Ecele Beş Kala 8.Bölüm

Kadın Utangaç Heyecan
Kadın       

Ecele Beş Kala

Lise birdeyken bir okul dönüşü Ümran, ders çalışmak üzere bize gelmişti. Ama kırtasiye malzemelerine ihtiyacımız vardı. Annemden izin alıp, yola çıkmak üzere aşağıya indik.Çıkar çıkmaz her zaman yaptığım üzere etrafı gözlerimle taradım. Birden bakışlarım yan tarafımızdaki karakolun merdivenlerinde çakılı kaldı. Kulaklarımsa genç adamın mırıldandığı melodide. Sivil giyinmiş, üstünde koyu sarı bir V yakalı kazak vardı. Polislerin o zamanlar üniformaları haki renkteydi ve altında resmi pantolon vardı. Bacakları hafif açık şekilde merdivene oturmuş, o zamanlar dillerden düşmeyen Adriano Celentano’nun hit parçası  ‘se voi andare vay’ı mırıldanıyordu. Gözlerimi ondan alamadım ve haliyle o da bunu fark etmiş oldu. Ancak yüreğimin sesini dinliyordum. Çünkü hızlı bir ritim tutturmuştu. Yolun başına doğru sürüklenerek Ümran’ın ’’Sakin ol ne oldu sana ‘’diyen sözlerini dinleyerek zorla ulaştım. Çarpılmıştım adeta. 

Görünmeyeceğimiz yerde biraz oyalandıktan sonra aynen geri döndük. Orada yoktu ama çoktan aklımdaki ve yüreğimdeki yerini almıştı. Adı neydi, kimdi, yaşı kaçtı, nereden çıkmıştı böyle? Hiç bir şey bilmiyordum. Bildiğim onu kafama taktığımdı. Kaliteli biriydi besbelli. O gece babamın gerek derslerle, gerekse rutin söylemlerini öylesine dinledim. Bir an önce odama kaçıp, karakolu gören camdan bakmak ve onu yeniden görme arzusuyla doluydum. Acaba o beni fark etmiş ve etkilenmiş miydi, merak ettiğim buydu. Uzunca bir süre bakmama rağmen onu göremedim. Günler bitmemişti ya.  Elbet karşılaşırdık. Hayaller kurarak uyumaya hazırlanırken, yanımdaki yatakta yatan kız kardeşimin deli gibi yediği sarımsağın kokusu burnumu yaktı. O geceyi bu sarımsak kokusuyla birleştiği ve duygularıma turp sıktığı için hiç unutmam.

Sabah uyandığımda içim heyecanla doluydu. Âşık olmuştum. Ya da öyle sanıyordum. Her neyse, ne zamandır ilk defa böyle umutla açmıştım gözlerimi dünyaya. İnatçı bir kızdım ve dikkat çekmek için elimden geleni yapacaktım. Onu tekrar görmek için Allah’a yalvarıyordum adeta.
Ertesi gün okuldan çıktıktan sonra Ümran ile yolumuz aynı olduğu için, tam bizim evimizin önüne geldiğimizde onun aynı merdivenlerde oturduğunu görmemle heyecan kapladı yine tüm vücudumu. Babam adliyeden gelene kadar kapının önünde bir ileri bir geri tur atmaya başladık. Tam ikinci turumuzu atıp onun önünden geçiyorduk ki, beyaz dosya kâğıdından özenerek yapılmış bir uçak, hava da bir, iki tur attıktan sonra tam önüme düştü. İyi atıcıydı besbelli, gözlerini de bana dikmişti. ’’Bu senin için!‘’der gibi. Eğilip alamadım ve Ümran’a almasını rica ettim. Aldı ve bana verdi, ona bakıp gülümsedim. 

Ümranla öpüşerek vedalaştık ve hemen eve koştum. Uçağı incelemem gerekiyordu. Üstünde bir iz, bir işaret ya da umutlanacağım bir şey var mıydı acaba? Annemden saklamak için çantama sıkıştırdığım uçağı incelemek için en güvenilir yer tuvaletti. Girdim ve bayağı özenerek uçak haline soktuğu kâğıdı dikkatle düz hale getirdim. Şimdi kırışıklığı okunmasını engellemeyen dosya kâğıdı elimdeydi işte… Üstünde, eğer senelerce sonra bir kriz anımda tüm mektupları yırtmasaydım şimdi tam metnini yazabileceğim ama andıran şu cümleler yazıyordu.’Neptün 1 in astronotundan Uranüs gemisinin güzel kaptanına! Uzay gemimiz alanınıza gelmiş olup size ait bir yerde konuşlanma izni istemektedir. Eğer uygun görürseniz sonsuza kadar orada kalmayı düşünmektedir. İzin vereceğinizi umutla beklemekteyim.’ Elim ayağım boşalmıştı. Tir tir titriyordum. Bu arkadaşlığı hangi ortamda ve nasıl yürütecektim. İçimi büyük ve tanımadığım bir korku kapladı. Çok ani olmuştu. Benim hiç erkek arkadaşım olmamıştı ki, üstelik yaşı benden büyük olmalıydı. 
          
O gece bana söylenen ve istenen hiçbir şeyi ne tam anladım, ne de denilenleri hakkıyla yaptım. Yatağa girdiğimde düşündüğüm, hayal ettiğim şeylerin sandığım kadar kolay olmayacağını anlamış ve mahzun olmuştum. Kardeşim o güzel sesiyle la Paloma,yı söylüyordu. "Haydi abla kanon yapalım" dedi. Ona eşlik etmemi istedi, ağlamaklı da olsa dediğini yaptım. O kardeşime, orta yaşlarında şizofren tanısı kondu. Ve hiçbirimiz onu sahiplenecek yürekliliği gösteremedik. Tek başına sürdürdüğü hayatında, etraftaki komşular dâhil her şeyden rahatsız olması nedeniyle tam yirmi beş defa ev değiştirdikten ve onca yorgunluktan sonra, bir de hastalığının yorduğu kalbi elli yedi yaşında bir hastanenin yoğun bakımında sükût etti. Canım kardeşim ruhun şad, melekler yoldaşın olsun. Hâlâ yaşadığım için bana, sizler öldüğünde hep yas tutmak düştü. Ama ben hayattan sizlerin hakkını da alacağım. Azimli ve toptan alacaklıydım.

Hikâyemize dönelim. Ben de bir dosya kâğıdına ‘Uranüs’te kalmanızda bir sakınca yoktur. Ama komşu gezegenlerin casuslarına dikkat etmek şartıyla…’ gibilerinden komikçe bir cevap yazıp, aynı uçak modeline benzetmeye çalıştım ve karakolun önünde olduğu bir gün, tam da önüne başarıyla uçurabildim. Sanırım ben de onun gibi hedef şaşırmıyordum. 

Neden? derseniz. Sene 2015 in birinci ayının onu. Dört senedir oturduğumuz Yeşilköy’ün bir sitesinin bu bahçe katında kendimi iyi  hissetmediğim bir gün müdahale etmekten kendimi alamadığım; kedilerin çiftleşme öncesi çıkardıkları ve beni sinir eden, o uzun süren bir garip pazarlığı andıran seslerinden rahatsız olup, elimdeki çakmağı, üstelik sol elimle hırsla attığımda en çok kendimin şaşırdığı bir isabetle kediyi alnının ortasından vurdum. Sonra günlerce takip ettim,' aman ölmesin, ölmesin' diye sürekli dualar ettim. İri beyaz-gri bol tüylü bir kediydi. Sonraki günlerde onu biraz zayıflamış gördüm. Zaman içinde yine eski tombikliğine dönmüştü. İçim rahatlar gibi olmuştu.

8.Bölüm sonu.


Ece Evren

16 yorum:

  1. Uranüslü uçak muhabbeti güzelmiş.:)Ama kardeş acısı zor olsa gerek.Kimse bunu yaşamaz umarım. Bir sonraki bölümü merakla bekliyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Uçak gidiş gelişi harika idi :) Ne güzel günlermiş aslında. Kardeşlerim nurlar içinde olsunlar inşallah. Teşekkürler canım. Sevgilerimle :)

      Sil
  2. Ne kadar romantik bir şekilde başlamış ilk aşkın, sarımsak konusuna çok güldüm:), kediye bir şey olmamasına sevindim, içinin ne kadar rahatladığını tahmin ediyorum. Kalemine sağlık ablacım. Sevgiler:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet Müjde'm. Orası komik. Kerata bir baş sarımsağı koca ekmekle yerdi. Adeta sarhoş olurdum kokusundan. Sık sık yapardı kardeşim. Nurlarda yatsın. Çok güzel kanon yapardık, tabii sesimizi dengeleyerek. Babam ses istemezdi. Ne günlerdi...Kediye o kadar üzüldüm ki anlatamam, zira sadece kenara düşer sandım çakmak. Allah beni büyük günahtan, onu da benim ani refleksimden korudu. Sevgiler kardeşime :)

      Sil
  3. Kediye bir şey oldu sandım önce neyse atlatmış.
    Oldukça değişik bir başlangıç yapmışsınız:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yok canım. İsteyerek olmadı zaten. Şükürler olsun. Zaten hep zordalar.Bir şey olsaydı mahvolurdum.

      Sil
  4. bu bölümde genç bi kızın saf bi aşk kokusu var,biraz da romantiğe kaçmış :) kardeşiniz için üzüldüm,Allah mekanını cennet etsin..kediye bişey olmadığına ben de sevindim :) elinize sağlık..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Öyle Yıldırm :) O senelerde zaten sadece heyecan vardı. Hakikatler bambaşka, İyi ki yaşamışım o günleri. Kedicik :(( Evet şükürler olsun.

      Sil
  5. Ay valla ne kadar yaratıcı bir teklif :) Kıskandım seni ablacığım :) Sama mail attım.Bakarsan sevinirim :))

    YanıtlayınSil
  6. Canım :)Aslında sanırım aşk konusunda şanslı idim. Ben zor bir insanım. Arızalar ondan kaynaklanıyor :) Maili gördüm, teşekkürler, yeniden yollayacağım kızım. Teşekkürler ve çok sevgilerimle :)

    YanıtlayınSil
  7. Merhabaaa Ece ! Blogunu yeni kesfettim yazıların cok ilginc ve okunmaya paylaşılmaya deger :) Takipteyim cnm bende bekliyorum ;) http://lavvienrose.blogspot.com.tr/

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba La vie en rose :) Tabii ki geleceğim. Teşekkürler, sevgilerimle :)

      Sil
  8. vay be ilk görüşte aşk, hem de karşılıklı :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben aşk diyordum da, onunki eğer çapkınlık idiyse ona pahalıya mal oldu Özlem'ciğim. Sevgiler kızım :)

      Sil
  9. 25 kere ev taşıma işini bi düşündüm de aman Allah'ım iyi dayanmışsınız taşımaya. Kardeşine üzüldüm Allah kurtarmış diyelim Ece ablacım nurlar içinde yatsın.
    Hakikaten çıkma teklifi de çok orjinal aşksa aşkın kitabını yok çapkınlıksa onun el kitabını yazmış Çetin bey amca :)
    Kedilerin çıkardığı o sesten ben de nefret ederim Ece ablacım ayyy içim bi tuhaf oluyor. Lakin iyi ki de ölmemiş ;)

    YanıtlayınSil
  10. Canım :) Erkek kardeşim o zaman Taksim The Marmara otelinde çalışıyor. Görevi iyi idi. Yavrum o kadar yardımcı oldu ki ona son gününe kadar. Benim eşim hastaydı. Ancak maddi yardımlar yapabiliyordum. Ama rahmetli ablam ve bu erkek kardeşim inşallah cennetlik olurlar. Kardeşim de ilaç içmeyi hiç kabul etmedi. Haliyle olaylara tahammülü az oldu.
    O kedicik, nasıl da isabet aldı inan şok oldum. Nasıl üzüldüm anlatamam :( Yorum için teşekkürler sevgiler canım :)

    YanıtlayınSil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la