Fırat'ın Engeli...1

Zor Durumlar
Bir Erkek       


Fırat'ın Engeli...1

Gece olmuştu. Fırat’ın  annesi her zaman olduğu gibi, onun hareket gerektiren bütün ihtiyaçlarını karşıladı. 
_Suyunu da getireyim, başka bir şey ister misin yavrum?
_Yok anne sadece bana şu masanın üzerindeki kitabımı ver, televizyonu kapat o kadar. Sağ ol anne.

Bir çırpıda istediklerini yaptı Ecmel hanım. Yalpalayarak yürüyordu. Küçükken çocuk felci geçirdiği için, her adım atışında vücudu başka bir şekil alırdı ama senelerdir alışmıştı bu duruma. Sanki artık normal bir hâl gibi algılıyordu.
 “İyi geceler oğlum…”diyerek ve alnından öperek hemen yandaki odasında istirahate çekilmeden önce televizyonu da kapadı. Bu onların her gece alışılmış yaşadıklarıydı. Annesi odadan çıkmadan evvel:
_Telefon başının ucunda, ihtiyaç hissettiğin an çaldır Fırat.
_Tamam anne, sağ ol. İyi geceler.

Sessizliğe bürünen evde her gece Fırat, bilim kurgu kitapları  okurdu ve bilim kurgu filmleri vazgeçilmezi olmuştu.  Hayatını artık kendisini avutarak geçirmek zorundaydı. Hayallerinde uçuyor, bambaşka diyarlarda yolculuklar yapıyor ve önüne geçilmez bir gücü olduğunu düşlüyordu. Ama göz kenarlarından süzülen yaşlar ona sadece ve sadece gerçeği  hatırlatıyorlardı. Keşke hatırlatmasalardı da o hayaller eşliğinde uykuya geçseydi. Tam kendini kaptırmış seyrederken bir aksilikle kesilmiş bir film, ya da buna benzer; sen hakikatten kaçtıkça üstüne gelen şeyler gibi, onda ise mecburi yüzleşmelerdi bunlar...  
Fırat  için hayatını durma noktasına getiren tek  gerçek  terörün acımasız yüzüydü. Askerlik şanstı. Bir bütün olarak gidip, aynı bütünlükte dönmenin artık hiç garantisi kalmamıştı. 

*            *            *            *           *            *           *           *           *            
Onun Aysel’i vardı. Lise yıllarında aşık olmuşlardı birbirlerine. Fırat çok yakışıklı uzun boylu, esmer, masmavi gözlüydü ve  simsiyahtı saçları. Aysel’in Fırat’ın saçlarında gecenin aksini gördüğünü söylediği ve Fırat’ın bu benzetmeden son derece hoşlanıp, sıkı sıkı sarıldığı sevgilisiydi. Ertesi günü kahvaltıda
_Anne, sen Aysel’i gerçekten sevdin mi?
_Neden sevmeyeyim yavrum, nur yüzlü, gözlerinin içi gülen bir kız. Tabii ki de seviyorum.
_Babam anne?
_Baban mı? Sorarım oğlum…
_İnşallah o da sevmiştir çünkü ben onunla evlenmeyi düşünüyorum.
_Bunlar için erken Fırat, bak üniversiteyi iki senedir kazanamadın. Düşünmek lazım, karar ver. Ya bir işe gir çalış, bu sene de gir, ya da üniversite hayalini unut... artık bir an önce karar vermelisin. Geçende baban söyleniyordu, artık askere gitsin, dönüşte çalışsın falan diye...
_Bilmiyordum anne... dedi

Fırat arkadaşlarının arasında yürekli, cevval, sözüne güvenilir olarak tanınırdı. Topluma, etrafına saygılı bir gençti. Evde de öyleydi. Annesiyle her şeyini konuşur, lakin babasıyla arasında normalden uzak mesafe vardı. Belki de babası  her düşündüğünü tartmadan ve kırıcı söyleyen biriydi ve bu kendiliğinden oluşan mesafe Fırat’ın ona yaklaşmasını engelliyordu. Sadece her olayda izler ve bir süre verirdi Fırat’a. Bu süre sanki aleyhte verilirdi. Sonunda mutlaka sert sözler çıkardı babasının ağzından. Fırat ise her erkek kadar boş verir ama her düşünceli insan gibi, gece çörekleniverirdi bu sözler uykuyla arasında. Yatağında annesinin sözlerini düşünüp kendi kendine fısıltıyla konuşuyordu. Bazen yapmaz mıyız hepimiz?

_Şimdi ne yapmam lazım ki benim? Üniversiteyi kazandım diyelim, bakalım istemek yetecek mi ki? Çok da azimli sayılmam.
_Hem Aysel? O kadar sene bekler mi beni, çok güzel o. Kaybetmekten korkuyorum.
Bu düşüncelerle uykuya daldı. Rüyasında doğuda bir yerlerde asker olmuştu. Hem de bir ay geçmiş ve bunu hatırlayınca  dehşete düşmüştü. Keşke okusaydım diye düşündü. Ama askerdeydi işte. Tam da terörün en faal olduğu, gün geçmiyordu ki bir olay çıkmasın, işte böyle bir yerde. 
_Çabuk olay yerine!..   Bu onbaşının tiz sesiydi. Anında hazırlanıp arkadaşlarıyla olay yerindeydiler işte. Biraz ileride askerler vardı, sürekli belli bir hedefe ateş ediyorlardı. O tarafa doğru koşmaya başladı. Yerde çuvala benzer bir şey vardı, Hiç düşünmeden hızlıca tekme attı ve büyük bir patlama sesiyle yere yıkıldı. Ter içinde uyandı sonra. Yatağında dikildi.. 

_Ya Rabbim... neydi bu böyle? diye söylendi. Kalbinin atışları beyninde zonkluyordu sanki. Ne kadar da sahiciydi...
Annesine rüyasından bahsetmedi. Kendisi de fazla önemsemedi. Nihayetinde ülkesinde terör başını almış gidiyordu. Normaldir diye düşündü. Cenneti görecek değildi ya rüyasında... Ama Aysel’i görseydi ne güzel olurdu. Özlemişti onu. Aysel lise sondaydı. Okulun çıkış saatinde oradaydı Fırat.
_Aysel…
_Fırat, ne güzel bir sürpriz bu canım ? Sarıldılar, nasıl da özlemişlerdi birbirlerini.
_Gel bize gidelim. dedi Fırat 
_Annem de görmüş olur seni...
_Yok Fırat, başka gün gel şu parkta oturalım.
_Peki sevgilim... Aysel ona üniversiteye gitmekte kararlı olup olmadığını sordu.
_Neden Aysel?
_Ben liseden sonra el sanatlarıyla ilgili kurslara gideceğim. Fazla okumak için çok da hevesim yok. Ben ev kadını olmak istiyorum. dedi birden. 
_Anladım Aysel, bir karar vermemi istiyorsun. Doğru mu anladım?
_Evet Fırat. Ailemin bu tip arkadaşlığa sıcak bakmadıklarını biliyorsun. Üniversiteye gitmen... hadi iki sene evvel kazansaydın makul olurdu, en azından iki senesi daha var diye ailemi oyalayabilirdim. Ama şimdi…
_Baskı mı var Aysel? dedi Fırat. Aysel ise
_Maalesef öyle dedi üzüntülü bir ifade ile.

O gece Fırat uzun uzun düşündü. Bir karar vermek zorundaydı. Hem ailesini kırmayacak, hem de Aysel’i mutlu edecek. Zaten bu belliydi. O Aysel'in dediği iki sene bekleme süresini, ancak askerlik ve evliliğe hazırlık süreci olarak değerlendirmesi gerekiyordu. Aysel’i kaybedemezdi. 

Ama bu karar ona çok ağır bedeller ödetecekti. Zaten sonucunu bilsek hangimiz ateşe atarız ki kendimizi?


Ece Evren    05.12.2016






34 yorum:

  1. Güzel başladı hikaye :) Bakalım nasıl devam edecek :)

    YanıtlayınSil
  2. Çok güzel bir hikaye olacağa benziyor ablacım. Heyecanla devamını bekliyorum :)

    YanıtlayınSil
  3. Ovvv bu benim yaşadığım bazı olaylarla yakınlık içeriyor Ece abla çok etkileyici bir hikaye. Emeğine sağlık ablam

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağ ol Teo :) Beğenmene sevindim , benzerlik var demek, üzüldüm :(

      Sil
  4. Ya bu mahalle baskısı adamı ipe götürür. Valla tahammülüm kalmadı bu ülkede olup bitene. Daha demin televizyonda cemaat yurdunda kolunu kaybeden çocuğun annesi vardı. Çocuğun koluna değil askere gidemeyecek yavrum diye ağlıyordu. E be gerizekalı cahil kadın o lafı etmesen olmaz mıydı? Yavrum kolunu kaybetti biz bi cahillik ettik buraya gönderdik diye dövünsen yetmez miydi diye söylendim durdum. Olaya bak ya cahilliğe bak. Bu cahillikle geberip gidicez yazık be! (Çok doluyum Ece abla kusuruma bakma, sevgiler)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim Yağmur'um.Televizyona bakamıyorum, sinirden perişan oluyorum. Şaşırtıcı bir şeymiş gerçekten. Ya toptan akıllarını yitirdi insanlar. Her gün artan saçmalıklar. Gerçekten cehalet patlama yaptı. Çok üzülme canım. Ne olur. Öpüyorum kızımı.

      Sil
  5. Devamı var mı?. Çok merak ettim neler olacak. Konu asker olunca daha da bi ilgimi çekti.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Var canım. Çok uzun değil, ama var. Bugün birden aklıma geldi hemen de yazdım. Sağ ol canım. Sevgilerimle :)

      Sil
  6. Ece ablammm, özlemiştim hikayelerini. Nasıl güzel bir giriş yaptın böyle. Belli ki bol bol ağlatacaksın bizi. Kalemine, yüreğine sağlık ablacığım. Merakla bekliyorum devamını ❤️

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İlknur'um. Engelliler için bir hikaye yazmaya zaten önce kendime sözüm vardı. Ama bir meşguliyetim var. Biter bitmez sendeyim canım. Beğenmene sevindim.Sevgiyle kucaklıyorum seni :)

      Sil
  7. Bu aşk hikayesi kesintiye uğramayacak, devam edecek sanırım.
    Selam-sevgiler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Devam edecek Makbule kardeşim. Ama aşk biraz sekteye uğrayacak maalesef. Ana konu engellilerle ilgili zira. Sevgiler canım :)

      Sil
  8. Ablam kalemine sağlık. Çok derin bir konu ile hikayeye baslamışsın. Sen güzel yazmış sın ama olaylar bizi uzecek gibi. Bu arada konu dışı olarak Sihirli Şal hikayenin son bölümünü maalesef okuyamadim. Eğer elinde varsa o bölümü bana ulaştırabilir misin? Eksik kaldı ben de.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağ ol Uğur oğlum. Hikaye biraz hüzünlü evet. Hissetmişsin. Yoncalı Şalın Sihri son bölümü .Ah Uğur oğlum :( Tabii ki, aslında onu sitemde tekrar yayınlamayı düşünmüştüm. Ama vazgeçtim. Mail adresine yollarım Uğur. Çok teşekkürler. Sevgiler oğlum :)

      Sil
    2. Gmail adresin lazım Uğur göndermem için oğlum. Bu arada maille üyelik yaptım bloğuna. Çok değişmiş, güzel olmuş bloğun. Hayırlısı olsun yavrum. Yazılarını kaçırmam artık. Hepsine yarın bakacağım. İyi geceler :)

      Sil
    3. Uzun bir zaman yazmadım zaten. Kafamı toparlayamadim. E-tr.ugurkaya@yandex.com mail adresim.

      Sil
  9. Bakalım bu aşk hikayesi nasıl Sona erecek merakla beklıyorum:) emeğinize sağlık 🙏🏻

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler canım. Düşünüyorum hâlâ, inşallah çabuk karar veririm. Mutlu son istenendir. Sevgilerimle :)

      Sil
    2. bence mutlu son hayallerımızdekidir. degısık sonlar bazen daha ilgi cekici olabılıyor:) çünkü herşeyin sonunda mutluluk olacagına ınandırmışız kendımızı...

      Sil
    3. Hikaye benim daha başarılı olduğuma inandığım tarz değil. Başlık çizgisini çektiğimde, sanki hikaye o başlığa mahkum ilerliyor. Mutlu sonlar, 'son' manasından ergeç nasibini alır. O nedenle ucu açık öyküler benim tercihim. Bırakalım okuyucu son sayfayı kendisi yazsın. Yorumlar için çoook teşekkürler. Bugün bloğunuzda gezintiye geleceğim. Sevgiler size :)

      Sil
  10. Çok güzel başladı Ece Ablam, keyifle okudum ve çok merak ediyorum devamını :) Ellerine sağlık... Ellerinden öpüyorum ablacığım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Blana'm. Aniden bir heves geldi. Alışıyorum galiba hikaye yazmaya. Sevgiyle sarılıp, gözlerinden öpüyorum kızım :)

      Sil
  11. her zaman beklerım:) maıl sorununu hallettım hemen onu da buraya eklıyım:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağ ol, sevindim. Derhal üyelik yapmaya geliyorum. Sen de bir kahve yapar mısın ablana canım ? Hem içer, sohbet ederiz. Sevgiler sana:)

      Sil
  12. Ece teyzem engelli hikayesi deyince vaktim olunca bakmak istedim. Okuduğum konu aşk hikayesi gibi geldi. Bence engelliler için hikayeler yazmak yerine gerçeklerden bahsetmek onların sorunlarını dile getirmek için yazılan bir makale olsa daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Tabi size kalmış bu zihninizdeki hikayeyi de bilmediğim için bir şey demek istemiyorum ve saygı duyuyorum. Aşk hikayesi için güzel bir giriş olduğunu düşünüyorum.
    Saygılarımı sunarım Ece teyzem.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yok Abdullah, sanırım genel olarak aşk hikayesi gibi anlaşıldı. Ama yaşadığı yaşayacağı bundan ibaret. Asıl gerçek başlıyor şimdi. Sevgiler oğlum :)

      Sil
  13. Cok cok begendim. Firat icin zorluklar basliyor galiba. Ama bu hikaye mutlu sonla bitemez mi 💕

    YanıtlayınSil
  14. Hayatta kalmak, nefes almak mutluluk olarak düşünülürse evet. Fakat sanırım ben mutluluk hikayeleri yazamam Derya'cığım. Benim kahramanlarımın pek şansları yok.
    Aslında hikayedeki kız, bugünün zihniyetiyle zayıf kültürlü bir aileye sahip. Eğer o kıza benden az da olsa katmayı becerebilirsem belki Fırat'ın çektikleri azalır. Yorum için teşekkürler Derya. Sevgilerimle kızım :)

    YanıtlayınSil
  15. Eyvah galiba rüyası çıkacak:( çok güzel anlatıyorsun ablacım. Ne zaman yazdın? Ne zaman yayınladın, ben daha yeni gördüm:))) Hızına yetişemiyorum:) Kalemine sağlık.

    YanıtlayınSil
  16. Engelli haftasıydı sanırım. Hadi dedim bir engelli hikayesi yazmaya çalışayım. Aşk hikayesi gibi algılandı. Aşk sadece bir süsleme idi. Rüyalar bazen haberci oluyor Müjde'ciğim. Sağ olasın. Sevgilerimle kardeşim :)

    YanıtlayınSil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la