Şikayetname - 19.Bl

Kasırga, Afet,
Kasırga    
Şikayetname 19.Bl

Güneş sözünden caydı mı hiç?
Ay dolunay olmayı unuttu mu bir kere?
Gece ile gündüz yer değiştirirken
Hiç haksızlık yaptılar mı biri diğerine?
Yağmurlar susuz bıraktı mı senelerce toprakları?
Fışkırmadı mı topraktan onca nimetler?
Hayvanların yemedik parçası kaldı mı sorarım
İnsandan daha vahşi var mı dünyada?
Ve azgın, utanmaz başka bir varlık?

Yıldızlar üstümüzde parlamadılar mı, her bulutsuz gecede?
Dönmedi mi tek gün bile, kendi etrafında dünya?
Ve yörüngesinden çıkmadan sadakatle Güneşin...
Sallandı da onca şiddetle topraklar
Hangi afat durmadı belli bir sonda?
Allah'ın insafı olmasaydı eğer
Durur muydu bu nankörlüklerden sonra
Sorarım kalır mıydı yerli yerinde hiçbir şey?

İnsandan başka isyankâr, bir tek şeytan var
Ne hayvanlar bizden ahlaksız
Ne de haşmetli doğa bizden insafsız
Hiçbiri ne hain, ne de vefasız...


İhanetin Bedeli 2

Bazıları "kıyametin başlangıcı mı bu yoksa?" diye düşünüyorlardı ama o İsrafil Aleyhisselam'ın sûrayı üflemesi ile başlamayacak mıydı? Cevabı yoktu onlarda ve hareketsizlik ezâsı hâlâ devam ediyordu...
Günlerdir süren bu sessizlikten sonra, insanoğlunun kilitlendiğine nihayet inanan görünmez varlıklar, tek tek ortalara yayıldılar.
Gözleri kapalı iken donan insanlar da dâhil, bu varlıkları görmenin dehşetini yaşıyorlardı şimdi de. İçleri titriyordu, korkuları gözlerinden taşıyordu. Yaradılışından bu güne, aldanmaya ve aldatmaya müsait insanoğlundaki konuşlandığı yerinde, keyfinden hiç ödün vermeyen şeytan bile ürkmüştü bu gösteriden. Hatta kaçmayı bile düşündü. Ama gidecek hiçbir yeri ve bundan daha uygun ortamı yoktu lanetlenmiş şeytanın... Cehenneme dek ne yaparsa kârdı.
Görünmezler bile üzerlerindeki hükme hiç karşı çıkmamışlardı, insanlar onları da rahatsız ederlerdi. Ancak o zaman perdeleri hafif aralanırdı. Bu varlıkları gördüklerini zannedenleri, doğaları gereği korkuturlardı. Onları dürten insanlar ise hiç iflah olmadılar ve huzuru asla bulamadılar.

İnsanoğlunun bu hâli, günler üstlerine kerelerce doğup doğup batarken hâlâ sürmeye devam ediyordu. Düşünceler kotalarını doldurmaya başlamış, hisler nöbeti devralmışlardı. Zorlanma sürecindeydiler donmuş insanoğulları. Pişmanlık, şaşkınlık ve belirsizlik duyguları koyu bir bitkinlik yaratmıştı onlarda...

Ve günler sonra...

Güneş, belirlenen saatte ışıklarını dünyaya saçmaya başlamıştı o gün. İnsanlar uyuyup uyumadıklarından bile bihaberdiler ve düşünce yetileri azalmıştı giderek. İçleri bir nebze ferahlamıyor, ifadesiz bakışları gittikçe donuklaşıyordu. Algılamaları iyice zayıflamış, korku bir zehir gibi yayılıp onları sarmış, tepki verememeleri artık iyiden iyiye yormuştu donmuş bedenlerini. Sanki bir program vardı bu gidişatta bile, zira aynı şeyler geçiyordu akıllarından. Ceza bitmemişti anlaşılan, biteceği de, onlara ne olacağı da meçhuldü.

Gün ortasıydı. Bir anda gökyüzünü koyu bulutlar hızlı bir şekilde kaplamaya başladı. Ağaçların yaprakları hafiften hışırdamaya, yere düşmüş olanları ise dairesel hareketlerle dönmeye başladı... Neler oluyordu böyle?

 Ece Evren/Halkalı 28.04.2018

10 yorum:

  1. Cok güzel. Yeni kitap icin malzemeler birikiyor 🤗. Belki de siirlerin okundugu bir dvd olabilir 😍😍😍

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Derya, çok teşekkür ederim. İnan nasıl isterim. İnşallah olur 😍 💟

      Sil
  2. Yazı ve şiir gerçekten çok güzeldi Ece Abla kalemine sağlık. Betimlemelerin sayesinde konu zihnimizde canlanıyor, sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Atakan. Kurguyu beğenmen sevindirdi. Ancak ilgi duyduğum konularda başarılı olmak istiyorum oğlum. Sevgilerimle.

      Sil
  3. Şiiri çok beğendim Ece Ablacım:) Harika olmuş..
    Bölüm bölüm okuyorum,geçen bölüm ve bu bölüm de kurgu çok güzel..
    Insanoğlu doğayı ve gezegeni çok yordu maalesef..
    Sevgilerimle ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok yordu Sevil'ciğim. Çocuklarımızın haklarını yediler hep. Dilerim bi,r büyük uyanış olur. Sevgilerimle canım 😊

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la