Şikâyetname - 21.bl


El, Dünya, Vurmak
Dünya Oyuncağı      

Şikâyetname 21.bl

İhanetin Bedeli-Son-

Onlar, gündüzlerin aydınlığını da flu görmeye başlamışlardı artık... Üç kez altı gün geçmişti. Allah'ın dünyayı altı günde yarattığına inanır Hristiyanlar. Üç dünyanın yoğunluğu kadar zor olmalıydı donuk kalmak; görmek, hissetmek ama hiçbir tepki verememek... 
Nihayet ertesi gün oldu. Vücutlarında minik titremeler başladı. Az geçmeden yerini sarsılmalar aldı. Hepsi oldukça sert bir şekilde oldukları yerlere yıkıldılar. Bu yeni hâl çok ürkütmüştü onları, bunca dehşetten sonra. Ardından kasılmalar başlamıştı, sara nöbetine benzer istemsiz hareketlerle vücutlar çözülüyordu. Kurulmuş oyuncaklara benziyorlardı. Hâlâ el ve kollarına hâkim değildiler. Etrafa bakmaya yeltenip, hareket ettiklerini fark ettilerse de, başlarını oynatmaktan çekiniyorlardı. Organları kırılacak gibi değişik bir korku yaşıyorlardı. Çözülüyorlardı anlaşılan ama çok zor olacağı kesindi. 

Arta kalmış düşünce yetileri, kendilerine ne olduğunu anlamaya yetmiyordu. Ağızlarını açmaya mecalleri, olsa bile niyetleri yoktu. Arada bir karşılaşan gözleri; cevapları onlarda olmayan sorularla doluydu. Ağır bir bitkinlik halindeydiler. Şimdi de bir uyuşma çökmüştü üzerlerine. Tüm vücutlarına elektrik verilmişti sanki. Günlerce açık kalmış göz kapakları sürekli düşüyordu. Açmaya kuvvetleri yetmiyor, bu da onları onca şeyin üstüne çok yoruyordu. Tüm insanoğlu yerlerde, solucanlar gibi kıvranıyorlardı. 

Hayvanlar yine oluk oluk çıkmışlardı yerlerinden. Onlara; varlıklarının nimet olduğu duyumsatılarak gönderilmişlerdi dünyaya. Tıpkı formatlandıkları gibi yaşarlar, rutinlerini aksatmazlardı. Beslenme, yuvalarını kurma ve üreme. Onlar da inkârcılardan değildiler. Sır diyebileceğimiz halleri vardı. Yaşadığım bir olayı geçeyim. Asude bir yerde balkonda oturmuş, bahçeye bakıyordum. Alt kattaydım, kuşlarla aynı seviyede yani. Onlarca serçe çimenlerin arasında kıpır kıpır yem arıyorlardı. Onları ürkütmeden seyretmeye başladım. Keşke videoya çekseydim dedim sonradan ama çok duyarlı olduklarından, en ufak bir kıpırdanmamda  mutlaka uçup giderlerdi. Derken onca kuş hareketsiz kesildi.  Tahminen üç-dört dakika başları yukarıda, öylece kaldılar. Hayretle ve hiçbir anı kaçırmadan seyrettim. Kim bilir nereye bakıp, ne görüyorlardı? Bu olan beni çok etkilemişti. Büyük bir kuvvet vardı ve ona sadece tabiat ve hayvanlar tabi oluyorlardı. İnsanoğlu ise asırlardır en büyük kötülükleri kendi cinsine yapmakla tatmin olmayıp, sadizmini ve sapıklığını hayvanlar üzerinde de uygulamıştır. Şeytanla işbirliği asırlardır sürdü ve sürecek de... Şükür, edenlerin çoğunun dillerinde bu beş harfte hapsolmuştu... 

Derken, daha yerde kıvranırlarken ve kalkmaya kuvvet bulamamışken yağmur önce seyrek damlalarla, giderek kuvvetle yağmaya başladı. Fakat bu yağmur, ilk defa onların hareketlenmesine yardımcı oldu. Kalkıp, yeniden yere düşseler de yine deniyorlardı. Sığınacak yer az, insanlar çoktu. Tüm olanlar, onların hareketlerinde bir engele neden olmadıysa da, akıllarındaki kocaman boşluk anlaşılır ve anlatılır gibi değildi. Nasıl ve neden bu haldeydiler? Hiçbiri bunu anlayamıyordu. 

Acaba terbiye olmuşlar mıydı? Bu dehşet dolu günleri yaşarken ettikleri tövbeler, onları yeniden günahlara bulaşmaktan uzak tutabilecek miydi?

Yeni bir sabah dünyayı kucaklıyordu işte... Uykudan uyanan insanların, belki saniyeler süren bu rüyası, hepsini çok etkilemişti. Anlatmalarını engelleyen bir şey vardı, bu nedenle -sadece kendilerinin gördüklerini zannettikleri- bu rüyayı hiç kimse, hiçbir zaman birbirine anlatamadı. Bir durgunluk hâkimdi dünyanın efendisi insanoğlunda. 
Dünya yeniden yaşamın sesleriyle çınlamaya başlamıştı. Arada bir dalan gözler, düşündüklerini konuşmalara dökemediler.    

Ey insan!.. Kötülük yapmaman için hep korkutulman mı gerek?
Bir Allah'ı düşünsen, aslında sana yetecek
Kırdın, döktün, öldürdün de, bak kızdırdın Rabbini
Bu ne ki? Daha ne dehşetli azaplar gelecek...

Dilerim dünya bir gün yaşanası bir hâle gelir...


Ece Evren/Halkalı 30.04.2018

8 yorum:

  1. Gercekten cok etkileyici bir yazi olmus. Bu seri tam kitaplik. Anlayana tabii hersey... 🤗🤗🤗😍😍😍

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Derya'cığım. Sevgilerimle 😊

      Sil
  2. Sertap Erener'in bir şarkısı aklıma geldi:
    Ne çok hata yaptık
    Ne çok hırpalandık
    Kırık dökük hayatlarımız lekeli
    Ne renk ne ışık var
    Herşey ne kadar ortalama
    Yazık yazık yazık yazık oldu
    Yazık yazık yazık yazık oldu
    Vurulduk ince ince
    Ayrılıklara bölündük
    Farketmedik senelerce
    Yalnızlıkla yürüdük...

    YanıtlayınSil
  3. Teşekkürler Safiye'ciğim. Ne güzel bir şarkıdır o. İnsanoğlu, çiğ süt emmiş. Bazıları doyamadılar kötülük, zalimlik yapmaya. Zarar verenler ve zarar görenler. Yaşayıp geçiyoruz dünya âleminden işte...
    Sevgilerimle canım 💙 💚

    YanıtlayınSil
  4. Son cümlenizdeki dileğinizin bir an önce gerçekleşmesini o kadar çooook istiyorum ki Ece Hanım, sabrım kalmadı neredeyse. :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Baykuşu çok severim ben, ne güzel; profilinizde tüm heybetiyle duruyor 😊
      Ah Halil Bey, o kadar içim içime sığmıyor ki anlatamam. Çok üzgünüm halimize. Sabrımız gerçekten bitiyor. Bunca saçmalığı art arda seyretmek ne zormuş... Dilerim istediğimiz ve gereken sonuç alınır.

      Sil
  5. Yağan yağmur insanoğlunun günahlarını temizler mi merak ediyorum.Bu korku insanı kendine getirir mi,belki bir süre kimbilir..Yine harika yazmışsın Ablacım 😍

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bence getirmez canım. Unutuyor insanoğlu.
      Çok teşekkür ederim Sevil'ciğim 💙 💚 💛 💜

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la