Ecele Beş Kala Son Bölüm.

Hayat Yazmak
Hikaye      

Ecele Beş Kala 

Ertesi günü biraz kendime gelmeye başlarım. Gerçi daha anneciğimin yardımı olmadan yataktan kalkamıyordum. Uzun süre yatmaktan dolayı sersem gibiydim. Ayağa kalkınca başım dönüyordu. Ertesi akşam, ancak bir gün sabredebildiğinden emin olduğum babamın, bir anda odasından çıkıp tüm haşmetiyle bana doğru geldiğini fark ettim. Tabii çok ürkmüştüm. O masmavi gözlerini bana dikip tam konuşmaya hazırlanırken, ben ise içime sıcak bir şeyler aktığını hissederim ve otomatikman boğulur gibi olur ve yatakta dikilirim. Ağzımdan, burnumdan kan fışkırır. Babam donar ve o gece sokaklar buz pisti gibi olduğu halde, koşarak iğneciye gider. Tek konuşma şansını da o kanlara teslim etmiştir. O günlerden sonra babam ne annemi, ne de ağabeyimi dövdü. Ne de çok fazla sesi çıktı. Bunun için bir kurban mı gerekiyordu yani?

Sağlığımla ilgili gereken her şeyi yaparlar. Fakat psikolojik destek yerine babam; kolayı seçer ve beni İzmit’te yaşayan teyzem ve eniştemlerin yanına gönderir. Onlara harçlık da yollar. Ben ise bu değişiklikten hiç memnun kalmam. Daha çok ruhsal yıkıma uğrarım. Zira aile yapıları o kadar değişiktir ve o kadar göz hapsinde tutarlar ki beni; evimdeki gergin ortamı bile, en çok da annemi ve kardeşlerimi özlerim.  Babamın gayet sevecen bir ifade ile yazdığı mektuplar hâlâ durur bir köşemde dosya içinde... Ama ben onlara bakamıyorum, acı çekiyorum zira. Lise biter bitmez dönmek kurtuluş olur benim için. Ablam götürdüğü gibi yine beni alır ve trenle Uşağa döneriz. O polisi benim olmadığım süre içinde bir gün, o zamanın valisi odasına çağırır ve bu olay nedeniyle bizim rahatsız olabilme ihtimalimiz ve dedikodular nedeniyle eğer isterse başka bir şehre tayinini çıkarabileceğini söyler. Ama 'kendisi için hayatımı tehlikeye attığım'a inandığı ve bu ezberi hayatım boyunca ona unutturamadığım eşim, orada kalmak istediğini ve benimle evlenmeyi düşündüğünü söyler.

Döndükten sonra sokağa hiç çıkmak istemem. Zira dedikodular ayyuka çıkmış ve beni görememenin merakıyla, kim bilir hangi yargılara varılmıştı. Tatsız, tuzsuz ve sadece ablam geldiğinde neşelenen günlerim.
Sürekli ev işi yapıyordum. Bir gün mutfak raflarını, merdivene çıkmış silerken babam yanıma gelip “Kızım neden hiç dışarı çıkmıyorsun? Sen yüz kızartıcı bir suç işlemedin ki. Sen utanıyorsun belki ama nice şerefsiz insanlar vardır, hiç utanmadan gezerler, çık dolaş, kapatma eve kendini” der. Ama ben seçimimi yine evde kalmaktan yana kullanırım.

Babamda gözle görülür bir atıllık vardır. Ruh gibidir. İçkinin harabiyetleri de başlar. Mide kanamaları, çeşitli haller. Ani bir kararla içkiyi bırakır. Bu defa onun reaksiyonları başlar. Sonradan doktorun ifadesine göre uzun süreden sonra birden bıraktığı için 'alkol paranoyası' babamı esir alır. Hayaller, şüpheler içinde ve her an ummadık bir şey yapabilecek potansiyele sahiptir. Her geç söylenen affedilmez şey gibi, bu da sorun yaratır. Durumunu anlamadığımız için önlem de almayız haliyle. Zira biz bunu babam öldükten sonra öğreniriz. Bizim hayatımız da tehlikede imiş.

Ablam daha İstanbul’a dönmemişti. Babamı rapor almak için hastaneye götürmek üzere nişanlandığım polis memuru da o sabah bizdedir. Hazırlanmasını, salondaki masanın etrafında oturup beklerken biz, ben buzlu camdan tuvalete geçtiğini gördüğüm babamın bayağı zaman geçtiği halde daha oradan çıkmadığını fark eder ve sohbete dalmış ahaliyi durdururum. ‘Anne, babama baksana!’ Hemen koşar kadıncağız. Bakar bakmasına da gelen çığlık sesleri kulaklarımızı tırmalar. 31.10.1968 günü zorlu bir gün olur bizim için. Tüm bunlardan dolayı benim yaralarım gerçekten çok derindir. Daha on yaşındaki kardeşime sarılıp öylece kalırım. Tek tek, iki küçük kardeşim hariç evleniriz. Hayat sonrasında en çok da kırk iki yaşındaki annem için zordur. On beş sene yaşar babamdan sonra. İki kardeşimin ruhsal rahatsızlıkları nedeniyle ablam ve o çok zahmet çekerler. Bir ayağı yataktan sarkmış ve dudağının kenarından kan sızmış halde sessizce ve kimseye hiç zahmet bırakmadan vefat eder. Fakat içlerimizi çok yakarak...

Hayat; benim teyit ettiğim, bugünlerde dünyanın halleri de dahil olmak üzere gerçekten acımasızdır. Sonraki yaşamlarımızda bari biraz acıda indirim yapsaydı, inanın böyle düşünmezdim. Ama hâlâ ve hep mücadeleye devam. Ben asla vazgeçmeyeceğim. Siz de öyle yapmaya çalışın lütfen. O kadar çeşitli yaşamlar var ki, ne kadar kötü olsa da mutlaka bir yerinden güzelliklere değiyor.
Hayatınızda acılar olmasın, sevgilerimle.


Ece Evren/Milas

21 yorum:

  1. Okurken o anları gözümde canlandırmaya çalıştım. Ne zor zamanlardır kim bilir.Ne acılar birikmiştir gönüllerde.Ama acı veren izlerden sonra bile bir güzellik yaratabilmeniz ne güzel.Herşeye rağmen hayat devam ediyor çünkü. Güçlü duruşunuzdan etkilenmemek elde değil.Umarım bundan sonra herşey daha güzel olur sizin için.Kaleminize sağlık.Sevgiler :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sonuna kadar misafirim olduğunuz, güzel yorumlarınızla içime ferahlık verdiğiniz için çok teşekkürler. Kendimi bilhassa blog yazarlığına başladığım ve sizler gibi değerli arkadaşlar edindiğimden beri kuvvetli hissediyorum. Sevgilerimle :)

      Sil
  2. Hep diyorum neler çekmişsin, çok çekmişsin ablacım:(((paranoya çok tehlikeli bir hastalık, gerçekten ailedekilerin hayatını tehlikeye atabilir, bir rüya görür, rüyada gördüğü şüpheye inanır, o şüpheyle hepinizi de öldürebilirdi:(((Allah korumuş. Hepsinin mekanı cennet olsun:( Yalnız hatırlayıp üzülme ne olur, kendine eziyet olur bu, geçmiş çok şükür, şu ana ve gelecek günlere odaklan ablacım. Çok teşekkürler bizlerle paylaştığın için. Sevgiler. ♥

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Amin Müjde'm. Yok, korktuğum kadar fazla üzülmedim. Daha yurdumun yürüyüşü var ve bu yürüyüşün dilerim müspet bir sonucu olur. Gerçi başbakanımızın yorumu hiç olmadı ama ne doğru ve düzgün oldu ki? Allah yurdumuzu, hürriyetimizi, huzurumuzu iade etsin dilerim. Huzur içinde yaşayalım. Bu film hem uzun sürdü, hem bıktırdı. Sevgilerimle canım kardeşim :)

      Sil
  3. Ahh abla dagıldım resmen işyerindeyim 1.bölümden başlayarak okuduklarımı yaşarak son bölüme geldim çok şükür hayattasın sağlıklısın ve yazıyorsun yolun her zaman açık olsun Rabbim sana sağlık versin. Kalemine sağlık

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Gülşah kızım. Zaman ayırıp okumuşsun. Hakkını helal et. Üstelik de üzdüm sizleri. Ama başladığım bu hikayeyi sonlandırmadan bırakamazdım. Şimdilerde iyiyim Gülşah'ım. Allah kimseye kaldıramayacağı dertler vermesin yavrum. İlgine ve yumuşak sözlerine çok teşekkür ederim. Yavrun ve eşin, ailenle ömür boyu sağlıklı, mutlu ve huzurlu günleriniz olsun canım. Gözlerinden sevgiyle öpüyorum :)

      Sil
  4. inanın sizin kadar kendi hayatını bu şekilde hatırlayıp,düşünüp ve bunu (hem de en ince ayrıntısına kadar) kağıda döken

    bir yazar görmedim..çok etkileyici bir yazım biçiminiz var..bu "ecele beş kala" sanmıyorsam,"Kara Pazarlar" kitap

    halindeki metinleriniz olması gerek..( https://www.idefix.com/Yazar/ece-evren/s=26847) Kitap çıkartan blogcuların kitaplarını yavaş yavaş toplamaya çalışıcam..Ama bi türlü fırsatım daha doğrusu imkanım olmayabiliyor..İmkanım olduğunda bu kitapları tek tek temin edicem..Okuduktan sonrada kendi blogumda görüşlerimi açıklamayı düşünüyom..Bakalım hayırlısı diyelim artık..Elinize sağlık..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yok Kara Pazarlar değil bu :) Yayıncımla anlaşmazlık oldu, ben artık basmamalarını söyledim ve anlaşmayı feshettim.Belki ellerinde kalanı satıyorlar ama editlenmediği için yeniden düzenledim. Ben şimdi Kara Pazarların ikincisini de yazdım, hazırladım, yayınevi arayışındayım Ertuğrul. Bu roman da gerçek hayatımdan ve hâlâ devam ediyor bu öykü.
      Araştırmacılığına hayranım doğrusu. Kitap çıkar çıkmaz hediyem olsun sana gönderirim kardeşim :) Teşekkürler :)

      Sil
  5. Her hayat kendi çapında kendine özgü ve birbirinden bağımsız bir hikaye, bir öykü. Hayat, içinde derin acıların yanında güzelliklerin de olduğu bir malikane. İllaki bir yerinden tutunup yaşamı sürdürmek zorundayız. Sevgili Ece hanım, sen de mücadeleci ruhun ve güçlü mizacınla öyle yapmışsın. Emeğine yüreğine sağlık.Sevgiler..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Hanife. Çok teşekkür ederim. Ben paylaşmakla kalbimin üstündeki yükün azaldığına inanıyorum. Hepimiz kardeşiz. Herkesin kim bilir ne sıkıntıları var içlerinde sıkışıp kalmış. Hayat güzelliklerini de sunmasa yaşanmaz olurdu. Yorum için çok sağ ol, sevgiler kardeşim :)

      Sil
  6. Ece abla içim acıdı çok zor günlermiş... :( İnşallah artık çok çok mutlu olursun.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağ ol canım :) Çok olmasa da mutluyum Özlem'ciğim. Mimi yaparım. Bloğu ihmal ettim, açılışı mimle yaparım. Sevgiyle kucaklıyorum canım seni :)

      Sil
  7. Bu arada ablacım bir mim başlattım seni de mimledim katılabilirsen mutlu olurum :)

    YanıtlayınSil
  8. Hikayenin son paragrafındaki umut,içime su serpti.Zevkle okuduğum,çok samimi bir yazı dizisiydi.Acıları yaratıcılığa çevirdiğin için seni gönülden tebrik ediyorum :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Acıları yaratıcılığa çevirmek, ne kadar güzel bir ifade. Sağ ol kızım benim. Evet umutluyum artık. Sevgiyle kucaklıyorum seni canımm :))

      Sil
  9. Bir hafta kadar tatildeydim Sevgili Ece, geldim ve son bölümü de okudum. Bizlerin 5 dakikada okuduğu, bir sürü duygu ve ömrün sığdığı cümleler, yaşayanlarda yıllar sürecek derin izlere eşitleniyor. Hepimizin varoluş sebepleri var ama dilerim artık dünya döndükçe, senin gözlerin güzellikler, kalbin sevgiler içinde olsun. :) Sevgiler gönderiyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım arkadaşım, ne güzel dilekler bunlar. Çok teşekkür ederim. Hepimizin mutlu olmak için hep sebepleri olsun dilerim. Sevgiler canım :)

      Sil
  10. Ece ablacım geçmişteki aldığın yaraları zaman içerisinde tamir edebilmişsindir inşallah. Gerçekten de o kadar sevgiye ilgiye sıcacık bir kucağa muhtaç büyümüşsün. Sevmek, sarılmak ne kadar önemli seninle bunu bir kez daha anladım. Allah bundan sonraki yaşamında hep güzellikler versin ablacım. Yüreğin ve gülüşün kadar kadar güzel günler dilerim Ece ablacım ♥♥♥

    YanıtlayınSil
  11. Yavrum. Sık giremedim internete bugünlerde. Zor günlerdi canım. Ama seneler az da olsa derman oldu. Sevmek benim yaşama amacım. Sizlerle bunu bayağı gerçekleştirdim diyebilirim. Artık şiirler hariç yazılarda acılardan söz etmeyeceğim. Okuyanları üzmek de doğru değil. Güzel sözlerin için teşekkürler. O videoda kimliğimi de açıkladım. Ama Ece olmak da hoşuma gidiyor :) Ben de şimdiden hayırlı bayramlar diliyorum. Sevgiler canım hemşehrim :)

    YanıtlayınSil
  12. Merhabalar.
    Arada bir hikayelerinize de göz atıyorum. Son bölümünü okuduğum "Ecele Beş Kala" hikayeniz bir hayli üzdü. Bu duygu yüklü satırlardan ve onların insana hissettirdiği acılardan etkilenmemek mümkün değil. Hepimizin yaşamında bu ve buna benzer acılara rastlamak mümkündür. Bundan sonraki yaşamınızda sağlık ve mutluluklar dilerim. Sevgiyle kalın.
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tam da en acı bölüm olmuş Recep bey. Tabii ki, çok daha kötü yaşantılar da var, örneğin bir yudum su, kuru ekmek bulamayanlar, öldürülen, işkenceleri hâlâ çekenler var. Yaradılışımızın ta başından beri insanların çektikleri onca sıkıntılar, savaşlar, katliamlar... Manevi yükü ağır olan hikâyem artık yavaş yavaş bir tülün arkasına gizlendi. Sakin olup yaşama devam etmek gerek. Üzdüğüm için mazur görmenizi rica ederim. Selam ve saygılarımla.

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la