Tek Kişilik Kalabalık 2.Bölüm.


Hayat Hikayesi
Annem Babam
İlk görev yaptığı Hayrabolu şehrinde varidat memuru Ali Rıza Atalay  ve Fatma hanımın en büyük kızları Leman hanıma aşık olur. Güzelliğiyle meşhur, terbiyeli bir kızmış annem. Sekiz kardeşin yükü üzerinde bir kız. Aslında on altı yaşında bir çocuk… Dedem ve anneannem için çocuklarını genç bir hakime vermekten daha üst bir mutluluk olabilir mi? Babamın kararıyla kısa bir süre sonra yıldırım nikahıyla evleniyorlar. Annem daha ilk günden yıldırım çarpmışa dönüyor. Babam annemden on iki yaş büyük. Birbirlerini tanımıyorlar bile… Babam acilen ona bir giyim tarzı dayatıyor ve annemin hafif topuklu mantar terliklerini gözlerinin önünde paramparça ediyor. Değil sokağa çıkmak camdan bakmasını bile yasaklıyor.“Arkadaşlarım?” diyor annem ,”kimseyle görüşemeyecek miyim?”. Babam “Gerektiği zaman onları evinde kabul edersin, zaman zaman annene gider, kardeşlerini görürsün ve onlar da sana gelirler, bunun dışında bir yaşam hayal etme” diyor. Annem munis kadın…

 Aslında Mersin’de bir sevdiği varmış. Seneler sonra bile unutamadığı. Ablam ve benimle, biz genç kız olunca paylaştığı. Ama o sıralar ne kadere isyan edecek hali ne de cesareti var.
Hemen hamile kalıyor annem, güzel gözlü, hayatı boyunca hastalıktan başını kaldıramayan ablama. Yirmi iki ay sonra da abim doğuyor. Artık hürriyet diye bir şey söz konusu bile olmuyor .Konya'lıydı babam, ben ve üç yaş küçük kardeşim Konya’nın Çumra kazasında doğduk babamın oraya tayininden sonra. Daha Hayrabolu’da başlayan dayak faslı Çumra’da tüm yoğunluğuyla devam ediyor. Bahsetmem gereken bir önemli şey de babamın içki içtiğidir. Ablamdan dinlediğim o kadar çok uzun soluklu dayak hikayeleri var ki, dinlerken dişlerimi kenetlenmiş bulurdum hep. Altı aylıkmışım, kulaklarımdan rahatsızlanmışım. "Yanık yanık ağlardın..." der benden altı yaş büyük ablam. Annem beni meme vererek susturmaya çalışıp ve kıvırcık saç buklelerime parmağını takıp bukleleri açıp tekrar eski kıvırcıklığına dönmesini seyrederken, başına yediği darbelerle sarsılmış o gün. “Ahlaksız kadın ne yaptın da bu çocuğu bu hale getirdin?” diyerek üst üste kerelerce başını yumruklamış. Bu anları rahmetli ablacığım gözyaşlarıyla daha da bir güzelleşen yeşil gözlerini benden kaçırmaya çalışarak anlatırdı... Ablam babama o kadar kin duyuyordu ki, öldüğünde buzdan bir heykele dönüşmüştü sanki.

Başta da yazdığım gibi, hep müstakil evlerde oturduk. Kimselerle iletişimimiz olmasın ve kimse bizden rahatsız olmasındı. Hala anlayamadığım, neden böyle bir adamın beş çocuk sahibi olmak istemesiydi. Bir söyleme göre dedem vasiyet etmişti. Mirasından bile nasibimiz olmayan dedem… Tek yaptığımız gezi Konya’daki bağ evini ziyaretti. Anneme düşmandılar sanki... Çünkü onların gözünde 'Frenk gelin'di, Trakya'lıydı. Hala babama layık olmadığı söylemleri dolaşır Konya’daki akrabaların dedikodularında. Konya’ya gitmeden hazırlık aşamasında, orada giymek üzere, babamın uygun gördüğü modele göre bizlere ve kendisine diktiği elbiseler bile, dedem ve neneme çarpıcı gelirmiş. Bir gün dedemin annemi kenara çekip “ Bir ölüm duama bakar, inan ölürsün!” dediğini ablamdan şaşkınlık içinde dinlemiştim. Bence çok sadist insanlardı. Bizzat elleriyle yazdığı Kuran-ı Kerim Medine’de bir camide sergilenen müslüman dedem! Allah’ın ona yaşamak için verdiği nefesi annemizi yok etmek için kullanacağını Allah’tan korkmadan, kuldan utanmadan söylüyor. 

Babamız da bu işi zaten bizzat yapmaya çalışmıyor muydu? Daha ruhundaki fırtınaları dindirememiş bir adam bizi küçüklüğümüzden itibaren sadist ruhunun hezeyanlarına şahitlik ettirmiyor muydu? Kimliklerimiz onarılamayacak kadar yara alıyordu. Çocukluğumuzun katiliydi babam, ne de olsa dedemin oğluydu! Zaman zaman dünyada onun karakterinde bir baba var mıdır diye düşündüğüm olmuştur. Hak, adalet temsilcisi babanın stres toplarıydık sanki... Kişiliklerimizin üzerindeki menfi etkilerini seneler sonra ellerimize tutuşturulan hastalıklarımıza dair verilen raporlarda gayet net gördük, okuduk ve anlayıp teyit ettik. Manik depresif, borderline kişilik bozukluğu, bipolar bozukluk ve maalesef kleptomani… Bir de asıl babamın da olduğunu sandığım şizofrendi kız kardeşim.


Ece Evren     08.07.2016     


20 yorum:

  1. Anneniz gerçekten munis insanmış.

    YanıtlayınSil
  2. Sevgili kardeşim.Bu hikayeme başladım ama devam ettirme konusunda, bazı sebeplerden ötürü kararsızım.İnsanlar beni düşündürüyor.Bir karar aşamasındayım.Size sevgilerimi sunuyorum.

    YanıtlayınSil
  3. Bizim toplumda eğitimli eğitimsiz her aile dayaktan nasibini almıştır bence.Bu öğretilerin artık kırılması gerekli.Sözel ve fiziksel şiddet uygulanan ailelerde bir süre sonra sistematik duyarsızlaşma oluyor yani şiddet normal algılanıyor.Böyle olunca da her yerde şiddet de kanıksanıyor.Dilerim sorunları şiddet uygulamadan çözme kapasitesine ulaşırız.Sizin yazınızın altında yazıyorum ama topluma dair yaptığım bir yorum bu :)Sevgilerimle :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Anlıyorum canım.Elli seneden de çok önce, hem de alim tadında bir adam.Anlamak mümkün değil.Sevgiler canım :)

      Sil
  4. Merhaba!

    İlk bölümü gibi ikincisi de çok güzel. Kaleminize sağlık. Bence devam etmelisiniz. :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Geç görmüş olmalıyım yorumunuzu, kusura bakmayın.Artık benden çıktı hikayem, yazıyorum.Teşekkürler yorumunuz için :)

      Sil
  5. Ne kadar üzüldüm anlatamam:(( Allah sınıyor derler ama niye sınasın yahu masum, güzel bir kadın, güzel masum çocuklar...şu çile niye?:( neler yaşamışsın:(((

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet yaşadım, yaşadık.Ablam dört sene önce vefat ettiğinde annemi yeniden kaybetmiş gibi oldum.Çok iyi arkadaştık onunla.Mekanı cennet olsun.Sağol arkadaşım.

      Sil
  6. Ece ablamm yaaa yemin ederim göz yaşlarıma engel olamadım ='( Şu anda da harfleri bulanık görüyorum. Okurken elimde ki tableti o kadar sıkmışım ki elim çok acıyınca farkına vardım. İnsanları boş ver sen ablam, kim ne tepki verir diye düşünme. Yaz sadece, bak göreceksin nasıl iyi bir terapi olacak senin için. Kimseye okutmasan bile yaz.

    YanıtlayınSil
  7. Sağol kızım.Benim kim olduğum, ya da ne düşünülür artık önemi yok.Değil mi ki sizler gibi iyi yürekli insanlar var, tesellinize ihtiyacım var.Devam edeceğim.Seni seviyorum kızım.Üzülmen beni üzdü ama :((

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teselli olacaksak sana ben her yerden yetişirim ece ablammm, sadece buradan değil. Üzülme sen ben üzüldüm diye. Benim üzüntüm sen üzüldüğün içindi oysa. Sevgilerimle😙💕

      Sil
    2. Canım Zehra kızım.Anlıyorum seni.Sağol yavrum.Sevgilerimle canım.

      Sil
  8. Ece abla, nasıl bir çiledir ki bu o zamanlarda herkese nasip olmayacak bir konuma gelip, canından olana işkence etmek, eziyet etmek. Ben kendi anneciğimi çile çekti sanarken, babama içimde kızgınlıklarım oluyorken anladım ki hiç birşeymiş. Sen hep yaz, bu kadar güzel yazarken, kelimeler sensiz kalmamalı

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ben yazarım canım, seviyorum yazmayı.Kelimeleri de çok seviyorum.Beğenmene çok sevindim.Sevgiler yavrum.

      Sil
  9. Okurken gözlerim doldu, sanırım her kız çocuğunun kaderi bu, babasından bazıları biraz bazıları çok çekiyor. Aynı annem, aynı ben gibi. Annem ayrı çekti babasından, biz ayrı çektik babamızdan. Babalar neden böyle ki? Güzel bir yazıydı, her cümlesi çok derin hissettirdi. Ellerine sağlık Ece Abla.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler yavrum.Yalnız seni hüzünlendirmek üzdü beni.Fazla içlenme lütfen.Sevgiler kızım :)

      Sil
  10. erkek egemen bir toplumun yaşattıkları :((

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Doğru Hatice, zalim İmparatorlar gibiler.İşkenceci sadist insanlar.

      Sil
  11. Offf Ece abla acayip sinir oldum. Nasıl insan bunlar böyle [-( Annene çok acıdım çileli kadınmış ;(

    YanıtlayınSil
  12. Canım benim.Öyleydi.Zordu, çetindi .Ama ablanın yani benim aktif rolde olduğumu ilerleyen bölümlerde okuyacaksın.Bence ara vererek oku canım.Annemi sorma o harcandı.Sevgilerimle...

    YanıtlayınSil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la