Biz De Yaşıyoruz Bu Dünyada... 2.bl

 



Heyy! Ben De Varım Dünyada 2.Bl

HOŞGÖRÜ SEMTİ YEŞİLKÖY...

Ben kendi adıma eskiden oturduğumuz semte çok alıştığım için, Yeşilköy’e taşınsak da, ki çok güzel bir beldedir, maalesef bayağı  zorluk çektim. Artık hiçbir konuda karar alamıyor, ancak başkasının kararlarına  boyun eğiyordum. Muhabbet kuşum şubat ayında taşındığımız için hastalandı ve öldü. Günlerce ağladım. HAYVANLAR yaşadıkları yeri benimserler. Toprağın ve bulundukları yerin kokusunu; nasıl olur bilmem ama ayrı ayrı kaydederler. İlk kaybımız kuşumuz oldu. Değişik bir semt, tanımadığım yüzler...

İnsanlar ayrı ayrı birer bilmecedir... Bir "merhaba" ile hürriyetinizi kaybetme ihtimaliniz vardır. Ben insanların da, "merhaba" sözünün de değerli olduğunu bilirim. Ama başım önümde gitmek daha tarzımdır. Selam verdiğiniz birinin size kayıtsız kaldığını düşünün, işte ben onu kaldıramam. 

Doktoruma hangi yeni sıkıntımla gitsem, beni anladığını düşündüğüm güvenilir bir omuz bulmuş gibi olurum. Birden boşalır, ağlar ve bütün bunların neden olduğunu sorarım. O gözyaşlarımı görmezden gelir. Bana "dünyayı olduğu gibi kabul etmekte zorluk çekiyorsunuz, anlaşılmak ve ona göre davranış bekleme lüksünüz yok, bunu kabullenmek zorundasınız... Kabullenmek zorundasınız..." Sanki anlamadık, neden iki kere söylersin ki? 'Peki doktor, kabullenmek zorundayız da bütün bunları bir seansa sığdırmak hoş mu sizce? Halbuki ben sert hitap tarzlarından hiç hoşlanmam, keşke birazcık yumuşatarak söyleseydin. Sonunda yine içimdeki isyanı ayaklandırdın. Şimdi hırsım  hedef ararken hiç seçici olmayacak ve bundan sen sorumlu olacaksın.' derim  içimden ve saygılarımı sunar çıkarım odasından. Benden sonraki hastayı içeri girerken şöyle bir süzerim, sonra da bekleme odasındaki diğer hastaları. Bazılarının halini görünce şükrederim. Bazıları yanlarında yakınları, boşluğa bakar gibidirler. Onlar belki iç görülü insanlar kadar acı çekmezler diye düşünür teselli olurum. İsyanımdan ise bir zaman  utanırım...

Aslında, kansere ya da yoğun tedavi gerektiren illet hastalıklara yakalanmış insanoğlu ve kızlarına teşhis konup bildirilirken, hiçbir yaklaşım  tarzı  ne gerçeği değiştirir, ne de üzüntüyü hafifletir. Ama psikolojik bozukluk en zorudur. İkna etmeye çalışmanın çaresiz kalındığı, yatıştırması imkansız sürekli bir sarsılmadır. Mutlu hissetmeleriniz neredeyse anlarla sınırlıdır. Düşünün ki ana kumanda arızalı... 
Ve onun emir ve komuta zincirindeki tüm organlar bir zaman sonra bulundukları vücutta huzursuz hissedeceklerdir. Tabii ki de zekanın akla destek çıkması ile bu zorluğu mediumda sabitlemek bazı etken ilaçların  desteğiyle  imkansız değildir. Bir de bakmışsınız onu oyalamak, belki kandırmak için hayatınızın senaristliğini kaderin elinden yarı yarıya alıvermişsiniz. Maksat anları kurtarmak ve teneffüs yapmaktır sadece...


Yeni bölümde görüşmek üzere.     

Ece Evren  
10/03/2021
  




8 yorum:

  1. Hiçbir zaman psikolog ve psikiyatristleri sevmedim. Ama bu konuda psikiyatri daha iyi diye duymuştum yani onlar bu konu da daha da uzman. Buralara gelmişken seni de göreyim dedim annem. Öpüyorum ellerinden.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seni gördüğüme çok sevindim Samet. Akıl küpü oğlum. İnce düşünen insanların yolu bir şekilde psikiyatra düşüyor.
      Gözlerinden öperim.

      Sil
  2. kaybınız için çok üzgünüm. ben de bu sene içinde hem muhabbet kuşumu hem de on altı yıllık can dostum köpeğimi kaybettim. inanın etkisini üzerimden atamadım. gözüm hep arıyor. hatırlamadığım, boğazımın düğümlenmediği gün yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok üzüldüm. Kuşum öleli çok oldu. Bir de Dodiş adlı bir kedim öldü. On altı yıl sonra köpeğin ölmüş. Çok zor yavrum. Başın sağ olsun :((
      Yorum için teşekkürler. Sevgilerimle.

      Sil
  3. Önceki bölümü okumadım ama bu bölüm çok güzel olmuş. Gerçek bir yaşam hikayesi gibi

    YanıtlaSil
  4. Merhaba, bloğuma hoş geldiniz. Düşündüğünüz gibi, yani bu, gerçek bir hikâye. Yorumunuz için teşekkürler:)

    YanıtlaSil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la