Dedektifin Hüsranı... 7.Bölüm


Psikolog, Terapi, Aşk
Kalp, Sevgi  

Dedektifin Hüsranı... 7.Bölüm

Aşk mı bu?

         Aslı kahvesini yudumlarken Boğaz’a nazır bu lüks villanın geniş balkonunda, hiç tanımadığı fakirliğin ve yokluğun sancılarından muaf, belki de maddiyatlarının bedelini ödüyordu. Değerinin biçilemeyeceği sevginin yoksuluydu. Zor tanımlayacağı hâlinden kendisini kurtarma umudunun kırıntısı yoktu içinde. O kocaman kara gözlere; büyük sanatçının nakış gibi işlediği, yüzüne oturmuş manadan habersizce, hâlâ başına gelene anlam veremiyordu. Denize sabitlenmiş bakışları, güzeliğini çepeçevre sarmış siyah kıvırcık bukleleri izinsizce yüzünü yer yer gizlerken oluşan resme hayran olmamak imkânsızdı. Eğer onun bir yakını olup da, o an karşısında olsanız,  bu güzelliği ezip geçen hüznü görüp, ona derdini sormak zorunda hissederdiniz. Ondan hiçbir cevap alamayacak olsanız bile. Aslı kimseyle paylaşmak niyetinde değildi yaşadığı olayı... 

       Ergin’in Aslı’ya vurulmasına, Aslı'nın ise ona âşık olmasına giden yolun önünü açan, Akif Beyden başkası değildi. Üniversiteyi bitirmesine ramak kala, daha babasının eve girmesiyle başlayan tartışmalar Aslı’yı o kadar bunaltmıştı ki… Hastalıklar genellikle aşırı yorgunlukların ardından; tam da dinlenirken çıkar varsayımından gidersek, Aslı son sınavına girip eve geldiğinde, günlerdir uykusuz, bitkin ve pes etmiş bir hâldeydi. Annesi kızının hasta olacağından endişeleniyordu. Aslı’nın “Babamın her sataşmasına cevap verme anne, ben çok etkileniyorum” demesine rağmen Nevin Hanım, kadınlık gururunu kıran hakaretlere cevap vermeden duramıyordu işte. Aslı’yı son zamanlarda sıkça ağlama nöbetleri tutuyordu. Babasını aslında çok seviyor ama onun bu hâllerine anlam veremiyor,  tartışmaya başladıklarında hemen orayı terk ediyordu… 

       Sonunda ayrılık kararı alındı. Teklif Akif Beyden geldi. Nevin Hanım günlerce ağladı. Boşanma oldukça çabuk gerçekleşti. İki kızları anneyle kalacaklardı. Aslı annesini ne yapar eder görürdü ama babasının birden yalnız kalmasına gönlü razı gelmezdi. Okuluyla irtibatı kesilmemişti. Mezuniyet töreninden sonra  babasının fabrikasında çalışıp, bir an önce hayata atılmak istiyordu. Stajını da orada yapmıştı. Annesinden uzak kalmak üzecekti ama depresyona yakalanması her şeyin önüne geçti. Her şey o sıkıntı nöbetleri esnasında başlamıştı zaten. Daha da kötüleşti Aslı, üniversite bitmişti, ne baloya, ne kep atma törenine katılamadı. İçinde hayata dair en ufak bir istek kalmamıştı. İçindeki sıkıntıyla boğuşurken hocalarından birinin sürekli tekrarladığı şu söz geldi aklına. Sigmund Freud’un, “İnsanın sağlığını koruyan iki faktör vardır. İşini sevmesi ve hayatı sevmesi” Galiba ikisinin de gerçekleşmesinin önüne bir engel gibi dikilmişti depresyon. 

       Babası süt dökmüş kediye dönmüş ve Aslı’nın bu hâlini hem fark etmiş, hem de çok üzülüyordu. Kızı için hemen bir doktor araştırması yapıp, randevu aldı. Alanında başarılı olduğu söylenen bir psikiyatra götürürken Aslı'yı ilk defa kızını ne kadar çok sevdiğini fark edip, pişmanlık duygusuyla kavrulur içi... “Dışarıdayım kızım” der ve üzüntülü bir hâlde bekleme odasına geçer.

        Aslı içeri bitkin bir şekilde girip etrafına bile bakmadan doktorun karşısındaki koltuklardan birine oturur. “Hoş geldiniz” diyen sesle dalgınlığından hızla uyanıp kafasını kaldırdığında, arasına sarı ve mor çiçekler serpiştirilmiş görüntüsü veren bir çift yosun yeşili gözle karşılaşır. “Ne kadar huzur verici bakışlar bunlar… “ diye düşünür. Her dikkatle baktığı zaman olduğu gibi, kendisinin hiç farkında olmadığı ama karşısındakinin mutlaka dikkatini çekecek şekilde, o güzel kapkara gözleri göz kapaklarını zorlarmışçasına büyür ve son derece etkili bakardı. Genç adam da ona, Hipokrat Yemini'ni unutmuşçasına hayranlıkla bakıyordur.  “Hoş bulduk” der Aslı bitkin hâlinden biraz olsun çıkmaya çalışarak. Sıkıntılarını anlatacağı, düşünmekten arlandığı tüm şeyleri ve içini dökeceği adam bu mudur yani? “Hiç açık vermeyeyim, ufak bir sıkıntı der, geçerim” diye düşünmesinin nedenini de arıyordur aynı saniyelerde. Aklına gelen şeyden koşarak kaçmayı düşünürken gözlerini kapamış bulur kendisini. Doktora bakmaya çekinir. “Eğer bakmazsam, hislerimden tarafsızca durumumu anlatabilirim ancak” Doktorun sesiyle, sanki yeniden derin bir uykudan uyanmış gibi hisseder. 

      “Başlayabilir miyiz Aslı Hanım?” “Tabii, buyurun…” Adının Ergin olduğunu öğrendiği bu genç adamın; masanın, onun görmesine mani olmadığı üst kısmındaki-usta bir sanatçının ellerinden çıkmış bir büstü andıran- duruşuna bakınca, onunla ilgili hayaller kurmak üzere iken “Olmaz!” diye mırıldanır. “Ne oldu bana böyle, kahretsin”  
Ergin Bey, “Aslı Hanım, rahatsızlık duyduğunuz şeyleri bana rahatça anlatabilirsiniz” der. Aslı biraz kendine gelmiştir. Onu buraya kadar getiren hikâyesini anlatmaya başladığı anda gözleri dolar. Ergin Bey ona gayet nazikçe bir kağıt mendil uzatır, Aslı onun yüzüne bakmadan alır, devam eder. Sık sık ufak sessizlikler olur, Ergin Bey, zamanı onun tasarrufuna bırakmış gibidir. Aslı tam bir çocuk safiyetiyle, arada küçük duraksamaları olsa da anlatmaya başlamıştır...



Ece Evren 25.01.2018

16 yorum:

  1. Kara gözlü Aslı ile yeşil gözlü doktor birbirine aşık oldu. Ama bu güzel başlayan aşkın sonunda ne olacak da adam karısını aldatacak? :( Bakalım....sonraki bölümü merakla bekliyorum ablacığım, eline sağlık. Sevgilerimi bıraktım. :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağ ol Müjde'm. Artık hayır diyemeyeceğim Evet aşk başladı ama yanlış yerden 😊 Güzel başlıyor da, hızla otobana çıkan araba gibi çoğunlukla kaza yapıyor. Bir beğeniye bu kadar anlam yüklemek zaten aşkın kimyasına ters 😅 Bir bakayım ben de, ne düşünüyor şu saatlerde kahramanlar? Teşekkür ettim kardeşim benim. Sevgiler sana 💙

      Sil
  2. babası akif beyin kızı aslıyı ne kadar çok sevdiğini,psikiyatra götürdüğünde anlaması çok anlamlı bence..psikiyatr ergin bey,aslının şansı olmalı herhalde,bakalım bunu ilerde anlarız..emeğinize sağlık..🙂

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağ ol Ertuğrul. Akif Bey sudan çıkmış balığa döndü boşanınca, vicdanı ayaklandı. Ergin Bey de az yakışıklı olsaydı belki sorun yoktu. Bir depresyon hastasının aşkla başa çıkması zor... Bakalım neler olacak. Çok teşekkür ederim Ertuğrul😊

      Sil
  3. Boşanan ailelerin çocukları biraz travma yaşıyor doğal olarak.Gerçi huzursuz bir ortamda büyümelerindense boşanmaları daha iyi olabilir.Yani kırk katır mı kırk satır mı?Masallarda böyle bir cümle vardı.Onun misali işte.Devamını bekliyorum ablacığım :) Teşekkürler :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben teşekkür ederim canım. Boşanan ailelerin çocukları ya baba sevgisini tam alamadıkları için, kendilerinden büyük ya da olgun, her sıkıntısını çekebilecek erkeklere yöneliyor da, erkekler sıkıntıya gelmezler diye biliyorum. Sevgiler kızıma💚

      Sil
  4. Emeğine sağlık Ece ablacımmm... 💗 💗 💗

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağ ol canımmm. Sevgiyle kucaklıyorum kızımı😊 💕

      Sil
  5. Amaniinnnnn.. ben anladım galiba neler olacağını... ah ah.. bak sen gördün mü hayatlar nasıl içiçe geçecek :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Arkadaşım vallahi sen de dedektif gibisin 😅 seninle bir hikâye yazalım mı canım benim. Ne zevkli olur. Seni seviyorum Sezer'im 💗

      Sil
  6. Ben seriyi başından takip edemediğim için bölümü şimdi okuyamadım Ece ablacığım ama yakın zamanda başından beri okumaya çalışacağım, merak ediyorum içeriği, sevgiler :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tabii ki canım. Okursun daha, bu geceye yetiştiremediğim bölüm var. Yarın inşallah. Teşekkürler ilgine kızım. Sevgiler benden de 💕

      Sil
  7. Yanıtlar
    1. Bunu sana hissettirmek beni gururlandırdı canım, tatlı kardeşim 💟

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la