Çocuklar Hep Masumdur... 13. Bölüm


Ayaklanma
Ayaklanma                                        

Çocuklar Hep Masumdur...

Bincan bu karışıklığın içine iyice dalar. O anlarda halk; ölümü göze almış bir vaziyette askerlere taş ve sopalarla karşılık veriyorlardır. O ise tam ortalarındadır. Askerlerden birinin şehzadeye kalkan kılıcının birden paramparça olmasıyla, bir atmaca sürüsünün askere saldırması bir olur. Bununla kalmaz, bir yığın irili ufaklı kuşlar ortalığı sararlar. Kurtlar köpekler, neredeyse tüm hayvanlar... 

Askerler şaşkınlık içinde olsalar da, hâlâ kendilerine verilen emri uygulamaya çalışıyorlardır. Halk tuhaf bir şeyler olduğunu anlamış, dualar okumaya başlamışlardı. Bincan birden elini kaldırır. Hayvanların üstündeki gücünü iyice anlamıştır artık. Eğer düşünen insanlar yönetemiyorlarsa akıllarını kullanıp halkı, padişah olursa eğer, hayvanların doğaüstü güçlerinden yararlanmayı mutlaka deneyecekti. 
Bunlar olurken padişah balkondaydı ama Bincan’ın onların arasında olduğunu fark etmesi imkânsızdı. Neler olduğunu anlamaya çalıştı. Açık pencereden kuşlar içeri sökün etmeye başlayınca padişah çılgına döndü. Gerçi şehzadenin hayvanlarla ilintisinden haberi vardı ama bu da neyin nesiydi? Onları o mu yönetiyordu, şimdi neredeydi peki? Bu hayvanları belki de ancak o çıkartabilirdi dışarı. Hayvanlar saldırmıyor, sadece korku salıyorlardı. 

Padişahın sesi sarayda yankılandı...
-Vezir gelsin!
-Buyurun padişahım
-Şehzade nerede allasen?
-Padişahım, şehzade sarayın kapısında yaşlı ve yaralı bir adamla uğraşıyor…
-Haber versinler gelsin, o adamı da getirsin…
Haber verilmesine rağmen Bincan istifini bozmuyor, adama birtakım sorular soruyordu. Yaşlı adam ona o kadar tanıdık geliyordu ki, bir türlü onu orada bırakamıyordu. 
-Gel amca seni sarayda tedavi ettireyim. Yaşlı adamın ise gelmeye niyeti yoktu. 
-Asla bu lanetli saraya girmem, padişah hayatımı benden sökerek aldı. Ama sonsuza kadar azap çekecek…
Şehzade gayet üzgün bir şekilde saraya girdi. Onu vezir karşıladı ve padişahın yanına gitmesini söyledi. Tüm hayvanlar saraydan çıkmış ama padişahtaki şaşkınlık ve gerginlik hâlâ sürmekteydi. Bincan huzura geldi, 

-Otur! 
-Bincan'ın gözlerine yine o tuhaf bakış yerleşmişti.
-Oturmak için erken, dedi şehzade
-Bincan, bir anda her şeyi tersine çeviremem ama seni zindana attırabilirim!
-Beklerim sizden padişahım, bu düzen hep böyle gelmiş zaten... Padişah iyiden iyiye hırslanıyordur
-Nedir senin bu küstah tavırların?
-Gidişatı beğenmediğimden olabilir mi BABA? Padişahın baba sözünü duymasıyla, yüzüne merhametli bir bakışın yerleşmesi bir oldu. Neden bu çocuğa karşı bu kadar zayıftı, bir türlü çözemiyordu. Ona hayranlıkla baktı...
-Biliyor musun Bincan, hakiki bir şehzadeden daha da asilsin. Bunu söyler söylemez pişman olsa da; bu akıllı genç mutlaka bundan gerçeği çıkaracaktı. Şehzadenin cevabı gecikmedi
-Hakiki bir şehzade nasıl ve hangi koşullarda yetişir padişahım? Bincan gittikçe hırslanmaya başladı ama haddini bilmek zorundaydı. Padişahta ise onu yatıştırma gayretleri vardı. Bir an şehzadenin gözlerine bakınca ateş çanağına dönüştüğünü gördü. 

-Dinlen şehzadem, ama yemeğe mutlaka gel!


Ece Evren/Halkalı 31.07.2018

6 yorum:

  1. Super..!SEVGİLER SAYGILAR KRALİÇE ABLAM D.U

    YanıtlayınSil
  2. Teşekkürler Duycan. Sevgiler, saygılar.

    YanıtlayınSil
  3. Halk ve askerler karşı karşıya geldi :(

    YanıtlayınSil
  4. Isyan basladi 😊. 12. Bölümü bulamadim

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. O araya karışmış Derya, bir düzensizlik oldu, nasıl becerdim anlayamadım 😊

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la