Kendi penceremden…

Uyuşukluk
Laptop


Kendi penceremden…

Bir -durum- değerlendirme yazısıdır.

Hepinize merhaba…

Her birimizin birçok nedenleri ve önümüzde birkaç gün sonra kutlayacağımız kurban bayramı olsa da, kabul edin ki biraz durgunuz. “Siz boşsunuz Ece abla, vaktiniz bol…” demeyin. Geçen senelerde bunu söyleyen biri oldu zira. Üstünden vakit geçse de asla unutamıyorum. Kendime, yani bloğuma ayıracak vaktim o kadar sınırlı ki… Akşamları ancak internete giriyor, okuyabildiğim kadar okuyor ama okuduklarıma mutlaka kısa da olsa yorum bırakıyorum. Sonra beş-on dakikayı bloğuma ayırıyor; yorum geldiyse cevaplayıp, hemen çıkıyorum. 

Bir diğer konu ise; -yazdıklarımdan çıkarım yapılabilecek- düşüncelerim, tam hayat görüşüm olmasa da, başa gelen durumlar – ki biz buna kader diyoruz- görünürdeki ve herkesçe ayrı değerlendirilmesi olası durumlarla savaşan kişi benim ve bu benim hayatım ve son şeklimdir. Nadir olarak da olsa, bazı yazdıklarımla içten içe çatışanlar olduğunu hissediyorum. Buna kitabımda dâhildir. Peki, nasıl anladınız? denilebilir. Birebir mi, yüz yüze mi? Hayır, dolunaydaki med-cezir çekilişi gibi, yorumundaki o ufacık da olsa imasıyla ya da birden irtibatın kesilişiyle… Hiç bana göre değil. Benim yufka yüreğimden haberdardı bazıları. Eleştirenlerin kınaması, bazı şeyleri yakıştıramaması doğaldı ama biliyor musunuz; benim hiç umurumda olmadı… Vicdanım hep rahat benim. Çok dikkatliyim ben, kapsama alanımdaki her şeyi fark ederim...

Yaşımla duygu sömürüsü yapmadım hiç. Zaten yaşım hiç umurumda olmadı benim, onun üstüne düşmeyince de pek sorun çıkarmadı…  Duygularımın grafikleriyle ise her zaman başım dertte oldu, onları dengelemeye çalıştım sürekli. Bunun için ise, sevginin kaynağından yardım istedim hep. O da verdi. Dik duruşum bundandır. 
Ne yazdıklarım okunsun tasasındayım ve ne de yorum sayısı peşindeyim. İnsan her zaman aynı modda olmayabilir. Okur da yazacak bir şey bulamaz. Bunları hiç sorun etmedim. 

Bloğuma gelince; inanır mısınız bu kocaman görseller benim de hoşuma gitmiyor ama bir işi layıkıyla yapmak isterim. Bloğum kaç kişinin elinden geçti. Sadece bir oğluma güvendim. Şimdilerde onu yormak istemiyorum. Reklam? Derseniz. Nasıl ve neden vermeye başladım, unuttum bile. 
Blog alemine girdiğimden bu yana hiç bu kadar sıkıldığım bir dönem olmamıştı, itiraf etmeliyim. Bir dağılma, bir ne istediğini bilememek-mi?-desem, yoksa çoğu kapattı mı diye düşünesim var. İnşallah hareketli günlere döneriz.

Hepinize iyi bayramlar ve sevgiler…

Ece Evren/İstanbul

16 yorum:

  1. Merhaba Ece hanım, kendinden emin olan, ne yaptığını bilen; gerektiğinde başkalarından öte kendi kendine hesapverebilen insanlar her zaman güçlü görünürler, gerçekten de güçlüdürler; sarsılır, salınırlar ama kesinlikle yıkılmazlar. Çocukluğumdan beri gözlem alanımda olmuştur bu tür yaşamlar. İmrenirim de açıkçası. Biraz önce ayak üstü bir şeyler atıştırırken aklıma geliverdi; düşünüyordum üzerinde, konu: duygu kişilere özgüydü, dışı ne olursa, nasıl görünürse görünsün duyguları insana özgü hep. Acı, kaygı, korku, heves, neşe... gibi. Neyse, konu dağılmaya ve karışmaya başlamadan kessem iyi olacak. Hoşça kalın.

    YanıtlayınSil
  2. Detaylı yorumunuz ve beni anladığınız için çok teşekkür ederim Halil Bey. Ben böyle biriyim işte :) Sağlıcakla kalın.

    YanıtlayınSil
  3. Evet haklısın sevgili Ececigim.. kaygılı dönemler geçiriyoruz. Değişken havalar da cabası. Hiçbirimizin diğerinden farkı yok bakıyorum da bloglara. Geçen yorumda yazmıştın sen de googledan yana bazı sorunları. Onlar da can sıkıyor iyice. Sonbahar bir başlasın da hele soğuk hava toparlar bizi 😊
    Iyi yazılar, sağlıklı bayrmlar olsun sana da canım. (Bu arada mimledim seni hadi biraz müzik çalışalım bakalım) 😁

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Momentos, gerçekten benim de keyfimi kaçıran çok şey var bu aralar. Tabii ki toparlanırız. Mime bakıyorum şimdi. İnşallah becerebilirim. Sevgiler canım 😊

      Sil
  4. Ece Abla, bu yazın çok etkiledi beni. Hayatımda hep şuna gayret etmeye özen gösteririm: başkasını eleştirmeden önce kendimi eleştirebilmeyi. Maalesef ki insanlar yani biz çok acımasızız.
    Yazdığın şiirlerden, kısa hikayelerden bile ne kadar yumuşak,yufka yürekli, merhametli bir kalbinin olduğunu anlamak mümkün bence. İyi ki varsın burada ve hep de olman dileğiyle. :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Her şeyi olduğu gibi kabul edemiyoruz galiba Tuğçe kızım. Ben bir blog yazarı kız tanıyorum, Sergül Kato diye. Bir Japon'la evli. Bebeğini kaybettiğinde dünyası kararmış. Tüm duygularını paylaşıyordu bloğunda. Hep okur, minik yorumlar bırakırdım. Onu kınamak diye bir şey aklımın ucundan geçmezdi.
      Çok teşekkür ederim kızım. Sevgilerimle...

      Sil
  5. Sanırım hepimiz dönem dönem böyle bıkkınlıklar yaşıyoruz ve her şeyle bağımızı kesmek istiyoruz. Kendimden biliyorum bu gibi zamanlarda hep hırsımızı en çok kontrolümüzde olan bloglardan çıkarıyoruz. Bir süre nefes almak, bir süre uzak kalmak iyi geliyor. Sonra bir bakıyorsunuz çok özlemişsiniz yazmayı, okumayı.
    Sevgiler :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet kızım. Bazen ara vermek en doğrusu. Teşekkür ederim yorum için. Sevgiler...

      Sil
  6. Arada oluyor böyle şeyler... Ama yeniden silkelenip dirilişe geçmeli insan. Sevgiyle kalın:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Silkeleneceğiz Ebem Kuşağı 😊 Sevgiler canım...

      Sil
  7. Bazen kısa süreli bazen -bende olduğu gibi- uzun süreli durgunluk dönemleri oluyor insanda. En güzeli sizin yaptığınız gibi takılıp kalmamak.
    Siz uzun uzun anlatmışsınız, izin verirseniz ben de kısaca anlatmak istiyorum.
    Çok eskide kalan blog maceramı saymazsam sekiz yıldır sağlıklı bir şekilde şu anki bloğumu devam ettiriyorum. Son bir senedir ihmal ettiğim kadar hiç ihmal etmemiştim sanırım. Ama bu beni yolumdan çevirmiyor. Daha bir hafta önce bir yıl için hesabımı yeniledim, üstelik hizmet satın aldığım firmayı değiştirdim. Hiçbir şey yazmıyor bile olsam bir bloğumun olduğunu bilmek beni mutlu ediyor.
    Biliyorum ki dünya güzelleşecekse yazıyla güzelleşecek. Bu yüzden yazmaya devam.
    Saygılar sunarım. Güzellikler sizinle olsun. ��

    YanıtlayınSil
  8. Haklısınız.Ben de bugünlerde neredeyse bir olay yüzünden blogda yazmaktan vazgeçecektim. Ama HAYIR! dedim. En başta kendimiz için yazıyoruz.
    Bence de düşünüp, taşınıp yazdıklarımız elbette daha okunur ve birbirimize faydalı olur. O zaman :) Yazmaya devam. Benden de saygılar, sağlıcakla kalın...

    YanıtlayınSil
  9. Ben sanirim Eylül ortasina kadar az girebilecegim. Esimin ailesi bizde , bayramda da hep birlikte tatildeydik. Ama her yaz biraz yavaslasam da asla bloglarimdam vazgecmem 😍

    YanıtlayınSil
  10. Tabii Derya, misafirleriniz gelmiş. İnşallah güzel geçmiştir bayram. Ben de biraz duruldum ama hikâyemin diğer bölümlerini hazırlıyorum. Eylülde tekrar yazmaya başlarız :) Sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
  11. ayyyy iyiyiz yaaaa bir dolu yeni arkadaş geliyooo :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O gün karamsar günümmüş Deep :))) Ben de dikkat ettim, katılan çok :)

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la