En Çok Şimdi Egodan Sıyrılma Zamanı.

Birlik Olmak
Birlik Olmak      
En Çok Şimdi Egodan Sıyrılma Zamanı...

Sevgili küçüklü, büyüklü; amaçları genelde sadece ve mutlaka güzel ve masum istekler, dilek ve mutlaka bir amaç için açılmış bloglar... Bu işe gönül vermiş arkadaşlarım. Hepimizin belki çok çaresiz kaldığımız zamanlar oldu. Sanal da olsa neşeliydi burası. İrtibata geçebilecek arkadaşlarımızı zaten az çok belirledik. Fikren ayrılıklarımız olsa da; bazen rutin yaşamımızın öğretilerinin bizde oturmuş değiştirilmez sabit fikirlerimizle son zamanlarda bayağı  kırıcı olmaya başladık. Lütfen B.M.Meclisimize çevirmeyelim bu nimet alanını. Daha hâlâ olgunlaşmak niyetinde olmasak ve belli beklentilerimiz olmasa, çok da çekilir bir yer değil açıkçası.

İtiraz hakkı bırakmayan, direkt üsluplarımızla  bazılarını kırabileceğimizi aklımızdan çıkarmayalım. Burası terbiyehane değil. Biz de normal yaşantımızda bir takım gelişmeler peşindeyiz. Bu, kişiliklerimizden ödün vermez hallerimizle ancak acı veririz birbirimize. Hatta kimilerinin bir günlük mutluluklarını bile alt üst ederek günaha girebiliriz. Değerlendirmelerimiz, tam tanımadığımız kişi hakkında net bir yargıya varmamız için yeterli olamaz.  Mükemmel olmak çok zor bu devirde, bunca uyarıcı ve zıt fikirlerle çarpışmayı marifet saymış hâllerimizle...Yorum vardır yatağa düşürür, yorum vardır ezberinizi kıpırdatmaz. Yorum vardır hem fayda sağlar, hem deva olur. Beni bir dar boğazdan kurtarmış yorumlar bilirim. Zamanlaması ve özenle seçilen kelimeler dizisi sizi mutlu eder. 

Hiç beklemediğimiz bazı arkadaşlarımızın, olayın içinde olmadan ve mecburen düştüğünüz o kaosu tam anlamadan tek taraflı dinlemelerle yorum yazmaları yerine ulaşmadığı gibi, ikinci bir üzüntüye yol açar. Neden olsun? Olmamalı.
Bir kere mantık diye bir şey vardır hepimizde az da olması gereken. Akıl almayı, yönlendirilmeyi, tesir altında kalmayı,  taraf tutmayı asla tasvip etmem... Kendiniz için mutlaka profesyonel yardımlar alıyorken, hedefin ucunda olmak, acaba sizlere ne hissettirir? Olayı tam bilemezsiniz. O zaman ise size bilginiz ve empati desteğinizle ancak minik bir teselli düşer ve en uygun olanıdır. 

Kimseyi de  “Ne düşündüm yazdım, ne kadarı anlaşılmış? ya da nasıl böyle düşünülmüş?” diyerek şaşkınlığa düşeceği bir çelişki içinde bırakmaya hakkımız yoktur. Aslında böyle bir beklentide olmasak da, ne kadar çabuk fişekleniyoruz farkında mıyız? Biz bu vatanın; fikirlerinde asgari müştereği yakalamak zorunda olduğumuz, çeşitli yaşlarda ve donanımda kişileri değil miyiz? En çok bilen, bildiklerini en ılımlı dilden anlatmak görevini üstlenmesi umulandır. 

Bırakın fark ettiklerini yazsınlar, yaşları küçük, belli ki bir çok kişiyi bizden önce izlemişler. En önemlisi de bizden kıdemli ve tecrübeliler...  
Etki bir ok gibi gelmişse, cevap hakkı doğar. Buna şahit olanların ne düşündükleri beni asla bağlamaz. Bugüne kadarki doğru anlayışından kimse kolay kolay taviz vermez. Birini yaftalayıp kenara çekilenin yanlışı, ilk defa şahlanıp, parmağını hedef aldığı kişiye gözüne sokar gibi uzatmasıdır. Buna teşekkür mü etmek gerekir, sorarım size ? Yapılmış yorumlarla ve yazılarla birbirimizi yaralamasak diyorum. Olayın gidişatını zaten( anlaşmazlık içinde olan kişiler bilir. ) Çatlak sesler ancak olayı alevlendirir ve doğru bir davranış değildir. Yanlış anlamalara nedendir ve olayın daha unutulmaz hale girmesi işten bile değildir.

Üstelik hiç kimseye beni üzmesi için fırsat vermek gibi bir niyetim yok. Belli ölçüler dahilinde yorumlaşacağımız arkadaşlarımızla her zaman belli bir saygıyı koruyalım. Atışma ancak edebiyatta ve genellikle benzer konular etrafında dönerek icra edilen, hatta değer katarak yapılan bir tarzdır. Ne düellodur, ne de savaş. Bazı şartlar demesem de zira bu değişik algılanabilir,  bir takım olmazsa olmazları gözden geçirip, tepki göstermenin gayet doğal olduğu bir süreç yaşadık. Bunlara seyirci kalmanız iki şey düşündürürdü. Başlı başına direkt isim verilerek yazılan hakaretlere dışardan karışmayı uygun görmese bile, içinden belli bir düşüncesi oluşmayan bir tek insan gösterebilir misiniz bana? Yok gösteremezsiniz. Anlayış bu değildir. Anlayış; anlaşılan ve şahit olanı kadarıyla, olayı tam olarak düşünüp taşınıp , “ Bana olsa ne yapardım?.” sorusunun cevabıdır. Orta yolu bulma çabalarıdır ancak. Onu belli güvenilir kaynaklarca şifaya götürecek yolların bulunmuş ve teyit edilmiş ve eğitimli olduğunuz konularda bu bilgileri her muhalif tarafa, belki düşüncelerinizi  saf dışı ederek en adaletli şekilde yorumlamanız olur ancak.

Sevgilerimle...

Ece Evren    06.12.2016


46 yorum:

  1. Çok güzel bir yazı olmuş. Teşekkürler

    YanıtlayınSil
  2. Sağol kardeşim. Teşekkürler yorumun için. Sevgiler :)

    YanıtlayınSil
  3. Ece teyzem yazınızı okudum. Kırgın ve üzgün olmanıza diyecek bir şey bir kelam bulamadım. Hasta olduğunuzu biliyorum fazla da yormak istemiyorum. Umarım daha iyisinizdir. Nice sağlıklı, huzurlu, mutlu günler dilerim.
    Saygılarımla.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben bloğumu açıp, yardım aldığım günlerden beri kırgınım Abdullah. Neler gördüm. Ama asla yıldırmadı beni hiç bir şey. Sadece ne yaşa saygı kalmış, ne de yapmak istediğin paylaştığın şeylere. Ama blog sayılarını eksilttikçe rahatladım. Ben yazılarımla mutluyum. Siz yetersiniz bana. Gerçekten çok yıprandım zira. Sevgiler oğluma :)

      Sil
  4. Ece Ablacım gerçekten tam bir cümle sihirbazısın.. Nasıl akıyor yazı, nasıl net şekilde olay aktarmadan direk her durumu böyle net aktarabiliyorsun ve her kelimen ne kadar duyarli, ozenli. Gercekten tebrik ediyorum canı gönülden.. Kırıp dökmeden yaşansa her güzel şey değil mi ah şu dilimiz, ah bu kelimelerimiz..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tatlııım, hoşgeldin canımm. Kelimeler benim legolarım, şekilden şekile sokuyorum. İltifatın beni gururlandırdı. Bilir misin sözlülerde çok zayıftım lisede. Ama ver bana bir konu, ertesi hafta yazayım sayfalarca. Tahtaya kaldırıp okuturdu öğretmen, o beni yorardı. Evet Defne'm, onlar bazen bozuk bir düzende de olsa öyle bir yaralıyorlar ki. Eh anlıyoruz hem yaş hem tecrübe, kırılıyorum tabii. Seni gördüğüme çok sevindim. Defne. Sevgiyle kucaklıyorum kızımı :)

      Sil
  5. Artık bu son günlerdeki blog yorumlari da sıktı ya. Isteyen istedigini okusun. Sevmedigi kisilerin yazilarini da okuyup yorum yazmasinlar. Hem sevmezsin, hem okur yorum yaparsin. O tür kisilere sesleniyorum: "Polemik değil içerik üretin". Güzel paylasimdi.

    YanıtlayınSil
  6. Sağ ol Cem. Gerçekten bunaldık, haklısın. Biz bize yeteriz diye düşünüyorum. Zorla yazdırıyorlar inan :((

    YanıtlayınSil
  7. Kelimeler ne kadar özenle kullanılmaya çalışılsa da mimikler, ses tonu ve bakışlar işin içine giremeyince yanlış anlaşılmalar olabiliyor. Bunun üzerine bir de hiç anlamadan araya girenler olunca işin içinden çıkılmaz bir hal alıyor olay. Çok sert çıkartımlar yerine ılımlı davranabilsek. Gerçi hepimiz içinde yaşadığımız coğrafya gereği sanırım o kadar gerildik ve paranoyaklaştık ki sakinliği olumlu bakış açısını ve empatiyi unuttuk.

    YanıtlayınSil
  8. Bence yazınız çok güzel olmuş. Anlayana tabi..

    YanıtlayınSil
  9. Evet Handan kızım. Normal diyalog iki kişinin arasında geçer. İkinci, ya da üçüncü kişiler mümkün olduğu kadar düşüncelerini bir kenara bırakıp, hatta yaklaşımlarında tarafsız olup, haklarını barıştan yana kullanmalılar. Yargıca ihtiyacımız yok burada. Kader yeteri kadar yargıç zaten...
    Mukayese, insanları görmeden, tam anlamadan yapılmaz. Veriler ancak yazılan saldırı yazılarıdır. Bunu hiç önem sırasına bile koymadan ahkam kesilmez.İfade ve mimikleri kullanamama dezavantajı da eklenince, kör döğüşü oluyor resmen. Yorumlarımızı bizi ilgilendiren ve konu olarak da merak alanımızdaki bloglara gidip, okuyup haddimizi bilerek bırakmalıyız. Hem dilendiği gibi yazılsın, hem de tepki beklenmesin. Gerçek hayatımda daha hiç bir yakınım, arkadaşlarım bana 'vur kaç' tekniğiyle yaklaşmadı ve yaklaşamaz.

    Yaşadığımız günlere o kadar yavaş gelindi ki Handan kızım, 'boş ver!ci zihniyet' belki bunun nedeni. Şimdi de guya aynı vatanın küçüğünden büyüğüne evlatlarıyız; birbirimizi değil sevip saymak ve birlik olmak, vatandaş olarak daha tehlikeyi tam kavramış olmayanlarımız var.
    Buralarda ise samimi, içten sevecen yorumları vıcık vıcık bulanlar var. Kimine tek kelimelik ucu açık yorum, olmayacak yere de bayağı samimi yorum bırakanları gördüm ben. E o zaman ben birinin önce yazılarına bakarım, sonra da yorumlarına. İkisinin arasındaki çelişki beni düşündürür. Kimse kimseye akıl veremez Handan kızım. Hedef olarak da tanımadığın yaşını başını almış biri seçilmez. Bütün sıkıntım buydu ve yazdım. Ve ben hiç bir yorumumda nezaketten uzaklaşmam. Yorumun için teşekkürler canım. Sevgilerimle :)

    YanıtlayınSil
  10. Sağ ol kızım, teşekkürler.

    YanıtlayınSil
  11. Merhabalar.
    Efendim yazınızı okudum. Önce çok haklı olduğunuzu söylemekle yoruma giriş yapmak istiyorum. Bu yol gösterici ve uyarıcı yazınızı o kadar güzel bir teknik ve üslupla kaleme almışınız ki, okurken kendimden geçtim. Kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim.

    Çok fazla detaya girmeden yazınızdan bir alıntıyla devam etmek istiyorum:
    "Mükemmel olmak çok zor bu devirde, bunca uyarıcı ve zıt fikirlerle çarpışmayı marifet saymış hallerimizle...Yorum vardır yatağa düşürür, yorum vardır ezberinizi kıpırdatmaz. Yorum vardır hem fayda sağlar, hem deva olur." İşte efendim bu nedenle bloglarını tamamen kapatmış, ya da sadece yoruma kapatmış bloggerler biliyorum. Ben bile kaç kez kapattım ve açtım. Yine yazınızdan bir alıntı ile yoruma devam ederek nihayetlemek istiyorum.

    "Anlayış; anlaşılan ve şahit olanı kadarıyla, olayı tam olarak düşünüp taşınıp , “ Bana olsa ne yapardım?.” sorusunun cevabıdır." İşte bu kadar diyor; selam ve dualarımla birlikte sizi en Güzel'e emanet ediyorum efendim, saygılarımla.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sizin beğenmeniz beni gerçekten çok memnun etti. Hele ziyaretiniz çok onurlandırdı. Çok teşekkür ediyorum Recep bey. Selam ve saygılarımla.

      Sil
  12. Güzel bir değerlendirme yazısı olmuş. Kaleminize sağlık. Ben de yazsam mı diye epey kafa yormuştum. Arka arkaya birkaç blogda bu tür yazıları görünce maksat hâsıl olmuştur diyerek vazgeçtim artık. En azıdan bu yazının altında birkaç şey söylememe izin vardır umarım. :)
    Söyleyeceklerimin şahsınızla bir ilgisi yoktur. Genel manada bir şeyler söylemek istiyorum.
    Öncelikle şunu söylemeliyim ki sanal ortam gerçek hayata göre yanlış anlaşılmaların çok daha fazla olduğu bir yer. Biz günlük hayatta bile doğru dürüst anlaşamazken bu âlemde sağlıklı iletişimler kurmaya çalışıyoruz. Bu noktada daha dikkatli olmak zorundayız.
    Elbette isteyen istediğini yazmalı. Hem konu hem yorum olarak. (İnsanî değerleri göz önünde tutarak tabi.) Özgürlük bunu gerektirir zaten. Ancak burada bir noktaya özellikle dikkat çekmek istiyorum. Dilin kuralları noktasında öyle bir seviyesizlik var ki anlatamam. (Bir silsile halinde bloglarla tanışmamı sağlayan ve beni size ulaştıran) Blog Sözlük'te geçen gün bunun üzerine bir şeyler paylaşıyordu gençler. Ve istedikleri gibi dili katledebileceklerini söylüyorlardı. Çok üzüldüm. Çok özür diliyorum, insan sövgü yazarken bile dilin kurallarına sadık kalmalı bence. Oktay Sinanoğlu'nun ifadesiyle "Türkçe giderse Türkiye gider." Burada anlaşalım, ondan sonra isteyen istediğini yazsın. Kitap mı tanıtıyor, gezdiği yerleri mi anlatıyor, yoksa üç beş güzellik malzemesi mi teşhir ediyor, kendi bilir.
    Bundan dolayıdır ki daha önce yazmıştım tekrar yazayım: İnternet gençlere bırakılamayacak kadar önemli bir mecradır. Gençler derken ne kastettiğimi yukarıda söyledim zaten. Şimdi aklı başında neslin de saldırısına uğramayalım. :)
    Bir noktaya daha dikkat çekip bitiriyorum. Özellikle “blog kardeşiliği, yorum arkadaşlığı” vb isimlerle blogları ziyaret edip yorum yazan insanlar var. Altına da o çok özel notu düşerek: “Bana da beklerim.” (Ne gün gelelim?)  Tamam, iadeiziyaret (TDK böyle yazıyor) yapalım ama benim hiç ilgi alanım olmayan bir blog ise bu, ben orada ne kadar vakit geçirebilirim ki? Ve hangi yazıya neyin yorumunu yapabilirim?
    Bir blog yazısı olacak kadar uzadı sanırım yorum. Ama buraya yazmak için niyet ettim, burada kalsın. Sağlıcakla…

    YanıtlayınSil
  13. Özellikle sizin anlayacağınızı biliyordum inanın. Buna ihtiyacım da vardı üstelik. Aslında bazı şeylere meydan verilmemesi en uygun olanıydı. Ben blog yazmaya gayet acemice ve hazırlıksız, ön araştırmasız başlamakla zaten kendimi zora sokmuş oldum. Biraz uzuna yakın mecrayı takip süresi tercih edilendi. Ama bir garip heyecan duymuştum.
    İnsanları anlamayı görev edinmiş, bunda da safça fakat yine içten olan hallerim vardı. Teknik destek yakınlarım tarafından verilemedi. Her şeye vakıf olarak ve profesyonelce bir düzen oturtulup yazmaya başlasaydım sanırım sonuç, en çok da benim hassas yapım nedeniyle üzücü olmayacaktı.
    Değindiğiniz gibi, bazı genç grupların, sözlük manasına ters işlev peşinde olan xxxx sözlük vb. adı altında Türkçe'yi oyuncak bilip, bozma niyet ve girişimleri anlaşılır ve affedilir gibi değil. Sanırım, gündelik hayatlarında kullanırken sorumsuzca yaftalayıp doğallaştırdıkları ikinci anlamlar nedeniyle gerekli yerde kullanmakta tedirgin olduğumuz kelimeler gittikçe çoğalmaya başladı.
    Aklı başındaki nesil zaten emindir, onlara bir gönderme ya da isnat olmadığından. Ben hâlâ şu bir kaç sene öncesine kadar süren zor yaşamım nedeniyle hissettiğim, bildiğim eksiklerimi tamamlamaya çalışırken, onların hazır sunulmuş şeyleri anlamak yerine bunları oyuncak etmeleri... Yazık.
    Son cümlelerinizi gülümseyerek okudum. Ben de beklerim meselesi. Seçici olmak zorundayız, ayrıca ve mutlaka bir düzen olmasının gerekliliğini onlara anlatabilmek. Sanırım çok çalışmamız ve kabul edilebilir örneklerle, sınırlı da olsa belli bir kitlede etkili olmak gerekecek :)
    Ziyaretiniz için teşekkürler. Huzurlu bir gece dileklerimle.

    YanıtlayınSil
  14. İlk blog açanlar blogger hakkında bilgileri yoksa zor günler yaşıyor. Yanlış yönlendirmeler, yanlış insanlar işi daha da zora sokuyor. Ben de neredeyse o girdabın içine giriyordum. Son anda ona prim vermedim. Varsın temamı beğenmesinler. Ben herkese saygılı davranım sevgiyle yaklaşmak istiyorum. Kalp kırmanın çok basit olduğunu defalarca kendi yaşamımda yaşadım. Ağırlığı kaldırmak zor. Bir yaz blog yazmadım. Hiç kimseye gitmedim. Biraz bu ortamdan uzaklaşmak istedim. Geldim daha kötü olaylarla karşılaştım. Her gün yeni bir olay yeni şeyler. Bazen diyorum kendin yaz kendin oku. Hiç yorumda yapma. O zamanda yazdıklarını değer verdiğim onlardan bir şey öğrendiğim yorum yapmazsam. O kişilere haksızlık etmiş oluyorum diye düşünüyorum. Artık önümüzdeki günler de ne yaparım bilmiyorum. Sağlık olsun. Ece teyzem haklısınız insan aynı şeyleri yaşayınca yıpranıyor. Umarım en kısa zamanda güzel günler yaşarsınız. Saygılarımla

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Abdullah oğlum. Sağ ol yorum için. Fakat ben yıprandığımı ve fark ettiğim şeylerden dolayı soğuduğumu hissediyorum ciddi ciddi. Şimdilik akışa bıraktım, bakalım Allah ne isterse o nasip olsun. Teşekkür ederim teselli ettiğin için. Yazdıklarında haklısın yavrun. Sevgilerimle iyi geceler dilerim Abdullah :)

      Sil
  15. Merhaba Ece, bence aklı başında blog yazarları bu tür yazılar yazarak, blog dünyasını Facebook, Instagram, Snapchat gibi sosyal medya ortamına dönüştürmek isteyenleri uyarmalı...

    Huzurumuz kaçmadan yazamıyoruz. Gerçekten de son zamanlarda bloglarda huzurumuz kaçtı. Mesela bir yazı yazıyorum, biri üzerine alınıp hakkımda yazdıkça yazıyor. Ya hu bir dur, bir yazdın iki yazdın yetmedi mi?

    Biz huzur için yazıyoruz, amacımız dedi-kodu değil. "hayatı kaydet"mek için yazıyoruz. Yanlışları gösterdiğimiz zaman: "önce kendine bak" "herkes kendini eleştirsin" "sen kimsin lan" "egoist çok bilmiş" diyenler bile oluyor. Oysa gördüğümüzü gözlemlediğimizi yazıyoruz.

    Ece abla, güzel yazın için teşekkür ederim. Bu yazı için seni eleştirip üzerine alınıp, saldıranlar olursa onları uzay boşluğuna doğru yolla :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağ ol Mustafa şu ana kadar olmadı, olursa yollarım tabii. Sana olan tepkiler için de sadece anlamadığımı söyleyebilirim. Ortada bir şey yok da biz mi kurguluyoruz ve bundan hoşnut muyuz ki?. Şapkalar öne konmalı. Sevgiler kardeşime. Çalışmalarında kolaylıklar diliyorum :)

      Sil
  16. Bu ara ne tuhaf durumlara denk geliyorum blog dünyasında:( Buralar böyle değildi, ne oldu anlamadım ben:( Kaleminize sağlık... Sevgiler...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yaş olarak benim yaşamam da bana çok tuhaf geliyor canım :( Dayanılmaz hale gelmişti. Ben hayatımda böyle şey görmedim. Soğudum, o kadar yani :( Teşekkürler canım. Sevgiler.

      Sil
  17. Ne güzel demişsin Ece abla tam da şimdi egolarımızdan sıyrılma zamanı. Sevmek o kadar da zor olmasa gerek öyle değilmi? Severken de saymak. Ama ben herkesi sevmek zorundamıyım diyenlere de sevmesen de say demek. Hadi şimdi tam zamanı öyle değil mi? 2016 giderken egoları onunla yollayalım. Sevgiyi saygıyı da 2017 ile birlikte kucaklayalım. Öpüyorum güzel yanaklarından ellerinden sevgilerimle birlikte 😙❤

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili ve değerli kızım. Bu vatanın büyüklü küçüklü vatandaş, kardeş olmasak da abla küçük kız ya da erkek kardeşleriyiz. Ben sevgiyle yola çıktım ama belki güzel ifade edemedim, bilemiyorum. Biraz kendime güvenimi yitirdim. Ama son bir gayretle ayağa kalkmaya çalışıyorum. Yazı yazamıyorum. Biraz hoşgörüden başka hiç bir şey istemiyorum. Yorumun çok iyi geldi. Teşekkür ederim yavrum.
      2017nin sana ve ailene sağlık, huzur, mutluluk ve tüm kısmetleriyle gelmesini diliyorum. Seni ve evlatlarını sevgiyle kucaklıyor öpüyorum kızım :)

      Sil
  18. Ablacım yazını okuduktan sonra yorum yazsam mı yazmasam mı diye düşündüm. Büyük bir kırgınlık yaşamışsın sanırım, bunu sana hatırlatır mıyım diye düşünerek çekindim. Konuyu tam bilmiyorum ama anladığım kadarıyla canını sıkmışlar.
    Ne yazık ki yaşı küçük - aklı küçük veya yaşı büyük - aklı küçük bir çok insan var etrafımızda. Bunlar ağızlarından çıkanı kulağı duymayan insanlar. Hayatlarında saygı görmedikleri için de saygı göstermeyi bilmiyorlar muhtemelen.
    Senin sözlerin de, gönlün de çok güzel ve temiz ablacım. Biz bunu yazılarından da yorumlarından da görüyor ve anlıyoruz.
    Güzel gönlünü sıkma. Seni sevgiyle kucaklıyorum. :)

    YanıtlayınSil
  19. Sevgili Elif kızım. Çok duyarlısın. Kırıldım evet ama affetmek için yanlışın itirafı ve pişmanlığını anlamam gerekirdi. Ondan da vazgeçtim. Bloğumu seviyorum. Yani yuvamda mutluyum. Sizler de bana yetersiniz. Bu onarıcı yorumun için sana çok teşekkür ediyorum. Sevgiyle kucaklıyor, gözlerinden öpüyorum kızım :)

    YanıtlayınSil
  20. ah Ece ablam senin bu iç döküş yazıların yok mu.. sanki ailemden biriymişsin gibi okuyorum, öyle samimi, öyle haklı ve insanda sarılma isteği uyandıran :) dilerim ki kırgınlığın yerini daha güzel hislere bırakır, seni kıranlar hatalarını anlarlar. ve umuyorum ki seni kıracak bir şey yazıp, söylememişimdir bugune dek, olur da kırarsam istemeden, gel hesabını sor bana :)
    yazdıklarına hak veriyorum tabii, buralar da bozulursa nerede kafamızı dağıtıp kendimizce içimizi dökeceğiz? yeni yılda herkesin daha anlayışlı, daha sakin ve daha onarıcı olması dileklerimle, mutluluk, sağlık ve sevenler seni bırakmasın Ece ablam <3

    YanıtlayınSil
  21. Canım Duygun kızım. Asla ben senden hiç kırılmadım. O tatlı halinle moral kaynağı oluyorsun ancak. Bitkinim. Azmim yara aldı. Hakarete uğradım. Unutmam mümkün değil. Hayatım boyunca sevilen bir insandım. Yaşımla vurulacağım hiç aklıma gelmezdi. Ben üzmeyeyim seni canım. Herkese samimi idim. Ama iletememişim demek ki.
    Ben de sana yeni senede sağlıklı, mutlu, huzurlu ve bol kısmetli günler diliyorum can kızım. Sevgiyle kucaklıyorum canım :)

    YanıtlayınSil
  22. Sözcükler insanın anahatarıdır, bir kalbi açtığı gibi kalbi de kilitler. İnsan seçici olmalı, düşünmeli bir kelime seçerken. Açıkçası yüzyüze konuşurken alışkınım, karşımdaki bazen düşünmeden birşey söyleyebiliyor bir anlık sonra bir şekil tatlıya bağlıyoruz. Lâkin yazı dilindeyse tam tersi, düşünmek için o kadar zaman var ki, dahasında karşısındakinin ne anlattığını bulabilmek için... Şu an dahi bunu derken yersiz bir şey söyleyip, seni kırıp kırmadığımı düşünüyorum ablacığım. Dilerim kabalık etmemişimdir. Kalemine sağlık. :)

    YanıtlayınSil
  23. River, benim yazdığım üstteki yazı kırgınlığımın, daha da çok kızgınlığımın tam ifadesi olamaz bile. Zira başıma gelen olay; açıkça, ortada ve hakaretlerle dolu, hırstan sersemlemiş kelimelerin cümleleri bile tamamlama tasası olmayan bir yazıydı. Özellikle koyu siyah renkte idi. Üstelik görenlerin, tanıdığım bir iki bloggerın dışında tepki göstermediği bir çoğunun da susarak desteklediği bir yazı idi. Seçimlerimi ondan sonra yeniden gözden geçirdim. Yani ortada bir kötülük ve gözlerini çeşitli nedenlerle kapatan zihniyetler.Artık çok da ortalarda olmam. Yaşım böyle riskleri hak etmiyor. Saygı diye bir şey vardır. Whatsaptan da hakaret edilebilir ve gereken cevap verilirdi.Zira numaram biliniyordu.Acaip bir olaydı, saçmalık ötesi.

    Olay hakkında bilgin olup olmadığını bilmediğim için, böylece seni yanlış anlamak gibi bir lüksüm de yok. Onlar, karşılıklı konuşamadığımıza göre bu yazıyı çoktan hak etmişlerdi.Teşekkürler kızım. Sevgiler.

    YanıtlayınSil
  24. Merhaba Ece Abla. Bahsi geçen yazıyı görmedim. Buradaki yorumları da okuyarak anlamaya çalıştım. Belli ki çok üzülmüşsün. Seninle henüz yeni tanıştık. Annemle ilgili yazılarıma yazdığın yorumlar beni çok duygulandırdı ve çok iyi geldi. Hassas ve ince bir ruhun olduğunu anladım. Kalbini öfkeyle besleyen insanları anlamıyor ve anlamak istemiyorum. Lütfen üzülme. Sevenin çok:) Sevgilerimle

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Gülcan. Bu yazı geçmiş tarihli ama bugünlerde birtakım kırılan bloglar oldu. Kendimize gelmek için tekrar yayınladım.
      O yazıların üstünden uzunca bir süre geçti. Yani tozlanmasına gayret ettim. Ama kimse kimseyi üzmesin diye bir hatırlatma yapmak istedim.

      Canım, o anne yazılarını bir gece ayırıp o kadar duygulanarak okudum ki ve sana dua ettim sürekli, zira herkesin kayıplara karşı yıkılması aynı olmaz. Sendeki duyguları içim anladı. Dilerim hep mutlu olur ve kaldırılamaz kayıplar yaşamazsın yavrum. Gözlerinden sevgiyle öpüyorum canım.

      Sil
  25. Ne kadar güzel ve bir okadar doğru bir yazı yazmışsınız.
    Kaleminize sağlık.
    Sevgiler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili İnci, beğenmen beni mutlu etti canım. Teşekkür ederim. Sevgilerimle.

      Sil
  26. Çok güzel bir yazı olmuş ablacim..hassasiyet,olgunluk,saygı dolu bu yazın için teşekkürler..sevgiler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağol Yasemin kızım. Eski bir yazı ama bugünlerde bir silkelenelim dedim. Teşekkürler canım, sevgilerimle.

      Sil
  27. Blog dünyasında da bambaşka bir hayat var.Kişi ne kadar eğitimli olursa olsun bazen hırslar her şeyi alt üst edebiliyor.Herkesin okuması gerekli bir yazı.Blog ortamında kardeşçe yaşamak umarım ütopik bir hayal olarak kalmaz.Öpüyorum kocaman :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Derya'nın etkilendiği durumdan giderek, eski bir yazımı güncelledim Yurdagül'üm. Belki bir gün hepimiz, burada olmanın kıymetini anlar ve sevgi, barış dolu dostluklar kurarız. Ben de öpüyorum canımm.

      Sil
  28. Sevgili Ece Hanım bilgeliğinize her zaman ihtiyacımız var.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Derya'cığım. Estağfurullah ama gerçekten duru düşüncelerimde çok sırlar olduğunu düşünüyorum ve sürekli tefekkür hâlindeyim. Doldukça paylaşıyorum ve sizlerden gelen bu güzel yorumlar beni sevindiriyor. Anlayışınıza sağlık, teşekkürler canım.

      Sil
  29. Bu yaziniz dikkatimden kaçmis. Ne kadar iyi anlatmissiniz. Izninizle linki paylasiyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Lütfen Derya'cığım. Paylaşman beni mutlu eder. Sevgilerimle.

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la