Çocuklar Hep Masumdur... 2. Bölüm


Masumiyet


Çocuklar Hep Masumdur... 

“Hayır, ne ağladı, ne kıpırdadı ne de süt emdi…” Ben kötüyüm Ayşe, gece korkudan uyuyamadım, sabiyi alsan da biraz uyusam“ der. “Tabii kardeşim” ve çocuğu alırken, ikisinin de ateşler içinde yandığını fark eder. Kadının kocasına söyler ama hiç çaresi yoktur sanki; öylece başlarına oturmuş dua ediyordur… 

Ayşe bildiği tüm kocakarı usulü ilaçları tek tek uyguladı. Çocuğun ateşini biraz düşürmelerine karşın, anne gittikçe kötüleşiyordu

Gündüz evde vakit, daha yeni duyup, koşarak gelenleri ağırlamak ve dua etmekle geçer. Anne kafasını kaldıramıyordur. O gün erkekler camide ibadetlerini yaparak vakit geçirirler. Sonra eşlerini evlerinden alıp, elleri hazırladıkları yemeklerle dolu halde, akşam yaklaşırken, bu gariban aileyi yalnız bırakmamak için yol alırlar. Dün gece gibi olur diye hepsinin içinde bir endişe vardır. Üstelik bu gece nefesi kuvvetli hoca da gelecektir. Akşam ezanı okunmak üzeredir. Bincan bir günlük olmuş, hiç ağlamamıştır. Yaşanan her şey tuhaftır. 

Ezanın başlaması ile hayvanların bağrışmaları aynı anda olur. Herkes birbirinin yüzüne korkuyla bakıyordur. Evlerine dönmek de çare değildir, zira ses her yerde aynıdır ve bu garibanları böylece bırakmak en büyük günahtır. Hocalar okumaya başlarlar. Hele kadınlar gözyaşlarıyla dua ediyorlardır. Bir zaman sonra kulaklar alışır; konuşmaya ve neler olduğu hakkında fikirler yürütmeye başlarlar. Nefesi kuvvetli hoca bile tutulup kalmıştır bu çaresiz olay karşısında. Maazallah yanlış bir şey yapıp çarpılmak da vardır işin içinde…

Kadınlar annenin başındadırlar hep. Uykusunda sıçrıyor, küçük küçük mırıldanıyordur. Kocası iyice korkmuş, yanında çaresiz turlar atıyordur. O anlarda anne, uykusunda bembeyaz giysileriyle nur yüzlü bir dede görür. “Kızım, dinle… Sen bu çocuğu unutacaksın, Sen sadece onu doğurmakla görevliydin. Ama cenneti kazandın. Sana sorsak “hayır” derdin ama sen cennete aitsin. O lanetli bir çocuk, ölüm saçacak, ülkesinde onun yolunda çok kişi ölecek, o en son ölecek. Size bir tek şans verilmişti. Eğer adını Bincan koymasaydınız bu laneti davet etmezdiniz… Hadi uykuya artık…”   Kadın yatakta çırpınmaya başlar. Ateşi öyle yüksektir ki gözleri yukarılara kaymaya başlar. Bir şeyler mırıldanmak ister gibidir. Allah'ın rahmetine kavuşmuştur kadıncağız. 

Hareketsiz kesilir kesilmez Bincan’ın çılgınca ağlaması başlar. Bebecik susmak bilmiyordur. Kadınlar tek tek kucaklarına alıp, yavrucağı susturmaya çalışırlar. Ayşe sıkıca sarılır bebeğe. “Ben bakarım sana bebeğim” der. Çocuğu olmuyordur zaten. Baba meczup gibi kendisini sokaklara atmıştır. Gece yürümeye başlar, Bincan’ın çığlıklarını memnuniyetle misafir ederek…


Ece Evren/Halkalı 12.07.2018

12 yorum:

  1. Bir solukta okudum. Üzücü; ama akıcı bir öykü. Paylaşım için teşekkür ederim sevgili Ece Hanım.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Fidan, acıyla kaynaşmak, bu tür doğaüstü olayları ki; ben çok önceleri bu gibi şeylerin olduğunu ya da insanların böyle algıladıklarını düşünüyorum. Gizemli şeyler yaşadığımı hissettiriyor; iyice sıradanlaşan, değerlerimizi kaybettiğimiz şu dünyada bana... Çok teşekkür ederim ilgine kızım. Sevgiler sana.

      Sil
  2. kıyamıyorum anasız babasız kalan çocuklara, Allah herkesi ailesiyle yaşatsı sağlıcakla

    YanıtlayınSil
  3. Hayatın acı gerçekleri.. Her yerde çıkıyor karşımıza

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Saraylarda bile neler dönmüştür değil mi Arif?

      Sil
  4. Bincan bana cok tanidik geldi 🤔

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Öyle anlık bir düşünceden çıkıverdi, zaten o anda şekillendirmeye başladım olayı. Hızlı çıkış yapmam lazım diye düşündüm :)

      Sil
  5. Yanıtlar
    1. Ölüme ben artık başka bir boyuttan bakmaya başladım Beyda...

      Sil
  6. Okuya okuya ilerliyorum.Merak içinde diğer bölüme geçiyorum :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağ ol Yurdagül'üm. Fırsatın oldukça oku canım. Görünce seni mutlu oluyorum o başka :)

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la