Güneşe Hazır Değilim... 1.Bölüm


Yeni Doğan, Sezaryen
Yeni doğan

Güneşe Hazır Değilim…

Bir Bebeğin Anıları “Neşter!” diye neredeyse haykıran bir sesle irkildim birden…

Soğuk bir kış günü… Kaderimin tüm ortaklarının verdikleri karar benim kendiliğimden doğmamı engellemekti. Daha tam olamamıştım, vücudumdaki hazırlığın tamamlanması gerekiyordu. Huzurla uyurken, birden üstümde bir yerlerde önce konuşmalar, sonra “Neşter!” diye güçlü bir ses işittim. Yerimden kaçmaya, başka köşeler aramaya çalıştım. Top gibi büzülmüştüm. Annem neredeydi, karnı bana o anlarda hiç güven vermedi. 
Sizler, benimle konuşurdunuz ya, annemden başka hepiniz, bari orada rahat verseydiniz… Anlıyordum söylediklerinizi. Açıkçası saçma geliyordu çıkardığınız bebek taklidi sesleriniz. 
Neşterle annemin karnı çizilip, kesilirken, o sesi duydum ben. Neden rahatsız ediyordunuz ki? Daha uykum vardı benim. En az bir haftalık uykum. Kesen adamla son muayenede konuştuklarınızı duymuştum.  Bayram tatili yapmak için, anneme ve babama “14 Şubatta doğsun ister misiniz? “deyince annem aşırı tepki verdi. “ Gitmeden bir gün önce…” dedi kırılmış bir sesle. O günün gecesi de Kadir Gecesi” imiş. Hep şanslı olduğumu söylerdi annem. Babam da, ben doğduktan sonra işinde yükselmiş… Belki bundandır, “hayırlı, kısmetli çocuk” derdi babam da benim için.

Sabahın erkeninde ne acelesi vardı bu doktorun acaba? Olmadık bir yerden saldırmıştı annemle ikimize... Oysa ben dünyaya çıkacağım günü sabırla beklerken bu da neydi böyle? Hazır değildim ben. Birtakım konuşmalar duyuyordum. Yerimden oynatıyordu beni birisi. Sular içinde salınırken birden oradan alınıp, üstüme yüklenen havadan üşüdüm. Gözlerim yandı. Sökerek aldılar beni annemden… Çok korkmuştum, ağlamak geliyordu içimden ama nafile. Uykudan tam uyanamıyordum, sesimi çıkaracak gücüm yoktu. Burası neresiydi böyle? 

“Sen korkuyu nerden bileceksin?” diyeceksiniz belki. Dünyada ilk tanıştığım şey endişe değil miydi, annemin karnına hücum ettiğinizde başlayan... Nasıl bilmem ki korkuyu ben?
Onun için mi kendiniz, akrabalarınız ya da merak eden arkadaşlarınız annelerin karnını sıvazlayıp, bizim için daha çok erken olan konuşmalar yaptınız? Orası bizim sessiz ve huzurla kaldığımız yerdi taş devrinden beri, yeni adetler çıkardınız. Cevap ve tepkiye hakkımız yokken, kafanıza göre müzikler dinletip, bazen çok saçma şeyler söylediniz, bazılarınız da bebek gibi sesler çıkarıyordunuz, bizim kadar bile aklınız yokmuş bence sizin… Anne karnında bile rahatsız ettiniz bizi. Orada biz öyle bir âlemdeydik ki, tecavüze uğrayan annelerin çocuklarıyla bile tanıştık. Hepimizin, yani biz bebeklerin, sırf sevgi ve muhabbetle doğan bebekler olmadığımızı anlamıştık. Onlar daha doğmadan kaderlerine ağlayan bebeklerdi. 

Benim annem, ellerini karnına koyup benimle hiç konuşmadı. Beni hiç yormadı. Sadece bir yaşlı karı-koca geldiğinde; babam çok şımarır, annemi kızdırır, sonra da hepsi kahkaha ile gülerlerdi. Biz tuvalete kaçıp annemle ağlardık. Annemin babası hastaydı, kardeşi ölmüş ve annesi hep hastanede kalıyordu. Telefonda konuştuklarından anlamıştım. Annem mağdurdu benim, fiziksel değil ama ruhsal tacize uğruyordu sürekli. Hayatı zor geçmişti, üstelik babamı çok seviyordu, evlendiğinde nasıl mutlu olmuştu kim bilir? Ama ananem, nikâha giderken arabayı onun kullandığını, çok asabi olduğunu ve önüne çıkan çocuklara üç-beş kuruş vermediğini, üstelik o masum çocuklara harami muamelesi yaptığını söylerdi. 
Tekrar başa döneyim, hissettiklerimi mutlaka anlatmalıyım size, belki bebekler anne karnında huzurlu yaşatılır diye. 
Hatırladığım; anlatılamaz bir âlemden, bir emirle önce annemin rahmine yerleştim. Annem bir şeyler yerse ben de nasibimi alıyordum. Duyularım çalışıyordu, Bunları unutmasam da anlatmam imkânsızdı. Düşünce gücüyle iletişim vardı. Diğer doğacaklarla birbirimize bakınca anlardık ne söylemek istediğimizi.  Çok şey yoktu anlatacak ve bizi yoracak. Yaratanı yoğun hissederdik Melekleri gördük biz, biliyor musunuz? Ama yasaktı anlatmak, istesek de anlatılamazdı. Dünya ufacık bir aralıktan gösterildi bize.  Çok korktum ben… Birçok kardeş ağladı dehşete düşüp. Benim ise tek tesellim annemdi. Babama o kadar güvenemiyordum nedense… Annelerin bizi koruyacağını öğrenmiştik. Doğacağım gün üç aşağı-beş yukarı belliydi ama pazarlıktaki tarihten farklıydı.

Annemler tekrar doktordaydılar işte. Karar netleştiriliyordu. Daha uykum vardı benim. Birkaç organım daha gelişimini tamamlamamıştı. Her şeyi duyuyor, üzülüyordum. Annem “beklesek olmaz mıydı, bayram bebekten önemli mi?” dedi. Babamsa annemden başka herkese hak verirdi. “Doktordan iyi mi bileceksin?” Babamın biraz duygusuz olduğunu hissetmiştim. Annemi ve beni kırmıştı işte…

Anneciğim, normal doğum hikâyesini, daha genç kızken, ananemin ruh hastası kız kardeşinden kerelerce dinlemiş ve sezaryene çoktan kararını vermişti. Dönüşümüz yoktu yani.  

O gün gelmişti işte. 15 Şubat günü ve o günün akşamı Kadir Gecesi imiş.  Sabah erkenden hastanedeydik. Anneciğim korkuyordu, titriyorduk çünkü… Zaten çok geçmeden bayıltmışlar. Ben uyanıktım ve olacakları bekliyordum. O “Neşter!” sözüyle başladı her şey. Bir yerime gelir diye çok korkuyordum. Bir anda iki eldivenli eliyle kavradı beni o adam. Çırılçıplak dışarıdaydım, çok üşüyorken ben, o adam annemle son bağımızı da kesiyordu. “Neden beni annemden ayırdınız?” diye bağırmak isterdim. Annemin sıcacık karnından alıp, yıkadılar beni, sonra sardılar. Hızlıca giydirdiler. Geldiğim yer uçsuz bucaksız bir denizdi sanki ama burası hiç hoşuma gitmemişti. Bembeyaz bir çarşafın üzerine yatırdılar. Uykum vardı yine, hem de çok. Zaten söylediklerine göre söküldükten(yani doğduktan sonra) günlerce uyumuşum…

Bizler doğacağımız zamanı bilirdik, sizler hiç bilemediniz bunu. Arkadaşlarımı hep melekler yolcu etmişti. Ben tam tarih ve saatinde doğma şansımı kaybettiğim için melekleri görebilecek miydim acaba? Belki bir yerlerden çıkıp el sallarlardı. İşte, ağlamak geldi yine içimden, belki dudaklarımın acı acı büküldüğünü göreniniz olmuştur. Anladığıma göre dünyada ağlanacak çok şey olacaktı. 

Sonra sen yoktun orada, hissettim ben. Neşterle kestikleri yeri dikip, galiba seni dinleneceğin yere götürmüşlerdi. Ne vardı annen yerine teyzeni dinleyecek? Annen üç çocuk doğurmuştu ve doğması gereken günde. Beni dört tarafı camlı bir kutuya koymuşlardı, Ben annemi istiyordum. 15. Şubat saat sekiz buçuğa doğru beni güzelce giydirip, anneme götürüyorlardı. Tam kapının önünde bir kadın vardı. “Alabilir miyim? “dedi. Ananemmiş o. Sanki annem gibi hissettim, içim ferahlamıştı, o beni anneme götürürdü. Ama gözlerimi açamıyordum. Uyuyordum resmen.  O ise sürekli dua ediyordu bana doğru. Melekler aklıma geldi yine, onları hiç unutmayacaktım. 
Çok yol gitmedik, büyükçe bir odaya girdik. “ Ah ah “ diye inleme sesleri geliyordu, bu annem olmalıydı. Kıpırdamadan yatıyordu. Ananem senin yanına koydu beni, 

“Anne bana nasıl bakıyordun öyle? Seni gördüm ben, simsiyah saçların vardı, bitkindin…”
Hemşire benim ağzımı senin göğsüne dayamaya çalışıyor, sütünü emmemi istiyordu, ben sıkı sıkı kapadım ağzımı. Emmek istemedim, annem hastaydı zaten. Annen telaşlıydı, gitmek istemiyordu  ama zorundaydı galiba. Sen “Hadi anne git, yalnız bırakma babamı “dedin. Annen de çok yorgun görünüyordu. Yatsa hemen uyurdu benim gibi. Ben artık uyumak istiyordum sadece. 
Çok geçmeden babaannemmiş, o geldi. Çok neşeli bir kadındı, hep kahkaha atıyordu. Kızamık şekerinden lohusa şerbeti olduğunu taa kaç yaşında öğrendiğim şurubu, anneme inatla içirmeye çalışıyordu
“Annem istemedikçe “İç şunu, sütün olsun!”  diye tekrarlıyordu. Beni yine camlı kutuma koydular. Çocuklar sürekli ağlıyorlardı. Birden içime daha yeni doğmakta olduğum hissi geldi ve adettendi diye sanırım öyle bir ağladım ki, her yer çınladı. 


1.Bölüm Sonu

Ece Evren/İstanbul 26.12.2017









30 yorum:

  1. Ece abla diğer bölümü merakla ve sabırsızlıkla bekliyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağ ol Sinan. Merak uyandırdım sende demek, sevindim doğrusu.

      Sil
  2. Yeni öyküye başlamışsın ablacığım, hayırlı olsun, çok acıklı ama çok da beğendim, bebeğin ağzından yazılmış olası da çok güzel. Bakalım neler olacak devamında?...
    Eline sağlık, sevgiyle kucaklıyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım Müjde'm, ufak bir hikâye, fazla uzatmayacağım, zira acılarla akrabalığım var diye abartıyorum. Bu da gerçek. Çok öpüyorum seni. Sevgiler canım.

      Sil
  3. Ne güzel anlatmışsınız yeni doğanın ağzından.İnsanlar bir rahat bırakmıyorlar değil mi? Kaleminize sağlık:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sizin beğenmeniz mutlu etti canım. Sizin bloğunuza gelmiştim ben de, kardeşim ne yapıyor diye. Kalp kalbe karşıymış. Bir çocuğu dillendirmek, onların ana karnında bile hissettiği düşünülebiliyorsa ve çocukluğun insan hayatında temel oluşturduğu gerçeğini kabul ettiysek, bir de onu dinleyelim dedim. Çok teşekkür ederim canım. Sevgilerimle.

      Sil
  4. ayy Ece abla ayy, böyle çocuk düşündüğüm zaman hep böyle yazılar çıkıyor karşıma :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. KalpLer irtibat hâlinde Meltem kızım. Değil mi ki birbirimizin yaşadığını biliyor ve az çok özelliklerimizden haberdarız mutlaka hisler yoluyla iletişimimiz vardır diye düşünürüm. Sevineyim mi? yoksa üzdüm mü kızımı? Çok öptüm canım seni.

      Sil
    2. yook üzülmedim :) kendimi hazırlıyorum ben daha

      Sil
    3. Dilerim çok huzurlu yaşarsın bebeğini beklerken. Dualarım seninle ve tüm annelerle canım.

      Sil
  5. Bir an gözlerim dolacak gibi oldu , tuttum onları . 😂 Yüreğine sağlık canım . Sevgiler . 😊

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Zehra, çocuklar dillense kim bilir ne yakarlar içimizi... Hepsini Allah'a emanet ediyoruz. Teşekkür ederim canım. Sevgilerimle.

      Sil
  6. kadir gecesinde doğmak güzel bişey olmalı..bebeklik fotografı size ait sanmıyorsam,çok şeker duruyo.. 😀 bu arada "annen üç çocuk doğurdu" derken,üçüz mü doğurdu yoksa siz dördüncü mü oluyorsunuz,onu pek anlayamadım..🤔 güzel bir hikaye,güzel bir başlangıç..emeğinize sağlık..🙂

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bu bebek benim torunumun bebekliğinin fotografı. Her şey gerçek olsun istedim Ertuğrul. Okumana çok sevindim.
      Orası şöyle: Bebek, sezaryen olmuş yatakta yatan annesine (güya dermiş ki), senin annen üç tane normal doğum yapmış (bahsettiği benim , üç doğum yaptım, iki oğlum öldü, yatan da tek kızım), sen sırf korkudan neden bu yolu seçtin?Teşekkürler kardeşim 😀

      Sil
  7. Ece ablacığım, ne kadar kadar güzel yazmışsın. Keyifle okudum hikayenin birinci bölümünü. :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Tuğçe, çok teşekkür ederim kızım. Sevgimle.

      Sil
  8. Ece ablacım ha-ri-ka olmuş ama emeğine yüreğine sağlık... kocaman sevgiler sana...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sen cansın, çok seviyorum seni canım. Teşekkür ederim.

      Sil
  9. Bazı seanslarda biz de danışanları anne karnına götürüyoruz.Senin yazdıklarını okuyunca aklıma ilk o geldi.Gerçekten bebeklerin korkuları,heyecanları oluyor.Sen de kendin üzerinden çok iyi değinmişsin konuya.Analitik yaklaştım sanırım biraz.Merakla ikinci bölümü bekliyorum.Sevgilerimle :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım kızım. Hep acıyla barışmış yazılar ama gerçeklerle herkes tanışsın istiyorum. Sen en güzel değerlendirirsin. Sevgiyle kucaklıyorum seni.

      Sil
  10. Hikayenin devamını bekliyorum Ece Abla Ellerine sağlık ....

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Mayıs'ım, çok teşekkür ederim yorumun için. Bu gece paylaştım. Sevgilerimle

      Sil
  11. Yeni doğanın ağzından dünyaya gelişin hikayesi. Çok güzel bir hikaye. Yüreğinize sağlık...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Arif kardeşim. Çok teşekkür ederim. Okuyan gözlerine sağlık.

      Sil
  12. Okumaya başlamadan önce itiraf etmeliyim ki uzun olduğu için okumayacaktım, fakat okumaya başlayınca büyük bir zevkle okudum. Hem doğru hem akıcı.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. Gerçeğimiz bu, uzun oldu, evet dalgınlık oldu, kesecektim.

      Sil
  13. Nasıl detaylı bir irdeleme bu, müthişsin ! Eline sağlık.. devamını da yarın okuyacağım. Sevgiler,

    YanıtlayınSil
  14. Teşekkür ederim canım, sağ ol. Sevgilerimle.

    YanıtlayınSil
  15. Böyle gerçekle iç içe olan yazılarını okumak her zaman güzel.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağ ol Cem. Gerçekleri anlatırken daha tatmin edici yazabiliyorum. Çok teşekkür ederim kardeşim.

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la