Güneşe Hazır Değilim... Son Bölüm.

Bebeğin Dünyası
Bebek   

Güneşe Hazır Değilim...

Bir Ahit Bitiyor... 

Bir çocuk, mutluluk hakkı gasp edilmiş, büzülmüş bir köşeye
Gülmek zorunda olduğunu öğretenlerin arasında
Acı bir ifade yerleşmiş ufacık yüzüne…
Bu oyundan sıkılmış belli
Sıkça ağlıyor, çığlık atıyor, büyüklerinin keşfedemedikleri yalnızlığında 
Onların anlayamadıkları kadar farkında belki her şeyin
Tepkisi artık küçük hıçkırıklarında hapsolmuş…
Bir korku yerleşmiş izinsizce yüreğine...

“Aile bu mu, bu mu hepsi?
Sözlerinde neden durmadılar ki? 
Ben bu şartlarda büyüyemem 
İçimdeki çocukta saklanırım iyisi mi...
Anlamalar mutsuz yollara mı çıkar hep?
Bir bulup, kaybetmelerden ibaret sanki yaşam
Aramalarım çıkmaz sokaklarda sonlanır 
Korkuyorum, anlayamadınız ne yazık ki
Gidemem de ama kalmak işkence sanki…”

Bugün sizinle son defa buluşuyorum. Artık çok büyüdüm.

Bu semt çok güzelmiş. Annem beni denizin kenarında parka götürüyor hep. Her gün gidiyoruz. Bugün yağmur yağıyor, herhalde gidemeyiz. Aslında bunları size anlatmamam lazım ama büyükler okursa belki çocuklarına karışmazlar. O zaman benim gibi ağlamazlar anne-babaların çocukları. 
Amcamın oğlu bize geldiğinde yine beni üzüyor. Diğer arkadaşlarımla çok güzel oynuyoruz. Evimiz çok küçük. Benim odam var artık, size haber vereyim dedim. Kendi başıma yatabiliyorum. Baba çok oyuncak alıyor, her yer doldu. Ben sepetteki oyuncaklarımı taşıyabiliyorum, onları salona götürüp yere döküyorum. Bebeklerim de var benim. Yarın ananemler gelecekmiş, hem de bizde kalacaklar. Ananeyle, dedeyle oynarız belki… Hem çok güzel masal anlatıyor anane, uyuklarken hâlâ anlatıyor, saçma şeyler söylüyor, çok gülüyorum. Onu dinlemek için uyumuyorum. Çok seviniyorum geleceklerine. Hemen sabah olsun lütfen...

Geldiler işte, dedem çok hasta. Anane “belki hastaneye yatırım” dedi. Bu benim dedeyi son görüşüm olacakmış meğer, çok üzüleceğim yine ben. O teyzeyle amca yine bize geliyorlar. Bir de babam gezmeyi çok seviyor, uzak yerlere gidiyoruz hep. Ben yoruluyorum. Evimizi özlüyorum hep. 

Babayla anne hiç kavga etmiyorlar. Birbirlerini seviyorlar.  Baba telefonunu elinden bırakmıyor hiç. Bir de çok konuşuyor telefonla. Onun yaş günüymüş gece, anne çok hazırlandı, pasta aldık babaya ama biliyor musunuz gelmedi babam. Babama küstük, yarın sabah gelince ben de hiç gülmedim... Ne zaman affeder ki annem?

Bugün annem ağladı, dede melek olmuş. Onlar beni babaanneye bıraktılar, çok geç geldiler. Anane yalnız kaldı. Duaya gideceğiz bugün, dedeme dua okuyacaklarmış. Canım dedem. Melek olmak ne demek acaba?

Babaanne, annem ve ben taksiye bindik, ananenin evine gittik. Birçok insan vardı ananemin evinde. Anane başıma beyaz bir örtü taktı, beni beğendiler sevdiler. Zaten teyzelerin hepsinin başında vardı ondan. Bir teyze, anlamadığım bir şeyler okudu, herkes “Amin” dedi. Ben de dedim. Anane üzgündü ama ağlamadı hiç. 

Böylece uzun günler geçti işte, ben üç yaşıma girmişim. Yaş günümde de hep hasta oluyorum, ben kışın doğmuşum ondan mı acaba? Çok oyuncak hediyesi getirdiler bana. Sıkıldım bu oyuncaklardan, okula gitmek istiyorum ben. Baba bugün “Bıktım artık, ağlıyor Yağmur, kafam şişti” dedi, çıkıp gitti, ben daha çok ağladım. Gece gelince çok konuştular, anne kızdı mı acaba ona? 

Çok sonra bir gün bana "gezmeye gidiyoruz" dediler. Anne ve baba, beni bir yere götürdüler, benimle bir şey konuşmak istiyorlardı sanki ama söylemediler. Hiç konuşmadılar. Baba “Annen söylesin, biz galiba yapamayacağız” dedi. Sonra bizi ananeye bıraktı. Neden hiç kimse gülmüyor bana bugün? Yine melek mi oldu ki birisi?
Anne hemen yattı, hâlbuki gündüzdü daha. Anneme “Biz burada mı kalacağız?” dedim. Başını salladı. Hasta gibiydi o. 
Sonra beni anane küçük mutfağına götürdü. “Yağmur sana bir şey söylemem gerek “ dedi. “Söyle anane” dedim. “Yağmur, artık biz üçümüz beraber yaşayacağız” dedi. Ben “Neden?” dedim. O da bana “Anne ile baba ayrılıyorlar, geçinemiyorlar” dedi. Ben çok şaşırdım. Babamı çok özlerdim ki ben… Ananeme kızdım. Ağlamaya başladım. “Ama dedim, onlar hiç kavga etmiyorlar ki, onlar birbirlerini çok seviyorlaaar…” 


"Anlaşılmaz bir sessizlik çökmüştü o eve, daha bir ay olmamıştı dedenin kırk duası okunalı. Bu olan da, dünyada yaşarken olan kayıplardı, keşke olmasaydı...
“O günün üzerinden tam on altı sene geçti. Ve o yavrucak, tam sekiz sene en küçük şeyi bahane ederek “Baba, baba” diye ağladı. Ananesi ve annesi, babası hakkında en küçük bir imada bulunmadılar. Onu, babasıyla her hafta sonu evde bıraktılar, birbirlerinin sevgilerinden mahrum kalmasınlar diye. Gidip, akrabalarında kaldılar. Baba çok pişman olduğunu anlatırmış. Hatta eşi ona ayrılmak istediğini söyleyince “Affedemez misin?” demiş. Sonra da yine anlatıldığına göre “Beni bir varile koyup, bir yokuşa bıraktılar sanki, perişan oldum” demiş. Ne fayda?  Herkes affetmez. Kadın asla unutmaz. 

Genç kız şimdilerde, bu durumu normal karşılıyor ve o günleri unutmuş gibi görünüyorsa da; belki de ömür boyu hiçbir erkeğe güvenmeyecek, evlenmeyi de düşünmeyecek. Babasını eve geldiğinde sevinçle karşıladığı günleri, donuk resimlere bakarken birden hatırlayıp yüreği acıyacak. Her gün, her saat bir çocuk bunu yaşıyordur, kim bilir? Babasız çocuk büyütmenin zorluğu bir yana, çocuğun hayatta tanıdığı ilk erkek olan babasının, birdenbire neden onlardan uzaklaştığını anlaması, kabul etmesidir asıl zor olan. Büyüdükçe asıl nedeni anlamaya çalışacak; belki hiç konuşulmadan geçiştirilip, sürekli alınan hediyeler ve jestlerle şaşkına çevrilip,  travmanın üstü, bir sebeple devineceği bir güne kadar kapatılacak, üstelik geçti sanılacak… “

Anane anlattı… 

                                         SON

Ece Evren/İstanbul 05.01.2018

30 yorum:

  1. Sanırım olan hep çocuklara oluyor maalesef...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamamıyla onlara oluyor, zira diğerlerinin yapabilecekleri vardı belki, çocuk ise sadece karara uymak zorundaydı.

      Sil
  2. Boşanmış anne,baba çocuğu olarak tebrik ediyorum Ece ablam, o kadar haklısın ki, ne oyuncaklar, ne de başka şey aile olmanın yerine geçemez, ilaç değil ki bu o olmazsa, onun yerine geçen bir şey koysun çocuk...keşke kimse boşanmasa ama hayat öyle değil hele şu son 15 yılda her yıl katbekat arttı boşanmalar, e ülke kötü değil çok kötü yönetiliyor, bu kadar kötü yönetilen bir ülkede ailelerin ayakta kalması mucize gibi çünkü aileyi ayakta tutan sadece sevgi değil ekonomi, konfor, maddi koşullar da var, ailelerin çoğu açlık sınırında, borç harç içinde, perişan halde olunca kadın boşanalım diyor en azından ana, baba evine gider karnı doyar çocukların, baba da cinnet geçiriyor, kaçtır babalar evlatlarını vurdu!! Daha dün iki bebek yaşta evladına kıydı...bu boşanmaların sebebinin çoğu ekonomik, ekonominin sorumlusu da hükümet...geçim derdi olmayacak ki, aileler rahat, huzurlu, konforlu yaşasın...

    Tekrar eline sağlık, sevgilerimi bıraktım, iyi geceler ablacığım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devrimizde boşanmaların o kadar çok müsebbibleri var ki:.. Maşallah, idarenin her türlü düzeni bozma yetileri ve niyetleri var. Elleri her yere uzandı, düzgün giden birkaç şey ya kaldı, ya gitti gidiyor...
      Kızın ailesi bu hikâyede hiç tercih edilecek bir yer değildi eve dönüş adına. Durumu fevkalade olan damat tarafı, kızın bu haysiyetli davranışına şaşırdılar. Zengin kocayı bir kararla bıraktı. İyi de yapmış. Sonradan damadın yaşantı şeklinden beklentilerini ve düşkünlüklerini gördük anladık. İsabetli karamış. Çocuğa yazık oldu o kadar.
      Sevgilerimle kardeşim, öpüyorum canısı...

      Sil
  3. Kaleminize yüreğinize sağlık..

    YanıtlaSil
  4. Eğer bir iz oluşursa insanın içinde, hele babasızlık gibi bir izse o iz, ömür boyunca taşınacak bir izdir, zaman zaman unutulmaya, zaman zaman da kabullenmeye çalışılarak geçecek koskoca bir ömür.
    Etkilendim doğrusu, çok tanıdık geldi hikaye bana. kaleminize ve yüreğinize sağlık Ece Evren Hanım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Halil Bey. Gerçek hikâyeler ilgi alanımda. Belki benim de bazı şeyleri kabul edememem, o kız çocuğun travması gibi. Benim babam çok sert tabiatlıydı ama BABAM VARDI. Boşanmaları ben olaylarla mücadele gücü olmayanların işin kolayına kaçmaları olarak görüyorum. Mücadele gerekirdi. Zor belki ama gerekiyor, olmuyorsa o zaman ben sevgi demem buna. Ego derim. Teşekkürler kardeşim.

      Sil
  5. Yüreğine kalemine sağlık Ece Anne. Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ ol oğlum. Sana da sevgiler. Dilerim acın biraz da olsa hafiflemiştir.

      Sil
  6. dedenin ölümünden sonra anne ve babanın birbirlerinden ayrılması da çok küçük olmasına rağmen yağmuru çok olumsuz etkilemiş olmalı anladığım kadarıyla..küçük bir çocuk için çok zor bir durum..sürekli alınan hediye ve jestler çocuktaki travmanın azaltılmasını sağlamış mıdır acaba? güzel bir hikayeydi,emeğinize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ertuğrul teşekkürler önce...
      O oyuncakların hiç faydası yoktu, illüzyondu onlar, çocukları kandırmak kolaydı. Sonradan çocuk büyüdüğünde eleştirdiği konuların başında, o oyuncaklar konuşuldu. Yani Yağmur, oyuncaklara kanmadı. Sekiz sene ağladı.
      Krup Sendromu oldu, doktor birçok rahatsızlığını boşanmaya bağladı. Ama oldu bir kere. Tekrar teşekkürler kardeşim.

      Sil
  7. Yüreğimde hissettim yazdıklarınızı. Babasız çocuk büyütmek kadar babayı bırakmakta zor olmalı. Hele de kız çocukları için. Yalnız gönülden uzaklaşanlarla mesafelerin ıraklaştırdıkları arasındaki ölçütü kuramadım bir türlü. Kadın asla unutmaz demişsiniz ya çocuklarında benzer duygular taşıdığını gördüm yazınızla. Aynı zamanda hiçbir travmanın maddiyatla ölçülemeyeceğine tanıklık ettim. Çözüm var mutlaka ama unutmak kolay olmamalı. Yürek açılımı ve duygu dünyasının genişliği adına teşekkürler içten bir yazı için. Saygı ve selamlarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Baba hiç anlamadı zaten, şaşırdı. Aldatmasını gayet tabii bir olay ve neredeyse gerekli bir şey gibi algılaması; "herkes yapıyor" şeklinde anlatması ve eşine evlenme yıl dönümünde bir kilo şeftali alıp masanın üstüne atarken "Sana hediyem "demesi çok aşağılayıcıydı.O seneden bu yana, aklımın almadığı bir uyum içerisinde evlatları için her türlü görüşmeden, fikir teatisinden kaçınmıyorlar. Uzaklık sadece manen. Elleri hep çocuklarının üstündeydi. Gerçekten üzülen ve etkilenen tek kişi Yağmur'du...
      Çok teşekkürler Mukaddes, sevgiler kızıma.

      Sil
  8. ve nihayetinde herkes kendi ayakları üzerinde duracak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle canım. Durmak zorundalar...

      Sil
  9. bu bana çok üzücü geldi ama offf yaa.

    YanıtlaSil
  10. Çocuk hissiyatı bambaşka bir şey.. bunu hiç unutmamamız lazım ve unutanlara da hatırlatmamız. Anlatımı harika, hüzünlü bir yazıydı. Eline sağlık sevgili Ece...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim canım. Sevgilerimle.

      Sil
  11. Yağmur adıyla kaldı. Yağmurlu bir hayatı olacak kesin. Teşekkürler abla güzel hikaye için....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım, Yağmur inşallah hayattan alacağını tahsil eder. Takip ettiğin için teşekkürler canım. Sevgiler kızım.

      Sil
  12. Hikayenin böyle biteceğini hiç düşünmemiştim.Çok problemli bir ailede büyümektense bazen ailelerin boşanması daha iyi oluyor.Ablamın da eski eşi ciddi ciddi patolojikti.Ablam ayrılmasa kurtaramaz,çocukları okutamazdık.Yağmurun da yüreğinden öpüyor,başarılar diliyorum bu hayat yolunda ona :)

    YanıtlaSil
  13. Canım. Tamamıyla haklısın. Çok şey değişti, Yağmur diğer gereksinimler ve eğitim açısından şanslıydı şükürler olsun. Babadan gereken ilgi ve desteği gördü ve biz onun güvenini kazanması için hep itidalli davrandık. Anneye daha düşkün ama ben buna seviniyorum. Güzel yorumun için çok teşekkürler canım. Yağmur'a gelince ileteceğim. Sevgiyle kucaklıyorum seni.

    YanıtlaSil
  14. Ece abla Okurken çok üzüldüm,içim acıdı Yağmur'a.Olan çocuklara oluyor maalesef.Fakat inanıyorum ki Yağmur çok daha güçlü olarak,hayatına devam edecektir.Herşeyin üstesinden gelmeyi kolaylıkla başaracaktır kesinlikle. Çünkü acılar insanları daha çok olgunlaştırıp,güçlü kılıyor.Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Saadet'ciğim, Yağmur çok daha iyi. Eğitim, dersler, bizim yaklaşımlarımızla ve onu gözlemlediğimiz kadarıyla sonuç güzel... Sosyalliği de hoşumuza gidiyor. Hiçbir yavru yaşamaz dilerim. Çok teşekkürler canım. Sevgiyle kucaklıyorum.

      Sil
  15. Hem benim,hem oglumunyasadiklarini okudum sanki. Bogazim dügümlendi 😪

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım, nasıl benzer şeyleri yaşayabiliyoruz. Kız, erkek fark etmez ki, her evladın ebeveyne sahip olma hakkı var ama olmuyor işte... Sevgilerimle Derya😢

      Sil
  16. Erkek figürü, baba figürü; özellikle kız evlatların yetiştirilmesinde gerçekten çok önemli, Ece Abla. Birilerine güvenebilmek önce kendi ailene güvenebilmekten geçiyor.
    Sonunda bu tatlı ve hüzünlü öykünü bitirebildim. Sonradan iyi ki ayrılmışlar, isabetli karardı diyorsun. Her yaşanmışlığın bir nedeni, her şerde de bir hayır vardır derler ya; o hesap...
    Ağlaya ağlaya büyümüş maalesef Yağmur, adı gibi akıtmış hüzünlü yaşlarını toprak misali kalbinin üzerine...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumun o kadar içten ve güzeldi ki... O günler geçti ama Yağmur'un; bazı aksi giden durumlarda, sanki hemen tetiklenen, anlık da olsa ağlamaya hazır hâlleri bana çok dokunuyor. Boşanmalarının hayırlı olduğuna inandım hep. Hatta şaka da olsa Yağmur'un, babasının üstüne düştüğü zamanlarda sıkılıp "İyi ki boşanmışsın babamdan" demesi, üzüntüsünün bitmeye başladığını düşündürüyor bana.
      Çok teşekkürler canım. Sevgilerimle 😊

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la