elbet beni boşa giden tüm emeklerimden çok daha fazla yoracak, biliyorum. Ama bir şey yapamıyorum.

Bir gün daha, bir gün daha sevdiğimle geçsin, ne olur bitmesin ihtiyacım var dedikçe, daha da dibe vuruyorum. Yol bilmez, oyun bilmez serseri gibi, ruhumun dar ve kıvrımlı yollarında kaybolmaya gidiyorum. Hoşcakal dünya!..Hoşcakal herşey. Mecburi  istikamet   bu yolu gösteriyor. Bir tek egoistin kurbanı olmak da varmış  bunca yıllarımın sonunda…Kaybetmek tek ölümle olmazmış. Öğrenecekler de öğretecek birileri de varmış.. ne kadar cahil olsalar da…Kendi başlattığın  aşkı yaşama  hakkımı talan etmene dayanamıyorum.

Saat: Sondan bir evvelki…Dakika hep  koşarak kaçıyor belli olan   sona. Günler yol almış, bizden  daha çok farkındalıkla  dünya için duracaklarını  bildikleri sona doğru, yıllarınsa  aslında saniyeler gibi geçtiği söylenir inancımızca…Yeter ki her şey bir ‘Hiç’ ten ibaret olmasın  da…mutlaka bir gerçek olsun sonunda… İnsanoğlu görmek, dokunmak ister her şeye inanmak için sonsuz açlığıyla. Yaşadıklarımız, sevinçlerimiz, üzüntülerimiz kocaman bir ’Hiç’in içinde dönüp durmasın sahipsizce oradan oraya. Ruhlarımız azap içinde kalmasın kendi yarattığımız hiçliğin alaborasında…

 Aşkımın içine kafamı sokup dünyada olanları görmezden gelemiyorum. Her olanı değerlendiriyor, fert olarak ne yapabilirimin düşüncelerinde çaresiz kalıyorum…Ama tüm dünyada ve ülkemde olanların gözyaşlarını da bu umutsuz aşkım için döktüklerimin arasına katıyorum zaman zaman. Dünyayı yaşıyorum. Sanki ilk defa yaşar gibi canı yürekten ve  onca kırılmışlıklarımdan sonra. Bir aşk bulmacasına  dahil oldum, belki aldanacağımı bilerek aldım uzatılınca. Bu yaşımda belki mutlu olurum  umuduyla. Bu  ise  tıpkı dünyada olanların ve olacakların vehameti  gibi gittikçe zorlaşan  sanki çözümsüz bir bulmaca.

Sevgilerimle...



Ece Evren      05.09.2016



26 yorum:

  1. Durun bir :))

    Ne oldu? Eminim bir anlık bir kırgınlık belki bu yazının mayası. Onca samimi duygu. çaba? Doğru mu anladınız. acele bir çıkarım mı?

    Durun bir :)

    YanıtlaSil
  2. Hazır bu son yazını görmüşken, oturdum tüm şikayetnamelerini baştan sona okudum Ece Abla'cım. Daha ilk yazıdan itibaren aldı götürdü beni, emin ol varolan sorgulamalarım da artarak devam etmeye başladı. Bir kez daha anladım, sorgulamanın, dümdüz yaşayıp gitmek yerine bir anlam aramanın önemini. Hele bu sonuncusu, hele bu son paragrafın... Sanırım dönem ya da yaş ne olursa olsun insan bir yerlerde buluyor benzerlerini, yakın hissettiklerini, ortak hissedilenleri :) Umarım bu yazı dizisine hep devam edersin, bizler de bu güzel sorgulamalarla 'gürültü ve patırtının ortasında' bile bir an da olsa bir şeyleri düşünmeye başlarız. Kucak dolusu sevgilerimle :):)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şevval, gözlerinden okuduğum ifaden seni öyle benden hissettirmişti ki, işte kanıtı.İnanır mısın sanki seninle konuşmuş ve sesini duymuş gibi hissediyordum sayfanda okurken.Çok teşekkür ederim takdirlerin için tatlı kızım benim.Yazmaya devam edeceğim.Sevgiyle sarılıp öpüyorum seni :)

      Sil
  3. Sorun yok canım :) Duruldum.Bir fırtına gibi geldi ve yazı bittiğinde çok yorulmuştum.Durdum inanın.Sağolun.Sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
  4. Yanıtlar
    1. Aslında seviyorum monotoluktansa ama, benim çıkardıklarımın daha önde ve etkili olmasını isterdim.

      Sil
    2. Galiba çok yorgun ve birkaç gündür her türlüsünden şeyi işitmiş, hissetmiş, koşturmuş biri olarak bir de tabii kişisel algılama, yorumlama farklılıklarından neyin, nasıl etkili olacağını kavrayamadım. Ama önemli olan sizin biliyor olmanız elbette Ece Abla :)

      Sil
    3. Ben sizin yorumlarınızdan gerçekten teselli oluyorum.Karmaşık bir ruh hali karşısındakini ne düşüneceğini bilemez hale getirebiliyor.Aslında ikilemde olmayı tercih ederdim işlediğim konuda.Ama hiç bir şey sonuçsuz kalmamalı bende.Menfi ya da müspet.Müspet olması ikimizin beklentisini karşılamıyor.Bütün sorun bundan kaynaklanıyor.Menfi olması ise beni bayağı üzer.Sizi ikilemde bıraktığım için üzgünüm. İlgilenmeniz mutlu ediyor canım :)

      Sil
  5. Yazdıklarını okudukça yanın da olup sarılmak geliyor içimden inan çok samimiyim bunu yazarken.Yorgun belki ama o çok güçlü yüreğine yakın olmak kelimelerini okumak kadar dinlemek de müthiş olurdu.
    Hayat seni hep es geçerken sen onun getirdiği her şeye asla arkanı dönmeden dimdik durmuşsun ,çok ama çok özelsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hayatım boyunca benim için, yakınlarım da dahil duymadığım en güzel düşünceler bunlar Hatice.Beni onardığı gibi mutlu da etti ki çok ihtiyacım var inan mutlu olmaya.Ne güzel, değerli arkadaşlarım oldu.Seninle bir gün karşılaşmak dileğimle.Sevgiler arkadaşım.

      Sil
  6. Ececim bu paylaşımda sana çok KıZDIM... kesinlikle insan her yaşta yolunu değiştirebilir, zor olur evet ama imkansız diye bir şey yoktur. hatta bazen tecrübelerimiz ile bazı şeyleri daha kolay hallederiz. ( bknz BEN 40 dan sonra meslek değştireceğim ) Lütfen bir daha genç değilimi duymak istemiyoryummmmmm !!!!!!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tatlı kardeşim.Havuz problemlerine benzettiğim yaş problemleri gibi girift bu mesele.Yaşı problem etmiyorum, ama karşı tarafın bahanesi olması beni kızdırıyor.Ben kırk sekiz yaşımdan sonra sanki yeniden gelmiş gibi olmuştum dünyaya.Kadınlar gerçekten güçlü, güçlüyüz.Yeni işinde başarılar canım.Umarım her şey yolunda gider.Mutlu oldum çok yorumuna.Sevgilerimle :)

      Sil
  7. Ece'ciğim bir ara 15 gün filan bloğuma ara vermiştim ya, o arada bu Şikayetnameleri hep kaçırdım maalesef:( En başından yavaş yavaş sindirerek okumaya geleceğim canım. Kalemine sağlık olsun. Sevgilerimle:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağol Müjde kardeşim.Yavaş yavaş okursun.Hiç sıkıntı yapma canım.Zaman yetmiyor ki, bir çok meşguliyet oluyor.Sevgiler kardeşime :)

      Sil
  8. Çok güzel çok duygulu yüreğine sağlık senin ruhun genç ablam:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağol Kuğu'm.Sevgimle canım :)

      Sil
  9. Kıvranıyorsun benim gibi ablam. Aslında çok kalabalık bize bu dünya. Aslında kimse yok. Bir yanda yâr bir yanda yan diyor içim. Nasıl göz ardı edebilir ki hisli bir insan yaşananı ya da nasıl yok sayabilir cennet vaat eden yanakları,elleri. Ah be ablam,bunca karmaşık duygu son bulsa keşke. Kalemine,yüreğine sağlık ablam . Sevgi ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağol Emre.Beni anlıyorsun oğlum.Ben sevginin acısına da talibim lakin yoruldum be oğlum.Sevgiler Emre oğluma.

      Sil
  10. Bu şikayetnameye yorum yazmadan 8. bölümmüş ötekileri okuyayım dedim ama dayanamadım yorum yazmak istedim çünkü çok sevdiğim bir şarkıyı hatırlattı bana yazın. Şarkı der ki, "Beni değiştirme". Kimse için kendimizden vazgeçmemeliyiz, doğrusunu yapmışsın sen sakın üzülme. Olumlu yönde değişim olabilir ama benliğimiz, bizi biz yapan şeylerden aşk için dahi vazgeçmemeliyiz. Sevdiğin seni SEN olduğun için sevmiyorsa demek ki, seni sevmiyormuş. Bırak gitsin kapı açık arkasını dönüp çıksın. :)
    Sevgilerimle....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet zaten anlaşılan bu Müjde kardeşim.Sevgilerimle canım.

      Sil
  11. Ece Abla, şikayetname başlığı altındaki yazılarının sanırım hepsini okudum, gözümden kaçan unuttuğum varsa tabi bilemiyorum, tekrar bir gözden geçireceğim birazdan. Ben bu yazılarda, hayatta pek çok zorluk yaşamış, birikimli ve vicdanlı bir insanın öğütlerini görüyorum ve çok önemsiyorum. İnan çok fazla çıkarım yapıyorum, sen kendi içini dökerken bizi de derin düşüncelere ve sorgulamalara itiyorsun, çok da güzel oluyor. Daha önce de söylemiştim, sen güzel şeyleri hak eden birisin, umarım artık seni mutlu edecek, kırgınlıklardan ve hüzünlerden uzak devam ettirebileceğin, istediklerine kavuşabileceğin bir hayatın olur. Hayat gerçekten çok kısa ve genç yaşlı ayırmıyor, özellikle günümüz dünyasında hiç mi hiç ayırmıyor. Nereden ne geleceği, sonumuzun ne olacağı hiç belli değil. Öyleyse en doğrusu kaliteli, faydalı, verimli bir hayat yaşama gayretinde olmak, bizi önemseyen insanlara itibar etmek. Saygılar, sevgiler, kalemine sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar doğru ve anladıklarını kaliteli düşüncelerinin karar onayından geçirerek; gerçekten bunca çektiklerimin anılarına ve devam eden sonuçsuzluklara artık yavaş yavaş veda etmem gerektiğini dayatmadan ikna eden akılcı bir yazı.Duygusallığın yeterince harabiyetine uğramış biri olarak ilaç gibi önerilerini uzun uzun düşünüp tatbik etmem lazım Serhat. Teşekkürler oğlum.Selam ve sevgilerimle :)

      Sil
  12. Ablacığım sen de bu güzel yürek olduktan ve dolu dolu dolu sevdikten sonra eminim yeni aşklar gelir.Ne demiş Aşık Veysel''Güzelliğin on para etmez,şu bendeki aşk olmazsa.''Değerli olan o hazine sende :)

    YanıtlaSil
  13. Ahhh Yurdagül, canım benim.Beni çok mutlu ediyorsun sen.Sevmeyi fazla seviyorum. Sanırım şımartacak kadar.Teşekkürler, çok sevgiler :)

    YanıtlaSil
  14. Yürek sevmek için yaratılmış. Beklemeden, doya doya sevmek. İnişleri çıkışları, acıları tatlıları olacak elbet. Yazmak, yüreğinin demini fırtınasını kaydetmek değildir sadece, dile getirmek cesaretidir aynı zamanda.
    Harmandan sonra elinde kalandır karın, harmanımız bereketli olsun, yüreğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  15. Çok güzel yorumunuz için teşekkürler. Ne güzel bakış açıları çıkıyor anlayan kalemlerden. Sevgiler kızım :)

    YanıtlaSil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la