Geç Kalan İtiraf 25. ve Son Bölüm

Yalnız Kadın              


Geç Kalan İtiraf 25. ve Son Bölüm

İşte o gün, bürodayken Levent, aradığı Hacer'e
-Akşam sana sormak istediğim bir şey var, Hacer de ona
-Benim de sana soracaklarım var Levent. Akşama görüşürüz, demişti.

Hacer eve geldiğinde Levent çoktan gelmiştir. Onun dinlenmesini bile beklemez, sabırsızdır ve bu her hâlinden belli oluyordur. Üstelik soru dolu bakışları Hacer'e dikilmiştir... Sanki av yakalamış hayvan gibi şeytani bir bakıştır bu. Hacer hemen anlar. Başlar konuşmaya
-İkimiz de adaletin tecellisi için eğitim görmüş ve bunun için çalışan insanlarız. Ben suçlunun varsa hafifletici nedenlerini, mağdurun ise hakkını savunuyorum. İftira, vb. gibi verilerden savunma hazırlarken, kanundan hiç sapmıyorum. Sen ise, bizleri, yani avukatları; suçlu veya suçsuz insanları, şahitleri dinleyip, delilleri inceleyip, sonunda hükmünü veriyorsun. Şimdi ben aramızdaki sorun ya da sorunları bir davaymış gibi düşünmek istiyorum. 

Sen bana daha hiçbir şey sormadan dur ben savunmamı yapayım. Dün gece sen bir gerçekle yüzleştin. Bunu ancak Lale başıma gelip beni uyandırdığında anladım. Ben hastayım Levent, geçmiş olsun demene ve acımana hiç ihtiyacım yok. Tavrın her şeyi anlatıyor zaten. Hastalığım hafifletici neden. Zira bu hastalığı ben seçmedim. Senin bunu kusur olarak görmen beni zanlı yapar ki hiç yerinde bir şey olmaz. Yargın burada kişisel olur ve egonun tesirindesindir. Sevgi ve hoş görü yoksa , bir de empati, zaten bu olayın içinden çıkamayız. Bak sen daha bir laf etmedin Levent. Ama itiraz da etmedin söylediklerime. Zira beni yargılarken bilerek işlenmiş bir suçtan değil, bir engelimden dolayı yargılarsın. Çok yanlış yaparsın ve sanırım yaptın bile...

Gelelim senin olayına. Şimdi rolleri değişip ben hakim olacağım. Sen ise kendi avukatın. Hacer bir yudum su içip devam ederken Lale,
-Rahatsızlanacaksın kardeşim, sakin ol, der
-Devam ediyorum der Hacer, Levent'e sertçe bakarak
-Bir çocuğun varmış, der demez Levent'in beti benzi atar. Hacer soluksuz konuşuyordur artık
-Biz evlendikten sonra da büyümeye devam edip üç  yaşına gelmiş zavallı bir kız çocuğu; babasının asla görmek istemediği... Hacer birden Lale'ye döner
-Lale, eşyalarımızı toplamaya başlar mısın canım? der. Lale hemen yanlarından uzaklaşır, toplamak için odalara doğru gider. 
    
<Hacer yeni bir dava almıştı. Büroda onunla ilgili evrakları düzenlerken telefonu çaldı. Bir adam, onların avukatı olmasını istiyordu. 
-Kaç kişisiniz ki? dedi
-Annem ve ben, kızkardeşim ve kızı öldürüldü de dedi...
-Hay Allah, başınız sağ olsun, yarın sizi bekliyor olacağım. Bir yandan da seçtiği bölüm için ilk pişmanlıklar başlamıştı. Zira duydukları onu duygusal olarak bayağı etkilemeye başlamıştı. 'Ne yani, ben her davada böyle perişan olursam, nasıl yardımcı olurum ki bu insanlara?'> 

Devam etti Levent'in gözlerine dikerek bakışlarını.
-İki gün önce büroma bir adam ve annesi geldi. Kadın hüngür hüngür ağlıyordu.Adam ablasını ve kızını katleden adama açtığı davada avukatı olmamı istedi. Onları dinledim. Olayı dinlerken o kadar üzüldüm ki, herhalde bu davadan sonra avukatlığı bırakırım diye düşündüm. Olay şöyle gerçekleşmiş
-İyi de bunları bana niye anlatıyorsun? dedi Levent acımasız ve küstahça
-Dinlemek zorundasın çünkü! diye bağırdı Hacer... ve devam etti

-Anlattığına göre ablasının evlendiği kocası psikopatın teki, rezil biriymiş. Kadına çocuğunun babasının ailesinden -sus payı- olarak gönderilen parayı alır, kumar, içki alemlerinde harcarmış. Artık adam iyiden iyiye çığrından çıkmış, bir gün
-Bu piçin babasıyla görüş, ben bakmak zorunda değilim demiş. Kadıncağız ailesine önceden her şeyden bahsetmiş, biliyorlarmış yani çocuğun babasını. İsimden giderek aramışlar seni ve nihayet eşin olduğum için beni bulmuşlar. Hani baba ya o, nasıl bir babaysa... Levent söze atılmaya çalışmış ama Hacer 
-Sonuna kadar dinleyeceksin, demiş. Adam içkili geldiği bir gece kadıncağızın annesi de oradaymış, aynı tehditleri yine savurmuş, bu defa kadın çok tepki vermiş. Onu odaya kadar kovalayıp, çocuğu ile ikisini de öldürmüş Levent. Anne ise bir-iki bıçak darbesiyle yaralanmış. Ama "keşke ölseydim" diye ağlayıp duruyordu. Hemen dayıya haber vermişler, arkadaşıyla koşarak geldiklerinde evde polisler varmış, olay savcılığa intikal etmiş. Ve bu davayı ben aldım Levent! Adam yakalanmış merak ediyorsan. Belki dava sana gelir de kızının öcünü alırsın demesiyle Levent
-Ne diyorsun sen?
-Onları bugün dinledikten sonra çok kötü oldum. Lale'yi çağırdım. Lale hemen çıkıp geleceğini söyledi. Aile bana kızlarının bir stajyer hakimle birlikte olduğunu, hamile kaldığını ama adamın onu kapısından kovduğunu söyledi. Ailesine de gittiklerinde aynı tepkiyle karşılaşıp, yüklüce bir miktar para verip uzaklaştırdıklarını.
Levent adeta sinirden kaskatı kesilmiş, gözleri kıpkırmızı olmuştur.
-Olamaz,der. Ben ona kaç defa "olmaz, bu çocuğu aldırmalısın" demiştim. Ne yani şimdi ölmüşler mi?

-Şimdi hangi birimize hesap vereceksin Levent? Ölen kadına mı, kendi kızına mı, kadının kardeşine mi, annesine mi? Bana yaptığın ise hafif kalır. Keşke seni hiç tanımasaydım. İlk defa kendi vicdan mahkemende kendini yargılayacaksın. Hiçbir hafifletici nedenin dahi yok. 

Lale, sinirden titreyen Hacer'e zorla ilacını içiriyor ve her şey hazırladığını, hemen çıkabileceklerini tekrarlıyordu. Hacer katılarak ağlıyor, Levent ise koltukta buz gibi bakışlarla oturuyordur. Sonunda Levent odasına kapanır. Lale, zaten giysilerden ibaret olan eşyalarını iki bavula sığdırmış, kapıda Hacer'i bekliyordur. O arada Ankara'ya iki uçak bileti almıştır. Doğru hava limanına yol alırlar. 

Kader öyle güzel yazar ki bazen, dünyada adalet olduğuna neredeyse inanırsınız. Ama bir tek doğrunun ortaya çıkması için bu düşüncem. Yoksa ölen ölmüş, kalan kalmıştır. Yani birileri canlarından olmuştur. Üstelik kader, zamanla işbirliği yapıp ölenleri unutturur bizlere. O zaman da kader acımasız diyebiliriz. Eğer en kötü olay, hangi şekilde olursa olsun ölüm ise dünyada; mutlaka bir sebeple gelir. Kendiliğinden geleni en makbul olanıdır. Sorgulatmaz, yormaz, huşu içinde olur, ölenin son hallerini izleyenleriniz olduysa benim gibi, ufak tefek sırlara bile vakıf olursunuz. 
Lakin kaza, cinayet, katliam, boğulmak, yanarak ölmek; bunlar yürek yakanlardandır. İşte bu ölümleri sorgularsınız. Hangi adalet, nerede adalet diye? O zaman diyebilir miyiz ki, insanların çoğu dünyaya öldürmek, birçoğu da öldürülmek için gelirler? Sayı kesindir. Böyle hayatın neresi adaletli sorarım size?
Biz yine yalanlar ve ezberlerle kendimizi kandırmaya devam edelim. Hayat başka türlü çekilmez zira.

Mahşerde görüşmek üzere...

Ece Evren/Halkalı 20.10.2018

16 yorum:

  1. Adalet,düşün düşün çıkılmayacak bir kavram.Güzel bir diziydi,kalemine sağlık ablacığım :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet canım. Adaleti kendileri uygulamaya kalkanlar sonuçta hüsrana uğrarlar. Burada yanlış yapan arkadaşlığı başlatan ama sonunu çok zor yazdım. Birden iyi ve güzele döndürmem, düşüncelerime karşı çıkmak olurdu. Kimsenin başına gelmemesini, dilediğim bir olay. Artık böyle hikâye yazmak yok. Daha müspet duygularımı öne çıkaracağım. Adalet ülkemizde sükut etti. Dilerim geri gelir. Teşekkürler yorumun için. Sevgiler canım :)

      Sil
  2. Sonu kötü bitti ama her yalan eninde sonunda günisigina cikar. Gercek hayatta da böyle 😪

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle Derya, burada ilahi adalet beklenmeliydi. Teşekkürler canım :)

      Sil
  3. Sonunun kötü bitmesine üzüldüm, bu diziye başlayamadım bir türlü, 25 bölüm olmuş en başından başlamayı düşünüyorum. Ah şu Bücürük'ün tedavisi bir bitse....doktora da götüremiyorum sepete giremiyor korkudan bütün gün bitkisel bir şeyler, sirkeli su, işte nasıl diyet iyi gelir uğraşıyorum...:( eline sağlık Ece'ciğim, ilahi adalet olsun istiyorum ben de...

    YanıtlayınSil
  4. Bücürüğe ne oldu canım :((( Aman onlara bir şey olmasın. Tek mutluluğumuz onlar.
    Dilerim düzelir meleğim.
    Hikâyem benim bile moralimi bozdu. Artık tarzımı değiştireceğim Müjde'm. Epeydir şiir bile yazamıyorum. Hayırlısı bakalım. Sevgiler kardeşime :)

    YanıtlayınSil
  5. Adaleti eksik düzen yüzünden mahşerde kimseyle görüşmek istemiyorum. Bu yüzden hep hakkım helaldir. Yazı gerçekten sürükleyici içeriğe sahip paylaşımın için teşekkürler Ece anne.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İlk cümlenden çok etkilendim Ersin oğlum. Bana "Ece anne" diye hitap etmen öyle hoşuma gitti ki, anlatamam. Mahşere kadar sürmesin suçların cezası, biz burada çekiyorsak,bence edenler de burada çekmeli... Teşekkürler oğlum. Sevgilerimle :)

      Sil
  6. Ece Ablacım ;ben de bu hikaye serisin de okumadığım bölümleri de okuyarak ilerledim,çünkü bazılarını atlamıştım.. Hacere ve yaşadıklarına üzüldüm doğrusu.Levent gibi bir adamla karşılaşması da,kaderin kötü bir oyunuydu.Adalet nasıl tecelli ediyor bilmem ama gerçekler bir gün ortaya çıkıyor ışte.Bu güzel öykü serisi için ellerine kalemine sağlık Ablacım😊 Sevgiler ❤❤

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim canım kızım. Biraz sıkıntılı bir öykü, yarı hikâye, yarı gerçek. Aslında içimi boşaltmış oldum bu öyküyle.
      Bir tatil yaptım Sevil'ciğim, otelde çalışan kızların hangisine sorsam eşinden ayrılmış. Ne kadar fazla boşanan var:( Genç kadınlar hepsi de, "neden" diye sorduğumda aldığım cevaplar beni çok şaşırttı. Haklılardı ayrılmakta.
      Yorum için teşekkürler kızım. Sevgilerimle 😊

      Sil
  7. Hacer'in işi de zormuş..Mahkemeler bi yandan,sanıklar bi yandan,ölümler bi yandan,Levent de bi yandan..😁 Hikaye sonunun kötü bitmesi de ayrıca üzücü bir olay olmuş..Ama etkileyici bir diziydi,emeğinize sağlık..✔😊

    En son kalın harflerle yazdığınızdan da ben şunu anladım; "hiç bir şeyi kafaya takmamak gerekir..zira hayat zorludur,sabır gerektirir ve bu zorlu hayatta ezilmemek için hiç bir şeyi kafaya takmamak ve kendi hayatımızı yaşamaya çalışmak en mantıklısı herhalde..Başka türlü bu zorlu hayatı kazasız belasız atlatmamız pek mümkün gözükmüyor gibi..🤔😁" Sağlıcakla kalın efenim..✔😊

    YanıtlayınSil
  8. Evet Ertuğrul kardeş, kafamıza taksak da çözemeyiz ki hiçbir şeyi. Akışına bırakmakla birlikte mücadeleyi elden bırakmayacağız. Dilerim hiçbirimizin başına başa çıkılamayacak şeyler gelmez. Artık böyle öykülere son veriyorum. Daha mutlu, neşeli öyküler yazacağım. Yorumların için çok teşekkür ederim. Sevgilerimle 😊

    YanıtlayınSil
  9. Çarpıcı bir son olmuş. Hem Hacer hem de Levent için kendileriyle yüzleşme zamanı. Geçmiş her zaman bizimle geliyor. Bu konuşma ilişkinin başında olmalıydı, hayat işte doğru, yanlış kararlarıyla var. Emeğinize sağlık, çok güzel bir diziydi.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gerçek olsaydı evet ama benim hikâyem için onların bu açıkları vermeleri gerekiyordu.
      Yorum ve beğeniniz için teşekkürler :)

      Sil
  10. Levent soracağı soruyu bile çıkaramadı ağzından.. farkındayım kadınları inanılmaz güçlü karakterler yapıp çat diye ortaya atıyorsun kararlarını 😊 güzeldi eline sağlık.. bundan sonraki öykü tamamen romantik komedi olsun.. çünkü sen onu da çok iyi yazarsın biliyorum 👍❤ yürekten sevgiler..

    YanıtlayınSil
  11. Okuyan gözlerine ve yorumlayan aklına sağlık arkadaşım. Ben gerçekten öyle yapıyorum herhalde. Çok teşekkür ederim arkadaşım. Sevgilerimle 😊

    YanıtlayınSil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la