Mecnun Gibi Sevmek...


Ulvi Sevgi
Sevgililer       
Keşke beni sevdiğin gibi sevebilseydim keşke... Olmuyor zira önce sen sevdin beni. Ben ise, beni sevdiğin için sevdim seni.

Bugün 'Sevmek mi, sevilmek mi?'diye uzun uzun düşündüm. Gözyaşlarım içimin zehrini akıtacak cinstendi. Sevmek sevmeyi bilince mutlu eder sevileni, bunu anlamam zor değildi zaten. Senin sevgin mutlu eden cinstendi, hücrelerime kadar hissettirdiğin. Benimki ise, sevdiğine pişman ettirecek cinsten. Kınadım kendimi hep... Bir kâğıda yazdım yanlışlarımı, her zaman seni kırdıklarımın bir adım arkasından gelen pişmanlıklarımda buldum onları bir bir. Ben değişmek için gayret ettikçe isyankâr ruhum aklımı adeta devre dışı bırakıp hırslarıma izin vermekte. Senin deyiminle 'Mantığının almadığı', sebebi ise yaşadıklarımda mahfuz, ama beni de yerle bir eden haller sergilettiler bana.

Tabularım vardı. Hayatıma kötü anılar bırakan iki erkek tarafından sanki ben hiç mutlu olmayayım diye onlarla yaşadığım zamanlarda kişiliğime adeta özenle yerleştirilmiş. Biri babam diğeri ise eşim... Aslında senin hak edeceğin kadar muti  biriydim ben... Sevgin o kadar sıcak ve o kadar doğaldı ki. Seninle gelseydim eğer bu günlere kendisine güveni tam biri olurdum, onca beğendiğin güzel huylarımla birlikte. Benim  zaten şekillenmeden çıktığım o mutsuz yuvadan, hem anlamakta hem dahil olmakta çok zorlandığım, ama mecburen hayata katılmam; kadınlığımın hiçbir hakkının bana teslim edilmemesi beni zaman içinde isyankâr biri yapmıştı. Ben bugün çok düşündüm.

Beni onarmaktan vazgeçmeyeceğini biliyorum, ya da umuyorum. Ama bazen beni değiştirerek mutlu olacağımı sanıyor ve aldanıyorsun. Çok büyük tepkiler veriyorsun. Benim gözüm dönerse çok tehlikeli olurum. Bunu zeki olduğun için sezmene rağmen üzerime geliyor, sınırlarımı ihlal ediyor ve beni çok zorluyorsun. Biraz sabırlı olsan? İnsanın hamuru son şeklini aldıktan sonra artık değiştirilebilir mi? Daha çocukken oyun hamuru gibi sıkılıp sıkılıp, sayısını bilemediğim kadar fırınlanmış. Şimdi o kabuklanmış yerlerimi asabice koparmaya çalışıp ruhumu acıtıyorsun sen. Aslında tek şikâyetin kıskançlığım. Ama o hiç geçmeyecek. Sadece ben onu gizlemeye ve seni izlemeye, üşenmeden çetele tutmaya devam edeceğim. Ta ki değiştirmemekte ısrar ettiğin huylarından vazgeçene kadar. Zaten  yapmamanı istediğim şeyler bir kadının asla kabul edemeyeceği ve alışkanlık haline getirdiğin kusurların. Yaşının ağırlığına sahip değilsin. Beni en çok üzen de bu...

Ben ise gayret etsem de değişemem. Bunu hiç istemiyorum. İçime telkin, aklıma belli bir yol ve duygularıma kota uygulamam gerekiyor. Sessiz ve sensiz kaldığım bu günlerde; şu güne kadar birbirimize verdiğimiz maddi ve manevi zararların  maliyetlerinin tespitini yapmam lazım. Kendime olan güvenime halel getirmeden; ani çıkışlarıma hükmetmem ve bunu mutlaka başarmam gerekiyor. Zira yapımı fazla değiştiremem. Zararlı olduğunu benim de teyit ettiğim ama en çok da benim zarar gördüğüm o, sürekli içimi  kemiren şeylerden kurtulmak belki zor olacak. Sonunda dilerim ruhum huzura kavuşacak. Senin diğer kusurlarından söz etmeye  başlamadık bile... Neden acaba? 

Ece Evren / İstanbul / Kara Pazarlar'dan  












6 yorum:

  1. Müze de kendini heykeltraş zanneden bir yapımız var. Yapamayacağımız bir eseri eleştirmek, hele el atıp çekiç keski bir yerleri düzeltmeğe kalkmak. Her şeyi şöyle olsalara boğup öldürmek olduğu gibi kalmasına hiç bir şeyin izin vermemek masanın bile örtüsünün kırışığını iki aralık bir zamanda düzeltmeğe çalışanlarız. Olduğu gibi sevemiyoruz. Elinize kaleminize sağlık.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kaç zaman olmuş? Görmedim malesef, profilinize tıkladım lakin bir yere götürmedi. Çok teşekkür ederim. Eski bir yayındı. Hareket olsun bloğumda diye yayınladım.

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la