Zorlaştırılan İslam, Keşke…

Zorlaştırılan İslam, Keşke...



Ulvi Düşünceler
Düşünmek

Yanlış anlamaya müsait her hareket ya da düşünce akımının onun asıl değeri için bir tehlike ve İslam’a ihanet gibi anlaşılacağı günümüzde dilerdim ki insanoğlu ve kızı bu lider inanışı lekelemeye, tamamen 'onun değerlerini tehdit' gibi anlaşılacak, giderek toplumu sanki binbir çeşit uygulaması varmış gibi düşündürmeye itmeselerdi. Doğruya inanan ve bu inancın tertemiz olması gerekliliğini benimseyen hakiki iman sahiplerini... 

İslami terör örgütleri!... Ne kadar manasına ters bir yapılanma. Keşke dünyanın gözleri önünde "Allahu Ekber" diyerek çoluk çocuğu ve kadınları öldürmeseler, ellerine hasbel kader düşen gazeteci ya da vb. gibi herhangi bir insanı kameraya çekerek kafasına kurşun sıkmasalardı...

Bu  örgütlerin, içlerinde güçlü yapılanmış ve ölümün önüne masum insanları da katarak canlı bombalara dönüşecek kadar gözleri dönmüştü. Keşke bu örgütler 'Guya Müslümanlar'dan oluşmasaydı. Bu; İslamiyeti benimseyenlerin kendileriyle çelişmelerinin apaçık örneği değil miydi? Şimdi tüm bu sergilenenlerin karşısında; anlaşılan ve görünür en az iki kitle var. Biri güncel olaylar kadar tabii görüp aynı gün içinde hiç umursamadan demeç verebilen insanlar ki bunların örnekleri  yakın çevrelerinizde bile çoğaldı. Diğeri içlene içlene, akıllarının artık durma noktasına geldiği ve sanki bir hiç uğruna yapılan katliamların belli bir dünya gücünün güdümünde olduğunu anlayıp dilsiz şeytan olmaya zorlanmış, artık konuşmanın ve hiçbir karşı müdahalenin yararı olamayacağının hüsranıyla durdurulmaya çalışılan beyinler.  

Senelerdir her Ramazan’ı Şerif mubarek ayında, tv lerde kendi egoistçe anlamalarının, içlerinde şekillenmiş  bilgilerini satarak hem de ikinci günah olarak Allah’ın imkan ya da cezalarını böyle ağdalandırarak transa geçmişcesine anlatıp, insanların düşünce tanrıları olmaya çalışmasalardı yine tartışılmaz gerçekleri her sene İslamiyeti yeni keşfetmiş edasıyla yine ve yine tartışmaya açmasalardı. Anlamış olmaları için arkalarında uzun seneleri ve örnekler vardı. İnsanları şüpheye düşürmek, çocukların çaresiz sorularına kaynak olmasalar ve anne babalara çocuklarına doğru bilgi vermekten yana oldukları için onlara anlatmaya çalışırken yavrucaklara, hiç denenmemiş bir lisan aratmasalardı.

Büyüklenmek, bu anlayışın  en tehlikeli yanılgısıydı. Allah’ın şüphe götürmez büyüklüğünün önünde gönlüyle secde etmiş hakiki iman sahipleri gibi tevazudan bir milim bile sapmasalardı. Varolan değerini güncellerken aslına sadık kalsalardı KEŞKE...Allah insanı dinden, imandan çıkaranların etki alanlarına sokup şüpheye düşürmesin...Amin diyerek düşündüklerimizi yazmaya devam edelim.

Acaba ben deist miyim yazımı ani bir kararla değil ama uzun bir düşünme sürecimden sonra merkeze atadım. Aslında bence en başta iyice düşünüp taşınıp yazmam gerekenler olmalıydı bugün yazdıklarım. Fakat yanlış anlaşılmasın, kendime   itirazım sadece"BEN DEİSTMİYİM YA DA OLABİLİRMİYİM" sorusuna beni götüren nedenleri bulmaktı. Bu sürecimde doğru tavsiyeye çıkaracak yolun tv kanallarında vaaz veren din adamları olamayacağı kesinleşmişti bende. Tek birisi hariç. O da şimdi eleştirilerin menzilinde ve bence yargısızca infazlarda. Tabii pek esnek olmamsı ki İslam yumuşak bir tarz gerektirir. Lisanının sert olması onun kusurlarından biridir. Kusursuz insan yoktur, olamaz. Ama bu arada İslam ve inancının bize huzur verdiği Kuran, bu kadar insafsızca tartışılıp, insanları birbirine ters düşürmez. Hakikatte ters olan düşünce yapılarımızdır.

Eskiden sakince uygulamalarına riayet edilirken, şimdi camiye giderken ve türbelerde, sanırsınız ucuzluk var ve insanlar bunun sıkıntısına düşmüş sıra kapma peşinde. Maddeden ayrılmadan, saf düşünce ile ibadet etmeden İslam dininin hakkını veremezsiniz. Yazımı çekmemden önce ve sonraki düşünme sürecimde Deizm nedir araştırırken, o sevdiğim hocamın bir videosunu izledim. Verdiği mesajı aldım. Deistlik nedir? düşünce tarzları, felsefeleri ve İslama bakış açıları neydi sorularıydı. Deistler de kendi içlerinde fikir ayrılıklarına düşürüyorlar mı? Uzunca bir süre internette araştırmalar yaptım. En güzeli de neydi biliyor musunuz?

‘ALLAH TEK’TİR, ONDAN BAŞKA TANRI YOKTUR’ cümlesinin yarattığı huzur.

İnceleme yaparken bir gencin deistliğe  karar verene kadarki sürede ona ters gelen şeyleri anlattığı yazısıydı. Hemen hepsinde haklıydı. Tıpkı benim düşündüğüm gibi şeyler yazmıştı. Fakat PİRELER İÇİN YORGAN YAKILMAZDI. Gerçeği anlayamadıkları için uygulamayanlar yüzünden dinden imandan çıkılmazdı. Bazı sırların, sır olarak kalması gerçeğin son derece yoğun oluşundandı. Ezberlerle yetinme zorundalığı bundandı. Allah ve Peygamberleri görmezden gelinemezdi. Emirleri yok sayılamazdı. Okudukça bu genç deisti, bende oturan doğrularımın yerlerini daha da sağlama almaya çalıştıklarını hissettim. Bir tek yazısını okudum ve nihayet altta ailesinden çok çevrenin onu anlamasına ihtiyacı olduğu ve başkoyduğu bu yolda uzun yollara düşüp Mecnunluğunu yaşamadan misyonerliğe soyunduğunu hissettim. İyi ki okumuştum. Yazısını bitirip altta isim ve gmailinizi girmeniz gereken yerde AKLINIZA GELEN SORULARI SORABİLİRSİNİZ yazıyordu.
Ama önce Deist olma yoluna yaşadıklarının özet niteliğindeki yazısını geçeyim.

ALINTIDIR:
’Kısaca dünyadaki kötülüklerin sebebi bu enerjinin kaynağı olan tanrı değil, bu enerjiyi yanlış kullanmış ve sonuçlarına maalesef katlanan biz insanlardır... Ateistlikten önceki son durak sözününde asla doğruluğu olmadığına inanıyorum.  Kısaca, bizler tanrı ya varsa ve bizi yakarsa korkusuyla değil, onun bizzat var olduğundan yola çıkarak ona hiç bir karşılık ve korkumuz olmadan inanıyoruz. Burdan da Deizm , Ateizmden önceki son durak değil, Deizm mantık süzgeci ve sorgulama sonucunda varılabilinecek en üst düzey bilinçtir.’’ der.

Özellikle yazdım. Yorumum şöyleydi:

Merhabalar...Sadece yaradılışımızın merakı ile ve Allah'a gidecek yolda bir ışık sızıntısı ümidinin bile bana yeteceği, onu daha net kavrama isteğimden, çocuk kaybı, hastahanelerde on iki sene sürünmek dahil, başıma gelen  bir sürü belanın bendeki zayiatını bir nebze onarma ihtiyacı ve nihayet belki iç huzurumu yakalarım amacıyla google arama motoruna yazdığım sorunun Wikipedi Sözlüğe ve ardından Deizme çıkarması beni çok şaşırmıştı.

Daha mesnetli bir şeyler duymaya ve tabii ki doğduğumuzdan beri öğretilen (ben dayatılan diyemiyeceğim) çünkü çoğu akıllı insanlar, hiç biri mi irdelemek ve reddetmek akıllarına gelip ve bunlar sonra kitleler olup daha inanılır bir inanç yolu bulup öneremediler? Bilmem kaç milyar yıl bu yalanlara mı inandı dünya? İnanmak ve inancını değiştirmek o kadar basit bir olay ve nihayetinde bir karar değil. Evet gözle görülür ve akıl mantık süzgecinden geçirilince hele asırlardan beri katliamlar, savaşlar ve tüm felaketlerle gerçekten yaşam haklarının rezil olduğu ve hiç de adaletin hakim olmadığı görüntüsü veren bir dünyada yaşıyoruz.

Ama yaradılışımızı esas alırsak; doğa, hayvan, dağ, okyanus, yerin üstü ve altı nimetlerle donanmış 'hem imtihan ve cezanın önceden çekilmesi gibi düşündüren' sunulmuş alanın; bir büyük gücün ve nihayet yaratıcısın olmasını mecbur kılar... Ama onu bir şekilde arayan ve daha derinden hissetmeye çalışan kim bilir kaçıncı kişileriz? Ve gördüğümüz saçmalıklar zaten onun emirleri olamaz. Muazzam ilmin sahibi öyle sıradan tehdit gibi algılanırcasına ifadelerle minicik yaratıkları tehdit etmez... diyeyim! Bakın korktum. Korkmamız gerekiyor tüm insani yargılardan. Sadece cahiliyye devri ve ona göre kayıtlar. Daha güncel ve ılımlı, anlaşılır hale getirilebilir miydi? Bence evet. Neden yapılmadı? Zira Müslümanların çoğu daha ilk inananlarından giderek, bunu ayrıcalık olarak görme, kibirlenme gafletinden, gelişip ilerlemeyi düşünmemiş, bin türlü ahlaksızlığı tatbik etmiş ve namazlarında da bu günahlarıyla secdeye varmış, bu riya ile bugüne kadar gelmişlerdir. Aşırı zengin ülkeler ve en dipte fakirliği yaşayan Müslümanlar. Zenginlerin çoğu fakir olanları sadece seyretmişler. Vicdanları sızlamamış. Müslümanlık? Onlar uygulamadıkları için vazgeçilecek bir değer değildir.

Artık neredeyse "Her mahalleye bir tane cami inşa etsek hiç de fena olmaz" diye düşünüldüğüne kalıbımı basarım. O büyük gücü; tüm camilerin cuma ibadetlerinde vaaz veren bir hoca gibi düşünmek ihanetten başka bir şey değildir. O vardır ve belki de bu tek gerçektir. Peygamberlerin olmaları da doğaldır bence. Niye olmalı? Her kavme, ya da topluluğa bir güdücü gerek. İmansız yaşamayacağımıza göre en azgın zamanlarında insanoğlu ve kızını uyarma görevi verilmiş seçilmiş bir vazifeli, örnek insan modeli, lider vasfında bir öncü gerek. İnsanlardan farklı olmaları gayet tabiidir. Ve Kuran surelerinin ne gibi şartlarda oluştuğunu Allah'tan başka bilen yoktur.

Diğer hikayelere gelince, sanki yanında gerçekleşmiş gibi hadsizce anlatılan ibret hikayeleri, Cennet'i, Cehennem'i görmüşcesine anlatılanlar, kendinden geçmeye çalışıp bir insan  silsilesi oluşturup coşanlar, gösteriye dönüşen toplanmalar.

Ateizmden söz etmeyi çok gereksiz buluyorum. Zira 'Bir Dinazorun Anıları' kitabını okurken, yazarı hanımefendi’nin bir papazı ziyaretinde "Hala Allah'a inanmıyordum." anlatımını  okumamla, hastahaneye kaldırılmam bir oldu. O kadar Allah'a inanırım. İşte bu yapaylıkları farkedip İslam Dini demek buymuş gibi düşünmek ne derece doğrudur? Bu düşünce yapısında buluşan ve giderek aynı başlık altında birleşmeye iten isyan duygusu, sadece uygulanamayan İslam nedeniyledir bence. 

Ayrıca ben Yeşilköy'de bir caminin tam da dibinde bir sitede oturdum tam beş sene. Daha taşındığımız ilk sabah itibariyle yatağımdan zıplayarak uyandım. Beş ezan vakti sonrası, vertigo nöbeti geçirmiş ve hastahanede yatıyordum. O evde tam beş sene oturduk. Ben ezan okunurken depresyon rahatsızlığım nedeniyle sürekli isyanlardaydım volümün yüksekliğine. Diyanete dilekçeler yazdım. Ama hayır, hiç bir sonuç alamadım. 5X365 GÜN EZAN VE BİLMEM KAÇ BİNE YAKIN CUMA VAAZI DİNLEDİM. Ama bunlar inkara giden yolun bahanesi ve referansları olamaz. Ancak müslüman olmanın etiğini hiç anlamamış olmaktır.

O devirlerde tabii olarak kaydetmede (cahiliyye devri olduğu için) belki affedilmez hatalar olabilir. Ama bu Kuran'ın kutsal olmadığını da göstermez. Kuralcı zihniyet, öyle düşünme mecburiyeti, mış gibi yapmak, akıma uymak adına tüm Kuran, peygamberler, namaz ve oruç gibi ibadetleri elimizle bir kenara itme lüksünü tanımamalı bize. Kesin olan tek şey, bir tesadüf ürünleri olmadığımız ve büyük bir gücün varlığıdır.

Sizin  belki fikrinizi değiştirme ihtimaliniz vardır ve bunun için yaşınız yeterlidir. Ya da bu üç uç arasında daha ortak bir yol bulma şansınız olabilir. Fakat ben altmış beş yaşındayım. Yanlış yapıp dönülmez yollara girme korkusunu yaşamalıyım. Şu an kendimi yargılıyorum ve size örnek plmak istiyorum. İnsan gençken daha cesaretli ve gözü kara oluyor. Bakın siz ailenize bile söyleyemediğinizi anlatıyorsunuz. Niye? Zira onlar inandıklarından memnunlar ve daha mutlular. Anlaklarımıza söylene söylene yerleştirilen, ya da sırf uygulanan tarzıyla aklımızda bazı soruların oluşması olasıdır. Ben İslamın sırf onlar layıkıyla uygulayamadılar diye bir tepki tetikli bir arayışla değil, fakat dünyada olanlara anlam veremediğim için çıktım bir iç yoluma. Daha itidalli düşünmek ve yanlış yaparak İslamiyetten ayrı hiç bir bayrak altına girmek niyetinde değilim.

Müslümanlık, şimdilerde bazılarına yaptıklarının yanlış olduğunu haykıran, bu nedenle tepki gösterilmesine rağmen Yaşar Nuri Öztürk hocanın anlattığı gibidir bazen. Onu; izlediğim bir videosunda "Ateist olacağına, Deist ol daha iyidir." demesini korku, şaşkınlık ve hafif kınama görüntüsü oturtmak istediği bakışlarıyla izleyen bir tv kanalının hanım spikeri sadece dinliyordu. Zaten soracağı bir soru olamazdı. Bu yolda kafalar karışmadan sorular oluşmazdı. Sadece düşüncelerimi anlatmak adına yazımı bırakıyorum.Yaradana yarattığı her bir şey için minnet duyuyorum.Bu yolda dilerim ölene kadar en azından beni katliamlar konusunda üzüntümü alacak, rahatlatacak bir ipucu bulabilirim.
Sizi düşünmeye davet ediyorum.
diye yazdım. Ama hiç bir cevap alamadım.

Ece Evren




Yorumlar

BLOGGER: 16
Loading...
Ad

. Şiirlerim "Satır Arası" # MİM 3 23.nisan çocuk bayramı Acı acılar acıları adalet ağır kayıplar ağlamak ağlıyor aile aklanmak Aklımda Deli Sorular / MİM 2 aklın sükutu akraba akşam aldanışlar aldanma aldanmak alışkanlıklar Allah Allah'ı hissetmek Allah'ın yüceliği an analar Ankara'da patlama anlamak anlaşılmak anlaşılmamak anlaşmak anlayamamak anlayış anmak anne annelergünü arama arayış Armağan Artık Anla askerlik Aslında Erenler aşk aşk acısı aşk çıkmazı aşk romanı aşkın gücü aşkın muhasebesi aşkın ölümü Ata'mızın vefatı Atatürk Atatürk' atlatılamayan travmalar avuntu ay ayak uydurulamayan dünya aymazlık ayrılık ayrılıklar azrail bahaneler barışmak baş eğmek başlar sağolsun bayrak bayram Bazıları beklemek beklentiler belirsizlik bembeyaz Ben ben kimim bilimsel veriler.Arthur Schopenhauer bilinmeyenler bir dost bir engelli bir garip dönem bir rüya ki bir umut Biraz Huzur birlik olamamak bitiş bitmiyor biz olamamak blog blog tanıtım Blog.Yazılarım blogger blogger dayanışması bloggerlar bloggerlar kaynaşıyor bloggerler bloglar bloglar arası dayanışma bloglar arası iletişim Bloglar arası röportaj Boğan Günahlar bombalar boşa giden yıllar boşa gidenler boşanma boşluk boşluk üzerine Bukalemun tabiatlı adam bulmaca bulutlar büyü can kırıkları canverenler cehennem Cehennem de Almaz cennet cevaplar ceza Cumhuriyet çabalar çanlar çaresizlik çelişki çelişkilerim çıkmazlar çocuk çocuklar çocukluğum çocukluk Dağınık Anne şiiri Dayanamıyorum dayanışma dayanma gücü Deeptone kitabı değer ölçüsü değeri değersiz hissetmeler değirme değişiklikler delice sevmelerim demokrasi depresyon derin kaygı destekler devrimleri dibe vuruş dikkatli dilsizlik dinginlik dini bayramlar direniş diyalog diyaloglar Doğallık doğduğumyer doğru muallakta doğum doğum yerim doğuşum dolunay dostluk Dönüş döşemeler dul duyarlılık duyarsızlık duygular duygularım Duyurular dünya Dünya Emekçi Kadınlar Günü dünya kadınlar günü dünyada kötülük dünyadan soğuma dünyadan uzaklaşmak dünyanın gidişatı Dünyanın Hakkını Vermeyeni Dünyanın Kiracıları düşüncelerim düşünmek düzene uymama ebcet hesabı ece ece evren ecel edebiyatta atışma tarzı ego egoizm eğitim eğitim neferleri eleştiri elveda emeklerim emin olmak en büyük şans En Yaralıyım endişe engeller engelli engellilerin sorunları erdem Erozyon etkiler etkinlik Etkinlik yazım etkinlikler evlilik evren ezanvakti fazla önemsemek fırsatlar fırtına sonrası fidan fikir ayrılık nedenleri gaflet uykusu garip gece gecikme geç kalmış bir aşk geçen sene Geçen Sene Bu Zamanlar geçici geçinme geçişler geçmiş gelecek gerçek gerçek alem gerçekler gerginlik gidişat gittikçe zorlaşan durumlar gizem görmezden gelme görüşü netleştirememek Gözünüzü ve Elinizi Emeklerden Çekin! gözyaşları gözyaşları.Şiirlerim gözyaşlarım.Yazılarım gurur güçler gülerken gülmek GÜLÜMSEYEN BİR ÇOCUK İÇİN : KİMSESİZ BIRAKMAYIN gün batımı gün dönümü günü güvensizlik güzel el hainler hak hakaretler Hakkımda Yazım haklar hakları haklarımız haksızlıklar hangisi yanlış hapsolmak haram harcanmak hasret hasreti hasta Hasta Bakmak Nasıl Olmalı? hatır hatırlamamak havalimanı Hayal hayal bitimi hayal kırıklığı hayal kırıklıkları Hayalden Öte Hayaller hayallerim hayallerin hayalleriniz hayat hayat arabası hayat devam etmeli hayat oyunu hayatın sürprizleri hayattan kaçış hayır diyebilmek hayır işlemek hayırlı olmak Hayırlı Olsun hayvan hayvan sevmeyen insanlar hayvanlar hazmedememek hediye çekilişi her bölüm bir kesit her şeye ayak uydurma hesap hesap dökümü hesaplar hırs hırsızlık hırslar Hikayelerim Hikayelerim. hikmetleri hilal hissettirdikleri huriler huylar hürriyet hüsran hüzün ışıklar içgörü içimin fırtınaları içine kaçmak içtenlik idealleri ihanet ihanet. Şiirlerim ikazlar ilahi ilişki ilişki çıkmazı ilk karın mutluluğu iman inanamak inanç inkar insan İnsan insan hakları insanlar insanlık insanlık ne halde internet intikam islamiyet İslamiyet İstanbul isteksiz yolculuk isyan izbeler kabus kaçış yok kadercilik Kaderin İzni kadınhakları kadınlar kadınlara haksızlıklar kalem kalıntı kalleşlik kalp kan kanatlarında ruhum kanser gibi illet kaos kaoslarım Kara Pazarlar Kara Pazarlardan karakter kararlılık kararsızlıklar kardeş kaybı karmançormanlık karmaşık duygular kasaba katıkalpler katliam katliamlar kavuşma kaygı kayıp kayıp günler kayıplar kayıtsızlık kaynaşma keramet kırgınlık kırgınlıklar kırıcı olmak kırmızı kısmet kıyamet kibir kimliğim kimliklerimiz kişilik bozukluğu kişisel blog kişisel idare kitap yorumu kitaplar kollarım kopya yazılar korku korkular koşturmalar kötü emeller kötü ortam kötü yorum kötüler kurall Kuran-ı Kerim'i anlayabilmek kurban kurtulma isteği kuruluşlar kuşkularım kutlama kutlamalar Kutsa küfürler kültür başkenti Madem ki Maden mahşer maneviyat martı masallar mavinin büyüsü Meçhule Uyandık Yine med cezir melek merhaba mevsimler milli bayramlar mim Mim Etkinliği mim gibi bir güzellik mim soruları cevaplar mimlemek mimlendim mimlenmek misafir yazar mucize mucizeler mutluluk mutsuz günler mutsuzluk müşterek mütevazı olmak nasip nefis ziyanları Nefisler nefret nereye gidiyoruz nida nikah nimetler okul okumak olanlar olanlara anlam verememek olaylar on kasım onur oyuncular öğrenim. Yazılarım öğretmenler ölüm ölümler ömürler öze saygı özlem özlemek paradoks paylaşımlar paylaşmak pazarlar pişmanlık piyonlar polisler profil karmaşası profiller Puslu Dünya Reklamlardaki Gibi Olmayan Şeyler renkler riya riyakar insan roman Romanımı kaybettim hükümsüzdür ruh ruhun zedelenmesi rüya Sade ve Derin saf düşünceler sahipsiz aşk samsun sanallık sandalyeler sanık sapan Satır Arası satışlar. küçük görme satranç seçenekler sela sempati sen senarist senden bir daha sendrom sensizlik serçe sessizliğin dinginliği Sessizlik sevgi sevgili sevgisizlik sevilmek sevmek sevmekle sevilmenin farkı sevmenin ızdırabı sığınmak sıradanlık sırlar siber alem siber âlem siberalem simitçi sinir sis siz Sizce Mutluluk Nedir? son sona yaklaşma sonsuzluk sonu merak sonuç sonuçsuz sevmeler sorular sorunlar Sosyal Medya Kafe-Yaşam Bloğu: Blogger Hazır Tema(Şablon) Düzenleme Resimli Anlat... sosyal olmak sömürü söz hakkı Sözler Tükendi Stephan stres sur Suratlar susmalı sükut-u hayaller şairler. Şans Mimi şansızlık şarkı şehitler şehitler var yine şehitlerimiz şehr-iaşk şeker bayramı Şekilden Şekle şeytan şiddet şiir oku şiirler Şiirlerim Şiirlerim. Şikayetname Şükret şükretmek şüphe götürmez gerçekler talan tanımak tarih boyunca değişen isimleri taşlar tat tavizsizlik tecavüzler teknoloji telafi tepkiler terör terör belası terör laneti tıkandık toplum toprağım tufanın talanı tutsak avazlar tutunacak dal tükeniş tükenmek tüketmek uçak uçmak umarsızlık umut umutlar umutsuzluk uzaklar uzanmak üstü çizilmiş yazılar üzüntü vahim olaylar Varlıklar vatanım vazgeçememek veda vefa vefasızlık vermeler vertigo belirtileri vurgun Vücutlar yaftalanmak yakamoz yakınlar yalan Yalnız İnsanlar yalnız kadın yalnızlık yanılma yanlış kullanımlar yanlış seçim yanlızlığın sükuneti yapaylık Yaradan yaradılışımız yaradılışın sırrı yaralanmak Yaratan Yaratılış Sırrı yardım isteği yargı yarım yarınlar yaşam Yaşam Denen Mucize yaşam hakkı yaşamak yaşanan zorluklar yaşla gelen acılar. Yazılarım. Yayınevi Sorunsalı yayınlanmış yazar Yazılarım Yazılarım. Yeni bir yıl yeni umutlar yeni yıl yeni yil yeniyıl yeter yetimler yıkılan umutlar yıkılmak yıkılmış hayaller yıkıntılar yıldızlar yine kurbanlar yine terör yirmi iki blogger yitirilenler yitirme yoğun duygular yoketmek Yokluğumda Sen yol bulamamak yollar yoruma tepki yüreğim yürek zaman Zaman Durdu Bak Yine Zaman Şahidimdir zamanın kaydı zamanlar zindan zor insanlar zorbalık zorluklar zulüm
false
ltr
item
Ece Evren'in Kişisel Bloğu: Zorlaştırılan İslam, Keşke…
Zorlaştırılan İslam, Keşke…
Zorlaştırılan İslam, Keşke...
https://2.bp.blogspot.com/-f-vgfS34ASQ/V_FfV2Gu8vI/AAAAAAAAHv8/_MXdSjjCs4ExTar2Eo44qLf-lv7edvX9gCLcB/s1600/man-888591__180.jpg
https://2.bp.blogspot.com/-f-vgfS34ASQ/V_FfV2Gu8vI/AAAAAAAAHv8/_MXdSjjCs4ExTar2Eo44qLf-lv7edvX9gCLcB/s72-c/man-888591__180.jpg
Ece Evren'in Kişisel Bloğu
http://www.eceevren.com/2016/01/zorlastirilan-islam-keske.html
http://www.eceevren.com/
http://www.eceevren.com/
http://www.eceevren.com/2016/01/zorlastirilan-islam-keske.html
true
2595208849766120292
UTF-8
Yayın bulunamadı Tümünü Gör Devamını Oku Cevapla İptal Sil By Ana Sayfa Sayfalar Gönderiler Tümünü Gör Benzer Yayınlar Etiket Arşiv SEARCH Tüm Yayınlar Eşleşen arama bulmadı Back Home Pazar Pazartesi Salı Çarşamba Perşembe Cuma Cumartesi Paz Pzt Sal Çar Per Cum Cts January February March April May June July August September October November December Jan Feb Mar Apr May Jun Jul Aug Sep Oct Nov Dec Az önce 1 dakika önce $$1$$ minutes ago 1 Saat önce $$1$$ hours ago Yesterday $$1$$ days ago $$1$$ weeks ago 5 haftadan fazla Takipçiler Takip et THIS CONTENT IS PREMIUM Please share to unlock Copy All Code Select All Code All codes were copied to your clipboard Can not copy the codes / texts, please press [CTRL]+[C] (or CMD+C with Mac) to copy