Dedektifin Hüsranı...10.Bölüm


Aldatmak, Hüsran,
Çaresiz Kadın        

Dedektifin Hüsranı...10.Bölüm

Aslı’nın evlilik günlerinden…

    Aslı artık kocasına hiçbir sıkıntısından bahsetmez olmuştu. Çocuk meselesi aklını zaman zaman meşgul etse de, öncelikle manen buna hazır olmadığını biliyordu. Depresyonun tanıdık sıkıntısı; Aslı’nın üzerine, bir tül perdenin yumuşaklığıyla ama zıtlaşan bir sinsilikle seyrek aralıklarla indiğinde, günlerce onu duygudan duyguya savurup, sonunda yorgun düşürüyordu. Eşine sezdirmemeye çalışmaksa onu anlatamayacağı bir boşluğa düşürüyordu. Evlilik emek isterdi, her şeyin bilincindeydi Aslı. Çok sevdiği hâlde eşine sevgisi ve ilgisini hiçbir şekilde gösteremiyor, hâlâ rahatsız olduğunu bilmesini ise asla istemiyordu. Aslında Ergin, annesinden sonra güvendiği tek kişiydi. Aslı, vazgeçemiyeceği bir huzur buluyordu Ergin'in yanında. Kocasını seviyor, yapamasa da onu mutlu etmekten başka bir şey düşünmüyordu…

    Aslı’nın arzularını, genç kızlık heyecanlarını, coşkularını ve sevecen hâllerini yaralayan, bizzat öz anne ve babasıydı. Onların ayrılmalarıyla son bulan; o kâbus gibi günler onu çok rahatsız ettiğinde, ölçülü bir şekilde sorgulama hakkı olduğunu bilip ve isyan ederek içini dökebilseydi, bir ihtimal onların kendilerine gelmelerini de sağlayabilir ve yaşama zevkini bu denli kaybetmezdi. Ne yazık ki Aslı, kendisini ailesine adamış; minnet duygularıyla ve tüm masum sevgisiyle hareket eden bir genç kızdı. Aklını hiçbir zaman  kötülüğe çalıştırmazdı, hep anlaşmaktan yanaydı. En büyük evlat olmanın omuzlarına bindirdiği yükü kendiliğinden kabullenmişti. 

    Yani Aslı, yaşama sevgisini anne ve babasının kaprislerine kurban etmiş ve bunun farkında bile değildi. Yaşamadığı bu heyecanları nasıl tanımlayabilir ve gösterebilirdi ki? 
Belki de bu nedenlerle, çok güzel bir kadın olmasına karşın, albenisi yoktu. Ergin ondan umduğu hareketliliği ve kadınlığı bulamamanın hüsranını yaşıyordu içten içe ve pişmanlığını da… Aslı’ya davranışları gayet anlayışlıydı. Onun gibi bir adamın karşısında coşkulu, ihtiraslı ve cazibesi yüksek bir kadın olmalıydı. Beklentilerinden hiç söz etmiyordu… Sessizlik soğuklukla rekabetteydi yuvalarında. Evleri ancak konuklar geldiğinde şenleniyordu. Ergin’in gözüyle Aslı'nın cazibesini yitirmesi, onu ilk gördüğündeki beğenisi kadar aceleci ve hatalıydı

    Aslı’nın dışında, olaya dâhil kişilerin hemen hiçbirini tedirgin etmeyen hastalığa gebe günler, o sakat doğuma doğru koşuyorlardı adeta. Bunun acısını uzun süredir yaşayan tek kişi Aslı’ydı. 
Aslında o günün ayak seslerini Aslı da dâhil duyan olmamıştı. Tamamıyla kaderin yazgısı olduğu kesindi. Aslı eşinin yurt dışındaki seminerinin bitip, yurda döndüğünü, onun sekreterini aradığında öğrenmenin şokunu, az sonra Ergin’in onu aramasıyla çabuk atlatmıştı. Öyle ya, insan işini mi özlerdi, eşini mi, yoksa ikisini de mi değil? Üçüncü seçenek olayın pimini çekecek kişiydi. Çektiğinin farkında bile olmayacaktı üstelik…

    Eşi ona "Döndüm Aslı ama bir iki hastam varmış, sekreterden ısrarla görüşmek için randevu almışlar, kıramazdım, tanıdığım hastalar zira. İşim biter bitmez evdeyim canım…” Aslı onun sesini duyduğunda yine yüreğinin etrafındaki hareketlenmeyi hisseder. Çok özlemiştir. ‘Bu defa ona çok güzel görünmeliyim’ diye düşünerek, babasının fabrikadaki odasına dalar. Heyecanla “Ergin dönmüş baba, ben çıkıyorum “ der, yanağına bir öpücük kondurur. “Tamam, kızım selam söyle“ der Akif Bey. 

    Doğruca berberine gider, tüm bakımlarını yaptırır ve muayenehaneye doğru yola çıkar. Sürpriz yapacaktır eşine. Saat henüz erkendir. Yoldayken sık sık dikiz aynasından nasıl göründüğüne bakar. Bukleleriyle oynamayı alışkanlık hâline getirmiştir. Onları yüzüne doğru çekip, birden bırakmak en sevdiği harekettir.’ İyi ki akıl ettim berbere gitmeyi ‘diye mırıldanır. Neşelenmiştir. 

     Nihayet binanın önündedir. Asansörde de biraz kendisini seyreder, hoşnuttur görüntüsünden. Sekreter hanım daha eşinin gelmediğini söyleyerek muayenehanenin kapısını açar ona. Aslı içeri süzülürken kadına” Lütfen haberi olmasın, sürpriz yapmak istiyorum” der. “Tabii Aslı Hanım, söylemem” der gülerek, bir şeye ihtiyacı olup olmadığını sorar ve çıkar. 

    Aslı, epeydir gelmediği bu mekânı dikkatle izlemeye başlar. Burası hiç abartılı olmayan modüler mobilyalarla döşenmiştir. Ergin Bey'in oturduğu masanın diğer tarafında sağ ve sola yerleştirilmiş iki koltuk, rahatlığı daha oturmadan anlaşılan yumuşaklıkta görünür Aslı’ya.” Nasıl da dikkatimi çekmemiş “der. Önce eşinin koltuğuna oturur. Ergin Bey seçimlerini yeşil renkten yana yapmıştır. Masanın da eskitme ve yeşil olması cazibesini arttırmış ve sakin bir çalışma ortamı yaratmıştır. Solda yine bu yeşil tona uyan sedef kenarlı çerçeve vardır, içine düğün fotoğraflarından en beğendiklerini yerleştirmiştir Ergin. İkisi de sanki kendisine bir şeyler söylemek isteyen bir ifadeyle kendisine bakıyorlar gibi hisseder. ‘Nasıl da mutlu görünüyoruz ‘diyerek içini çeker. 

    Dönüp dışarıya doğru bakar bu defa. Penceredeki, açık çağla yeşili jaluzileri oldum olası beğenir Aslı. ‘Sekreter niye açmamış acaba' diye düşünür. Açar onları, güneş hücum eder bu kaçlarca hastanın ağır yoğunluklarını bıraktıkları odaya ve havasını değiştirir birden. Gözleri duvardaki tabloya takılır.” Ergin’in bahsettiği tablo budur herhalde “ der. Zira onu akıl hastalarının yaptıkları resimlerin sergilendiği ve vakıf adına satılan bir müzayededen almıştır. Bir şizofreni hastasının yaptığı sulu boya çalışmasıdır bu ama çok çarpıcıdır. Genel görünüşte, adam ruhundaki huzursuzluğu aksettirmeyi başarmıştır ve değişken ruh hâllerini görebilirdiniz bu düzenli karışıklıkta. Tabii biraz sanattan anlıyor ve analiz yapabilecek gözlem yeteneğine sahipseniz. Aslı birden bunalır ve bakışlarını hızla tablodan çeker. Bir sıkıntı sağanağı üstüne akın edecek gibi hissetmiştir. 

    İki oda vardır burada. Diğeri daha küçük olan dinlenme odasıdır. Otomatik raylı kapıyı açar ve odaya girer. Kapıyı kapatır. Koltuğa oturur, bacaklarını sehpaya dayamak üzere kaldırırken, bir yandan da büyükçe orta sehpasının kenarına yığılmış magazin mecmualarından eline ilk geleni çeker. Sıkıntıyla sayfaları çevirmeye başlar. Çok ilgisini çekmez, bu defa telefonuyla oynamaya başlar. Vakit ilerliyor ve Aslı sabırsızlanıyordur. Keşke gelmeseydim diye düşünmeye başlamıştır ki, diğer kapının açılma sesini duyar. Sekreter tembihli olduğu için onların birlikte ve aniden girmeleri üzerine ikileme düşer. Ergin Beyin hastasını buyur ederken ne yapacağını bilemez bir hâldedir. “Teşekkürler, çıkabilirsiniz “ demesine rağmen Şule, hasta ve doktorunun arasındaki görüşmeden dolayı, içeride olan üçüncü kişi eşi dahi olsa endişeye düşmüştür. 

    Aslı sesleri duyar duymaz eşine yapacağı sürprizin pek kıymeti kalmadığını düşünür, keyfi kaçar. Hemen ayağa kalkar. İçine bir şüphe düşer. Onun bildiği, doktor içeride iken, hasta dışarıdadır ve ismi söylenerek içeri çağrılır. Peki, neden beraber dalmışlardır odaya? Bir şüphe düşer ilk defa içine. Telefonunu sessize alır, kayıt yerini açar, ses alınmaya başlamıştır bile. Telefonu sağ tuşla kilitler ve montunun cebine koyup dışarı çıkar. Vestiyere asar asmaz Ergin’e “Hoş geldin hayatım” diyerek uzanıp öperken, oturan sarışın kadının ona dikkatle diktiği gözlerini fark eder. Sarılırlar ve “Ben dışarıdayım canım” der ve kadına “geçmiş olsun” derken, hastanın çok güzel bir kadın olduğunu görür. Kadın gülümser ve Aslı dışarı çıkar, kapıyı yavaşça çeker. Çok kötü hissediyordur. Yaptığı hiç etik olmasa da, bu birden peydahlanan şüphenin uzun süre onu kemireceği kesindir. 

    Aslı koridorda hızlı turlar atmaya başlar, bir anda sekreterle göz göze gelir ve oradan uzaklaşır. Nasılsa merakını giderecek olan kayıt garantisidir. Artık daha fazla şüphe uyandırmanın alemi yoktur. Dakikalar ağır ağır geçerek, yarım saate dayanmıştır. Sekreterden ve kapıdan uzakça bir koltuğa oturur, çantasından, yavaş hareketlerle son okuduğu kitabını çıkarır, okuyor görüntüsü vermeye çalışır. Çok geçmeden Ergin'in, sadece kendisine değil, her hastasına geniş vakit ayırdığını ve hatta bu hasta ile rekorlarını egale ettiğini düşünür. Ne düşüneceğini bilemez bir hâldedir aslında. Sakin olmalıdır. 

      Derken kapı açılır, sarışın kadın emin adımlarla yürüyüp gözden kaybolur. Ergin, odasından sekreterine telefon ederek, Aslı’ya haber vermesini rica eder. Aslı odaya girer, kocası ona sıkıca sarılır, öper. “Aslı, birkaç hastam daha var. Biter bitmez evdeyim hayatım” der. Aslı “tabii Ergin, ben de gidiyorum şimdi, bir şeyler hazırlarım hem akşam için” der ve çıkar. Yeni hasta hazırdır ve sekreter onu içeri alana kadar bekler Aslı. Sonra sekretere yanaşır “Şule, bundan önceki hastanın adını söyler misin?” diye sorunca, kadının yüzünün birden bembeyaz olduğunu fark eder. “Neden Aslı Hanım?” der. “Ya canım, sosyeteden tanıyor gibiyim, benzettim, sadece o mu diye merak ettim o kadar” diye oldukça sakin görüntü vermeye azami gayret sarf ederek cevabı bekler. Şule” Hiç etik değil Aslı Hanım ama hatırınız için, lütfen Ergin Beye bahsetmeyin, işimden olurum” der ve ismi, soyadıyla söyler. Aslı teşekkür ederek binadan çıkana kadar kayıt devam ediyordur. 

      Nihayet görüş alanından ve binadan çıkıp arabasına oturur, kaydı durdurur ve ekranda çıkan kaydet butonuna basar. Eli ayağı titremeye başlar. Korku filmi seyrederken de böyle olduğunu hatırlar. Arabasına biner. Arabasındayken dinlemeye teşebbüs dahi etmez. Eve doğru yol alırken kalbi hâlâ hızla çarpıyordur…

Gelecek bölümün alt başlığı
"Gerçeğin bir kayıttan acımasızca dökülen sesleri… " olacak. Son bölümde görüşmek üzere. Sevgiler hepinize...


Ece Evren/Halkalı 02.02.2018


13 yorum:

  1. Benim bile kalbim hızla çarpmaya başladı. Şu Aslı'nın akıbeti üzerine kafamdan bir sürü şey geçti. Merakla bekliyorum. Kaleminize sağlık:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler canım. İnanın ben de hikâyenin ardına kapıldım gidiyorum. Notlar almaya başladım final için. Sevgilerimle...

      Sil
  2. Doktor Aslı'yı kesin aldatıyor, sekreter de işin farkında ama ne yapsın işinden olmamak için belli etmiyor ama Aslı çok akıllı çıktı, telefonu kayıta ayarlayıp orada bırakması büyük akıllılık, şimdi bakalım neler duyacak?:( :( duydukları karşısında ne yapacak?:( Eline sağlık ablacığım, iyi geceler:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet Müjde'm, o konuşma sonu belirleyecek. Teşekkürler kardeşim. Hayırlı cumalar dilerim. Sevgilerimle 💙

      Sil
  3. son bölümü merakla bekliyorum Ece Abla. Tespitlerin, değerlendirmelerin çok güzel. Boşanmanın, yetişme tarzının kişilik üzerindeki etkilerini de gözler önüne sermişsin.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Arif, Mutlu oldum yazdıklarına. İnsanların birbirine hiçe yakın benzeşmeyen ruh hâlleri ilgi alanımda olmuştur daima. Sevgilerimle kardeşim...

      Sil
  4. Şule'nin söylemesiyle işler bakalım nasıl olacak bundan sonra.Tam da heyecanlı bir yerde bitti :(

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Son bölüme alnımızın akıyla geldik Yurdagül'üm. Şule söylemeseydi, Aslı konuşmalardan da çözerdi belki kadının kim olduğunu ama öğrenmesini garantiye aldı böylece. Teşekkür ederim kızım. Sevgilerimle 💓

      Sil
  5. emeğine sağlık Ece abla yine çok güzel yazmışsın,keyifle okudum 💕 Aslı çok iyi bir kız aslında fakat Anne Babasının durumundan dolayı, onlardan ve onların yaşadıklarından etkilenmesi nedeniyle eşine istediği şekilde sevgisini veremiyor gibi geldi bana..Sevgiler 😊

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağ ol Saadet'ciğim. Teşhisin çok doğru, nihayet anne ve babası rol medelleriydi Aslı'nın.. Gördükleri ise, eleştiri, stres ve tartışmaydı, hem de çok yoğun yaşadı tüm bunları. Olacağı buydu...
      Yorumun için çok teşekkürler, sevgilerimle kardeşim 😊

      Sil
  6. ses dinleme olayları..😊 aslı dedektif gibi,telefonla dinleme taktiğini iyi düşünmüş.. "kayıttan acımasızca sesler" diye bi tüyo verdiğinize göre ortalık karışacak gibi..neyse son bölümde öğreniriz bunu..emeğinize sağlık..😊

    YanıtlayınSil
  7. of tam yerinde bitti bölüm :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Öğrettiler dizilerde sağ olsunlar deep'cim, yarım saat bön bön bakarlar ya 😉

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la