Dinle Doktor!

Depresyon, Terapi, Psikiyatr
Doktor    


Dinle Doktor!

Terapisiz tedavi…

Bu sabah iyiceyim doktor… Neden sıkıntılı olduğumun %sini tahmin etmek kolay oluyor da, iyi olmamda ne etkili oluyor; eğer saptamışsam, unutma ihtimali olmasın diye acilen not alıyorum. Oralarda gezip, dolaşıp bu hâlimin, tam olmasa da sürekliliğini yakalamam lazım.  
Neden mi unutuyorum? Acaba neden unutuyorum? Önce benim söylediklerimi değerlendirmeden sen, bunu mu merak ettin şimdi? Lütfen bu soru sorma huyundan, en azından duruşumdan tüyo almadan bir vazgeç. Yüz km hızla giden birinin hızını on metreye düşüren ilaçları, sırf psikoterapiden kurtarayım diye dayarsanız olacağı budur. Lakin senin beni bu saçma sorularınla kızdırdıklarını hiç unutmayacağım. 

Bugün sana danışacağım şeyler var tabii. Son günlerde sen yine o ukala havana büründün, hissediyorum. Meraktan yarılsan da (ama nerdeeee?) sana sıkıntılarımdan bahsetmeyeceğim. Sen mutlulukları da dinlemeye uygun en son kişisin… 
Bir dakika doktor! Sana şunu net olarak söylemem gerekir ki, mutlulukla diğer sıkıntılı hâller arasında bayağı mesafe olsa da, ikisinden de etkilenmemin sonunda aynı rahatsızlığı hissediyorum. Sanki, sevdiğin herhangi bir şeyi nefsine kapılıp aşırı yemen ve sonra rahatsızlık hissetmen gibi. Anlatabildim mi doktor? Anlamış olmalısınız, zira sizin işiniz anlamak… Sevinçler, gülmeler, bir şeylerden zevk almalar uzun soluklu olmuyor ve düşüşüm; fonda hep olan, ses frekansına benzer, bir yükselip bir düşen ruh hâlimden çok daha kötü oluyor… Tavan yapıyor yani doktor… Aslında sen bunları zaten biliyorsun ama ben konuşmadan bende de olduğunu bilemezsin. Bilgin olsun diye söylüyorum sadece…

Aaaa, siz ben doktorumla diyalog halindeyim mi sandınız? Yok, o her daim gelmez, ben çağırdığımda gelir. 

Sen sus şimdi doktor! Sakın cevaplama beni. Dur doktor, ne olur dur! Tüm bilmişçe söylediğim sözleri geri aldım. Senden, kendim için değil ama önemli bir isteğim olacak. 
Gelmişken kızıma da bir bak. Hasta, daha doğrusu zorla hasta edildi… Bilmem ne terapisinden sonra çok tahammülsüz. O benim senelerce önünde ağlamalarımı, depresyon ataklarımdaki çılgınca hâllerimi çekti de, ben şımarık evlat gibi, onun beni en zayıf yerimden vurduğunu düşünecek kadar bencilmişim meğer. Başka türlü düşünmeme mani olan, böyle bir evladın, geçici olacağını bildiğimiz sıkıntılarına neden bu kadar üzülüyorum ve tahammülsüzüm ki? Haydi doktor söyle? Bir insan ömründe kaç hastaya bakabilir? Azamisi nedir yani? 

Bağırdım, çağırdım, geldim masama. Peki neden rahatlamadım ben? Üstelik arkamdan gözyaşlarına boğuldu, biliyorum. Onca ilaç içiyorum da niye bu kadar aksiyim hâlâ? Ayrıca buna iyi gelecek bir madde söyler misin? Geniş spektrumlu değil miydi ki bunlar, neden beni frenleyemiyorlar? Yoksa bu ilaçlarda da seçilmiş ailelerin parmakları mı var?
Ya doktor… Yeni öğrendim bunu, şok oldum. Ne tarz deliler varmış öyle, neymiş bütün insanlık yitip gidecek onlar sonsuza kadar yaşayacaklar dünyayı ele geçirip. Sen ne düşünüyorsun bu konuda? Bana biliyorsun da konuşmuyorsun gibi geliyor. 
Nedense senin samimi ve iyiliğimi düşünecek olmana ihtimal veremiyorum, o güveni vermedin bana. Ne? “Başka doktora git!” mi dedin?  Yok artık, bakkal mı bu, bana biraz duyarsızsın diye seni değiştireyim? 

En azından sen, kader gibi vurup, kaçmıyorsun. Bir el at ne olur… Ya beni ruhsuz bir yaratığa çevir ya da kızıma, şu şartlarda anlayacağı bir şeyler söyle. “Bu kadını kale alma; duyma, senin rahatsızlığına olan üzüntüsüne tepkisini acı acıyı keser misali, bilinçsizce ve üzüntüyü yine sana paslarmış gibi davranarak veriyor” de… “İki türlü de zarardasın ama zaten sen hep zarardaymışsın” deme sakın, o gururludur, iki gün sonra kendine gelir, eğer kırılırsa hesabını senden sorabilirim doktor. Aslında sen bu mesleği seçerken ne düşündün? Ömür boyu ruh sağlığım düzgün olur mu dedin? Diyemezsin, zira son gördüğümde hiç iyi değildin. Neden yani bu meslek?

Ya da dur! Ben iyisi mi, sağır ve dilsizi oynayayım. Bak bu bence iyi fikir… Yaşım da müsait buna… 

Ece Evren/Halkalı 30.03.2018

10 yorum:

  1. Ne yorum yazacagimi bilemedim. Tek söyleyebilecegim sizi cok sevdigimiz ve saglikli olmanizi diledigimiz. Ne kadar yardimi olur bilemiyorum 🤗🤗🤗

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok yardımı ve büyük desteği oldu bile Derya'cığım. Zira bir hastalıkla orta yerde savaşıyorum. Tabii bunu herkesin anlamasını beklemiyorum. Ama senin anladığından emindim. Aslında geçecek biliyorum ve neden olduğumu da biliyorum. İnsanı daraltan bir grup insanlar yüzünden, hâlâ sağda solda hırslanıp yapılan yorumları gördükçe inan ateş basıyor. Biz biraz mutlu oluyoruz bloglarımızla ama ütopik hayaller peşinde olanlardan uzak durmalıyız demek ki...Yorumun için çok teşekkürler canım. Sevgilerimle 💓

      Sil
  2. Yeni okudum.Okurken üzüldüm açıkçası.Ülkenin neresinden tutarsak elimizde kalıyor.Geçen de 3 doktor iş yoğunluğundan intihar etmiş diye bir haber okudum.İki tarafı da anlamaya çalışıyorum.Sağlık sektörü gibi önemli bir sektör,umarsızca es geçiliyor.Ve ortada mutsuz,sağlıksız ve canından bıkmış insanlar :( Dilerim seni anlayan doktoru bulur ve kolayca sağlığına ulaşabilirsin.Öpüyorum seni...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım, bak şimdi ben de üzüldüm. Tabii ki onların işi de çok zor. "Hasta mazurdur" sözü de bir yere kadar. Eşime hastanede refakatçi olarak bakarken, bürokratik zorluklar ve çektiklerimiz. Bunlar hep ülkemizde hasta ve yakınlarına kolaylıklar sağlanmadığı ve sağlık politikamızın da kötü ve düzensiz olmasından. Vatanımızı istiyoruz, bu kadar kolay değil yıkmak. Halkı çalışanı daha da mutsuz ve güvensiz. Dilerim bu günler geçicidir. Teşekkürler kızım. Gözlerinden öpüyorum. 💚

      Sil
  3. acaba doktorunuz da okuyor mudur bu yazıları..🤔😀 devlet hastanelerinde öyle hekimlerle karşılaştım ki,mübarek hekim değil nerdeyse hastalarına saldıracak birer zebani haline dönmüşler gibiydi..yani hekimlikteki başarısızlıklarının veya siyasi kaygılarının hıncını hastalarından çıkarmaya çalışan hekimler,sağlık çalışanları oluyordu mesela.. sizin yukarda anlattıklarınız da buna dahil..ama bence mesele doktorlarda deil mesele doktorların eğitimlerinde,tıp fakültelerinde halen öğretilen modası geçmiş ve hasta-doktor ilişkisini bozan eğitim anlayışında ve tabii ki sağlık sistemimizin çarpıklığında..bunlar devam etmesi çok sorunları beraberinde getiriyor tabii ki..mesela günümüz doktorlarının 3 sorunu var; "cüzdanını doldurmak,işlerini kaybetmemek ve mevkilerini yükseltmek.." aslında tüm bunlar hekimlikteki bilimsel başarılarına ve hasta-doktor ilişkisine bağlı olması gerekirken, siyasi çıkar ve kaygılardan dolayı hasta-doktor ilişkisi adamına göre bir kıvama girmiş durumda..neyse bu konu hakkında çok yazılcak var ama çok fazla konuştum,kusura bakmayın..size çok geçmiş olsun efenim..🙂

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Doktorumla konuştuklarım oldu. Tam teşhis koymak yerine, sadece ilk gittiğim bilgiler üzerinden gidiyor ve beni dinlerken bilgisayardaki kayıtlarından takip ediyor. Ne bir kan tahlili, ne de terapi. Aynı ilaçları ya dozunu düşürelim diyor ya da benim de artık her şeyini bildiğim depresyon tedavisi hakkında bir yenilikten söz etmiyor. Onunla münazara yapar, bazı bilgileri sökerek alırım adeta...

      Ne hastalar var ya tedavi için geliri yetmeyen ya da hakkını savunmaktan bihaber. Yanlış teşhislerle karşılaşanlar, hatta hayatlarını kaybeden ve hiç araştırılmadan kapanan dosyalar devrimizde olağan hâle geldi ne yazık... Hasta haklarını hiçe sayarak, özel hastanelerde, hastaneye gelir sağlamak amaçlı hemen ameliyat önerenler de çok. Tüm kurumlarımız siyasetin kurbanı oldu, oluyor. Allah yardımcımız olsun kardeşim. Çok teşekkür ederim 😊

      Sil
  4. Ancak gelebildim, çok geçmiş olsun diyorum, sana da, kızına da, depresyon çok zor bir hastalık:( insanı çok yıpratıyor:( şifalar diliyorum..kendine iyi bak..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Canım arkadaşım. Dün yarım gün doktordaydım. Eeg çekildi ve bir çok test yapıldı. Sıkıntıyı en aza indirmek amacımız. Bunun için de, sadece ilaç yazan doktorumu değiştirdim.
      Senin iyi olmana çok duacıyım Müjde'ciğim. Sevgilerimle canım 💟

      Sil
  5. **************************************************
    Merhaba,
    Bu yazı, sizlerin yazıları için bir yorum değil, aksine kendi yazılarım için sizlerden yorumlarınızı; daha etkin ve daha çok verimli olabilmem için ne yapmam gerektiği konusunda görüş ve düşüncelerinizi yazmanıza dair bir ricadır.
    Zaman’ın ne olduğunu tam bilmiyorsak da, en azından en kıymetli bir kavram olduğunu biliyoruz. Bu paha biçilemez zamanınızı harcama ricasında bulunduğum için kusura bakmayınız.
    Sizin düşünceleriniz benim için çok değerlidir.
    Ben Sabahattin Gencal.
    Çekingen mizacım gereği toplumla haşir neşir olamıyordum zaten. Hastalık ve yaşlılıktan olacak dış kapılar kapandı. Hiç olmazsa sanal dünyaya, açık deyişle bloglara tutunabilmek için tekrar yazmaya başladım.
    “Yetmiş beş ’inden Sonra” başlıklı yeni blogumda uğraşacağım. Daha doğrusu bir şeylerle uğraşmak zorunda hissediyorum kendimi. Ancak, yukarıda arz ettiğim gibi insanımızı gözlemleme olanağım çok sınırlı. Böyle sınırlılıklar olunca tatmin olamıyorum. Çünkü ben yüksek tempo ile çalışan biriydim. Gerçi düşüncelerimi, düşlerimi gerçekleştiremedim; ama yazarlık konusunda benim de görüşlerim vardı: Örneğin, 09 Ekim 2015 tarihli Milliyet Blog’daki yazımda şöyle diyordum:

    “Yazar ona derim ki güncel olduğu kadar gelecekte de okunabilsin.
    Yazar ona derim ki nesnel olduğu kadar da öznelliğini koruyabilsin.
    Yazar ona derim ki yazdığı dilde olduğu kadar da çevirilen dillerde de okunabilsin.
    Başka deyişle, yazar çağları aşabilen, her daim kendisi kalabilen ve evrensel olabilendir.
    Yazar kalemini konuşturabilen, okuyucularının duygu ve düşüncelerini tetikleyebilendir.”
    Ne gariptir ki sanki bu düşünceyi kendim üretmemiş, bu sözleri kendim söylememiş gibiyim.
    Sadece bu konuda değil, hemen hemen her konuda belki rahatsızlığımdan, belki yaşlılığımdan geriye doğru gidiyorum. Oysa biz “İki günü birbirine eşit geçen aldanmıştır, zarardadır.” mealindeki hadisi ilke edinen öğretmenler kuşağındanız. En azından mevcut performansımızı muhafaza etmek, karınca kadarınca da olsa toplumumuza ve insanlığa katkı sağlamak isteriz. İşte bunun için de önerilerinizi rica ederiz.
    Yukarıda da belirttiğimiz gibi önerileriniz bizim için değerlidir ve dikkate alınacaktır.
    Adını unuttuğum bir yazar “ Zamanım yoktu; onun için uzun yazdım.” mealinde bir söz söylemişti. Benim zamanım var; ama öz olarak anlatabilme yeteneğim yok. 140 karaktere alıştırılmış toplum karşısına böyle uzun yazılarla çıkamam elbet. Ama, sizleri az çok tanıyorum. Sizlerin okuma ve yazma tutkunu olduğunuzu da biliyorum. Zahmet verişim biraz da bundan. Onun için tekrar özür dilerim.
    “Yetmiş beş’inden Sonra”, test yayınlarına başlamış bulunuyor. İnşallah sizlerin önerileriyle oluşturacağımız yayın politikası, yayın ilkeleriyle, aralıklarla dahi olsa yayın yapmaya başlayacağız.
    Bu arada, cevaplarınızı isterseniz saklı tutabiliriz. Cevaplarınızın yayınlamasının sadece benim için değil diğer bütün blog yazanlara ve okuyuculara da yarar sağlayacağı kanısındayım.
    Hayırlı günler dileğiyle saygılarımı sunarım.
    Sabahattin Gencal
    https://sabahatti.blogspot.com.tr/
    sabahattin1943@hotmail.com
    **************************************************

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sabahattin Bey, hoş geldiniz ve inanın sizi merak ediyordum, şeref verdiniz... Geç cevabım için mazur görün. Şehirden, doğaya kaçtım biraz. Sağlıklı giremiyorum internete...
      Yazınızı dikkatle okudum ama not almak için yine okumam gerek. Şimdi biraz kısa tutsam da cevabımı, uzun soluklu düşüneceğim. Sizin layık olduğunuz cevabı mutlaka kaleme alacağım Sabahattin Bey.
      Yazmaya başlamam, hayatıma geçmişten gelen bir insanın misafir olması ile başlasa da, meğer esinlerim fırsat arıyorlarmış diye düşündürmüştü beni. Bir konuda yazmam gerektiğinde, önce kaliteli bir düşünce sürecine girerim. Zaten benim için anahtar cümle yeterlidir. Ona ne kadar çabuk ulaşırsam, yazmak da koşturmaya benzer oluyorr bende. En kısa zamanda cevabım hazır olacak Allah'ın izniyle.
      Bu girişiminizde başarılı olacağınıza inanıyorum. Şimdi linkin beni götüreceği sayfaya yolculuğu başlatıyorum. Sağlık ve esenlik dileklerimle...

      Sil

Whatsapp Button works on Mobile Device only

Aramak için kelimeni yaz ve ENTER'la