Geç Kalan İtiraf - 4. bölüm

Aşk

Geç Kalan İtiraf - 4. bölüm



Ankara Üniversitesi bünyesindeki Ankara Hukuk Fakültesi, Türkiye'nin en iyi hukuk fakültesiymiş. Üniversite 5 Kasım 1925 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk tarafından açılmış. Sanırım bir okulun kalitesini bundan iyi belirten bir referans olamazdı. Bunu öğrendiğinde daha bir gururlandı Hacer.

Hacer, genç kızdı ama hâlâ yaşayamadığı şeyler vardı. Köyündeyken anne ve babasına; yakın şehirlerden birine taşınmalarını çok istediğini söyleyemedi hiç. Kasabaları küçüktü, çok gezmekten çekinir, büyük evlat olmanın mesuliyetini her zaman hissederdi. Aslında coşkusunu içinde saklıyordu da denebilirdi. Ama bunun baskısını üniversitede sıkça hissetmeye başlamıştı. ‘Bir erkek arkadaşım olsa…’ diye içinden geçiriyordu. Hayat böyle gelmiş, böyle gidecekti; hemen herkesin erkek arkadaşı vardı ya da samimi idiler ve o öyle zannediyordu. Sanki sevgi duyarsa birine, sıkıntısı gidecek gibiydi. O zaman; en azından, avukat olmanın dışında bir hayali daha olurdu. Lale’ye bundan hiç söz etmemişti. Hemen çöpçatanlığa başlardı mazallah… Ancak arkadaşlarının uzun soluklu anlatmalarından öğrenmişti birçok şeyi. 

Sessizce ağlamaya başladı, sevgi hasreti çektiğini duyumsadı. Yastığa yüzünü gömdü. ‘Allah’ım yardım et’dedi, ‘çok yalnızım…' Aşkın; onun başarısını etkilemeyecek kadar mantıklı olduğunun bilincindeydi. Yeter ki onu şu halinden geri götürecek hayal kırıklıkları yaşamasın. Lisede aynı sınıfta okudukları Tunçtan başkasıyla arkadaşlık etmemişti bugüne değin. Ne nasıl sevgili olunur; ne taktik ve oyun nedir, hiçbirinden haberi yoktu…

Kiminin yalnızlığıdır aşkı, kiminin Yaradanı; bazıları doğaya hayrandır, kimileri gezer dururlar, şehir şehir, ülke ülke… Ama ihtiyaç hissediyorsan aşka, sevgiye; ne tabularla karşına çıkanları, ne de takmamak lazım etrafı... Hâlâ yüzü yastığa sığınmış bir haldeyken “selam kızlar, Hacer yine mi uyuyor?” diyen Lale’nin sesini duydu ve daha da gömüldü yatağına. Gece sürmeye başlıyordu. Lale ve birkaç kızın kıkırdaşması onu neşelendirdi…

Ece Evren/Halkalı

15 yorum:

  1. Eski Türk filmleri tadinda bir hikaye oldu bu 😍

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten Derya, bir atak yapmak lazım artık. Düşünüyorum derin derin :)

      Sil
  2. Evet evet, atak gerek :) Hacer öyle bir şey yaşayacak ki, bakalım bekliyoruz :)
    Bu arada bloğun bu haline bayıldım !!! Nihayet sana yakışır bir sayfa oldu vallahi.. güle güle kullan canım <3
    Sevgiler benden..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım, çok teşekkürler beğenin ve yorumun için. Motivasyon olsun dedim. Şimdi beni Hacer bekliyor :)) sevgiyle kucaklıyorum seni:)

      Sil
  3. Ne kadar da akıcı bir yazı olmuş.Bir kaç gündür eve kapandım ve sınav çalışıyordum.Bloglara bakamadım pek :( Blogunun yeni halini de beğendim :) Güle güle kullan :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sağ ol Yurdagül'üm. Zihin açıklığı dilerim kızım. Sen başarırsın eminim. Blog, oğlumu yormalarım sonunda iyi oldu. Çok teşekkür ederim canım. Sevgiyle kucaklıyorum :)

      Sil
  4. aşık olamıyorum diye üzüldüğün günleri özletmez inşallah sana hayat

    YanıtlayınSil
  5. O Hacerr :) Bak ben kaç yaşındayım, hâlâ vazgeçmem sevgiden, o benim öykümün kahramanı, onu da ben yönlendireceğim Meltem :)

    YanıtlayınSil
  6. Emeğine sağlık Ece Abla. Hacer'in durumunu merak ettim. Yalnızlıktan kendi içine çekilmiş biri gibi geldi bana.. Diğer bölümlere bakacağım :)

    YanıtlayınSil
  7. Hacer hâlâ olgunlaşma döneminde. Köyde yaşadığı için ancak televizyon kültürü(!)nden haberdar. Onu küçük küçük hayata karıştırıyoruz. Ürkek bir kız olduğu için dozaja dikkat ediyorum :) Sağ ol Arif :)

    YanıtlayınSil
  8. Ece ABLA eline sağlık, güzel bir yazı serisi oluyor, çok beğendim.

    YanıtlayınSil
  9. Teşekkürler Ezgi, hoş gelmişsin sayfama. Hikâye başlayana kadar kasıyor insanı ama bununla, yani öykü kuramı ilgili bayağı eser okudum. Gerisi hayal gücüme kalmış. Bu arada sana bir sır vereyim mi? Hacer benim göbek adım :))

    YanıtlayınSil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la