Geç Kalan İtiraf - 2.bl

Kantin, Okul, Öğrenci,
Okul Kantini    

Geç Kalan İtiraf 2.bl

Girip çıkması gereken bir yığın yer vardı, epeyce alışmasına rağmen tedbiri elden bırakmıyordu. Kantinde olsun, diğer toplaşmalarda, giriş çıkışlarda, onlarla her karşılaşmasında gayet ciddi bir -dişi hukuk kişisi- imajı veriyordu. Diğer kızlar uçuk-kaçıktı. Hacer de genç kızdı nihayet, kendisini kaptırabilirdi, işte bu yüzden onlara özellikle katılmıyordu. Bir katılıyorsa, ikincisinde bir  bahane uyduruyordu… Üstüne gelen olmuyordu Allahtan… Ondan tat almıyor ya da hiç ısınmamış bile olabilirlerdi.  Onun ise yapacağı hiçbir şey yoktu şimdilik… Uyum sağlayabilmesi için etrafını izlemesi ve kendisine de hoş gelenleri üstüne oturtması lazımdı. Madem okulu buydu, uyacaktı gidişata. Hele kantinde otururken, en yakınındakiler dâhil, özellikle kızları sezdirmeden dinliyor, davranışlarını dikkatle izliyordu. Sırf onlara benzemek adına yapmıyordu bunu,  eğer ortama rahatça uyamıyorsan ve oralarda olmak istiyorsan değişmek zorundasın. Bu kadar basitti işte. 

Hukukta okuyanların nedense karizmatik bir duruşları olurdu. Hacer'i de sarmıştı bu duruş. Gerisi hocaların gözüne girmekti. Hocalar yaşlı ve çok değerli insanlardı. Bunun için de çok çalışması gerektiğini zaten biliyordu. O tuğla benzeri kitapları sadece taşımak zordu. Bir de, bir yığın Osmanlıca deyim ve kelimeler... Çıkacaktı bu işin içinden. Kararlıydı, azimliydi. Osmanlıca sözlüğü de vardı. Daha ne olsun. Hacer okumak için yaratılmış bir kızdı. Gerisi hallolurdu.

Eğer tanıdığı kızların çoğu gibi; en azından memur ya da orta halli bir ailenin kızı olsaydı işi daha kolay olur, hareketlerinde masum abartılar yapabilirdi. Yine de ne zaman vuracakları, ne söyleyecekleri belli olmazdı bu züppe gençlerin. Hepsi öyle değildi ama tedbirli olmalıydı. Aşk en son düşüneceği şey bile değildi şimdilik. 
Onlara vereceği cevapları bulup bulamayacağından hiç emin değildi. En uygunu gizem dolu bir suskunluktu. Zira o havalı çocukların empati yapmaları, acımaları demekti ve büyük bir nimet sunmuş gibi, burnunuzdan getirmeleri şöyle dursun, resmen yaftalanırdınız. Ser verip, sır verilmezdi bunlara… İlk sene onlarca kitap, arkadaşlar ve hocalar üçgeni içinde bitmişti işte… Gururla dönebilirdi artık, Karadeniz’in sahile yakın köyündeki çiftlik evine…

Bu arada yarın idrak edeceğimiz Ramazan-ı Şerif'in  tüm İslam Âlemine hayırlı olmasını diliyorum. 



Ece Evren/Halkalı 

6 yorum:

  1. Ramazan Bayramı hepimize mübarek olsun. Hikayede derin devleti görecek gibiyiz sanki, torpiller, adam kayırmalar arasında adaletli bir kız. 😊

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O gücü yettiğince bir şeyler yapar da, ne kadarında başarılı olur bilemeyiz Sinan. İdealist kız. Keşke bu tipler çoğalsa. Aslında bizlerin elimizde. Anne ve babaların elinde yani. Ekecekleri nedir bilmeleri lazım. 😊

      Sil
  2. Hacer in isi zor. Hayirli ramazanlar 😍

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hadi dedim baştan zorlanmaya alışsın 😊Hayırlı ramazanlar Derya.

      Sil
  3. Vay kızımızın hayatı nasıl olacak bakalım.. 3.bölüme gidiyorum :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hani derler ya Sezer, küçükken uslu çocuğu sonra gör diye. Ben öyle olmasın diye takip edeceğim ama bugünün kızları ayakta uyuturlar adamı 😂😂😂

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la