Çocuklar Hep Masumdur... Son Bölüm


Saltanat
                           culus- töreni                                                   

Çocuklar Hep Masumdur...

Vezir, yıllar içinde bayağı yaşlanmıştır. Yan yana iken birden Bincan
-Sen de bayağı yaşlandın, Aslında yeni bir vezir atanabilir… Vezirin benzi atar birden...
-Hakikaten böyle mi düşünüyorsun şehzadem?
-Çok yoruldun, senin de dinlenmeye hakkın var der ve gülmeye başlar.  
-Şehzadem; bazen tecrübe, gençlikten daha kuvvetlidir.
-Bilmiyor muyum sanırsın vezirim. Sen belki de fikir ve önerilerinle, bu ülkenin kurtarıcısı olacaksın. 
-Sen var olduğun sürece Bincan der, yine gülerler…

***
Şehzadenin, geçici olduğunu sandığı bir sessizlik hâkimdir ortalığa. Bilumum aşırılıkların, bu zehir saçan istibdadın er geç sonu gelecekti. Daha bebekken prens gibi yetiştirildiği için, bu elbise onun üstünde hiç yapay durmuyordu. Düşünce âleminde bunun gururu sardı tüm benliğini… 
-Ben bu ülkeyi kurtaracak güce sahibim…

Birkaç gün sonra, kahvaltı sonrası padişah sofradan kalkarken 
-Odama gel şehzadem der

<Padişah, kendi çocuğunu bile bu kadar sevmezken, bunun; evlat ayırımı yaptığından değil, güce tapmasından olduğunu biliyor, buna da çok üzülüyordu >

-Buyurun padişahım
-Şimdi söyleyeceklerimi can kulağıyla dinle... Seninle bu konulardaki ilk ve son konuşmam olacak. Bugüne kadar, babadan oğula ya da bazı entrikalarla padişahlar değişmiş ve iktidar hırsı sari bir hastalık gibi bugüne dayanmış. Uygulamalarına belki duyarsızca sadık kalarak idare ettiğimi sandığım halkımı, sadece susturduğumu anladım. İçimdeki o sesleri sustururken ise, benim hiç mi acı çekmediğimi sanırsın? Seninle aramızda epeydir bir hırs savaşı var, bunu sen de fark ediyorsun ve bu beni çok üzüyor.  
Okuyup öğrendiklerinden anlayıp yorumladıkların; ülke ve sarayda birebir gördüklerinden etkilenmen ve olanlara hırslanman gayet doğaldır. Ama bu konuda emin olduğum bir şey varsa o da; hırs sahipleri, yıprattıklarının güçlerini keserken; kendi güçlerini de yerler, bitirirler. Bunu hiç unutma… Hırsını yerinde kullan…

Şehzade o asil sessizliğiyle padişahı dinlemektedir. 
-Senin kısmetli ve uğurlu olduğunu, doğduğun günlerde bana anlatılanlardan hemen anlamıştım. Yanılmamışım. Zaman zaman beni gerçekten çok kızdırdın ama senin doğruların ve adaletli oluşun beni çok etkiledi. 

-Diyeceğim şudur ki; artık senin, bu ülkeyi idare edebilecek akıl gücüne ve sağlığına sahip olduğuna inanıyorum. İnan oğlum, bu beni de mutlu edecek. Yarın bir törenle tahtı sana devredeceğim. Vezir efendiyle konuş. Sana; yeri geldiğine inandığım, bilmeni istediğim bazı gerçeklerle birlikte, neler yapman gerektiğini de anlatacak. 

Ülkeme ihaneti düşünerek yapmadım hiçbir şeyi, başta anlattığım gibi. Sana hesap veriyor da değilim. Sadece benim devrim bitmeli diyorum o kadar. Her şey sana emanet şehzadem... 

O kadar hislenir ki Bincan, o gururlu duruşundan taviz vermemeye gayret ederek  kalkar ve padişahın elini öpüp, başına sürer.

-Allah razı olsun padişahım. Emanetinizi koruyacağıma ve hayatımı buna vakfedeceğime yemin ediyorum, der. 
-Haydi şehzadem, hazırlıklar başlasın…

Tesadüf diye bir şey yoktur. Hakk’ın bu fakir ülkeye armağanı olan Bincan’ın doğduğu gün, padişah olması vardır kaderinde. 
Ertesi gün padişahlığı resmen ilan edilir. Tacını babasının elinden alıp, gururla takar. Toplar atılır, o gün bayram ilan edilir. Komşu ülkelerden tebrik için elçiler geliyor, sarayda konuk ediliyor ve ziyafetler veriliyordur.

Bincan; ilk iş olarak saray harcamalarında kısıntıya gidilmesini emreder ve halkının yararına olacak daha bir yığın karar bildirir erkân ile toplantılarında. Bir bir uygulanıyordur. Ülkeye huzur gelmiştir. Her gece iyice yaşlanan dadısına gidip, onun hatırını sorar, kendisinden dualarını esirgememesini ister, elini öper. 
Zorlandığı günlerde ise; uzaklardan bir anda yükselen hayvan sesleri ona teselli olur. 

Bir gün saray arabasına binip, bir köyün kenar mahallesindeki, bakımlıca bir eve gider. Sarayın muhafızları dışarıda bekler. O kapıyı çalar. Bir adam karşılar onu. Saçı başı biraz düzgünce ama gözlerinin altı mosmor, hüzün dolu bakışlı bir adam. Bincan elini öper ve ona sıkıca sarılır. Adam da ona ve sanki içine çekmek istercesine.

-Ben senin bu ülkeyi kurtaracağını biliyordum oğul. Annene söylemiştim sen doğar doğmaz ama bana,” şimdiden böyle söyleme!” demiş ve kızmıştı. 
-Annem hemen mi öldü baba?
-Evet oğlum, lohusa hummasından.

Bincan hıçkırıklarla ağlıyordur. Ve artık padişah olduğu için; böyle ağlama şansını belki bir daha hiç yakalayamayacaktır. 

-Saraya gelmemekte hâlâ ısrar ediyorsun. Sen benim babamsın, özlerim der.
-Anneni bırakamam oğul, sen bana arada bir gelirsin… 

Bincan gözleri kan çanağına dönmüş bir halde çıkar oradan. Yaşamın bedellerle dolu olduğunu iyice anlar. 

Görsel alıntıdır http://nermintaylan.blogspot.com/2013/07/osmanlida-culus-toreni.html


Son sözler…

Bu masal tadındaki hikâyeyi yazmaya çalışan biri olarak bildiğim tek şey; Allah’ın er ya da geç bir tokadı olduğudur. Olmaması gereken; birilerinin zararları ile sonlanacak olayların müsebbibleri ise mutlaka cezalanacaklardır. Bu tokat, hikâyedeki gibi yumuşak olmaz her zaman… Padişahı belki de, yüreğinin derinlerinde gizli ve Bincan sayesinde ortaya çıkan merhameti kurtarmıştır. Ama bazı yürekler öyle serttir ki, onları iman yumuşatamıyorsa, o ne makbul bir imandır, ne de hiçbir şey yumuşatamaz. 

Yine düşüncem, her rejimlerde kurbanlar veriliyor. Kurbanlar bence zaten cennet ehlidirler. Zalimler, bizim gibi düşünenlerin asla anlayamayacağımız bir ruh hâli içindedirler. Buna ruh sarhoşluğu da diyebiliriz. O sarhoşluktan sıyrılmaları için fırsatlar da verir Allah.  Ama kaderdir, dünyanın gidişatı böyle olacaktır, bizler bunu bilemeyiz ve sadece seyrederiz… 
Dünyamıza ve vatanımıza selâmetler diliyorum. 

Ece Evren 02.08.2018

16 yorum:

  1. yazınızın tamamını okuyamasam da hepsine hızlıca bir göz attım..anladığım kadarıyla eski osmanlı yaşamlarından alınma çok güzel bir hikaye olmuş.Çizimler de eşlik etse harika bir görsel eser çıkardı herhadle ama bu haliyle de harika bir hikaye olmuş..bir radyoda piyes şeklinde çocuklar için de okunabilir..bilemiyom bana öyle geldi,harika olurdu,radyom olsaydı piyes şeklinde okrdum herhalde....dilerim hikayeleriniz hak ettiği yeri bulur..elinize emeğinize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adını görünce önce şaşırdım ve döndüğüne sevindim Ertuğrul kardeşim. Epeyce yoktun zira. İnşallah sorunlar az da olsa hallolmuştur.
      Çok teşekkür ederim. Pixabay, görsellerde bu tür konularda zayıf. Aslında fotoğraf kalitesi çok yüksek. Bu hikâyede bayağı zorlandım. Bir de tanınan padişah görsellerini kullanmaktan çekindim açıkçası.. Sağlıcakla kal :)

      Sil
    2. yok ben google'deki görselleri kastedmemiştim..🙂 hani Müjdehanımım çizimleri karakalem çizimleri olur ya,o türden karakterlere uygun illüstrasyon çizimleri olsa ne güzel olurdu diyodum..ama olsun bu önemli değil zaten,bu sonraki bir durum..tekrar emeğinize sağlık..🙂

      evt uzun bir süredir yoktum,bazı sıkıntılar vardı ama şimdi pek sıkıntı yok..evle ilgili problem halen devam ediyo ama ilerde ne gibi bir durumla karşılaşırız orası pek belli değil..neyse sizleri de bu nedenle üzdük,telaşlandırdık,kusura bakmayın.. tekrar elinize emeğinize sağlık..🙂

      Sil
    3. Müjde'nin maharetli ellerinden ve hayal gücünden çıkıyor o güzellikler... Ben düşünmedim öyle bir şeyi, düşünsem de, yardım almam lazım ama blog yardımı konusunda manevi bedel ödeniyor. Kimse mecbur değil yardımcı olmaya. Ben zaten beceriksizim blog düzeni konusunda.
      Sorunların az da olsa halline sevindim. Çok teşekkürler :)

      Sil
  2. Cok anlamli , mesaj dolu bir hikayeydi. Severek okudum. Yenilerini bekliyorum 🤗

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim Derya'cığım :)

      Sil
  3. Güzel ve anlamlı bir son oldu.Kalemine sağlık ablacığım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olur mu kusura bakmak Yurdagül kızım? Hayat katmış önüne hepimizi, yetişemez ki insan her şeye. Hikayemi yalnız bırakmadığın için teşekkürler... Sevgilerimle :)

      Sil
  4. Onca meşguliyetinin arasında beni okuduğun için çok teşekkürler Yurdagül'üm. Gözlerinden sevgiyle öpüyorum kızım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ara başta annem olmak üzere ailesel sorunlar biraz arttı.Zihnim de dağınık o yüzden.Elimden geldiğince geç de olsa okurum mutlaka :) Biraz geç kalmış olsam da kusuruma bakma lütfen.Öptüm seni kocaman :)

      Sil
  5. Çocuklar masum ama ben de masumum Ece ablacım.
    Neden beni merak edip arayıp sormuyorsunuz ? 😢

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç kıyamam Tigris'im. Hassas olman çok doğal. Ben diyorum ki Tigris'in yayınları gelen kutuma neden düşmüyor? Bu ara kızımın rahatsızlığı oldu ve dört aydır kemoterapideydi. Kötü günler yaşadım.
      Tabii ki masumsun canım. Bir çocuk kadar da hassas.Seni kucaklıyorum. İhmal etmemeye çalışacağım bundan sonra. Sevgiler yavrum :)

      Sil
  6. Aynı tarzda Yeni hikayeler olacak mı Ece hanım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu tarzda ilk denemem. Ben de sevdim bu öyküyü, belki yenilerini düşünebilirim. Yarım bir hikayem var blogda, eylülde devamına söz verdiğim. "Geç kalan itiraf" başlıklı. Onun bölümlerini yazıyorum şu aralar.
      İlginize teşekkürler. Sağ olun :)

      Sil
  7. Eline sağlık sevgili Ece.. bir çırpıda okudum vallahi. Akıcı, mesajı olan, sıcak ve ilginç bir öyküydü. Son cümlene katılıyorum.. Sevgiler canım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gözlerine sağlık arkadaşım. "Geç Kalan İtiraf"ın yeni bölümlerinin hazırlıkları devam ediyor. Sevgilerimle canım :)

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la