Blog Arkadaşlarım…


Dayanışma



Blog Arkadaşlarım…

Blog dünyasında entegrasyonun önemi...

Eski bir yayınımı, küçük dokunuşlarla yeniden yayımlıyorum.

Ben bloğumda beş senedir sevgi sevgi diye kendini yırtan, hâlâ daha çok yararlarını anlamaya çalışan, yaşadığım sevgileri irdeleyen, bildiğim kadarını anlatmaya doyamayan ve belki en yakınlarımda saf sevgiyi bulmuş olmama rağmen ve nihayet, gerçek sevginin yaşadıklarımın içinde olmadığının hayal kırıklığına uğramışken, sevginin anlamını iki cümleye sığdırmanızı istemek gibi bir gaf yapmıştım… 
Bu yaşıma rağmen hâlâ öğrenmeye ve gelişmeye açık ve istekli bir kadın olarak, gelin o günlere dönelim… 

O zaman anladığımız kadarını paylaşmaya devam.
Bulut olsan, bir zaman gökyüzünü kaplayıp, sonra görünmez olsan da mutlaka hisli gözlerin göreceği varlığının üzerinden hayaller kurulması ne güzel olurdu. Özgürce, bazen elektriklenip tüm sıkıntını dökercesine toprakla buluşup, bazen de sessizce sonsuza kadar göklerde...

Hepimiz Değerliyiz.

Tanıdığım, tanımadığım ama değil mi ki bu yola baş koymuş tüm blog yazarlarına en içten sevgilerimle…
Lakin belli sayıda tuttuğum ve onları tanımanın, ardından seneler birbirini devirdikçe sevmenin ve ancak, bana kattıkları mutluluk nedeniyle onlara ayrıcalık tanıyıp, yine de diğerlerini kırarım korkusuyla, ürkek ve dikkatlice bir paylaşım yapmak niyetindeyim. Yani siz tanıdıklarım, hepinizi gerçekten seviyorum. Allah’ın izin verdiği sürece aranızda kalmak, dolaşmak ve yazılarımı paylaşmak istiyorum. Hayatım blog yazmadan önce çok sıradandı. Metrelerce örgü ve çeşitli işe yarar ürünler. Azını kullanır, çoğunu hediye eder ve bundan büyük bir mutluluk duyardım. Sonra, hani görücü usulü evliliğe benzer bir başlangıçla tanıştım blogla. Ama hiç dezavantajı olmadı bu durumun… O sıralarda, çeşitli zorluklar yaşamama rağmen beni çok oyaladı ve mutlu etti. Giderek vazgeçilmez bir hâl almaya başladı. Şimdi ise ihmal etmemem gereken manevi bir evim var diyorum. Ve evime geldiğimde ziyaretçilerim oluyor, seviniyorum, onlarla hasbıhal ediyoruz. İade-i ziyarete gitmeye can attığım, hatta gidemeyince ciddi ciddi dertlendiğim sizler varsınız. Zaman zaman gerilmeler olsa da hiçbirinin hallolması çok zor değil. Anlıyorum; kendilerini özel ve ayrıcalıklı hissedenler, gereksiz ve etkisiz misyon üstlenirken; dışarıdan tepki görülebileceği kısmını atlayıp ve birtakım büyüklenme diyebileceğimiz tavırlar sergileyenler, kıran hitap tarzları ve örtülü hakaretler bile olabiliyor. Tabii olarak tepkilerimizi vereceğiz. Her şeyden önce –biz- olmaktan asla çıkmamalıyız. Hatır ve gönül, insan onurunun incitildiği yerde biter. 

Ben amatör yazarlık heyecanımı, bu ilerlemiş ama pes etmeyen yaşıma nasıl kabul ettirdim, buna şaşırıyor ve inanın kendimi bazen kutluyorum. Yine bazen ukalalık yaptığımı ve birilerini kızdırabildiğimi fark ediyor ve kendi cezamı, sizlere bırakmadan kesiyorum. Bunu sizlere döndüğümde ifade tarzımdan mutlaka fark ediyorsunuzdur. Eğer kırdıklarım varsa ve hâlâ bunları unutamadılarsa tüm içtenliğimle özür diliyorum. Dedim ya, hepiniz benim için değerlisiniz. Bulunduğumuz yerleri aydınlatan kocaman bir pencereye, çeşitli yerler ve yönlerden bakıyor ve bazen farklı algılayabiliyoruz. Bundan doğal ne olabilir ki? Ama her şey saygı çerçevesinde olmalı. Bir yemek ya da ikram sunan, eleştirileri de göze almalı ki, değişik bir bakışı yakalayıp, o yönünü de geliştirsin. Ya da, hayır! ‘Ben doğru düşünüyormuş ya da biliyormuşum ama yanılmışım …’ diyebilsin. 

( bu kısım geçen senelerdeki yazımdan alıntıdır ama düşüncelerim hâlâ aynıdır) 

Lakiiiin… Sizlerin gördüklerinizi ben de görüp, kendime göre değerlendirmiştim. Ama bugünlerde evladımın sağlık sorunu nedeniyle, duygularımı gaza getirmeden hak teslimini ve eleştirilerimi biraz ertelemiştim ki, dün gece geç saatte paylaşımlarınızı gördüm. Bizlerin varlığımızdan çok da bahsedilmeyen bir organizasyon söz konusuydu, sanırım üçüncüsü tasarlanan ve yapılan. Kişi isimleri çok da önemli değil, zira bizler haliyle görünen yüze kilitlendik. Arka planda ise, sanal bir kürsü ve lider(ler) vardı. Asıl sorun onlardı. Hiçbir zaman sarayın balkonundan aşağı! bakmaya ihtiyaç duymamış ya da bakıp araştırmaktan çok eleştirmeye odaklanmış,  “kral çıplak”lar vardı. Hatta sizin belki haberiniz olmadığı bir duyumla bildiğim, küçümseniyorduk onlar tarafından. Ama “dağ dağa küsmüş ya da aşağılamış”, ne haberimiz, ne de böyle bir hakları vardı. Onlar görünmez saraylarında ama bizler görünür temeldeydik, yani en değerli yerdeydik.  

Sizi temin ederim ki, ben…
Hani bir yorum vardı, tesadüf bu ya, belki rastlamıştınız, hep ‘ben, ben ben’ diyor muşum ya… Burada kullanılacak fiil, ne sen, ne siz ne de o ya da onlar olamaz herhalde… Sözüm meclisten dışarı…
İşte ben, bana seksen kez anlatılsa da kavramaya önce niyeti ve bir nebze merakı olmayan teknoloji özürlü, bir de üstüne, inatçı bir kadınım. Bana bir şey anlatırken çıldırttıklarım olmuştur. Ben de bu halleri sergileyen, anlamadıkça hırslanan Ece’ye gıcık olurdum yani… Ne yapsın insanlar? 

Gelen kutuma Twitterdan “Ece, on bildirim seni bekliyor, bakmak istemez misin?” diyen mesajlar gelir zaman zaman. Tabii ki duyarsız kalmam ama ilk bildirimde takılır, başka şeylere tıklar, unuturum hepsine bakmayı. İşte böyle bir dalgın gezginim… Yani twitter okumayı, tweet atmayı bilmiyorum. Ama retweeti anladım sanki… Cevaplıyorum, ne hikmetse onu beceriyorum. Çok komik biriyim gerçekten... İnstagramdan söz edeyim biraz da. Bu olayı çok sevdim. Akıp giden nehir gibi… Kahve yanında bir çiçek koyup paylaşanı da, ancak yakın plan görüntü verenlerin haricinde ( doğa manzaraları favorimdir) tüm yayınları seviyorum. Tabii ki benim olmazsa olmazım minik, büyük, sakat, çirkin, her türlü kedicikler ve mağduriyet yaşayan, eziyet gören köpekler. Çok canım acır gördüğümde. Sayar dökerim…
Konudan fazla çıkmadan U dönüşümüzü yapalım. 

Gelelim hepimizin; ne kadar çok çeşitleri olan, kendimize özel olan yapılarımıza ve buna uyacak şekilde bu –büyük- sahnedeki duruşumuz ve çeşitli görüntülerimize. Son olarak da ürünlerimize. Verilerimiz bunlar. Tabii ki seçimlerimizi belirleyen faktörler de bunlardan elendikten sonra olur. Bu akıştaki değişik bir çıkış muhakkak fark edilecek ve haliyle- akışın tersine doğru gittiğinden- “Hoppp, nereye bizler olmadan? “ denilecektir. Zira yapı taşları olmadan öyle “Ak veya Kara Saray”lar olmaz… Gerçek olan şu ki, bizler değerliyiz. Ne birbirimizden kaçıyor, ne de doğallıklarımızdan ödün vermiyoruz. Bizlerin bilgimiz dışında ayrı bir başlık ve kadro oluşturulmamalı. Üstelik katılımımız olmadan kararlar almak hele, hiç etik olmaz. 
Görünen yüzler, haliyle muhatabımız olur. 

Ezcümle, sanırım düşüncelerimi anlatabildim. Kişi ve blog isimleri verip, ne kendimi ne de tam emin olmadan kimseyi üzmek prensibim değildir. Bu uğraşı rant aracına döndürmeye çalışanları fark edecek kadar zekiyiz. Şunu unutmamalıyız ki, bizler aynı topraklarda, yani vatanımızda birlikte yaşayan, ortak endişelerimiz olmasını yeğlediğim ” değerlerimiz unutturulmaya çalışılan” bir devrin (en çok da manevi olarak) mağdurlarıyız. Her konuda fikir ayrılığından çok, anlaşmaya talip olmalı, bizi bir başlığa dâhil etmedilerse bile, bu başlığı biz koymalıyız. Bu açıdan bakmanın bizi huzura ve manevi kazanca ulaştıracağına inancım sonsuzdur.”Ece abla, Ece teyze…” her neyse, işte ben oyum sizler için…

Tanıdığım, tanımadığım, tarzımız aynı ya da değişik tüm blog yazarlarına sevgiler... Bu işe gönül vermiş insanlar, yolumuz açık olsun...


Ece Evren/03.04.2019

22 yorum:

  1. Teşekkürler, çok içten bir yazıymış, iyi ki tekrar paylaştınız. Blog yazarları olarak farklılıklarımız zenginliğimiz. Bu da aslında birbirimize daha neler katabileceğimizin göstergesi...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet, düşünceni belirttiğin çok teşekkürler. Sevgilerimle :)

      Sil
  2. Yenisi mi düzenlenjyormus. Bu kez hic elestiri bile yapmam linc edildik gecen sefer ve yankilari hala sürüyor. Kim nereye katilirsa katilsin ben ben kendi bloglarimda yazilarimla mutluyum. Bizi kücümseyenlerin de kayda deger bir üretiminj göremiyorum 😃

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yok yok Derya, onların da hâli kalmadı bence :))))) Ben biraz karmaşık yazıyorum da ondan öyle anlaşıldı canım 😃 (emojini kopyaladım helal et Derya 😃)

      Sil
  3. Siz çok temiz yürekli bir insansınız Ece abla. Bunu hisssedebiliyorum. Güzel paylaşımlarınız daim olsun inşallah 😊🌷🤚

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili kızım. Böyle düşünmen beni çok mutlu etti.Hepiniz öylesiniz canlarım... Sevgiler sana :) Amin, yazmayı çok seviyorum Yıdız'cığım 😊

      Sil
  4. Bloglar da normal hayat gibi. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil; herkes herkesle iyi geçinmek zorunda değil. Görmezden gelmek en iyisi can sıkanları.

    Bu arada biz Nisan'a geçtik; haberiniz olsun. :) 3.4.19

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. 😃 Teşekkürler Recep Bey, hemen mutfağa gideyim, bir el atayım 😃
      Eskiden bayağı savaşlar olurdu 😃 Ben bile bu konuda alınganlığı bıraktım artık. Çocuk gibi gözyaşı döküyordum inanın...

      Sil
  5. Seviyoruz seni Ece abla.Blog dünyasına farklı bir renk katıyorsun.Yolun her daim açık olsun :) Öpüyorum seni :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Yurdagül'üm. Değerli zamanını ayırdığın için ayrıca teşekkürler. Ben de seviyorum, gözlerinden öperim kızım 😊

      Sil
  6. Bloğu ben kendim için yani yazdıkça rahatladığım için yazıyorum. İnan ki bazı bloggerların yeni yazı paylaştı diye takip edilen blog akışında görmek bile beni mutlu edebiliyor. Uzun süre yazmayanlar için acaba hayatında ne oldu da yazmıyor gibisinden aklımda sorular dönüyor. Ece abla senin de hikaye yazılarını baştan sona okuyorum ama bazen ne yorum yapacağımı bilemediğimden yorum yazamıyorum. Çünkü biliyorum ki o yazılar yazılırken içinde değerli zamanlar var. Yorumlar bu nedenle basit olmamalı. Yazınca da kısa yorum olmuyor. Sevgiler, saygılar ve en içten dileklerimle :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hoş gelmişsin oğlum. Evet, bazı yazılara yorum yapılamıyor, aynı senin gibi düşünüyorum ama senin hikayelerimi okuduğunu öğrenmek beni çok mutlu etti. Bazen de dinlenip, daha güzel ve okunabilir ne yazabilirim diye düşünüyoruz. Ayrılanların da mutlaka bir nedenleri vardır ( Sevgilerimle oğlum...

      Sil
  7. Hayatın her alanında olduğu gibi burada da hazmedemeyenler oluyor. Bunlara bakmadan yazmaya devam.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet Cem. Kim tutar klavye üstünde raks eden elleri? Artık inanıyorum ki, değişmenin yaşı yokmuş.Teşekkürler yorum için )

      Sil
  8. Umarım güzel dilekler sizi bulur. Siz bize bir hayatı tanıma fırsatı verdiniz teşekkürler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler ) Ayrıca bloğuma hoş geldiniz...

      Sil
  9. sanırım yenilerden olduğum için tam olarak neler olduğunu niye üzüldüğünüzü bilmiyorum ama herne olduysa olmuşsa ve oluyorsa olmasa keşke bundan sonra..hayat zaten zorluklarla dolu bizim için hepimiz için ya da çoğumuz için..bloggerlar dünyasında sadece sevgi saygı iyilik güven olsun başka da birşey hiç olmasın ...çok zor değil ...başarabiliriz bence...umarım hem tam anlamayıp hem de yanlış bir şeyler yazmamışımdır...sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Babaannemintakvimciği... Ah bir de adınızı bilsem, ben merak ederim böyle güzel bir bloğun arkasındaki kahramanın adını...
      O konuda ise; kendi egomu geçtim, yaşıma yapılan hakaretleri unutmam çok zor oldu. Sağlığım bayağı etkilendi. Ama hayatımdaki her zorluk gibi onları da aştım şükürler olsun. Onları da affettim. Şimdi huzurluyum... Hiç yanlış bir şey yazmadınız, müsterih olun. Sevgilerimle canım :)

      Sil
  10. Seni tanımak benim için şeref oldu, Şiir dinletilerinle arada çay kahve ile zevkü sefa yapıyorum ses tonunda ki aura beni etkiliyor iyi ki tanımışım dediğim bir blog yazarısın, fazla uzatmıyorum sevildiğini bilsen yeter, ben sana her zaman ki gibi kendine iyi bak Ece Anne diyorum...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ah Ersin oğlum... Sen beni o kadar gururlandırıyorsun ki, senin hakkını ödeyemem... Çok teşekkür ederim oğlum. Sevgiyle gözlerinden öperim :)Sen de kendine iyi bak oğlum.

      Sil
  11. adım sanem ..kıyamam hakaret.. sağlığınızın etkilenmesi..çok üzücü bunlar...bir daha asla olmasın inşallah...sevgilerimle...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Sanem kızım. Teşekkür ederim ve tanıştığıma çok memnun oldum. En güzel bloğun sahibesisin biliyor musun? Seni tekrar kutluyorum.
      Sanem'ciğim, hakaretlerden çok, sevdiklerimin ve kimsenin buna müdahale etmediği beni çok üzdü biliyor musun? Ama yaralarımı sardım. İlgine çok teşekkür ederim. Sevgilerimle canım:)

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la