Yoncalı Şalın Sihri 13.Bölüm

Genç kız, Hikaye
Dua eden kız  

Yoncalı Şalın Sihri 13.Bölüm

Duası bitmişti işte. Gözlerini baş örtüsü ile silmeye çabalıyordu. Çantasına uzandı. Bir torba çıkardı. İçinde minik bir çiçek fidanı vardı. Toprağın kenarına bırakıp elleriyle bir çukur açmaya çalıştı, açtı da. Fidanı yerleştirdi. Etraftaki topraklarla destekledi  ve  önce ona su döktü. Kalan suyu ise başucundan başlayarak eşitçe dağıttı. Artık Ceyda ile Umut bu ufacık ama kocaman yürekli kızın yanına yaklaştılar. Biraz ürktü onları görünce, hemen tanıdı  Ceyda’yı…
-Ceyda abla, çok üzgünüm. Unutamıyorum onu, çok sevmiştim ben… Gözyaşları karıştı sanki ikisinin. Aynı kişiyi sevmek, aynı yürekte atmak gibiydi.

Sevgi paylaştıkça çoğalır. O zaman acılar daha az yıkıcı olur. Sevdiklerinizin dertlerine ortak olun, onları bir nebze ferahlatın. Günü gelince bunun size neler kattığını mutlaka anlayacaksınız… 

Davetiyeler gereken yerlere ulaşmışlardı. Kimseyi gücendirmek istemiyorlardı. Umut’un ise en gücüne giden şey, anne ve baba adının yazıldığı yere teyzesinin ve eniştesinin adlarının yazılamamasıydı. Bu büyük ve acıtan yalan, onun hayatta ilk defa yaşayacağı günün belgelerinin kayıtlarındaki ve evlenme cüzdanındaki yeri haksızca işgal edecekti. Sedef nihayet nikâh günü yaklaştığı ve kendilerinin şanına halel gelmemesini garantiye almak için ne giyeceklerine dair konuşmak üzere, elinde birkaç  bir model  dergisiyle kardeşine geldi. Ablasının keyfi yoktu. Sedef şaşırdı…
-Ne o abla keyifsizsin?
-Sen nasılsın?  Vicdanın rahat mı, hiç uykun kaçmıyor mu, nasıl benim kardeşim oldun ki sen?  Asla anlayamayacağım… Sedefin yüzü bulutlanır, sinirli bir hal alır, tıpkı oyunda kaybetmeye başladığındakine benzer bir hal.
-Söyledim Sedef! Hem Umut’a hem de Ceyda’ya söyledim gerçeği! Bilmeleri hakkıydı. Zaten sen ne varsın, ne de yoksun. Ne fark eder ki?  Aniden ayağa kalkan Sedef dergileri ablasına doğru fırlattı. 
-Lanet olsun abla sana! dedi. Hızlıca ve hırsla hareket ediyordu. Sokak kapısını da  çarpıp terk etti ablasının evini...
Kadın çok etkilenmemişti, hazırlıklıydı böyle bir tepkiye. Biraz da o acı çeksin diye düşündü. Vicdanı kıpırdardı belki az da olsa…
Umut arkadaşlarını davet edip, etmeme konusunda ikilem yaşıyordu. 

     Sessizliklerini hayra yormuyordu. Aralarında en varlıklı olan Umut’tu, dolayısıyla onun desteğine sürekli ihtiyaç duyuyorlardı. Eli bir an telefona gitti, hemen vazgeçti. Onlar bir şeyler içmeden gelmezlerdi. Rezil olurum diyordu... Ama kafasını kurcalamıyor değildi. Olayı akışına bırakmak şu an için en uygun olandı.
Umut ile Ceyda’nın ayrı ayrı evlerinde, evlenecek çocukları olan ailelerin neşelerinden eser yoktu. Bunu beklemiyorlardı aslında. Ama gerçek buydu. En azından "şunu şöyle yapın, bu böyle olsa daha iyi olur "gibi tatsız söylemler  duymuyorlardı. Ceyda’nın annesi buruk bir sevinç yaşıyor, kızının evlenmesine dair sevinç gözyaşlarına, kim bilir belki oğlununkileri de katıyordu. Sık sık Umut’un teyzesini arıyor, yapılması gereken ve gözünden kaçabilecek şeyleri hatırlatmasını rica ediyordu. Kadın ona teşekkür ediyor, dinlenmesini ve bir an önce sağlığına kavuşması için dua ettiğini yineliyordu. Görünen şuydu ki, aileler uyum içindeydiler. İşler yolundaydı, Ceyda ve Umut bunun farkındaydılar.
İlerleyen günlerde  bakalım neler olacaktı?



Ece Evren 11.12.2018



10 yorum:

  1. Merhabalar.
    Hikayenizin bu bölümünü okudum. Öncesini okumadığım için, sadece bir bölümün okunarak bir şeyler çıkarılması elbette mümkün değildir. Hikayenin girişindeki ilk paragraf herhalde kabristanda bir kabrin başında geçen durumu anlatmakta.

    Memleketime her gittiğimde iki büyük mezarlığımız var onları ziyaret ederim. Daha önce kabirlerle ilgili yaptığım blog sayfama yeni defnedilen mevtaların kabir fotoğraflarını çeker ve blog sayfama dahil ederim. Şu ana kadar bu blog sayfasına fotoğraflarını taşıdığım kabir sayısı 1973 oldu. Biraz daha ilave edeceğim kabirler var. Yani çalışmalarım devam ediyor. Nasıl bir blog sayfası olduğunu merak ederseniz diye size burada url adresini vermek istiyorum: https://kabirehli.blogspot.com"

    Şu anda ben sizin son paylaşımınızı okudum ve paylaşımınızla ilgili duygu ve düşüncelerimi tam paylaşmadan, yakaladığım bir noktadan hareketle yorumun istikametini hemen kendime çevirdim. Aslında bana göre, bu doğru bir üslup değil biliyor musunuz? Bakın ben bunu bile bile yaptım.

    Ben de başımdan geçen çok elim bir hadiseyi kaleme alarak hikaye türünde bir deneme yazmak istedim, ama beceremedim. Ben yazarken, ayrıntılara çok takılıyorum. İşte bu nedenle kaleme alacağım hikaye, hikayeden çok bir olayın raporuna dönüşüyor. Ben çok okumadım, okuyamadım. Bu nedenle çok okumayan insanın kalemi ve kelime haznesi zayıf kalıyor.

    Bu güzel hikayeleriniz için sizi kutlarım. Başarılar dilerim. Selam ve saygılarımla birlikte hayırlı Cumalarınız olsun.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar Recep Bey, hikayeyi tümüyle okumak için bayağı vakit harcamak gerekiyor.Ben mesuliyet duygusu çok gelişmiş biriyim. O nedenle kaç bölüm olursa olsun dikkatle yayımlıyorum. Hatta iki günü geçirmemeye çalışıyorum. Yoksa güncel yayınlar böyle zorlamaz ziyaretçileri. Yazdıklarınız için çok teşekkür ederim.Aslında ben de hayatın zorlukları bittikten, yani elli yaşımdan sonra daha çok kitap okudum. Mutlaka etkisi oluyor yazacağım bir hikayenin olay örgüsünü planlamada.
      Yazdığınız url adresine bakacağım. Son durağımız olan kabirler. Kimi çok erken gidiyor yerine kimi ise çok geç ama mutlaka...
      Tekrar teşekkürler; selamlarım ve saygılarımla...

      Sil
  2. Sözün özü "Sevgi paylaştıkça çoğalır. O zaman acılar daha az yıkıcı olur. Sevdiklerinizin dertlerine ortak olun, onları bir nebze ferahlatın. Günü gelince bunun size neler kattığını mutlaka anlayacaksınız… " bu cümlenizde saklı. Kaleminize sağlık.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Dikkat çekmek için, yazılarımızda böyle koyu yerler gerekiyor. Tam da paylaşıma ihtiyacımız olduğu günlerde yaşıyoruz. Vatanımızda bir yığın olay ve üzücü haberler...
      Sayfama yaptığınız ziyaretten çok mutlu oldum.Teşekkürler Hüseyin Bey...

      Sil
  3. Ece merhabalar,instagramda takipleşiyoruz ama blogunuz olduğunu 2 gün önce keşif ettim.Biraz da kendime kızdım..Diikkatsizlik dalgınlık ama beni affet

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim canım.Çok sevindim seni gördüğüme. İnstagramda çok faal değilim pek ama blog yayınlarımı ihmal etmemeye çalışıyorum Sibel kızım. Sevgilerimle :)

      Sil
  4. Bu hikayenizi severek takip ediyorum. Blogunuza gerçekten çok emek verdiğiniz belli. Elinize sağlık.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Ali kardeşim :) Yaşım itibarıyla gayet ciddiye alıyorum bloğumu :)

      Sil
  5. Ailelerin bu uyumu beni biraz tedirgin ediyor, sanki olumsuz gelişecek gibi.Teyze hayatındaki kaybı telafi edebilecek mi, Sedef vicdanını dinleyecek mi. Ya hiç bir şeyden haberi olmayan Umut'un kimlik babası ve biyolojik babası neler hissediyorlar. Tüm hayatı anneler belirliyor gibi.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle Sedef Hanımın hırsı ailenin kaderini değiştirmiş. Kabullenmek durumunda kalacaklar. Çocukların mutluluğu belki biraz teselli eder... Teşekkür ediyorum.

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la