Yoncalı Şalın Sihri 5.Bölüm

Çelenk
Çelenk        


Yoncalı Şalın Sihri 5.Bölüm

Ceyda, kardeşinin cenazesi önlerinde, hemen arkasındaki arabanın arka koltuğunda Nesli ile yan yana oturuyordu. Arabayı annesi kullanıyordu ve sağında oturan babası perişan bir hâldeydi. Annesi siyah bir  döpiyes, ince siyah çorap ve aynı renkte ayakkabılar giymişti.Yine siyah şal ve simsiyah gözlükler takmış ve bu haliyle adeta bir kadın diktatörü andırıyordu. Nesli Ceyda'nın elini tutmuş, zaman zaman diğer elini üstüne koyarak ve 'Sabır canım...'diyerek teselli etmeye çalışıyordu. Babası bir anda hıçkırarak ağlamaya başlamıştı. Annesi hırsla:
-Yeter artık! Sus... diye bağırdı. Ceyda gözlerinin karardığını hissetti. Elini Nesli'nin elinden birden ayırarak havaya doğru kaldırdı ve:
-Neden anne... Neden hâlâ azarlamaya devam ediyorsun, hiç pişmanlık yok mu yüreğinde?
Annesi duruşunu hiç bozmadı. Ceyda ürktü. Bugüne kadar; annesinin, ufak tefek ikazları dışında Ceyda'ya kayda değer bir çıkışı olmamıştı. O da annesine böylesine hırsla bağırmamıştı, tepkisini bilemezdi. Arka koltukta kendisini aşağıya doğru kaydırarak gözlerini sımsıkı kapattı, Nesli hiçbir hareketinin yararı olmayacağını anladığı için üzülürken, aynı anda yanağından bir iki damla gözyaşı süzüldü. İçinden 'İyi ki böyle bir ailem yok...'diye geçirdi.

      Ceyda da annesinin isteği üzerine siyah giyinmişti. Yonca desenli şalıyla gözyaşlarını silmeye çalışıyordu. Birden aklına Umut geldi. Kardeşinin anısına saygısızlık olur diye bu düşünceyi hemen kovaladı...
Nihayet mezarlığa gelmişlerdi işte. Artık acısı yüreğini iyiden iyiye vurmaya başlamıştı. Kardeşi öndeki tabutun içinde ve cansız bedeniyle de olsa hâlâ dünya üzerindeydi. Ama birazdan her şey bitecekti. Bir yandan kardeşinin o anlardaki ruh halini düşünmeden edemiyor ve 'Eğer evde olsaydım fark edip onu vazgeçirebilir miydim?' diye hayıflanmaktan kendini alamıyordu. Nesli'nin yardımıyla arabadan inerken 'Allah'ım yardım et...' diyordu üst üste. Birden mezarlığın, camideki kadar olmasa da bayağı kalabalık olduğunu fark etti. Kardeşinin arkadaşları camide olduğu gibi burada da Ceyda'nın etrafını sarmış ve  onu rahatsız etmeden çırpınıyorlardı. Ceyda onlara bakamıyordu bile. İşte kardeşinin naaşı gelmişti. Az sonra hoca da geldi ve bir hareketlilik başladı. Ceyda geri geri kaçtı. Dayanamıyordu artık. Teyzeleri, dayısı en çok da babası ağlıyorlardı içli içli... İlerde Umut'la ailelerinden bahsederlerken bazı dertlerinin benzerliğini anlayacaklardı.

      Hazırlanmış mezara baktı. Kardeşinin cansız bedeni işte buraya yerleştirilecekti. O anlarda kardeşinin cenazesini gördü, ufacıktı sanki. Tutmak imkânsızdı Ceyda'yı. Nesli onu sürükleyerek biraz uzaklaştırdı. Ceyda'nın annesine ilişti gözü aniden. 'Ne ketum bir kadın böyle...'diye mırıldandı kızgın bir sesle. Heykel gibi duruyordu. Ceyda hıçkırıklara boğuluyor sürekli 'Güle güle kardeşim...'diyordu. Ceyda birdenbire''Ne garip! Hepsi bu mu yani? Kardeşim öldü, anlıyor musunuz? ''diye haykırdı. Okunan dualardan sonra yavaştan oraya veda zamanı geldi... Bir yığın akrabalar tekrar tekrar yanlarına gelip taziyelerini bildiriyorlardı hâlâ. Ceyda mezara doğru bir atak yaptı, ama annesi Nesli'ye sertçe
-Tut arkadaşını ve hemen arabaya götür! dedi. Eve geldiklerinde Ceyda perişandı. Arkadaşından kendisiyle kalmasını istedi. Nesli onun yatağına erkenden yatmasına yardım ederken saçlarını okşuyordu. Hiç konuşmadı Ceyda. Uzun süre hem ağladı hem de düşündü. 

Ece Evren   22.11.2018     

6 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Gözlerinize sağlık. Çok teşekkür ederim :)

      Sil
  2. Cok üzücü 😪😪😪

    YanıtlaSil
  3. Kardeş acısını düşünemiyorum bile.Ailenin en küçük çocuğu olarak korktuğum bir şey bu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardeş acısı da çok az evlat kaybına benziyor. Allah ayırmasın canım kardeşlerinden. Çok öpüyorum seni :)

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la